İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/316 E. 2024/68 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/316
- Karar No
- 2024/68
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/316 KARAR NO : 2024/68 DAVA : Maddi Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/05/2021 KARAR TARİHİ : 26/01/2024 Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda; İDDİA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasında 19/02/2020 tarihinde 2 adet makine ve eklentileri alım sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin toplam bedelinin 210.000,00 USD olduğunu, sözleşme ile davalının “2 Adet ... numaralı Tam Otomatik Sürekli Hareketli Makine, 2 Adet Çok Başlı Terazi, 2 Adet Otomatik İki Kapı Açma Sistemi, 2 Adet İki Kapı Ekleme Sistemi, 2 Adet Yağlama Sistemi, 2 Adet Otomatik Kapı Konumlandırma Sistemi, 2 Adet Amblage Yolu Üzerinden Hava Giriş Sistemi, 2 Adet Harici Taşıyıcı Yolu, 2 Adet Otomatik Besleyici, 2 Adet Torba Şekillendirme Kalıpları, 2 Adet Geniş Terazi Platformu, 2 Adet Azot Akıtma Sistemi, Gergi Servo Kenar Şekillendirme Sitemi, Otomatik Yazıdan oluşan 2 adet makineyi müvekkiline 30/03/2020 tarihinde teslim etmesinin” kararlaştırıldığını, ancak davalının söz konusu makineleri teslim etmediğini, pandemi ve başkaca unsurları bahane ettiğini, müvekkilinin sözleşmeye uygun olarak ilk olarak 500,00 Amerikan Dolarını elden şirket yetkilisine kapora mahiyetinde ödediğini, ardından kalan bedelin % 20’lik kısmı olan 41.100,00 Amerikan Dolarını ... üzerinden davalı şirkete ait olan ... İban numarasına 24/02/2020 tarihinde gönderdiğini, ayrıca % 60’lık kısım olan 126.000,00 Amerikan Dolarını ise 19/11/2020 tarihinde davalıya ait hesaba akreditif işlemi açılarak depo ettiğini, depo edilen tutarın yaklaşık 5 aydır hiçbir işlem yapılmadan bankada kullanılmadan durduğunu, davalı şirket ile yapılan harici görüşmeler ve ihtara cevabında “söz konusu akreditif işleminin şarta bağlı olmayan iyiniyetli akreditif ödeme yöntemi ile değiştirilmesini, akabinde makinelerin gönderiminin sağlanacağını” taraflarına bildirdiğini; 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesinde “Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer.” hükmünün bulunduğunu, davalı tarafa Gaziantep ...Noterliği’nden gönderilen 11/01/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalının temerrüte düştüğünü, zilyetliğin devri için belirli bir süre konulmuş olan ticari satışlarda satıcı temerrüde düşerse alıcının devir isteminden vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini istediğinin kabul edileceğini, geçen süre zarfında müvekkilinin ödediği maddi tutarın ve uğradığı ticari zararın karşılanmadığını, davalı tarafın, gönderdiği 26 Ocak 2021 tarihli ihtara cevabında “ücretin kalan % 80’lik kısmının şarta bağlı olmayan akredetif ödeme yöntemi ile gerçekleşmesi, aksi takdirde makinenin yeni fiyat listesine göre fiyatlandırılacağı” hususunu bildirdiğini, geçen süre zarfında gerek sözlü gerek yazılı beyanatlara rağmen, müvekkiline herhangi bir olumlu dönüş yapılmadığını, 10 aylık sürede davalıya ödenen tutar müvekkilinin hesabına yatmadığı gibi söz konusu makineleri de iyi niyet kurallarına aykırı olarak teslim etmediğini, müvekkilinin geçen sürede üretim yapamadığını ve ticari hayatının sekteye uğradığını, YARGITAY ....Hukuk Dairesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararında; “Davalının hükmedilen yoksun kalınan kar nedeniyle tazminata yönelik temyiz itirazlarına gelince; tam iki yanlı (karşılıklı) sözleşmelerde, yanlardan her biri hem alacaklı hem de borçlu durumundadır. Bu nitelikteki bir sözleşmede, borçlunun temerrüdünden söz edebilmek için, TBK md. 97'ye göre, bir yanın kendisine düşen borcu yerine getirmiş olması ya da yerine getirmeye hazır olduğunu öteki yana bildirmiş bulunması gerekir. Tam iki taraflı (karşılıklı) sözleşmelerde borçlunun temerrüdü durumunda, alacaklıya tanınmış haklar TBK’nun 125.maddesi ile düzenlenmiş olup, buna göre alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. Somut olayda; taraflar arasında 29/04/2014 tarihinde imzalanan 15/08/2014 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesinin birinci maddesinde, kiralananın 01/08/2014 tarihinde teslim edileceği kararlaştırılmış olmasına rağmen, teslimin gerçekleşmediği ve kiralananın kiraya veren tarafından 01/11/2014 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye kiraya verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı işbu davayı açmakla, TBKnun 125. maddesi ile tanınan seçimlik hakkını (yetkisini), sözleşmeden dönme yolunda kullandığının kabulü gerekir. Öyleyse, davacı kiracı, sözleşmeden dönmekle, bu sözleşme ilişkisi, geçmişe etkili olarak ortadan kalkmıştır. Dönme hakkı, bozucu yenilik doğuran haklardandır. Gerçekten, bu hakkın (yetkinin) kullanılması, var olan bir hukuksal ilişkiyi ortadan kaldırır. Dönme ile sona eren sözleşme ilişkisi artık bir sonuç doğurmayacağı gibi önceden doğmuş borçlar da son bulacağından yanların, bozmadan önce birbirlerine verdikleri şeyler var ise, bunların karşılıklı olarak geri verilmesi gerekir.” dendiğini, müvekkili şirketten herhangi bir teminat alınamayacağını, arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını belirterek, davalıya ödenen 41.600,00 Amerikan Dolarından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 Amerikan Dolarının dava açılış tarihindeki (06/05/2021) kur üzerinden hesaplanarak en yüksek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; müvekkilinin yaklaşık olarak 5 aydır davalının hesabına akreditif ederek kullanamadığı 126.000,00 Amerikan Doları üzerinden yoksun kalınan kazancından yine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydi ile şimdilik 100,00 Amerikan Dolarının dava açılış tarihindeki (06/05/2021) kur üzerinden hesaplanarak en yüksek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; davalının makineleri teslimde temerrüde düşmesinden dolayı müvekkilinin yoksun kaldığı ticari karının ve uğradığı zararın bilirkişi marifeti ile hesaplanarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydi ile şimdilik 100,00 Amerikan Dolarının dava açılış tarihindeki (06/05/2021) kur üzerinden en yüksek ticari temerrüt faiziyle birlikte gecikme tazminatının davalıdan tahsiline; yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini istemiştir. CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; tarafların dava dilekçesinde belirtilen makinelerin müvekkili tarafından imalatı ve davacıya teslimi ile kurulumu konusunda anlaşmaya vardıklarını, bu konuda 19/02/2020 tarihli proforma faturanın düzenlendiğini, toplam anlaşma bedeli olan 210.000,00 USD için “% 20'si avans ödemesi, % 60'ı makinelerin gemiye yüklenmesinden önce olmak üzere, kalan % 20 tutarın da makinelerin davacıya teslim ve iş yerinde kurulumundan 30 gün sonra yapılması suretiyle ödeme yapılacağının” kararlaştırıldığını, ödeme aracı olarak müvekkiline ait banka ve IBAN bilgilerinin swift kod ile birlikte proforma faturada yer aldığını, davacı tarafça eksik ifade edilen hususun sözleşme kurulması aşamasında ödeme yöntemi olarak akreditifin kararlaştırılmamış olması olduğunu, müvekkiline davacı tarafça % 20 avans ödemesinin gerçekleştirildiğini, “makinelerin hazır olduğu” hususunun karşı tarafa bildirildiğini ancak kalan ödemenin gerçekleştirilmediğini, ardından müvekkilinin 18/08/2020 tarihinde davacıya e-posta yolu ile makinelerin hazır olduğu hususunu bu defa video ve fotoğraf görüntüleri eklenmek sureti ile bildirdiğini, buna rağmen, davacının üzerine düşen ödeme ve diğer yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının 19/08/2020 tarihli e-postasında “çalışmalarının sekteye uğradığını” belirterek “işlerindeki gecikmeler nedeniyle ödeme yönteminde kolaylık sağlanmasını” istediğini, müvekkilinin “makinelerin gönderime hazır biçimde 3 ayı aşan bir süredir beklediği ve akreditif ile ödeme yapılabileceği” konusunda davacıya sözlü görüşmeler ve 20/08/2020 tarihli e-posta ile bilgi verdiğini ve ancak “akreditif ile ödemenin kalan bedelinin tamamının (kalan % 80 oranına tekabül eden bedelin) herhangi bir şarta bağlı olmayan teyitli akreditif ile ödenmesi halinde akreditif ödemenin kabul edilebileceğinin” bildirildiğini, davacı tarafından 23/08/2020 tarihli e-posta ile “akreditif kullanılarak (...) kalan bedelin tamamının ödenemeyeceği, yalnızca % 60 kısımlık ödemenin mümkün olduğunun” bildirildiğini, davacıya 26/08/2020 tarihli e-posta ile “...'un anlaşma şartlarındaki değişiklik istekleri ve yarattıkları yeni şartlar nedeniyle bu durumun yaşandığı ve akreditif ile ödemenin kalan % 80 tutar karşılığı kabul edileceği” hususunun bildirildiğini, bu hususların davacı tarafa gönderilen Bornova ... Noterliği'nin 26/01/2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesiyle de bildirildiğini, davacı tarafından bu yazışmalara rağmen yaklaşık 3 ay sonra 19/11/2020 tarihinde ve müvekkilinin istediği şartlara uygun olmayan şarta bağlı akreditif açıldığını ve kalan bedelin yalnızca % 60'ının bu hesaba depo edildiğini, davacı tarafından, müvekkilince verilen süreye ve şartlara (bakiye % 80 bedel ile şarta bağlı olmayan teyitli akreditif açılmasına) uyulmadığından işlem yapılmasının mümkün olmadığını ve kendi edimini yerine getirmeyen davacının eylemleri sebebiyle müvekkili tarafından hazırlanmış olan makinelerin tesliminin yapılamadığını, taraflar arasında kurulan sözleşme şartlarındaki değişikliklerin yine ancak temel sözleşmedeki biçimde ve tarafların karşılıklı iradesine uygun olarak gerçekleştirilebileceğini, sözleşmenin kuruluşu anında akreditif ödeme sistemi üzerinde anlaşılmayan ödeme yöntemine karşılık davacı tarafın sözleşmenin yürürlüğü içerisinde değişiklik istekleri karşısında akreditif ile ödeme yapılmasının teklif edildiğini ancak bu hususta ödemenin kalan % 80 tutarının yapılması karşılığı kabul edileceğinin bildirildiğini, ödemede kolaylık ve değişiklik isteğine karşılık olarak müvekkilince sunulan şartlara uygunluk sağlanamadığından taraflar arasında “% 60 bedelin akreditif ile ödenmesi şeklinde” yeni bir ödeme yolunun kararlaştırıldığının kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, kendi edimini sözleşmeye uygun biçimde ifaya hazır olmayan davacının, sözleşmenin şartlarına uygun olarak makineler hazır olmasına karşılık 6-7 aylık süre içerisinde nakliyeden önce makine bedel tutarının % 60'ını faturadaki müvekkilinin banka hesabına yatıramadığnıı, ödeme sisteminde bu aşamadan sonra akreditife geçilmesi konusunda da müvekkilinin sunduğu teklife karşılık bedelin % 80'ini şarta bağlı olmayan teyitli akreditifle ödememiş olması karşısında davacının kendi edimini anlaşmaya uygun biçimde ifa edemediğini, bu nedenle müvekkilinden makinelerin teslimini isteme hakkının bulunmadığını, bu nedenle 11/01/2021 tarihli ihtarname ile müvekkilinin temerrüde düşürüldüğünü kabulün mümkün olmadığını, aksine davacının temerrüde düştüğünü, sipariş üzerine tamamen davacının ihtiyaçlarına özel nitelik ve boyutlarda hazırlanan makinelerin nakliyata hazır biçimde 2020 yılı Mayıs/Haziran aylarından itibaren muhafaza altında müvekkilinin fabrikasında depo edildiğini, “siparişe özel olma niteliği itibari ile bir bütün olarak piyasa değeri bulunmayan ve üçüncü bir alıcıya satımı mümkün olmayan makinelerin bedelinin ödenerek teslim alınmaması halinde satışa çıkarılmak zorunda kalınacağı, bundan sonra yeniden anlaşılmak istenir ise yeni fiyat listesi ve yeni şartlar dahilinde anlaşma yapılabileceği” hususunun Bornova ... Noterliği'nin 26/01/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile davacıya bildirildiğini, yine “makinelerin 12/04/2021 tarihi itibari ile dahi 1 yıla yakın süredir imalatı tamamlanmış ve çalışır vaziyette müvekkili uhdesinde muhafaza ve depo edilmeye devam edildiği” hususunun Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D. İş numaralı delil tespit dosyasında yer alan 19/04/2021 tarihli bilirkişi raporu ile belirlendiğini, müvekkilinin üretim maliyeti, işçilik bedeli, muhafaza ve depo giderlerinin yanı sıra mahrum kaldığı kar nedeniyle zararının bulunduğunu, bu konudaki yasal haklarını saklı tuttuklarını, makineler özel bakım ve muhafaza gerektirdiğinden ve belirlenecek bir başka tevdi mahalline teslim edilmeleri ciddi masraflar gerektireceğinden depo, bakım ve muhafazalarının müvekkilinin iş yerinde müvekkili tarafından yapıldığını belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. DELİLLER ; Proforma fatura, sözleşme, e-mail yazışmaları, ihtarname, bilirkişi raporu. GEREKÇE ; Dava; eser sözleşmesinden dönme (geriye etkili fesih), ödenen bedelin iadesi, sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 16/09/2021 tarihli duruşmada davacı tarafa 210.000 USD sözleşme bedeli üzerinden (TL karşılığı 1.750.056,00 TL) eksik 119.546,33 TL harcı yatırması konusunda kesin süre verilmiş, davacı vekili yasal süre içerisinde bu miktar harcı yatırarak dosyaya 12/10/2021 tarihli dekont örneğini sunmuştur. Dava değerinin tamamlanan eksik harç ile birlikte 6545 sayılı kanunun 45. maddesi ve 7251 sayılı kanunun 54. maddesi kapsamında 500.000,00 TL’nin üzerine çıkmış olması sebebiyle davaya heyetçe bakılmasına ilişkin 13/10/2021 tarihli karar verilmiştir. Taraflar arasında; “davalı tarafından imalatı ve davacıya teslimi ile kurulumu yapılacak olan 2 adet makineye ilişkin 19/02/2020 tarihli proforma faturanın düzenlendiği, davacı tarafça davalıya % 20 avans ödemesinin yapıldığı, makinelerin davacıya teslim edilmediği” konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “davacının sözleşmeden dönmekte haklı sebebinin olup olmadığı; davacının ödemede, davalının ise teslimde temerütlerinin bulunup bulunmadığı; sözleşme konusu makinelerin davacıya teslim edilmemesi nedeniyle davacının üretim yapamamasına bağlı olarak yoksun kaldığı ticari karının ve uğradığı zararın bulunup bulunmadığı, varsa zarar miktarının ne olduğu; yine davacının davalının hesabına akreditif edilen 126.000,00 USD’yi kullanamaması nedeniyle yoksun kaldığı kazancının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu; davacının sözleşme nedeniyle davalıya ödediği bedelin iadesini, gerek üretim yapamamasından gerekse 126.000,00 USD’yi kullanamamasından dolayı yoksun kaldığı ticari karını ve uğradığı zararı davalıdan isteyip isteyemeyeceği” konularındadır. Davanın niteliği ve dava değeri dikkate alındığında yazılı delillerle ispat gerektiğinden, davalı vekilinin tanık dinletme isteğinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, davalıya Gaziantep ... Noterliği’nden gönderdiği 11/01/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile; “(davalıyı kastederek) sözleşmedeki teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilinin sözleşmeye uygun olarak 500 USD’yi elden şirket yetkilisine verdiğini, ardından % 20^lik bedel olan 41.100,00 USD’yi 24/02/2020 tarihinde davalı şirket hesabına gönderdiğini, % 60’lık kısım olan 126.000 USD’nin ise 19/11/2020 tarihinde davalı şirkete ait olan hesaba akreditif işlemi açılarak depo edildiğini, geçen süre zarfında davalı tarafça olumlu dönüş yapılmadığını” belirterek, 7 gün içerisinde makinelerin teslim edilmesini ve ödenen 41.600 USD’nin faiziyle ödenmesini, aksi takdirde maddi ve manevi zararlar için dava açılacağını ihtar etmiştir. Davalı, davacıya Bornova ... Noterliği’nden gönderdiği 26/01/2021 tarihli ... yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile; “makinenin süresi içerisinde teslime hazır hale geldiğini ve bu hususun bildirildiğini, muhatap firmanın ise ödemeler ve diğer konularda oyaladığını, 18 Ağustos 2020 tarihinde e mail yolu ile makinenin hazır halde olduğunun bildirildiğini, bu ihtar üzerine muhatap firmanın ödeme koşullarında değişiklik yaparak ödeme konusunda akreditif ile ödeme yapmak yoluna gitmek istediğini ilettiğini, müvekkilinin bu kez bakiye bedelin (kalan % 80 oranına tekabül eden) tamamının herhangi bir şarta bağlı olmayan akreditif ile ödenmesi halinde akreditif ile ödemenin kabul edilebileceği konusunda 31/08/2020 tarihli mail ile bilgi verdiğini, akreditifin müvekkilince talep edilen şartlarda ve verilen süre içerisinde açılmaması sebebi ile ödemenin halen daha yapılmaması ve makinenin teslim alınmaktan imtina edilmesi üzerine 28/09/2020 tarihinde yine müvekkili tarafından mail ile 10 gün içerisinde makinenin bedelinin ödenerek teslim alınmasının, aksi halde satışa çıkartılmak zorunda kalınacağının, bundan sonra yeniden anlaşılmak istenir ise yeni fiyat listesi ve yeni şartlar dahilinde anlaşma yapılabileceğinin bildirilmek suretiyle aradaki ilk sözleşmenin sonlandırıldığını; daha sonra yeni şartlar için yapılan görüşmelerde muhatap firmanın, müvekkili tarafından kabul ve talep edilen şarta bağlı olmayan teyitli akreditif açılması yönünde herhangi bir adım atmadığını, açıldığı iddia edilen 19/11/2020 tarihli akreditifin müvekkili tarafından kabul edilen akreditif şekline uygun olmadığını, müvekkilinden imalatı istenen makinenin mevcut hali ile piyasada satılmasının ya da değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, muhatap firmanın isteğine bağlı özel nitelikteki bir makine olduğunu, en son Ağustos ayında teslima hazır olduğunun video görüntüleri vs ile de iletildiğini, makinenin 7 ayı geçkin süredir müvekkili tarafından depoda bekletildiğini” belirterek, “bu ihtarın tebliğ tarihinden itibaren derhal ve fakat en geç 10 gün içerisinde herhangi bir şarta bağlı olmayan teyitli akredif yöntemi ile kalan makine bedelinin ödenerek makinenin teslim alınmasını, aksi takdirde temerrüte düşmüş sayılacaklarını ve uğranılan her türlü zararın tazmini için yasal yollara başvurulacağını” ihtar etmiştir. Davalı, davacıya gönderdiği 26 Ağustos 2020 tarihli e-mail ile; “..Önceki e-maillerimde size bildirileni yine bildirmek isterim. Makine sevkiyat için hazırdır ve İzmir’deki fabrikamızdadır. Makineleri sevketmek için toplam tutardan kalan % 80 ödemeyi bekliyoruz. Sizin tarafınızdan herhangi bir gelişme konusunda bilgi alma sürecindeyiz” demiştir. Davalı, davacıya gönderdiği 23 Kasım 2020 tarihli e-mail ile; “20/11/2020 tarihinde aldığımız akreditife göre aşağıda yazılı hususları belirtmek isteriz. Akreditifin toplam tutarı 126.262 ABD Dolarıdır. Ve sözleşmenin % 60’ı 210.000 ABD Dolarıdır. Akreditifte, lehdar tarafından düzenlenen basit bir makbuzun ibraz edilmesine karşılık 25.252,5 ABD Doları ön ödeme olarak toplam tutarın % 20’sini tamamen uygun belgelerin ibrazı üzerine lehdara 75.752,5 ABD Doları ödeme olarak toplam tutarın (126.252 ABD Doları) % 60’ını kurulumdan sonra 30 gün içinde 25.252,5 ABD Doları ödeme olarak toplam tutarın (126.252 ABD Doları) % 20’sini vermeniz gerektiği yazmaktadır. Ön ödeme olarak 41.100 ABD Doları aldık. Ve akreditif için 126.262 ABD Doları ödeyeceksiniz. Ve anlaşmamız 210.000 ABD Dolarıdır. 42.638 ABD Doları nerede? 201.000 ABD Doları toplam tutarın % 20’si. Akredifi yeniden okumanızı ve 168.900 ABD Doları olan bakiye ödemeyi hesaba katmanızı rica ediyorum. 168.900 ABD Doları için akreditif açmanızı rica ediyoruz.” demiştir. Davacı, davalıya gönderdiği 26 Kasım 2020 tarihli e-mail ile; “..Ödeme koşulları ile ilgili olarak 200219-01 numaralı 19/02/2020 tarihli proforma faturanıza göre her iki tarafça belirtilen ve onaylanan ödeme yöntemi aşağıdaki gibidir; 1-Birinci ödeme % 20 ön ödeme olarak, 2-İkinci ödeme % 60 sevkiyattan önce ve 3-Üçüncü ve son ödeme % 20 kurulumdan itibaren 30 gün içinde. Biz sözleşmenin bizim kısmını üstlendik ve ön ödemeyi yaptık ve ekte yer alan imzalı ve mühürlü proforma faturanıza göre akreditifi düzenledik. Herhangi bir değişiklik bizim tarafmızdan kabul edilmeyecektir. İlk taahhüdümüze göre devam edeceğiz. Sizin tarafınızdan yapılacak her türlü değişiklik veya tadil sizin kendi ve tam sorumluluğunuzda olacaktır” demiştir. Davacı tarafın dava konusu ettiği alacak kalemleri; 1-Sözleşme bedelinin iadesi; 2-Akredifli olan 126.000 USD’yi kullanamaması nedeniyle yoksun kaldığı kazanç; 3-Makinelerin teslim edilmemesi nedeniyle uğranılan zarar ve yoksun kalınan kazanç’tır. 19/02/2020 tarihli... numaralı proforma fatura incelendiğinde; davacının müşteri, davalının nakliyeci olarak görüldüğü, proforma faturanın içeriğinde “2 ünite ... normal makine tam otomatik sürekli hareketli, 2 ünite çok başlı terazi, 2 ünite otomatikli iki kapı açma sistemi, 2 ünite iki kapı ekleme sistemi, 2 ünite kendisi yağlama sistemi, 2 ünite otomatik kapı konumlandırma sistemi, 2 ünite amblage yolu üzerinden hava giriş sistemi, 2 ünite harici taşıyıcı yolu, 2 ünite otomatik besleyici, 2 ünite torba şekillendirme kalıpları, 2 ünite yalay çene, 2 ünite geniş terazi platformu, 2 ünite azot enjeksiyon sistemi, 2 ünite gergi servo kenar şekillendirme sistemi ve 2 ünite otomatik yazıcının” bulunduğu, toplam fiyatın 210.000 USD olduğu, 4 set amblage yolu kemerinin yedek parça olarak gözüktüğü, dağıtım zamanının 31/03/2020 olarak yazıldığı, ödemenin “% 20 peşin ödeme, % 60 nakliye öncesi, tahmilden itibaren 30 gün sonra % 20” şeklinde yazıldığı, geçerliliğin 10/02/2020’ye kadar olacağının belirtildiği, yine montaj kısmında “kurulum ücretsizdir ve kurulum ekibimiz bununla ilgilenir, kurulum yapılmadan önce bir paket mobilya, bağlantı kutusu, paketlenecek ürüne ait bir örnek ve eğitimi verecek bir operatör olmalıdır. Eğitim 3 gün sürüyor alıcı masraflardan sorumludur” dendiği görülmüştür. Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunduğu proforma faturanın tercüme metninde “dağıtım zamanının 31/03/2020 olduğu” belirtilmiştir. Buna karşılık davalı vekilinin 06/05/2022 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu proforma faturanın tercüme metninde “teslimat süresi: ön ödeme sonrası 60 iş günü sonra” şeklinde yazıldığı görülmüştür. Yeminli tercüman ... tarafından çevirisi yapılan 19/02/2020 tarihli ...sayılı proforma fatura incelendiğinde; toplam fiyatın 210.000 USD olduğu, teslimat süresinin “ön ödeme sonrası 60 iş günü sonra” olarak düzenlendiği, ödemenin; “% 20 ön ödeme, % 60 sevkiyattan önce, % 20 kurulumdan sonra 30 gün” olarak yazıldığı görülmüştür. 19/02/2020 tarihli ... numaralı 210.000 USD bedelli proforma fatura incelendiğinde (Tercüman ...’ın çevirisine göre); ödeme kısmında % 20 peşin ödeme, % 80 geri alınamaz ve ... üzerinden onaylı ibaresinin bulunduğu, geçerliliğinin 10/10/2020’ye kadar olduğu, kurulumun ücretsiz olduğu ve kurulum ekibinin bununla ilgilendiği, montaj yapılmadan önce bir paket mobilya paketlenecek ürünün bir örneğinin bağlantı kutusu ve eğitimi verecek operatör bulunduğu, eğitimin 3 gün sürdüğü, alıcının çekici teknisyen tedarikçisinin konaklama gidiş dönüş yerel ulaşım masraflarından sorumlu olduğu hususunun yazıldığı, proforma faturada gönderenin davalı şirket, davacının ise müşteri olarak yer aldığı, içeriğinde malzeme açıklamasının ve birimlerin belirtildiği, her parça için ayrı fiyat belirtilmediği ancak toplam fiyatın 210.000 USD olarak yazılı olduğu görülmüştür. Söz konusu proforma faturanın davacı tarafça dosyaya sunulan ve tercüman ... taafından düzenlenen çevirisinde dağıtım zamanının "31/03/2020" olarak yazılı olduğu, ödemenin "% 20 peşin ödeme, % 60 nakliye öncesi, tahmilden itibaren 30 gün sonra % 20" olarak yazılı olduğu, geçerliliğin ise "10/02/2020’ye kadar geçerli" şeklinde yazılı olduğu görülmüştür. Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunduğu ve çevirisi tercüman ... tarafından yapılan proforma fatura içeriğindeki özellikle dağıtım zamanı ve ödeme ile geçerlilik kısmının adli mütercim ... tarafından düzenlenen çeviri ile farklı olması sebebiyle tercüman ...’dan söz konusu farklılığın sebebinin ne olduğu konusunda yazılı açıklama istenmiştir. Tercüman ... mahkememize verdiği 23/03/2023 tarihli “bilirkişi inceleme raporudur” başlıklı yazılı açıklamasında; örneğin ... Çok Başlı Tartı’nın tarafınca çevrildiğini, harici olarak çeviriyi yapan tercümanın ise sadece çeviriyi “Çok Başlı Terazi” olarak yaptığını, anlam itibariyle her ikisinin de tartı anlamına gelen alet olduğunu ancak tercüme, tefsir ve beyanın farklı olduğunu, yani herkesin kendi bilgi ve yorumuyla çeviriyi yaptığını ancak asıl evrakın 2. sayfasının tamamen farklı olduğunu, banka ismi, iban numarası, swift, ödeme şekli ve miktarı gibi bir çok bölümlerin farklı olması sebebiyle mahkeme incelemesinde tereddüt oluştuğunu, sonuç olarak kendisi tarafından yapılan tercümelerin birebir Arapça içeriği itibariyle aynı olduğunu ancak Gaziantep’te mukim tercüman ...’ın tercümeyi İngilizceden Türkçeye çevirdiğini, evrak orijinalinin Arapça olduğunu ve Arapçadan çevrilmesi gerektiğini bildirmiştir. Davacı tarafça sunulan tercümenin yeminli tercüman tarafından yapılmamış olması sebebiyle mahkememizce tercüman ... tarafından yapılan çeviri dikkate alınmıştır. Mahkememizce, davacı vekilinin 24/05/2023 havale tarihli dilekçesi ekinde sunduğu 160 sayfa halindeki İngilizce dilindeki mail yazışmalarının kronolojik olarak Türkçe diline çevirisi yaptırılmış, bu konusa tercüman bilirkişiden 23/08/2023 tarihli çeviri rapor aldırılmıştır. Bu rapordaki çeviri ile taraflar arasındaki e-mail yazışmalarının bir kısmı şu şekildedir; Davalı 14 Ağustos 2020 tarihli mail ekinde yeni şartları içeren sözleşmeyi göndermiştir davacıya. Bu ekipman ve bakım hizmetleri sözleşmesinde ödeme koşulları “% 20 peşin ödeme, % 80 sevkiyat öncesi banka akreditif ile (Açıklamalı D1 olarak belirtilmiştir), % 20’si kurulumundan itibaren 30 gün sonra (Açıklamalı D2 olarak belirtilmiştir)” şeklinde belirtilmiştir. Müşterinin ödeyeceği tutarın 210.000 USD olduğu yazılmıştır. Davacı, 17/08/2020 tarihli e-mailinde; “ ..Ödeme yöntemleriyle ilgili fikrinizde ısrar ederseniz, bunun bizi başka bir makine satın almaya zorlayacak, işi engelleyeceğini ve sözleşmeyi iptal edeceğini gözönünde bulundurun.” demiştir. Davalı, davacıya gönderdiği 18 Ağustos 2020 tarihli e-mail ile; “..Ödeme hakkında % 80 sevkiyattan önce bildiğiniz gibi 3 ay önce ve size makinenin sevkiyata hazır olduğunu bildiriyoruz ve tarafınızdan e posta, ... vb herhangi bir işlem bekliyoruz ve cevap yok ve bizim tarafımızdan kabul edilmeyen bir başka çözüm bulmaya çalışıyorsunuz –taksitli ödeme, belge karşılığı ödeme vb... Makine sevkiyata hazır ve % 80’ini bekliyoruz, böylece en kısa sürede işleme başlayabiliriz. Lütfen ne zaman hazır olacağınızı bildirin. Başka bir tedarikçiden başka bir makine satın almak sizin seçiminizdir ancak sözleşmenin iptali iki sözleşmenini tarafının kararı olarak alınmalıdır. Lütfen nazik yanıtınızı bekliyorum.” demiştir. Davacı, davalıya gönderdiği 19/08/2020 tarihli e-mail ile; “Lütfen gecikmenin 17 Mart-1 Haziran tarihleri arasında korona salgını nedeniyle küresel kapanıştan kaynaklandığını, yarı zamanla işe döndüğümüz ve işi bitirmek için iletişime geçtiğimiz için bu kapanıştan önceki taahhüdümüzü yerine getirdiğimizi ve sözleşme tutarının % 20’sini buna göre devrettiğimizi dikkate alın. Anlaşma ve biz, sevkiyattan önce % 60 ve kurulumdan 30 gün sonra % 20 olan sözleşme değerinin geri kalanına bağlıyız. Sizden işi en kısa sürede tamamlamanızı ve bitimenizi rica ediyoruz.” demiştir. Davalı, davacıya gönderdiği 20/08/2020 tarihli e-mailinde; “Rana hanım bugünün tarihi 20/08/2020, sanırım sizinle Haziran’ın başında konuşmaya başladık hatta daha öncesi bile olabilir ve size defalarca paket boyutunu onaylamaya devam edip etmediğinizi sormaya çalıştım ama sizin cevabınızı bekliyoruz, hatta makineye ihiyacımızın olup olmadığını düşünüyoruz, başka bir müşteriye makineyi satmaya çalışıyoruz tarzındaydı. Bunun anlamı makineler 3 aydan sonra hazır ve fabrikamızda yerlerini almış olacaklar, anlaşmanın bu kısmını kararlaştırdık. Diğer bir yandan covid 19 küresel sorununa bir çözüm bulabilmek ve birbirimize yardım etmek için uzun vadeli bir banka akredifi açmayı öneriyoruz. Rana hanım amacımız makineyi en kısa sürede Ürdün’e getirmek, makineyi kurmak ve ardından uzun vadeli iş ilişkileri ve ortaklık kurmaktır.” demiştir. Davacı, 23/08/2020 tarihli e-mailinde; “..şu an tek istediğimiz ödeme yöntemlerinde daha önce anlaştığımız gibi ilerlemek ve bunu değiştirmemiz mümkün değildir. Eğer bu sorunu sonlandırmak ve daha önce anlaşmış olduğumuz teslimat prosedürüyle devam etmek isterseniz ... ödeme yöntemiyle devam etmek için bir hafta içinde olumlu cevabınızı bekliyorum. Eğer onayınızı almadıysanız bu sözleşmeyi iptal etmeyi kabul ettiğiniz anlamına gelir.” demiştir. Davalı, 28/09/2020 tarihli mailinde; “Sizin tarafınızdan hala bir eylem beklediğimizi bilmenizi istiyorum. Ne yazık ki uzun zaman oldu ama sizden herhangi bir cevap veya hareket yok. Makine satın alınıldı ama siz almaya karar verdiğinizde, yeni bir makine sizin için üretilecektir ama yeni bir teslim zamanı ve yeni bir fiyat oluşur” demiştir. Davacı, 28/09/2020 tarihli mailinde; “...Bize yeni bir fiyat listesi ile yeni bir makine sağlayacağınızı bildirmeniz tarafımızca kabul edilemez. Makinelerin ücretinin % 20’sini ödedik. Bu sebeple 20 Şubat 2020 tarihli bize göndermiş olduğunuz fiyat listesine göre sizden bütün makineleri teslim etmenizi bekliyoruz.” demiştir. 28/10/2020 tarihli mail de de aynı ifadeler kullanılmıştır. Davacı, davalıya gönderdiği 03/10/2020 tarihli e-mail ile; “...Size daha önce de değindiğim gibi makinelerimizi istiyoruz ve % 60 ve % 20 akreditif anlaşmamıza bağlıyız ve bunun üzerinde çalışıyoruz.” demiştir. Davalı, davacıya gönderdiği 28/10/2020 tarihli e-mail ile; "...avans ödemesi olarak 500 USD verildi. Üretime başlandı. Zaten e-postanızla gönderdiğiniz sözleşmenin tarihi Mart 2020 ... ile bir çok kez telefon görüşmesi yaptık" dendiği, davacı tarafından cevaben "corona ile ilgili bir problem için ödeme yapmaya uygun değiliz. Yani kalan ödemeyi taksitlendirebilir miyiz?" dendiği, davalı tarafından "... açılımı ve 1 yıllık taksitlendirilmesi önerimizdir ve lütfen bir yıla odaklanın" dendiği; davacı tarafından "yapamam, bankalarla çalışmıyorum" dendiği; davalı tarafından "... ödeme dengesinin %100'ü için onaylı ve geri alınamaz bir akreditif ile ... açmasını istedi" dendiği, yine davalının; "Hipermak olarak makineler depomuzda duruyor ve normal olarak sizden bunun için kira almalıyız. Sorunlar sizin tarafınızdan daha da uzuyor. Yeni yıldan sonra devam etmek ve makineyi istiyorsanız yeni teslimat günü ve yeni fiyat listesine göre yeni bir teklif sunacağız" dediği, davacının aynı tarihte saat 16:42'de gönderdiği mail ile; "...bize yeni bir fiyat listesiyle yeni bir makine sağlayacağınızı bildirmeniz size makine fiyatının %20'sini ödediğimiz için tarafımızca kabul edilemez. Yani hala daha sizden bütün makineleri 20 Şubat 2020'de göndermiş olduğunuz fiyat listesine göre teslim etmenizi bekliyoruz" dediği; davalının 17:14 saati itibariyle gönderdiği mailinde; "bizim amacımız işleri hızlandırmak ama yaptığımız onca konuşmadan sonra bir sürü zaman kaybettik. Bugünün tarihi 28/09/2020 ve 6 veya 7 haftadan fazladır sizi bekliyoruz. Sonuç yok... Sizin ... swiftinizi 10 iş günü içerisinde bekliyoruz. Diğer şekilde başka bir seçeneğimiz yok. Geri dönüşünüz için bekliyoruz." dediği görülmüştür. Mahkememizce; taraflarca dosyaya sunulan ve adli mütercim tarafından tercümesi yapılan mail yazışmaları ve dosyaya sunulan diğer belgeler değerlendirilmek suretiyle; "tarafların aralarındaki mail yazışmalarına göre akreditif yolu ile ödeme yönünden davacı ve davalı tarafından hangi şartların ileri sürüldüğü, davacı tarafından akreditif yolu ile ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise bunun miktarının ve tarihinin ne olduğu, davacı tarafça sözleşme bedelinin % 60’lık kısmı yönünden akreditif ile ödeme yapıldığının ileri sürülmüş olması nedeniyle bu akreditifin şarta bağlı akreditif olup olmadığı; buna karşılık davalının yapılmasını istediği (ileri sürdüğü) akreditif ile ödemenin (sözleşme bedelinin % 80’lik kısmı yönünden) şarta bağlı olup olmadığı, her iki durumda da akreditifin niteliğinin ne olduğu" konularında bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bankacı bilirkişi ... hazırlayıp sunduğu 25/12/2023 tarihli raporunda özetle; davacı ile davalı arasında değeri 210.000 USD olan makinelerin üretim ve teslimine ilişkin Ekipman Bakım Sözleşmesinin düzenlendiğini, 19/12/2020 tarihli 219-10 numaralı 210.000 USD bedelli proforma faturanın düzenlendiğini, gerek sözleşmede gerek proforma faturada ödeme şeklinin “% 20 ön ödeme, % 60 sevkiyattan önce, % 20 kurulumdan sonra 30 gün ve geçerlilik 10/02/2020” olarak yer aldığını, tarafların dilekçelerinde davacı tarafından ön ödeme olarak 500,00 USD’nin yapıldığının beyan edildiğini, davacı tarafından 24/02/2020 tarihinde davalı şirketin IBAN hesabına ...aracılığı ile 41.100 USD gönderildiğinin sunulan banka transfer belgesinden belirlendiğini, kalan 168.400 USD’lik tutarla ilgili olarak davacı tarafından davalıya akreditif açılması yönünde istekte bulunulduğunu, taraflar arasındaki maillerde davalının “bakiye bedelin % 80 oranına tekabül eden bedelin herhangi bir şarta bağlı olmayan teyitli akreditif ile ödenmesi halinde kabul edilebileceği” şartının yer aldığını ancak davacı tarafından yapılan 41.600 USD ödeme sonrası kalan 168.400 USD bedelli olarak açılan akreditifin teyitli akreditif olarak değil belgeye dayalı olarak açıldığını ve ödeme şartlarının “A-126.400 USD tutar eksiksiz tüm belgelerin ibrazı karşılığında lehtara ödenecektir. B-42.000 USD tutar makinenin başarılı bir şekilde kurulumundan 30 gün sonra ve başvuru sahibinin makinenin başarılı bir şekilde çalıştığını belirten mektubu alındıktan sonra lehtara ödenecektir. Bu hususa ilişkin olarak başvuru sahibinin belgesi ...’na ibraz edilecektir” dendiğini, akreditif sonrası düzenlenen proforma faturada ödeme şeklinin “% 20 peşin, % 80 geri alınamaz ve ... üzerinden onaylı 10/10/2020’ye kadar geçerli” olarak düzenlendiğini, 210.000 USD toplam fatura tutarının % 60’ının 126.000 USD’ye tekabül ettiğini, açılan 168.400 USD akreditif kredisi içinde bu tutarın 126.400 USD olarak belirtildiğini ancak davacının açtığı ve davalının isteğini karşılamayan akreditif kredisi ve ödeme şekli nedeniyle akreditifin davalı tarafından kabul edilmediğini ve bu nedenle davaya konu makinelerin tesliminin yapılmadığı hususunun taraflar arasındaki maillerden anlaşıldığını, akreditif sonrası davacı tarafından davalıya yapılan herhangi bir ödemenin bulunmadığnı bildirmiştir. TBK’nın 97. maddesinde; “Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.” düzenlemesine yer verilmiştir. TBK’nın 133. maddesinde; “Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur.” düzenlemesine; 125. maddesinde; “(1) Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. (2) Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. (3) Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Sunulan ve toplanan deliller, tarafların karşılıklı e-mail yazışmaları yasal mevzuat ile birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşme, niteliği itibari ile bir eser sözleşmesidir. Davalı, bu sözleşmeye uygun olarak eseri üreterek teslim etmekle, davacı taraf da sözleşmeye uygun olarak ödemeleri gerçekleştirmekle yükümlüdür. Yukarıda da belirtildiği şekilde davacı tarafça davalıya makine bedeli olarak % 20 avans ödemesi yapılmıştır. Uyuşmazlık; davacının sözleşmeden dönmekte haklı sebebinin olup olmadığı; davacının ödemede, davalının ise teslimde temerütlerinin bulunup bulunmadığı konusundadır. Taraflar arasında düzenlenen ilk sözleşmede peşinat olarak 500,00 USD’nin elden verileceği, % 20’nin peşin olacağı, kalan % 60’ın sevkiyattan önce, % 20 kurulumdan sonra 30 gün ve geçerliliğin 10/02/2020 olacağı kararlaştırılmıştır. Davacı, ödeme koşullarının bu ilk sözleşmedeki şekilde uygulanmasını ve devamını istemiştir. Her iki durumda da davacının ödemesi sözleşme bedelinin % 20’sidir. İlk sözleşmede ödemenin akreditif şeklinde yapılacağı konusunda bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yani böyle bir kararlaştırma yoluna gidilmemiştir. Davacı, ilk sözleşmede belirtilen sürede % 20’lik tutar dışındaki tutarı davalı tarafa ödememiş, “ödeme yapmadığı, bunun covid 19’dan kaynaklandığı” hususunu davalı tarafa bildirmiştir. Davalının ise bu süreçte davacıya gönderdiği mailler ile ki en son 28/09/2020 tarihinde “makinenin teslime hazır halde olduğunu, ödemenin yapılmasını” bildirmesine rağmen, davacı tarafça ödeme yapılmamıştır. Bunun üzerine de diğer proforma fatura düzenlenmiştir. “% 20 peşin ödeme, % 80 sevkiyat öncesi banka akreditif ile (Açıklamalı D1 olarak belirtilmiştir), % 20’si kurulumundan itibaren 30 gün sonra (Açıklamalı D2 olarak belirtilmiştir)” olarak kararlaştırılmıştır. Yeni ödeme koşulları belirtilmesine ve davacı tarafın ödeme güçlüğü sebebiyle yardımcı olabilmek bakımından davalı tarafça akreditifin “şarta bağlı olmadan ve % 80 olması koşulu ile” kabul edilmesine rağmen, davacı tarafça ilk sözleşmeye göre % 60’lık tutarın şarta bağlı akreditif olarak davalı hesabına bloke edildiği, bu hususun tarafların karşılıklı ihtarlarından ve maillerinden anlaşıldığı; davacının ödemede geciktiğinin sabit olduğu, bu durumda yeni uyarlanan ödeme koşullarına göre davacının yaptığı ödeme sonucunda (% 60’ın şarta bağlı akreditif ile) temerrüte düşen tarafın kim olacağının belirlenmesinin dava yönünden önem taşıdığı; davacının ödemeyi ilk sözleşmeye göre yaptığı, ilk sözleşmede ise akreditifin olmadığı, dolayısıyla burada TBK’nın 133. maddesine göre borcun yenilendiğinden yani ödeme koşullarının değiştiğinden söz edilemeyeceği; ilk sözleşmeye göre hareket edildiğinde ise akreditif ile ödeme yönteminin benimsenmediği, yani bu şekilde bir ödemenin taraflarca kararlaştırılmadığı, dolayısıyla bu koşulda sözleşmeye uygun davacı ödemesinin bulunmadığı, dolayısıyla temerrüte düşen tarafın davacı olduğu, bu nedenle de davacının sözleşmeden dönmekte haksız olduğu; eldeki davada davacı tarafın “borçlunun temerrüte düştüğünü” ileri sürerek alacak ve zarar isteğinde bulunduğu, TBK’nın 125. maddesinde alıcı davacının seçimlik hakları var ise de; davacının, davalı satıcının temerrütüne dayandığı, ileriye etkili fesih isteğinde bulunmadığı, sözleşmeden döndüğü, olayda borçlu satıcı yönünden temerrüt koşullarının oluşmadığı, bu nedenle davacının dava açma hakkını kullanamayacağı sonuç ve kanaatine ulaşıldığından, haklı görülmeyen davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın peşin olarak alınan 737,07 TL harçtan düşülmesi ile kalan 309,47 TL harcın karar kesinleştiğinde ve isteği halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafça yatırılan 119.546,33 TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve isteği halinde davacı tarafa iadesine, 4-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davada haksız çıkan davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına, 6-Davalının yapmış olduğu tercüman bilirkişi ücreti olan 6.500,00 TL'lik yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 maddesine göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/01/2024 Başkan ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Katip ... ¸E-imza