İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/412 E. 2024/1153 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/412
Karar No
2024/1153
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/412 Esas KARAR NO : 2024/1153 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/05/2023 KARAR TARİHİ : 19/12/2024 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; Davacıya ait ... Plakalı araç ile... Sigorta Aş sigortalısı...’a ait ... Plakalı araç arasında 31.07.2021 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası gerçekleştiğini, maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağında davacıya ait araca çarpan ...plakalı aracın tam kusuru tespit edildiğini, davalı ... 19.11.2021 tarihinde 1.805,40-TL ödeme yapıldığını, davacıya ait...plakalı araçta değer kaybı olduğunu ve serviste kaldığı süre boyunca kullanılamadığını, davacının uğradığı zararın tanzimi için 15.03.2023 tarihinde davalı şirkete başvuruda bulunulmuşsa da netice alınmadığını, ekspertiz raporu ve değer kaybı raporu uyarınca fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000-TL değer kaybı zararının tazmini için... sayılı arabuluculuk başvurusundan da bir netice alınmadığından dava yolu ile değer kaybının tahsili için mahkemeye başvurulduğunu, sonuç itibariyle şimdilik 20.000-TL (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla) değer kaybının yasal faizi ile davalıdan tahsilini, arabuluculuk sürecinde davalı tarafın anlaşmaması sebebi ile de 2400-TL arabuluculuk vekalet ücreti ile yargılama giderleri ve dava vekalet ücretinin davalı tarafa tahmilini, davanın kabulü ile... plakalı araçta meydana gelen (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 20.000TL değer kaybının yasal faizi ile, yargılama giderleri ve vekalet ücreti, arabuluculuk vekalet ücreti olmak üzere davalı taraftan tahsiline karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; dava yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu, sigorta şirketinin genel merkezi İstanbul Üsküdar olması sebebiyle yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya ilişkin deliller tarafına tebliğ edilmediğini, müvekkili şirket tarafından 19.11.2021 tarihinde ... hesabına 1.805,40 -TL, ...Sigorta A.ş. hesabına 26.11.2021 tarihinde 430,70-TL ve ... Sigorta A.ş. hesabına 26.11.2021 tarihinde 19.234,55-TL ödendiğini, teminat kapsamında değerlendirilmesini talep ettiğini, davacının başkaca hak ve alacağı kalmadığını, kademenin faiziyle birlikte tenzil edilmesini, kabul anlamına gelmemek ile birlikte bakiye çıkması halinde fahiş olmaması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, (fahişlik yargıtay kararlarına göre asıl alacağın %30'unu geçen bakiye olması durumudur.), kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, usule yönelik itirazlarımızın karara bağlanmasını, haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Kaza tespit tutanağı, Sigorta poliçesi, Sigorta Şirketine Başvuru dilekçesi, Arabuluculuk Tutanağı , dekontlar, kaza fotoğrafları, tanık, bilirkişi vs her türlü delil olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 22/12/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...İzmir Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin... E. sayılı dava dosyasında yukarıda arz edilen hususlarla, — Trafik kural ihlali yönünden: * Davalı ...Ş. nezdinde 19.09.2020/2021 tarihleri arasında 6... sayılı ZMS (trafik) poliçesiyle sigortalı ... plakalı 1993 model ...marka kamyonet sürücüsü...'un kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK.nın diği cü kusurlarından 57/C-2 ile ü asli kusurlarından 84/H hükümlerini ihlal ettiği, kazanın oluşumunda üst düzeyde Etken Olduğu, *... plakalı 2017 model ...marka otomobilin maliki ve sürücüsü olan davacı ...'ın kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK.nın diğer sürücü kusurlarından 57/A (Kavşağa yaklaşan sürücüler kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, ...zorundadırlar.) hükmünü ihlal ettiğinden alt düzeyde Etken Olduğu, * Başkaca kazanın oluşumuna katkı sağlayacak etken kişi kurum, kuruluş ve dış etmenler olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. — Değer Kaybı Bedeli Yönünden: * Somut olayda ...plaka sayılı ...1.6 DCI ...PACK X-TRONIC 2017 model aracın 31.07.2023 riziko tarihi itibarıyla dava konusu olaya bağlı olarak piyasa rayiçlerine göre 15.000,00 TL reel değer kaybı meydana geldiği görüş ve kanaatine varılmıştır. Somut olayda davalı ...Ş..nin 15.000,00 TL. olarak hesaplanan değer kaybı bedelinden sigortacısının sorumluluk riski ve K.T.K 85/1 ve 91 kapsamında davalı ... şirketinin sigortalısının kusuru oranında (kusur oranı konusunda takdir Sn. Mahkemenindir) poliçe limitiyle sınırlı sorumlu olduğu, görüş ve kanaatine varılmıştır. Dava dosyasında yer alan belgelerden davalı ... şirketinin elektronik posta adresine 20.10.2021 tarihinde hasar ihbarının yapıldığı, elektronik postaların aynı gün adresine teslim edildiği, bu nedenle davalı ... şirketinin 02.11.2021 tarihi itibarıyla -ödenmeyen borç miktarı bakımından- temerrüde düşeceği ve yasal faiz ödemek zorunda olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Hukuki değerlendirmenin ve nihai kararın takdiri Sn. Mahkemeye ait olmakla tespit, görüş ve kanaatimizi saygılarımızla arz ederiz..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan 12.08.2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; ".... plakalı aracın sürücüsü...n % 75 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. ...plakalı aracın sürücüsü davacı ... ın % 25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Davaya konu... plakalı araçta meydana gelen değer kaybının 20.000 TL olduğu kanaatine varılmıştır. bilgilerinize saygıyla arz olunur..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 16/04/2024 tarihli rapora göre; "..-Davacı sürücü ...'ın, %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, -Sürücü ...'un, %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, -Dava konusu otomobilde 10.000,00 TL değer kaybı oluştuğu kanaatini bildirir müşterek rapordur..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan değer kaybı zararının tahsili talepli maddi tazminat davasıdır. 2-Dava konusu uyuşmazlık davacıya ait ... plaka sayılı araç ile davalı nezdinde KZMMS sigorta poliçesiyle sigortalı olan... plaka sayılı araç arasında gerçekleşen 31/07/2021 tarihli trafik kazasında kusur dağılımı, kaza nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasarın onarımı sonrası aracın değer kaybı zararı oluşup oluşmadığı ve zarar mevcut ise karşılanması noktalarında toplanmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun; 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir. Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış, -Fiilin hukuka aykırı olması -Zararın meydana gelmesi, -Kusur, -Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır. Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır. 3-Dava konusu uyuşmazlıkta davalının zarar veren aracın sigortacısı olan... Sigorta A.Ş. Olduğu ve uyuşmazlıkta sigorta hukuku uygulanacağı, bu haliyle uyuşmazlığın çözümünde Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen sigorta hukukunun uygulanacak olması nedeniyle mutlak ticari dava niteliğinde olduğu ve bu itibarla uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesi görev alanına girdiği değerlendirilmiştir. 4-Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir. Somut olayda, davalı ...Ş.'nin ... plaka sayılı aracın 19/09/2020-19/09/2021 tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesi ile sigortacısı olduğu, kaza tarihi 31/07/2021 itibariyle davalı ... şirketinin poliçeden kaynaklanan sorumluluk üst sınırının 43.000,00-TL olduğu görülmüştür. Davalı tarafça süresinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunulmuş ise de dava konusu kazanın İzmir ili Buca ilçesinde meydana geldiği, 6100 sayılı HMK'nın 16/1. Maddesi uyarınca haksız fiilden kaynaklanan davalarda haksız fiilin meydana geldiği yer mahkemesinin yetkili mahkemelerden sayıldığı, Buca ilçesi mahkememiz yargı çevresi içerisinde bulunduğundan davanın mahkememizce açılabileceği gözetilerek yetki itirazının reddine karar verilmiştir. 5-Haksız fiil sorumluluğunun tespiti bakımından öncelikle zarara sebebiyet veren trafik kazasının gerçekleşmesinde tarafların kusur durumlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkememizce kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamında toplanan deliller çerçevesinde kusur durumlarının ve kural ihlallerinin tespiti için adli trafik bilirkişiden rapor alınmış, dosyaya sunulan 22/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu trafik kazasının oluşumunda davalının sigortalısı aracın dava dışı sürücüsü ...'un kazanın oluşumunda KTK'nın 57/c-2 maddesini ihlal ettiği ve üst düzeyde etken olduğu, davacı araç sürücüsünün ise KTK'nın 57/A maddesini ihlal ederek kazaya alt düzeyde etken olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora karşı taraflarca itirazda bulunulması üzerine mahkememizce ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur raporu alınmış, dosyaya sunulan 16/04/2024 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda davacının %25 oranında ve davalının sigortalısı araç sürücüsü dava dışı ...un %75 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. Rapora karşı davacı vekilinin ve davalı vekilinin ayrı ayrı itirazlarda bulunduğu görülmüş, dosyaya sunulan kusur değerlendirmeleri arasında çelişki oluştuğu gözetilerek çelişkiyi giderir rapor alınması için İTÜ Trafik Kürsüsü öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinden kusur raporu alınmıştır. Dosyaya sunulan 12/08/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda, ATK Trafik İhtisas Dairesi görüşüne uygun olarak davalının sigortalısı araç sürücüsü ...un %75 oranında ve davacının %25 oranında kusurlarıyla kazaya sebebiyet verdikleri yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora karşı her iki taraf vekilinin ayrı ayrı itirazları bulunmakta ise de, dosyaya sunulan raporların iştirakle davacının %25 ve davalının %75 oranında kusurlu bulundukları yönünde görüş bildirdikleri, her iki tarafın da kabulünde olan kaza tespit tutanağında yer alan kaza oluş şekline göre davalının sigortalısı araç sürücüsünün sağdan gelen davacıya ait araca ilk geçiş önceliğini vermesi gerektiği halde bu kurala riayet etmemesi nedeniyle asli kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsünün ise geçiş önceliği kendisine ait olmakla birlikte kavşağa girmeden önce hızını azaltarak kazayı önleyebilecek gerekli tedbirleri(fren, ikaz vb.) alabileceği halde hızını düşürmeksizin kavşağa girmiş olması nedeniyle tali düzeyde kusurlu oldukları, kusur dağılımının ağırlıklarına göre %75 ve %25 oranındaki kusur dağılımı mahkememizce de uygun bulunmakla davalının sigortalısı araç sürücüsünün %75 oranında ve davacının %25 oranında kusurlu oldukları kabul edilmiştir. 6-Davacının kaza sonucu oluşan değer kaybı zararının tespiti için otomotiv konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmış, dosyaya sunulan 22/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle davacıya ait aracın hasarın onarımın ekonomik olduğu, aracın kaza sonrasında 15.000,00-TL değer kaybına uğrayacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporuna karşı taraf vekillerinin ayrı ayrı itirazda bulundukları görülmüş, mahkememizce itirazları karşılar farklı bir rapor alınması için dosya ATK Trafik İhtisas Dairesi'ne tevdi edilmiştir. ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 16/04/2024 tarihli raporunda ise davacıya ait aracın onarımının ekonomik olduğu ve 10.000,00-TL değer kaybı zararı oluştuğu yönünde görüş bildirilmiştir. ATK Raporuna karşı davacı vekilinin ve davalı vekilinin ayrı ayrı itirazlar sundukları görülmüş, dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve davacı tarafça dava dilekçesi ekinde yer alan uzman görüşü arasında çelişkiler oluştuğundan çelişkiyi giderir rapor alınması için dosya İTÜ Trafik Kürsüsü öğretim üyelerinden oluşan heyete tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 12/08/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda davacıya ait aracın onarımının ekonomik olduğu ve aracın kaza sonrasında 20.000,00-TL değer kaybına uğradığı yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora karşı her iki taraf vekilinin itirazları bulunmakla birlikte, davacıya ait aracın marka, model ve segmenti, kullanım ömrü ve km'si dikkate alındığında kaza tarihi itibariyle onarım gören parçaları nedeniyle rayiç değerine göre 20.000,00-TL değer kaybına uğramasının makul ve muhtemel göründüğü dikkate alınarak 12/08/2024 tarihli heyet raporu hükme esas alınmış ve kaza nedeniyle davacıya ait aracın 20.000,00-TL değer kaybına uğradığı kabul edilmiştir. 7-Davalının sigortalı araç sürücüsünün kazanın gerçekleşmesinde %75 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiş olup davalı gerçekleşen 20.000,00-TL değer kaybı zararının 15.000,00-TL'sinden sorumludur. Dava öncesinde davalı şirket tarafından davacıya 1.805,40-TL kısmi ödeme gerçekleştirilmiş olup davalı şirketin bakiye değer kaybı zararı sorumluluğunun 13.194,60-TL olduğu tespit ve kabul edilmiştir. 8-Davacı tarafça dava 20.000,00-TL üzerinden ikame edilmiş ise de davalının kusura dayalı sorumluluğunun 15.000,00-TL olduğu ve bakiye sorumluluğunun kısmi ödeme sonrası 13.194,60-TL olduğu gözetilerek davanın kısmen kabulüne ve 13.194,60-TL'nin davacıya verilmesine karar verilmiştir. Dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmakla birlikte faizin başlangıç tarihinin gösterilmediği görülmüştür. Yerleşik yargısal uygulamada faiz talep edilmekle birlikte faiz başlangıcına ilişkin ayrıca bir tarih gösterilmemesi halinde dava tarihinden itibaren faiz talep edildiği kabul edilmektedir. Somut uyuşmazlıkta her ne kadar dava öncesi sigorta şirketi yazılı başvuru yoluyla temerrüde düşürülmüş ise de dava dilekçesinde faiz başlangıcına ilişkin dava öncesi bir tarih talebinde bulunulmadığı gözetilerek dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiştir. Davalı ... şirketinin dava öncesi davacıya ait aracın onarımı hususunda 430,70-TL ve 19.234,55-TL, ayrıca değer kaybı için 1.805,40-TL ödeme yaptığı, davalının toplam ödemelerinin 21.470,65-TL olduğu ve davalının poliçe limiti olan 43.000,00-TL'den bakiye 21.529,35-TL sorumluluk limitinin bulunduğu ve mahkememizce hüküm altına alınan 13.194,60-TL değer kaybı zararının poliçe limitleri dahilinde kaldığı gözetilerek davalının sorumluluğunun poliçe limitinden dolayı ayrıca sınırlandırılmasına gerek görülmemiştir. 9-Davacı tarafça, arabuluculuk aşamasında davacının temsil edilmesi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmesi talep edilmiş ise de, A.A.Ü.T. 16/2. Maddesi uyarınca arabuluculuk vekalet ücretine hükmolunması talep edilmiş ise de bahsi geçen düzenlemede açık bir şekilde "akdi avukatlık ücretinin" düzenlendiği, akdi avukatlık ücreti ile tarafın kendisi ile vekili arasındaki ücrete ilişkin asgari ücretin belirlenmiş olduğu, bu ücretin karşı tarafa yükletileceğine dair bir değerlendirme yapılamayacağı gözetilerek arabuluculuk vekalet ücreti takdir edilmemiştir. 10-Her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar sayılı ilamı) Eldeki davada, dava öncesi davalı ... şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı) Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir. Mahkememize arabuluculuk ücretinin davacıya yükletilmesine dair verilen kararların hemen hemen tamamında tashih ve tavzih talebinde bulunulduğu müşahade edilmekle, verilen kararın bir hata veya eksiklikten kaynaklanmayıp Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına dayandığı, karar hukuken hatalı olsa dahi bir maddi hatadan kaynaklanmayan hukuki görüşe dayalı yargılama giderine ilişkin kararın tashih veya tavzih yoluyla değiştirilemeyeceği, kaldı ki mahkememizin bu husustaki görüşünün net olarak gerekçeleriyle birlikte gerekçeli kararlarda ifade edildiği, buna rağmen yoğun bir şekilde bu hususta tashih ve tavzih taleplerinin mahkememize iletildiği, karara karşı kanundan kaynaklanan usuli yollara başvurmanın tarafların hak ve seçimine bağlı olduğu ancak mezkur konudaki tashih ve tavzih taleplerinin gereksiz bir yargılama gideri ve emek kaybına yol açtığı sıklıkla görülmekle bu hususta gerekçeli kararda ayrıca şerh düşülmesinde fayda bulunduğu değerlendirilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 13.194,60-TL bakiye değer kaybı zararının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlasına dair istemin reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 901,32-TL harçtan peşin olarak alınan 341,55-TL harcın mahsubu ile bakiye 559,77-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 13.194,60-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden davalı yararına takdir edilen 6.805,40-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 341,55-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça sarf edilen 179,90-TL başvuru harcı, 710,00-TL posta ve tebligat ücreti, 12.400,00-TL bilirkişi ücreti, 5.750,00-TL Adli Tıp Kurumu Fatura bedeli toplamı 19.039,9‬0-TL yargılama giderinin, davanın ret yada kabul oranına göre takdiren 12.561,19-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 8-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, dava değerinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesinde gösterilen İstinaf kanun yolu başvuru sınırının altında kalması nedeniyle kesin nitelikte olduğu ve kanun yoluna başvurulamayacağı açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/412, K. 2024/1153, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-412-e-2024-1153-k-26ce321108b4