İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/281 E. 2025/618 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/281
- Karar No
- 2025/618
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/281 KARAR NO : 2025/618 DAVA : İtirazın İptali (Fason Üretim Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 29/03/2024 KARAR TARİHİ: 01/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle;Müvekkili şirket ile davalı arasında tekstil ürünleri fason üretim sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 3. maddesi uyarınca davalı yüklenici/alt işveren sıfatıyla işçilerinin sigorta primlerini, vergi ve diğer ödemelerini yapmakla yükümlü kılındığını, müvekkili şirketin davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle üçüncü kişilere veya kamu kurumlarına ödemek zorunda kaldığı zararın tamamını hiçbir ihtara gerek kalmaksızın davalıya rücu hakkının olduğunu, davalının SGK prim ödemelerini gerçekleştirmemesi sonucu müvekkili şirketin 15.12.2023 tarihinde SGK’ya 247.861,18 TL tutarında ödeme yaptığını, müvekkili şirketin 5510 sayılı Kanun kapsamında %5 sigorta prim indiriminden faydalanmakta iken davalının SGK prim ödemelerini zamanında ödememesi nedeniyle SGK tarafından işbu indirimin de iptal edildiğini, bu nedenle müvekkilinin SGK’ya fazladan 76.549,04 TL tutarında ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkili şirketin toplamda 324.410,22 TL tutarında zarara uğradığını, davalıya Karşıyaka 6. Noterliği'nin 27.02.2024 tarihli 5854 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibinin başlatıldığını, davalı tarafından icra takibine itiraz edilmesi nedeni ile takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek, İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı/borçlunun % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davalı/borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı tarafa dava dilekçesi ve duruşma gününün usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap dilekçesini sunmadığı görülmüş, bu kapsamda davayı inkar ettiği kabul olunmuş, davalı vekili duruşmadaki beyanlarında dava dilekçesinde talep edilen alacağın davacının sorumluluğunda olduğunu belirtmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; taraflar arasında akdedilen fason üretim sözleşmesi nedeniyle oluşan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Davaya konu İzmir ... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine 333.635,91 TL cari hesap ekstresinden kaynaklı alacak için 31/01/2024 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu şirkete 06/02/2024 tarihinde usulüne uygun biçimde tebliğ edildiği, davalı borçlu şirket vekilinin 06/02/2024 tarihli dilekçesi ile tebliğ edilen ödeme emrine, icra dairesinin yetkisine, borcun tamamına, asıl borca ve faize, faiz oranına, borcun ferilerine tümüyle itiraz ettiği, itiraz üzerine icra dairesince 07/02/2024 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Davacının ticari şirket(tacir), davalının ise gerçek kişi tacir olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki itirazın iptali davasında öncelikle davalı borçlunun icra dairesinin yetkisine itirazının yerinde olup olmadığını belirlemek gerekmektedir. Dava konusu icra takibi sözleşmeden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 26. maddesinde "İş bu sözleşmeden kaynaklanan tüm ihtilaflarda yetkili mercinin İzmir Mahkemeleri ve icra daireleri olduğu" hüküm altına alınmıştır. Tarafların tacir olmaları nedeniyle yetki sözleşmesi ile kararlaştırdıkları mahkeme ve icra daireleri yetkili olacaktır. Bu itibarla davalı borçlunun icra dairesinin yetkisine itirazının reddine karar verilmiştir. İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı dava türlerindendir. Davalı borçlunun, icra takibine itiraz dilekçesinde sözleşmede adına atılı bulunan imzaya itiraz etmediği anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan "Fason Üretim Sözleşmesi" başlıklı sözleşmede davacının işveren, davalının yüklenici olduğu, sözleşmenin 3. maddesinde yüklenicinin sözleşme konusu işler için istihdam edeceği işçiler ile ilgili olarak direkt işveren sıfatı taşıdığı, yüklenicinin oluşacak her türlü mali, hukuki, ve cezai yükümlülükleri yerine getirmek ve iş güvenliği tedbirlerini alarak işçilerin sigorta primlerini, muhtasar vergilerini ve diğer ödemelerini yapmakla ve bunları süresinde ilgili kurumlara bildirmekle mükellef olduğu, işverenin yüklenicinin sözleşme konusu ürünlerin üretimi veya yüklenicinin işçileri ile ilgili hukuki veya cezai herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı, yüklenicinin iş bu madde kapsamında üçüncü şahıslara veya kamu kurumlarına ödemek zorunda kaldığı zararın tamamını hiçbir ihtara gerek kalmaksızın yükleniciye rücu hakkı bulunduğu kararlaştırılmıştır. Davacı şirketin SGK kayıtlarının incelenmesinden 23/07/2019-19/07/2021 tarihleri arası; 23/12/2019-02/06/2020 tarihleri arası iki iş yeri sicil numarası ile faal olduğu, davacı şirketin 002 numaralı alt işvereni olan davalının prim ödemelerinin süresi dışında yapıldığı dönemler için 5 puanlık sigorta prim indiriminin oluşmadığı, teşvik indirimi alamadığı dönemlerin SGK tarafından kaydedildiği, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde mahkememize sunulan 15.12.2023 tarihli Akbank dekontu ile ilgili olarak ödemenin kim tarafından yapıldığını gösterir herhangi bir bilgi belgenin SGK kayıtlarından tespit edilmesinin mümkün olmadığının, ancak yapılan incelemede 15.12.2023 tahsilat tarihli toplam 247.861,18-TL tutarındaki paranın 002 numaralı işverenin(davalının) geçmiş dönem prim borçlarına işlendiğinin SGK tarafından bildirildiği görülmüştür. Eldeki dava ticari dava niteliğinde bulunduğundan, ticari defterlerin, iş bu davada delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222, f.1). 6100 Sayılı HMK nın 222. Maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK m.222, f.3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK m.222, f.4). Uyuşmazlığın çözümü teknik bilgiyi gerektirdiğinden, ticari defter ve kayıtlar üzerinde mali müşavir bilirkişiden ve SGK kayıtları üzerinde SGK uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden HMK nın 266. Maddesi uyarınca bilirkişi heyeti kök ve ek raporları alınmıştır. Bilirkişi heyetinden alınan 02/06/2025 tarihli ikinci ek raporun, ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu görüldüğünden hükme esas alınması yönünde mahkememizde vicdani kanaat oluşmuştur. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, davacının 2022 – 2023 yılı yasal defterlerinin lehine delil teşkil edebilecek vaziyette bulunduğu, davalı tarafından yasal defterlerinin mahkememize sunulmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacının defter ve dayanağı belgelerine göre 2022 yılından önce başlamış olduğu, 02.02.2022 tarihinde taraflar arasında Fason Üretim Sözleşmesi imzalandığı, davacı şirketin, davalıya 15.12.2023 tarihli “...Tekstil SGK alt taşeron sgk borcuna karşılık ödeme” açıklamalı 47.861,18.-TL’lik yevmiye kaydı ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlanmış olduğu, davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulmuş olan Akbank banka dekontuna göre davacı hesabından davalının SGK iş yeri dosyasının prim borcuna karşılık “SGK mosip-borca karşılık tahsilat işyeri sicil...” açıklaması ile 15.12.2023 tarihinde SGK (Sosyal Güvenlik Kurumunun ... İban Nolu hesabına ödeme yaptığı, ilgili ödemenin davacı tarafından resmi defterlerine kaydedilerek davalının muavin defterinin borç kısmına işlenmiş olduğu, sonuç olarak 31.01.2024 icra takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 243.767,27-TL asıl alacak, 9.296,55-TL gecikme faizi olmak üzere 253.063,82.-TL toplam alacak tutarını sözleşmenin 3.maddesine göre talep edebileceği anlaşıldığından, davanın kısmen kabulü ile davalının dava konusu icra takibine itirazının 243.767,27-TL asıl alacak, 9.296,55-TL gecikme faizi olmak üzere 253.063,82-TL toplam alacak üzerinden iptaline, fazlaya dair istemin reddine karar vermek gerekmiş, hüküm altına alınan alacak likit bulunmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden davacı yararına icra inkar tazminatı, koşulları oluşmadığından davalı yararına ise kötü niyet tazminatı hükmedilmemiş, iş bu dava sebebiyle yapılan yargılama giderleri HMK nın 326.maddesi uyarınca tarafların haklılık durumuna göre taraflar arasında paylaştırılmış, davacı lehine nispi, davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir olunarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının İzmir ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine itirazının kısmen iptali ile anılan takibin 247.861,18-TL asıl alacak ile 9.296,55-TL gecikme zammı olmak üzere toplam 253.063,82-TL üzerinden devamına, fazlaya dair isteğin reddine, 2-Alacak yargılamayı gerektirdiğinden ve likit bulunmadığından, davacı yararına icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına, 3-Koşulları bulunmadığından davalı yararına kötü niyet tazminatı taktirine yer olmadığına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 17.286,79-TL harçtan peşin alınan 4.029,49-TL harcın mahsubu ile bakiye 13.257,30-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR OLARAK KAYDINA, 5-Davacı tarafından dava açılışında yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 4.029,49-TL peşin harç olmak üzere toplam 4.457,09-TL harcın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Kabul edilen dava değeri yönünden davacı kendisini yargılama sırasında vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı yararına takdir olunan 40.490,21-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7- Reddedilen dava değeri yönünden davalı kendisini yargılama sırasında vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 8-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL'nin, davanın kabul oranına göre, 2.730,96 TL'lik kısmının davalıdan, davanın red oranına göre 869,04-TL'lik kısmının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 9-Dava kısmen kabul edildiğinden davacı tarafın yaptığı 169,00-TL davetiye ve posta gideri, 8.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.669,00-TL yargılama giderinden davanın kabul oranı nazara alınarak 6.576,31-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye 2.092,69-TL lik giderin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Dava kısmen reddedildiğinden; davalı tarafın yaptığı bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 11-HMKnın 333. Maddesi uyarınca taraflarca yatırılan delil ve gider avansından sarf edilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa resen iadesine, ilişkin, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.01/07/2025 Katip ... ¸E-imzalıdır Hakim ... ¸E-imzalıdır