İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/825 E. 2024/857 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/825
Karar No
2024/857
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2023/825 Esas KARAR NO : 2024/857 DAVA : Sözleşmenin İptali DAVA TARİHİ : 05/10/2023 KARAR TARİHİ: 01/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali Davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; "Halihazırda ...Enerji Mühendislik Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin tek pay sahibi olan davalı... anılan dava konusu şirket yahut başkaca hissedarı olduğu şirketler nezdinde herhangi bir variyeti olmayan, şirket işlerinden de anlamayan ve maalesef diğer davalı...in yönlendirmeleriyle hareket eden 65 yaşındaki annesi, müvekkilin ise kayın validesidir. Davalılar tarafından 31/01/2023 tarih ve... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 881. Sayfasında; davalı..., T.C. İzmir.... Noterliği'nin 30/01/2023 tari... yevmiye sayılı tasdik işlemiyle 25/01/2023 tarihli... sayılı yönetim kurulu kararını ilan ettirilmiş olup, anılan ilanda... Enerji Mühendislik Sistemleri Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin tek pay sahipli bir anonim şirket olduğu ve pay sahibinin de davalı... olduğu bilgisi yer almaktadır. Anılan şirket, müvekkil ile davalı...evlilik birliği içerisinde iken 50.000,00-TL sermayeli olarak, her biri 100,00-TL değerinde ve 250 payı kurucu ortak davalı......'e geriye kalan 250 payı ise davalı......'in müteveffa kız kardeşi ve diğer davalının da kızı olan kurucu ortak...'e ait olarak 12/02/2016 tarihli 9010 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 521. Sayfasında yayınlanarak ticari hayatına başlamıştır....'in vefatı sonrasında ise davalı... veraseten intikal yoluyla şirkette hissedar olmuş,...'in babasının kendisinden daha evvel vefat etmiş olması nedeniyle anılan şirketteki hissesinin yarısı davalı...'e, diğer yarısı ise yine davalı......'e intikal etmiştir. Buna göre davalı......'in anılan şirketteki payı 250'den (%50) 375'e (%75) çıkmış, davalı... de anılan şirketin 125 (%25) payının yeni sahibi olmuştur. Daha sonrasında müvekkil ile davalı......'in evlilik birliği ile ilgili yukarıda izahedilen durumların yaşanması sonrasında, davalı...müvekkil ile evlilik birliği içerisindeyken müteveffa kız kardeşi ile birlikte kurduğu şirketteki %75 oranındaki payının (375 pay) tamamını, miras yoluyla şirkette %25 (125) pay sahibi olan davalı annesine devretmiştir. Nitekim bu devir işleminin temel sebebinin, anılan şirketin, davacı müvekkil ile davalı......'in evlilik birliği içerisinde kurulmuş olmasından ötürü %50 hisseye tekabül eden 250 payın tamamının edinilmiş mal kapsamında kalması ve taraflar arasında boşanma ve katılma alacağı konulu davaların mevcut olması sebebiyle, müvekkilin dava yoluyla talep edebileceği mal varlıklarını kendi uhdesinden muvazaalı olarak kaçırma maksadına dayandığına şüphe bulunmamaktadır. Davalı......, yalnızca anılan şirketteki hisselerini değil yıllardır diğer davalı annesinin kendisini ziyaret dışında asla önünden dahi geçmediği ve faaliyetleriyle de herhangi bir alakasının bulunmadığı başkaca hissedarı olduğu şirketlerdeki (Sistemas A.Ş.) hisselerini de benzer şekilde mal kaçırarak müvekkilin katılma alacağını azaltmak maksadıyla davalı annesi...'e devretmiştir. Halihazırda MERSİS üzerinden tarafımızca yapılan kontrollerden; davalı......'in dava konusu şirketin 06/10/2024 tarihine kadar şirketi münferiden temsile yetkilisi olduğu, aynı tarihe dek de diğer davalı ile birlikte şirketin yönetim kurulu üyeleri oldukları anlaşılmaktadır:ardından anılan şirketteki hisselerini devretmekteki gerçek maksadının müvekkil tarafından ikame edileceği bariz olan katılma alacağı davası nezdinde müvekkilin talep sonucuna ulaşmasını önlemek yani mal kaçırmak olduğu davalı......'in hisselerini devretmek için ihtiyaç, zorunluluk vs. gibi başkaca bir sebebinin bulunmadığı açık bir biçimde anlaşılmaktadır. Müvekkilin, katılma alacağı nedeniyle yasadan kaynaklanan hukuki yararının mevcut olduğu izahtan vareste olup, davalılar arasındaki hisse devrine dayanak olan işlemin her halükarda muvazaalı olduğu bariz bir biçimde ortadadır ve anılan işlemin iptali gerekmektedir. Davalıların, gerçekleştirdiği bu işlemle yalnızca müvekkilin hak ve alacak taleplerini önlemeye çalışmadığı, aynı zamanda dürüstlük kuralına aykırı olan bu işlemle Devletimizi ve kurumlarımızı da yanılttıkları izahtan varestedir. Bir eşin, diğer eşin, mal rejimi tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkını azaltmak ve/veya karşılıksız bırakmak amacıyla muvazaalı olarak yaptığı devirler Borçlar Kanunu m.19 uyarınca kesin hükümsüzdür. Muvazaalı devirlerde, diğer eş malvarlığı rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacağını güvence altına almak amacıyla muvazaaya dayanarak iptal davası açabilir. Aşağıda yer verilen T.C. YARGITAY... HUKUK DAİRESİ E....0 sayılı ve 24.12.2013 tarihli kararı ile eşin bu davayı açmakta hukuki yararı olduğu isabetli bir şekilde belirtilmiştir: "Muvazaa sebebiyle tapu iptali ve tescil davalarının amacı, elden çıkartılan taşınmazın (malların) kayıt maliki eşe döndürülmesi ve mal rejimi davalarında alınacak kararla hüküm altına alınan alacağın tahsilatını kolayca sağlamaya yönelik bulunduğundan davacının bu tür davaları açmakta hukuki yararı bulunmaktadır." Davalı...anılan şirketteki %50 hissesini, davacı müvekkil ile olan evlilik birliği içerisinde edinmiş olduğundan, yukarıda yer verilen emsal Yargıtay kararı da göz önüne alınarak, müvekkilin, anılan şirketin %50 hissesi bakımından huzurdaki işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu sabittir. Bu noktada değinilmesi gereken hususlardan biri de Sayın Mahkemenizin takdirlerinde olacağı üzere; muvazaaya dayalı iptal davası ile tasarrufun iptali davasının birbirinden farklı olduğudur. Zira her iki dava türü de amaçları bakımından benzerlik göstermekle birlikte esasen birbirinden farklı iki hukuki müesseseyi temsil etmektedir. Bu farklılık T.C. YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2016/7005 K. 2018/11233 Sayılı ve 26.11.2018 tarihli aşağıda yer verilen kararında şu şekilde açıklanmıştır: "Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK’nın 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler." Tüm bu hususlarla birlikte anılan işlemin yasanın öngördüğü resmi şekil şartlarını da taşımadığı, devrin usulsüz bir biçimde gerçekleştirildiği kanaatini de taşımakla birlikte, Sayın Mahkemenizce bu hususta da inceleme yapılmasını talep etmekteyiz. Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle, genel hükümler tahtında davalı yanlar arasındaki anılan muvazaalı işlemin iptalini talep etme zarureti hasıl olmuştur. sebeplerle tüm şikayet, tazminat ve sair yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla; İhtiyati tedbir talebimizin kabulü ile; ... Enerji Mühendislik Sistemleri Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin muvazaalı devir işlemi sonrasında halihazırda tamamı davalı...'e ait olan hisselerinden % 50'sine tekabül eden 250 payının devir, temlik veya tasarrufi başka bir işleme konu edilmesinin önlenebilmesi için TEMİNATSIZ İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA ve İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına, Anılan şirketin TAKBİS, GİB, POLNET, SGK, BANKA aktif/ pasif sorgularının yapılarak aktif tüm malvarlıklarının üçüncü kişilere devrinin önlenebilmesi için TEMİNATSIZ İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA ve ilgili kurumlara müzekkere yazılmasına, Ayrıca anılan şirketin kasıtlı olarak zarara uğratılmasının da önüne geçilebilmesi adına anılan ŞİRKETE TEDBİREN KAYYIM ATANMASINA ve İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına, İşbu haklı davamızın kabulü ile davalı...tarafından diğer davalı...'e devri yapılan... Enerji Mühendislik Sistemleri Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin (MERSİS NO...) hisselerinin edinilmiş mal kapsamında kalan % 50'sine tekabül eden 250 payına ilişkin devir işleminin, muvazaa nedenine dayalı olarak iptali ile davalı...adına pay defterine işlenmesine, Tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yanlara tahmiline, Karar verilmesi hususlarında gereğini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz. " şeklinde talep ve dava etmiştir. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında; "Uyuşmazlığın davacı ile davalı...arasında devam etmekte olan boşanma davası ve katılma alacağı kapsamında muvazaalı olarak devri olan şirket hisselerini iptalinin gerekmediği ve davalı Ece'nin annesi adına kayıtlı olan hisselerin davalı...adına kaydının gerekmediği hususuna ilişkin olduğu görüldü." şeklinde belirlenmiştir. Dava TBK’nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir. Muvaza; irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabileceği, böyle bir iddia karşısında aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçların saptanması olduğu, davacı boşanma davası ve şahsi hakkına dayanarak açılan mal rejimi tasfiyesi ile talep edebileceği alacağının tahsilini sağlamak amacıyla eldeki davayı açtığı, devir işleminin iptali ile davalı eşe dönecek şirket hisselerinden alacağını temin etme imkanı olacağından davacının böyle bir davayı açmasında hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Muvazaa nedeniyle açılmış bulunan davanın kanuni dayanağının TBK'nun 19. maddesi olduğundan, davacının boşanma davası devam eden eşi ile diğer davalı arasında gerçekleştiği ileri sürülen muvazaa işleminin davacı yönünden haksız eylem niteliğinde bulunduğuna göre uyuşmazlığın çözüm yerinin genel mahkemeler olduğu, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin işbölümü değil görev ilişkisi olduğu da gözetilerek aşağıdaki karara hükmolunmuştur. (YARGITAY, 17. HD., 2016/19175 E, 2016/12064 K.) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-..Davacının davalıya karşı açmış olduğu dava da HMK 114/1-c,115/2 madddesi gereği Göreve İlişkin Dava Şartı Yokluğu Nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2- HMK'nun 20. maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İZMİR Nöbetçi ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 3- Bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4- Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin Görevli Mahkemede nazara alınmasına, 5- İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbire ilişkin DEĞERLENDİRMENİN GÖREVLİ MAHKEMECE YAPILMASINA, Dair; davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzüne karşı, HMK 341 maddesi gereğince miktar itibariyle Kesin Olarak verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 01/10/2024 Katip ... ¸e-imza Hakim... ¸e-imza

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/825, K. 2024/857, T. 01.10.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-825-e-2024-857-k-de4dd215b469