İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/648 E. 2024/1142 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/648
Karar No
2024/1142
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2023/648 Esas KARAR NO : 2024/1142 DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan DAVA TARİHİ : 03/08/2023 KARAR TARİHİ : 17/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan Davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; ".... Müvekkil ..., bankadan kredi çekmek hususunda, kendisine yardımcı olacağını belirten ve kendini ...Elektronik İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yetkilisi olarak tanıtan... isimli şahıs ile anlaşmıştır.... isimli kişi, müvekkile kredinin çıkması için öncelikle müvekkil aleyhine bir icra takibi yapılacağını, bu takibe önce itiraz etmesi, ardından da bu itirazdan vazgeçmeye ilişkin bir dilekçe vermesi gerektiğini belirtmiştir. Bu görüşmeden birkaç gün sonra... Elektronik İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi alacaklı olduğu İzmir... İcra Müdürlüğü...E. Sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine icra takibi yapılmıştır. Müvekkil, kredi çıkması umuduyla önce takibe itiraz etmiş ardından... isimli şahsın yaptığı baskı, tehdit ve yönlendirmesi nedeniyle icra müdürlüğüne giderek itirazdan vazgeçtiğine ve tüm emekli maaşının kesilmesine muvafakat ettiğine dair belgeyi müdürlük dosyasına sunmuştur. Müvekkilin sunmuş olduğu belge, şirketin yetkilisi tarafından kendisine verilen dilekçe örneğidir. Müvekkilin emekli maaşından başka bir geliri olmadığı gibi, ortalama bir insanın baskı altında olmadan beyan edemeyeceği hususlar icra dairesine bildirilmiştir. Bunun en önemli örneği itiraz sonrasında itirazdan vazgeçilmesi ve maaşının tamamına haciz konulmasına muvafakat etmesidir. Müvekkilin ne kadar geliri olduğu hususunun aydınlatılması amacıyla SGK'ya müzekkere yazılmasını talep ederiz. Ödeme emri incelendiğinde takip dayanağının "firmadan alınan malların bedeli" olarak gösterildiği görülmektedir. Alacaklı şirket hangi tarihte, hangi fatura ile ne tür malların müvekkile teslim edildiğini de açıklamamıştır.Müvekkilin bu şirketten aldığı bir mal veya hizmet de yoktur. Müvekkil tacir olmamakla beraber hiçbir ticari faaliyeti de yoktur. Üzerine kayıtlı herhangi bir işletme veya şirket de bulunmamaktadır. Yapılan icra takibinin müvekkilin duygularını suistimal ederek, hileli davranışlarla müvekkilin iradesini sakatlayarak, müvekkilin zor durumundan yararlanmak suretiyle hile ile kandırarak borç yükleme amacı taşıdığı açıktır. Yapılan icra takibi ile ilgili tarafımızca dolandırıcılık suçundan dolayı suç duyurusunda bulunulmuş olup soruşturma numarası belli olduğunda dosyaya bildirilecektir. Müvekkilin mağduriyetinin artmaması ve geri dönüşü olmayan zararların ortaya çıkmaması adına karar verilene dek İzmir... İcra Müdürlüğü...E. Sayılı dosyasındaki takibin tedbiren durdurulmasını talep ediyoruz. Mahkemeniz aksi görüşteyse icra dosyasına her ay kesilerek gönderilen paranın yargılama bitinceye kadar tedbiren alacaklıya ödenmemesini talep ederiz. Dava öncesinde zorunlu arabuluculuk kapsamında arabulucuya başvurulmuş ancak 24.05.2023 tarihli arabuluculuk son tutanağından görüleceği üzere anlaşma sağlanamamıştır. Son tutanak ektedir. Öncelikle icra takibinin TEDBİREN TEMİNATSIZ ŞEKİLDE DURDURULMASINA, DAVAMIZIN KABULÜ İLE müvekkil aleyhine yapılan İzmir... İcra Müdürlüğü...E. Sayılı dosyasındaki takipte müvekkilin borçlu olmadığını TESPİTİNE, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile tarafımıza ödenmesine karar verilmesini vekaleten talep ederiz." şeklinde talep ve dava ettiği görülmüştür. SAVUNMA : Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. GEREKÇE : Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a, b, c, d, e ve f bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır. TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticarî davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. Somut olayda; Davalının tacir olup olmadığı ve uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olup olmadığının tespiti için Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılmıştır. Gelen müzekkere cevaplarından davacının Potansiyel Mükellef olduğu belirtilmektedir. Eldeki dava Türk Ticaret Kanunu'nda belirtilen mutlak ticari dava niteliğinde de değildir. Davacı tacir olmadığından, davalılardan birinin tacir olması davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesini gerektirmez. TTK'nun 5. maddesine göre davanın mutlak ticari davalardan olması veya her iki tarafın tacir ve açılan davanın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunması halinde açılan davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi içinde olacağı, eldeki dava davacısısın Potansiyel Vergi Mükellefi olduğu, bu durumun davacıyı tacir kılmadığı ve davaya ise ticari nitelik kazandırmadığı, bu nedenle açılan davanın ise ticari davalardan olmadığı, dolayısıyla davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır. (Bkz. Yargıtay 20. HD. 2016/4738 E, 2016/7060 K) Bu nedenlerle; HMK'nın 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.Davacının davalıya karşı açmış olduğu dava da HMK.114/1-c, 115/2 madddesi gereği GÖREVE İLİŞKİN DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2- HMK'nun 20. maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 3- Bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4- Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli Mahkemede nazara alınmasına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 17/12/2024 Katip... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/648, K. 2024/1142, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-648-e-2024-1142-k-ec3dbc5c2d01