İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/223 E. 2024/652 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/223
- Karar No
- 2024/652
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/223 KARAR NO : 2024/652 DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 14/03/2024 KARAR TARİHİ : 27/09/2024 Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda; İDDİA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin İzmir’de çimento üretiminde faaliyet gösterdiğini, 21/11/2022 tarihinde fabrika sahasında bulunan 34,5 kv ölçü hücresinde davalı şirket personeli tarafından yapılan kontrol sırasında ... numaralı tesisatın elektrik sayacına gerilim bilgisi sağlamakta olan 3 adet gerilim trafosundan 1. faza ait olan gerilim trafosunun ölçüm değerinin % 8,70 oranında fazla olduğu hususunun belirlendiğini ve bunun sonucu olarak elektrik sayacının % 2,874 oranında fazla tüketim ölçümü yaptığının anlaşıldığını, 21/11/2022 tarihli ... seri numaralı tespit protokolünde de bu hususun tutanak altına alındığını, ardından 27/12/2022 tarihinde müvekkili şirket tarafından iki saatlik enerji kesintisinin yapıldığını, davalı şirket personeli denetiminde ölçü hücresinin açıldığını ve birinci faza ait hatalı ölçüm yapan gerilim trafosunun yenisi ile değiştirildiğini, ardından akım ve gerilim trafolarının testlerinin tekrar yapılarak birinci faza ait sayaca gelen gerilim değerinin düzeldiğinin belirlendiğini ve 27/12/2022 tarihli ... seri numaralı ölçü devresi elemanları değiştirme protokolü ile ... seri numaralı periyodik kontrol raporunda da bu hususun belirtildiğini, hatalı ölçüm sebebiyle müvekkili tarafından fazladan ödemeler yapıldığını, buna dayalı olarak davalı şirkete yapılan başvuru sonucunda 27/12/2021- 27/12/2022 dönemi için oluşan farkın ilgili perakende şirketleri tarafından hesaplanarak 6183 sayılı kanunun 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammıyla birlikte müvekkili tarafından düzenlenen iade faturaları sonucunda ödendiğini, bir diğer anlatımla müvekkilinin davalıdan abonelik sözleşmesi gereğince aldığı elektrik dağıtım hizmetinin gereği gibi yerine getirilmemesi sebebiyle uzun yıllar boyunca olması gerekenden fazla miktarda elektrik faturası bedelini ödediğini, bunula birlikte müvekkilinin fabrika sahasında yaptığı ölçüm ve geriye dönük araştırma sonucunda ilgili sorunun şimdilik belirleyebildiği kadarıyla 01/01/2019 tarihinden beri devam ettiğini belirlediğini, bu kapsamda davalıya 02/08/2023 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunarak ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 01/01/2019- 27/12/2021 dönemine ait tüketimlerin güncellenmesini ve oluşan fark tutarlarının hesaplamalarının yaptırılmasını ve 6183 sayılı kanunun 51. maddesine göre belirlenen gecikme faiziyle birlikte ödenmesini istediğini ancak davalı tarafın bu isteği reddettiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya varılamadığını; müvekkiline ait ... tesisat numaralı elektrik sayacının fazla tüketim kaydettiği hususunun davalı şirketin de kabulünde olduğunu, söz konusu sayacın kontrol yükümlülüğünün davalı şirkete ait olduğunu, bu tespitin istenmesinde müvekkili şirketin hukuki yararının bulunduğunu, müvekkili ile davalı arasında sözleşmesel ilişkinin bulunduğunu, davalının itiraz sürelerinin aşıldığı yönündeki iddiasına itibar edilmemesi gerektiğini, borca aykırı davranıştan kaynaklı bir alacak isteği bulunduğu için bu alacağın 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte itiraz süreleri geçse dahi fazla ödenen tutarların dava yoluyla istenmesinde herhangi bir engelin bulunmadığını belirterek müvekkili şirkete ait... fabrika sahasında bulunan ... tesisat numaralı elektrik sayacının 01/01/2019- 27/12/2021 tarihleri arasında gerçeğe aykırı/hatalı tüketim/ ölçüm kaydetmesi sebebiyle fazladan ödenen bedellerin tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Dava herhangi bir harca esas değer belirtilmeksizin maktu harç yatırılmak suretiyle açılmıştır. CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla açılan davanın yasal süre içerisinde açılmadığını, Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 36/1-2 ve ayrıca Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 133/5 maddeleri dikkate alındığında söz konusu itirazın ilgili itiraz dönemlerini kapsayan tedarikçi şirkete yapılmasının gerektiğini, ayrıca itiraz sürelerinin aşıldığını, daha önce yapılan GDDK haricinde geriye düzeltme yapılmasının mümkün olmadığını, davanın zaman aşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, ayrıca bir tespit davasının açılması durumunda mahkemenin kendiliğinden hukuki yarar yokluğundan davayı reddetmesinin gerektiğini, davacının asıl ulaşmak istediği durumun fazla ödendiğini iddia ettiği paranın iadesini yani edasını içerdiğini, davada hukuki yararın bulunmadığını, ölçümün yanlış olduğu iddia edilen cihazın davacının mülkiyetinde olduğunu ve davacı tarafça kurulduğunu, dolayısıyla müvekkilinin uhdesinde olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın iddia ettiği alacak hakkında vazgeçtiğini, davacının tüzel kişi olduğunu, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, 27/12/2021- 27/12/2022 tarihleri aralığı dışında herhangi bir alacak veya tazminat isteme hakkının bulunmadığını, davacı tarafın ölçü sisteminin tüm bilgilerin sahip olduğunu, ölçümde bir hata varsa zararın artmasında davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, belirterek davanın reddine, vekalet ücretiyle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE ; Dava; hatalı ölçüm nedeniyle fazladan ödenen paranın tespiti istemine ilişkindir. Taraflar arasında imzalanan protokol incelendiğinde; protokolün konusu bölümünde “iş bu protokol ... aboneliği ve kullanımındaki ... numaralı tesisata ilişkin düzenlenen ve Ek-1’de yer alan 22/11/2022 tarihli ve ... seri numaralı tespit protokolüne göre gerilim trafosunun bir fazının diğer fazlara göre daha yüksek olduğunun anlaşılması üzerine tarafların elektrik piyasası dengeleme ve uzlaştırma yönetmeliğinin 133. Maddesinin 1. Ve 5. Fıkraları çerçevesinde 27/12/2021-27/12/2022 tarihleri arası dönem için geriye dönük düzeltme kaydı (GDDK) işlemlerinin yapılmak suretiyle tarafların uzlaşmasına ilişkin hükümleri düzenlemek amacıyla hazırlanmıştır. Otomatik sayaç sisteminden 01/01/2022- 27/12/2022 tarihleri arasında alınan yük profiline göre fazla ölçüm yapan R gerilim değeri için S ve T gerilim değerlerinin ortalaması baz alınarak olması gereken gerilim değeri hesaplanmıştır. Buna göre R fazına ait gerilim trafosunun % 8,70 oranında fazla değer gösterdiği ve bunun sonucunda tüm tüketime oranla ortalama %2 ,874 fazla değer kaydettiği tespit edilmiştir.” dendiği, tarafların yükümlülükleri başlıklı 4. maddede; “(1)22/11/2022 tarih ve ... seri numaralı tespit protokolü çerçevesinde fazla tahakkuka sebebiyet veren tüketim verilerine göre 27/12/2021- 27/12/2022 tarihleri aralığına sistemde gerekli işlemler yapılarak geriye dönük düzeltme kaydının protokol ekinde yer alan ödeme planı esas alınarak 4 ayrı uzlaştırma döneminde yapılacağı ve bu işlemin yapılması sonrası tarafların bu protokole konu işlem nedenipyle birbirlerinden hiçbir hak ve talebi olmayacağı konusunda karşılıklı mutabakata varılmıştır. (2) Yukarıda belirtilen GDDK işleminin yapılması neticesinde ... iş bu protokol konusunu düzenleyen üçüncü maddede yer alan konuya ilişkin 27/12/2021-27/12/2022 tarihleri aralığı dışında geçmişe dönük ... ve enerji aldığı elektrik tedarik firmalarından herhangi bir alacak veya tazminat talebinde bulunmayacağını açıkça beyan, kabul ve taahhüt etmiştir” dendiği görülmüştür. Davacı vekili, eldeki bu davada “müvekkili şirkete ait İzmir ... fabrika sahasında bulunan ... tesisat numaralı elektrik sayacının 01/01/2019- 27/12/2021 tarihleri arasında gerçeğe aykırı/hatalı tüketim/ ölçüm kaydettiğini, sayacı kontol yükümlülüğünün davalıya ait olduğunu” ileri sürerek fazladan ödenen bedellerin mahkememizce tespit edilmesini istemiştir. 6100 sayılı HMK’nın 114. maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak kabul edilmiştir. Her tespit davasında hukuki yarar bulunup bulunmadığının mahkemece kendiliğinden incelemesi gerektiğinden, mahkememizce öncelikle dava şartlarından olan hukuki yararın var olup olmadığı konusu incelenmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 106. maddesinde; “(1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. (2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. (3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.” düzenlemesine yer verilmiştir. Tüm dosya içeriğine göre değerlendirme yapıldığında; Tespit davası, kendine özgü davalardandır. Tespit davasının dinlenebilmesi için, HMK’nın 106/2 maddesinde de açık şekilde belirtildiği üzere tespit davasının konusu olan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece tespit edilmesinde güncel hukuki yararın bulunması ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini yitirmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür. Bu nedenle eda davası açılmasının olanaklı olduğu hallerde tespit davasının açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilir. Davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden (eda ve inşai dava) biri ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının dava açmada hukuki yararı yoktur. Emsal Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı da bu yöndedir. HMK’nın 106/ 1 maddesinde açık bir şekilde düzenlendiği üzere; mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tesait davası açılması yoluyla istenmesi olanaklıdır. Tespit davaları bu düzenlemede de açık bir şekilde vurgulandığı gibi bir kişi ile diğeri arasında var olan somut bir olaydan doğan hukuki ilişkinin varlığının sap-tanmasına ilişkin olup, bundan öte bir işlevi yoktur. Eda davaları ise hem tespit hem de edayı içerdiğinden tespit davası eda davasının öncüsü niteliğindedir. Somut olayda; davacı vekili “davalının 01/01/2019- 27/12/2021 tarihleri arasında gerçeğe aykırı/ hatalı tüketim/ ölçüm kaydettiğini” ileri sürerek bu döneme ilişkin fazladan ödenen bedellerin tespitine karar verilmesini istemiştir. Davanın tarafları arasında sözleşme ilişkisinin varlığı konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Davacı tarafın fazla ödeme yaptıkları yönündeki iddiası yönünden belirsiz alacak davası şeklinde eda davası açması olanaklıdır. Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin 16/01/2019 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Davacının eda davası açma olanağı bulunmakla tespit isteğinde bulunmasında hukuki yararı olmadığından, davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-Davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/09/2024 Başkan ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Katip ... ¸E-imza