İlk Derece Mahkemesi · İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/610 E. 2024/1033 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/610
Karar No
2024/1033
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/610 Esas KARAR NO : 2024/1033 DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım) DAVA TARİHİ : 19/01/2024 KARAR TARİHİ : 25/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma ile davalı arasında, sağlık ürünlerinin alım satımı hususunda davalının tedarikçi/satıcı, müvekkilinin ise alıcı konumda olduğu ticari ilişkinin mevcut olduğu, müvekkili firma ile davalı arasında müvekkilinin ticari borcunun karşılığı olarak dava konusu çeklerin keşide edildiği, müvekkilinin bilgileri yukarıda verilen ve toplam 800.000,00 TL'ye tekabül eden çekleri dava konusu ve ekte yer alan faturalarla birlikte, taraflar arasındaki toplam alacak/borç ilişkisi karşılığında oluşan bakiye borcun vadelendirilmesi amacıyla davalıya verdiğini, müvekkili ile davalının karşılıklı olarak anlaşmaları üzerine müvekkili tarafından davalıya ... fatura numaralı, 23.11.2023 tarihli ve 1.000.175,00 TL tutarlı iade faturası düzenlendiğini bu sebeple taraflar arasındaki alacak/borç ilişkisinde indirime gidildiğini, İstirdat talebinin konusu davalı uhdesinde bulunan dava konusu altı (6) adet çeke ilişkin olduğu, ekte sunulmuş olan çek suretlerinden görüleceği üzere, 30.11.2023 tarihli "1" ve "2" numaralı çeklerin vade günleri gelir gelmez bankaya ibraz edildiğini, müvekkili ile davalı arasında yıllara yayılan alım satım ilişkisi çerçevesinde, davalıdan sağlık sektörüne ilişkin ticari alımlar yapan ve bu anlamda borçlanan müvekkili, ... fatura numaralı, 23.11.2023 tarihli ve 1.000.175,00 TL tutarlı iade faturasının kesilmesi ile birlikte davalıya olan cari borcunu bitirmekle kalmamakla alacaklı hale geldiğini, bu nedenle davaya konu altı (6) adet çek yönünden icra takibi başlatılmaması, başlatılan icra takibinin durdurulması yönünde 2004 Sayılı İİK md. 72 uyarınca ihtiyati tedbir verilmesi, çekler yönünden başlatılmış veya başlatılacak olan icra takiplerinin 2004 sayılı iik 72. maddesi uyarınca tedbiren durdurulmasını, bankaya ibrazı halinde karşılıksızdır işlemi görmeden tedbir şerhi işlenerek işlem yapılmasını, davanın kabulüne, ilgili çekler yönünden davalıya borçlu olmadığının ayrı ayrı tespitine, çekin davalı uhdesinde olmasından ötürü çeklerin ayrı ayrı istirdatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; sağlık ürünlerinin alım satımı hususunda anlaşma bulunduğu, müvekkilinin alıcı konumunda bulunduğunu, ticari borcunun karşılığı olarak dava konusu çeklerin keşide edildiğini, bakiye borcun karşılığı olarak verildiğini ancak tarafların karşılıklı anlaşması sonucunda borç ilişkisinde indirime gidildiğini ve müvekkilinin iade faturası düzenlediğini, bu sayede borçlu bulunmak bir yana alacaklı konuma geldiğini, bu nedenle konu çekler sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin iadesi isteminde bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı olduğunu, bu kapsamda ise tarafların tacir ve davanın ticari ilişki kaynaklı bulunduğunun sabit olduğu huzurdaki ticari dava ilgili yasa gereğince kanunun yürürlük tarihinin 01.09.2023 olması karşısında 19.01.2024 tarihinde ikame edilmiş davada arabulucuğa başvuru zorunlu olduğunu, bu zorunluluğa tabi bulunan huzurdaki davada arabuluculuk başvuru ön şartı tamamlanmadığından davanın esasa girilmeksizin dava ön şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının taraflar arasındaki ticari iş kaynaklı olarak borca karşılık verdiğini beyan ettiği çekler sebebiyle borçlu bulunmadığının tespiti isteminde bulunduğunu, söz konusu satım ilişkisi içerisinde alacaklı konumunda bulunan müvekkili davacı tarafından borca karşılık olmak üzere dava konusu vadeli çekler keşide edilerek teslim edildiği, çeklerin borca karşılık verildiği hususu davacı tarafından da açıkça belirtilmekle ticari ilişki içerisinde alıcının davacı olduğu somut olayda dava dilekçesinin incelenmesi suretiyle görüleceği üzere satılan ve ekte bulunan faturalarda yer alan satım ürünlerinin kendisine teslim edilmediği, bu ürünlerin eksik/ ayıplı olduğuna dair bir iddiası bulunmayan davacının çeklerin verildiği ticari ilişki içerisinde karşılıklı indirim konusunda anlaşmaya varıldığı, ertesinde iade faturasının kesildiğini ve böylece borcunun kalmadığını, asıl olan peşin satış olup, peşin satışta aksi yer almadıkça mal ve semenin aynı anda verilmekte olduğunun kabul edildiği, esasen davada ne çeklerin avans olarak verildiği ne ticari ilişki içerisinde satıma konu malların kendisine teslim edilmediği ne de teslim edilen malların eksik ve/ veyahut ayıplı olduğuna yönelik bir iddiası bulunmayan davacının davasında borçlu olduğunu belirtmekle birlikte ticari ilişkide karşılıklı anlaşma sonucunda indirime gidildiğini ve bu anlaşma sonucunda tarafınca iade faturası kesildiği iddiasını dayanak aldığı huzurdaki dava dosyasında dayandığı faturanın iade faturası niteliğinde bulunmadı, kaldı ki salt iade faturası düzenlenmiş olmasının emtianın iade edildiğini kabul etmeye yetmeyeceğini belirtmekle tarafların basiretli tacir yükümlülüğüne tabi olduğu huzurdaki davada müvekkilinin böyle bir indirim konusunda davacı ile anlaşma sağlayarak teslim ettiği ürünlerden zarara uğramak pahasına indirime gittiğini, davacının dilekçesinde yer verdiği suretle bu indirim sonrasında ürün teslim eden müvekkili iken davacının alacaklı konuma getirildiğinin iddia edilmesi hayatın olağan akışı ve ticari teamüller kapsamında kabul edilebilir bir nitelikte taşımadığı, tüm bu nedenlerle davanın usulden reddine, aksi kanaat halinde davanın esastan reddine, haksız ve kötü niyetli şekilde menfi tespit isteminde bulunan davalının alacağın %20sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davacı şirketin, davalıya ... Kasımpaşa Şubesi'ne ait,... Seri numaralı, 100.000 TL bedelli, 30.11.2023 ödeme tarihli, ... Seri numaralı, 100.000 TL bedelli, 30.11.2023 ödeme tarihli,... Seri numaralı, 150.000 TL bedelli, 31.12.2023 ödeme tarihli, ... Seri numaralı, 150.000 TL bedelli, 31.01.2024 ödeme tarihli, ... Seri numaralı, 150.000 TL bedelli, 28.02.2024 ödeme tarihli, ... Seri numaralı, 150.000 TL bedelli, 30.03.2024 ödeme tarihli çekler yönünden borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır. İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas, ...Karar sayılı 04.07.2024 tarihli kararı ile; " davalının ikametgahı itibariyle ilk itirazının haklı ve yerinde görülmüş, davaya bakma yetkisinin İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." şeklinde karar verilerek dosya mahkememize tevzi edilmiş, ... Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Eldeki dava, TTK 4/I maddesi gereğince mutlak ticari dava olup, TTK' nın 5/A maddesi gereğince dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na, 7155 sayılı Kanunun 23. maddesi ile eklenen "dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A maddesinin ilk iki fıkrasına göre; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Somut olayda; açılan menfi tespit davasında dava tarihi itibari ile 7441 Sayılı yasanın 31. Maddesi ile değişik TTK'nın 5/A-2. Maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunludur. Davacı tarafça her ne kadar dava açıldıktan sonra arabuluculuğa başvurularak dava şartının giderildiği beyan edilmiş ise de; arabuluculuk dava şartı eksikliğinin tamamlanabilir ya da giderilebilir dava şartı olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira arabuluculuk, tarafların mahkeme yoluna başvurmadan uyuşmazlıkları bir araya gelerek çözmeleri, bu şekilde daha hızlı ve barışçıl yöntemler ile sonuca ulaşmaları ile mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacı ile getirilmiş alternatif bir çözüm yoludur. Bu nedenlerle zorunlu arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartı giderilebilir dava şartı olarak kabul edilemez. Dava başlangıçta asliye ticaret mahkemesinde açılması nedeniyle Yargıtay ilgili hukuk dairelerince zorunlu arabuluculuğa tabi olmayan davaların görüldüğü mahkemelerde (Asliye Hukuk Mahkemelerinde) açılan ve görevsizlik kararı üzerine asliye ticaret mahkemesine gönderilen davalar yönünden dosya görevli mahkemeye gelmeden evvel, dava açıldıktan sonra zorunlu arabuluculuğa başvuru giderilebilir dava şartı olarak nitelendirilmiştir. Somut olayda, dava Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış ve dava açılış tarihi itibari ile Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan menfi tespit davalarında dava açılmadan evvel zorunlu arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak nitelendirilmiştir. Bu durumun sonradan giderilebilir dava şartı olarak kabul edilmesi halinde zorunlu arabuluculuk uygulamasının etkisinin azalması durumu söz konusu olacağından ve bu konuda yasadaki hüküm emredici olduğundan arabuluculuk dava şartının sonradan giderilebilir dava şartı olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Benzer konuda Diyarbakır ...Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla ) ... Esas, ... Karar sayılı karar ile dava açıldıktan sonra zorunlu arabuluculuğa başvurunun giderilebilir dava şartı olmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine ilgili Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin reddine karar verilmiş ve bu kararın temyizi üzerine Yargıtay .... HD.'nin 02.09.2024 tarih, ...Esas, ... Karar sayılı kararı ile temyiz talebinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi Kararının onanmasına karar verilmiştir. Belirtilen nedenlerle, mutlak ticari dava olan ve asliye ticaret mahkemesinde açılan davada dava tarihinden önce zorunlu arabuluculuk başvuru şartı yerine getirilmediğinden ve bu davada arabuluculuk başvuru şartı sonradan giderilebilen dava şartı olarak nitelendirilemeyeceğinden davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-6102 Sayılı TTK'nın 5/a ve 6325 Sayılı Yasanın 18/A-2. Maddesi uyarınca arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle davanın USULDEN REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 13.662,00 TL harçtan mahsup edildikten sonra artan 13.234,4‬0 TL harcın davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde ayrıca karar yazmaya gerek görülmeden kalan gider avansının yatırana iadesine, Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize yahut başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamını ödemek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/12/2024 Katip ... E-imzalıdır. Hakim ... E-imzalıdır.

Atıf: İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/610, K. 2024/1033, T. 25.12.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-610-e-2024-1033-k-5bfb9d448a27