İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/147 E. 2025/473 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/147
- Karar No
- 2025/473
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/147 KARAR NO : 2025/473 DAVA : İstirdat DAVA TARİHİ : 13/02/2025 KARAR TARİHİ : 27/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan istirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkilinin uzun yıllardır İzmir ve çevresinde kilit parke taşı işi yaptığını, davaya konu .... 30/11/ 2024 vade tarihli, ... Seri Numaralı, 500.000,00- TL bedelli çek ile birlikte dava dışı ve kaybolan 4 adet daha çeki uhdesine aldığını, söz konusu çeklerin iş yerinde yapılan tadilatlar esnasında kaybolmuş olabileceğini fark ettiklerini, çeklerin bulunamadığını, çeklerin kötü niyetli üçüncü şahısların eline geçmesi ve kullanılması hallerinde, müvekkillinin mağduriyetine neden olacak olmasından dolayı 15.10.2024 tarihinde İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açıla... Esas sayılı davası ile dava konusu çek hakkında ödeme yasağı kararı verildiğini, davalı alacaklı tarafından İzmir .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibine başlanıldığını, çekin; ...Petrol Otomotiv Gıda Nakliye Hay. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından bankaya ibraz edildiğini, karşılığı olmaması sebebiyle müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını, müvekkilinin bahse konu çekte gösterilen... Petrol... Ltd Şti ile herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığını, ayrıca davalı bahse konu çek haricinde, yine müvekkilinin hamili olduğu ve İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesinin... E. Sayılı dosyasına konu olan... 30/12/2024 vade tarihli,... Seri Numaralı, 500.000,00- TL bedelli çeki ciro ederek dava... adında şahsa verdiğini, bu çek yönünden de müvekkili aleyhine Nevşehir İcra Dairesinin... Esas saylı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, bu icra takibine ve çeke karşı taraflarınca İzmir.... Asliye Ticaret Mahkemesi... Esas sayılı dosyası ile "Çek İstirdatı ve Menfi tespit" davasının açıldığını belirterek; İzmir .... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının davanın sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, ... Bankası , İzmir/ Buca şubesi, Keşide yeri İzmir keşidecisi ... İnş. Yapı Harfiyat San. Tic. A.Ş. olan... çek nolu, 30.11.2024 tarihli, 500.000,00-TL bedelli bir adet çekin davalıdan istirdatına, müvekkilinin haklı hamil olduğunun ve davalıya borcunun bulunmaması nedeniyle menfi tespit taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinden bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davacının müvekkili aleyhine ikame etmiş olduğu davanın tamamen kötü niyetli ve zaman kazanma amacı ile açılan bir dava olduğunu, davacının davaya konu olan çeki ve dava dışı farklı çekleri ticari işlerinde kullanmak üzere muhafaza edildiği yerde bulamadığını ve kaybolduğu gerekçesi ile dava açtığını, açılan bu dava neticesinde 15/10/2024 tarihinde İzmir.... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası üzerinden ödemeden men yasağı kararı verildiğini, davacının beyan ve gerekçelerinin kötü niyetli gerçek dışı olup hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ödemeden men yasağının verilen tarihin 15/10/2024 olarak bildirildiğini, ancak müvekkili uhdesinde bulunan çekin keşide tarihinin 30/11/2024 olup 02/12/2024 tarihinde bankaya ibraz edilen çekin 27/01/2025 tarihinde icra takibine konu edildiğini, davacı aleyhine girişilen takibin ödemeden men yasağı kararı verildiği iddia olunan tarihten tam olarak 3 ayı aşkın süre sonrası olduğunu, bu durumda 15/10/2024 tarihinde ödemeden men yasağı olan çekin banka tarafından 02/12/2024 tarihinde "karşılıksızdır" işlemi yapılmasının doğru olmadığını, bu durumun ilgili bankadan sorulmasını talep ettiklerini, çekin davacıya ait ... İnş. Yapı Hafriyat San. Ve Tic. A.ş. tarafından yapılan iş karşılığında ... Mobilya Tasarım İnş. Taah. Pet. Gıda Tic. San. Ve Ltd.şti.'ne verildiğini, diğer bir taraftan yine dava konusu çekin müvekkiline yapılan başka bir ticaret neticesinde geçtiği ancak tarafların birbirlerine olan güvenleri nedeniyle ciro edilmeden teslim alındığı ve ödeme günü geldiğinde bankada karşılığı bulundurulmadığından davacı aleyhine ve İzmir... İcra Dairesinin ...Esas Sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, usulüne uygun olarak yapılan tebligatlar neticesinde takibin kesinleştiğini, yine karşılıksız çek keşide etmek suçundan davalı hakkında şikayette bulunulduğunu, İzmir ...cra Ceza Mahkemesi Hakimliğinin... Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamanın devam ettiğini, dosyanın derdest olduğunu, davalı aleyhine girişilen icra takip dosyasından gönderilen icra ödeme emri tebligatı ile dava konusu çekin yasal sürelerinin dolmamış olmasına rağmen borca ve imzaya herhangi bir itirazda bulunmadığını, davalı aleyhine ikame edilen iş bu davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun kötü niyetle ikame edildiğini, senedin irade dışı elden çıkmasının söz konusu olmadığını, davacı tarafın ispat yükümlülüğü altında olduğunu, ancak dosyaya herhangi bir delil sunmadığını, açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek; davanın reddine, davacının %20 den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama, harç ve giderleri ile ücret-i vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; 6102 sayılı TTK'nun 792. maddesi hükmüne istinaden açılan çek istirdadı istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddî hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, Abuzer: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s. 237-238). İstirdat davası olarak nitelenen bu dava, özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medenî hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294). Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hâmile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hâmilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir (Bkz. Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı). 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle bu fıkrada yer alan "paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında," şeklinde değiştirilmiştir. 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâli "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olup, eldeki davanın 13/02/2025 tarihinde açılmış olması nedeniyle olayda uygulanması gereken hüküm budur. Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmede; 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünde yapılan değişiklik ile uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi amacıyla maddeye açıklık getirildiği, davanın 6102 sayılı TTK m. 792 hükmü uyarınca çek istirdadı talebine ilişkin olduğu ve 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a kapsamında mutlak ticarî dava olduğu ve konusunun da istirdat olduğu, kanunda istisna belirtilmeden istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, somut olayda parasal değeri olan bir şeyin (çekin) aynen iadesi talebini içeren istirdat davalarının da 01/09/2023 tarihinden itibaren dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çeklerin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan, 6325 sayılı HUAK'a "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Dosya kapsamından, davacı vekilince ara buluculuk yoluna başvurulmadan eldeki davanın açıldığının 27/05/2025 tarihinde beyan edildiği, yani davacının zorunlu arabuluculuk sürecine başvurmadan ve dolayısıyla zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmadan eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, mahkememizce, re'sen gözetilmesi gereken ve sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan dava şartına ilişkin 6102 sayılı TTK m. 5/A(1) ve 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükümleri gözetilerek davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/1595 Esas, 2024/9423 Karar Sayılı ilamı aynı yöndedir) gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, iş bu dava sebebiyle yapılan yargılama giderleri HMK nın 326. Maddesi uyarınca davacı üzerinde bırakılmış ve davalı yararına AAÜT nin 7/2.maddesi gereğince maktu vekalet ücreti takdir olunmuş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere 1-Davanın zorunlu arabuluculuğa ilişkin dava şartı yerine getirilmediğinden, USULDEN REDDİNE, 2- Peşin alınan 9.877,10- TL peşin harçtan, maktu red harç tutarı olan 615,40- TL’nin mahsubu ile fazladan alınan 9.261,70-TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE. 3-Davacı tarafın yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına. 4-Davalı kendisini vekille temsil edildiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2 maddesi uyarınca 30.000-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-HMK.nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, ilişkin, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.27/05/2025 Katip ... ¸E-imzalıdır Hakim... ¸E-imzalıdır