İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1135 E. 2019/802 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/1135
- Karar No
- 2019/802
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/1135 KARAR NO : 2019/802 DAVA : Tazminat (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/08/2019 KARAR TARİHİ : 02/12/2019 Yukarıda tarafları yazılı olan Tazminat (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında müvekkilinin ticari faaliyetini sürdüreceği taşınmaza ilişkin 24.07.2018 tarihli İşyeri Kira Sözleşmesi akdedildiğini, kira sözleşmesinin imzalanmasının ardından müvekkili şirketin, işyeri açılışını gerçekleştirebilmek ve ticari faaliyetlerine Kiralananda başlayabilmek adına gerekli kurumlara başvurularda bulunduğunu, ancak kiralanandaki yapısal eksiklikler sebebiyle itfaiye uygunluk raporu alınmasının mümkün olmadığını, bu süreçte davalının, masrafı kendisine ait olmak kaydıyla, bina içerisinde giderilmesi gereken yapısal eksikliklere ilişkin inşaat/tadilat çalışmaları başlattığını ancak müveekili şirketin ticari faaliyetlerine hız kazandırmak için yeni kiraladığı bir binada 90 gün boyunca ciddi tadilatlar olması, müvekili şirketin kiralananın birçok alanını kullanımının kısıtlanması ve daha bunun gibi birçok zararın tazmininin söz konusu olmadığını,ayrıca tadilat kapsamında müvekkilinin hiçbir sorumluluğu bulunmaması rağmen müvekkili şirket tarafından üstlenilmek zorunda kalınan birçok başka masrafın da duğunu, bunun dışında müvekkilinin kapasite raporu alamaması dolayısıyla ihraç kayıtlı ürün satışı gerçekleştiremediğini, bu kapsamda müvekkilinin hem kar (KDV ödenmesi dolayısıyla), hem müşteri hem de itibar kaybı yaşadığını, kiralanan işyerinde müvekkili şirketin faaliyete geçmesi için zorunlu olarak toplam 15.939,86-TL masraf yapmak durumunda kaldığını, davalının kiraya veren sıfatını haiz olması sebebiyle TBK m. 301 gereğince kiralalananı sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurma yükümlülüğü bulunduğunu,ancak bu Kanun hükmüne aykırı şekilde davranarak kendi taşınmazındaki hukuki ayıbı bilmesi ve kira sözleşmesi akdedilirken bu ayıbı müvekkili şirkete bildirmiş olması gerektiğini, ayrıca kiralanan işyerinin gizli ayıp nedeni ile kullanılamaz olması ve sonradan ayıplı hale gelmesi hususu söz konusu olduğunu, İzmir .... Noterliği 11.12.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile zararların giderilmesinin talep edildiğini ancak tüm bu girişimlerden olumlu bir sonuç alınamadığını, belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, kiralanan taşınmazın kullanılmayan dönemine ait davalıya ödenen kira bedelinden zararları tespit edilerek şimdilik 1.000-TL belirsiz alacak, kiralananın kullanılamadığı dönemde yoksun kalınan kâr ile beraber maddi ve manevi tazminat olmak üzere şimdilik 100-TL belirsiz alacak, ayıpların giderilmesi için müvekkili tarafından yapılan 15.939,86-TL masrafın, her bir alacak için temerrüt tarihlerinin ve faiz başlangıcının tespiti ile faiz başlangıcından itibaren işleyecek avans faizi ile beraber şimdilik toplamı 17.039,86-TL’nin davalıdan tahsiline, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı taraf dava dilekçesinin 1.maddesinde kira sözleşmesine konu taşınmazı 24.07 2018 tarihinde kiraladıklarını beyan etmişse de taşınmazın davacı tarafa 24.07.2018 tarihinde fiili olarak teslim edilerek buna ilişkin tutanak düzenlendiğini fakat kira sözleşmesinin 05.08.2018 tarihinde başlatılarak kira bedellerinin bu tarihten itibaren davacı tarafça yatırılmadığını, davalının iyi niyetli olarak davacı şirkete kiralanan taşınmazı incelemesi ve yerleşmesi için fazladan 12 gün süre verdiğini, davacı firma yetkilisinin kira sözleşmesi imzalanmadan ,faaliyette bulunabilmek için itfaiyeden uygunluk raporu alınması gerektiğini bildiğini, davacı tarafın tacir olduğunu, kira sözleşmesi imzalandıktan sonra ,taşınmaz TBK 301 maddesine göre kullanıma hazır değil bahane ve gerekçeleriyle kira bedeli ödememe yada kısmi kira bedeli ödemesinin ya da faaliyette bulunamama sebebiyle zarar tazmini yoluna başvurulmasının hukuken mümkün olmadığını, ayrıca kira sözleşmesi imzalandıktan 3 ay sonra davacı tarafa itfaiyeden uygunluk raporu verilmiş olmasına rağmen, davacı tarafın 3 aylık süreden sonra yaklaşık 1 sene boyunca OSB ‘ye müracaat ederek kapasite raporunu(GSM ruhsatını)almadığını, bu durumun davacı tarafın itfaiye raporu alınmaması sebebiyle ihraç kayıtlı ürün satamadıkları, zarar ettikleri iddialarının ne kadar samimiyetsiz ve gerçekçi olmadığını, bu sebeple diğer iddialar gibi haksız ve kötü niyetli olarak istenen bu taleplerin reddi gerektiğini, davacı firmanın eski adresi üzerinden ihracat yapmaya devam ettiğini, davacı tarafın itfaiye uygunluk raporu alabilmesi için yapmış olduğu tadilat ve tamiratların tümünün davacının faaliyet alanlarının dışında gerçekleşmiş olup bu tadilat ve tamiratların hiç birinin davacı tarafın faaliyetlerini engellemediğini, davalı müvekkili firma tarafından taşınmazda yapılan tadilat ve tamiratların davacı firmanın faaliyetlerini engellemediğini ayrıca taşınmazda yapılan tüm tadilat ve tamiratların ayıp yada yapısal eksiklik olarak değerlendirilemeyeceğini, davacı firmanın oldukça büyük bir firma olup davaya konu taşınmaza taşınmasının bile 6 aylık bir süreyi bulduğunu, bu taşınma süreci içinde davacı tarafın bina içinde bir çok tadilat ve tamirata girerek oldukça köklü değişikler, eklemeler, odalar, soğuk hava depoları ,yönetici odaları ,mutfak…vb şeyler yaptığını, bu süreç boyunca da davacı tarafın faaliyette bulunamaması kadar doğal bir durum olmadığını, davacı tafça belirlenebilir alacaklar için fazlaya ilişkin hakların saklı tutulamayacağını, üç aylık kira bedeli isteminin açık ve net olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesinde, Sulh Hukuk Mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'una göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler, hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; taraflar arasındaki temel uyuşmazlığın aralarındaki kira sözleşmesinden kaynaklandığı, uyuşmazlık konusunun tarafların ticari işletmeleri veya ticari faaliyetlerinden kaynaklanmadığı anlaşılmıştır. Davacının, davalı tarafından kendisine kiralanan iş yerinin kullanıma uygun olarak teslim edilmediği, kiralanan taşınmazın ayıplı olarak teslim edilmek suretiyle kira sözleşmesinin ihlal edildiği iddiasına dayalı ve kiralanan iş yerini kullanamadığı dönemler ve yapıldığı belirtilen masraflar nedeniyle zararların tazmini istemiyle açılan bu davada taraflar arasındaki uyuşmazlık kira sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, HMK. 4/1-a maddesi gereğince davaya bakma görevi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne aittir. Uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmakla , görevsizlik nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklanan nedenlerle; Davanın, göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından HMKnın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde veya kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, HMK 20/1 maddesi gereğince yasal süre içerisinde başvuru yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına, HMK 331/2 maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Mahkememiz görevsizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi halinde bu husus belirtilerek mahkememize başvurulması halinde harç ve yargılama giderleri konusunda mahkememizce karar verilmesine, Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek açıkça okunup usulden anlatıldı. 02/12/2019 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı