İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/366 E. 2023/1008 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/366
- Karar No
- 2023/1008
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/366 Esas KARAR NO : 2023/1008 DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 28/04/2023 KARAR TARİHİ : 14/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili İzmir ili Bayraklı İlçesinde 28/08/2022 tarihinde kendisine ait ... plakalı aracı ile davalı ...'a ait ... plakalı araç ile çarpışması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespti tutanağında da görüleceği üzere davalı ...'in ters istikamette gitmesi sebebiyle tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, aracın tamir süresinin 2 ay sürdüğünü, bu süreç sonunda davalı sigorta şirketi müvekkilinin beyanına göre tamir bedeli olarak 54,500-TL ödeme yaptığını, Edremit ... Sulh Hukuk Mahkemesinin... değişik iş sayılı dosyasında yapılan tespitte araçtaki değer kaybının 12.500,00-TL olduğunu, hasar gören aracın onarımını orjinal parçalar yerine yan sanayi, eşdeğer veya çıkma parçalarla yapılması neticesinde orjinal parçalarla onarım bedeli arasındaki fark sebebiyle de hasar değer kaybının ortaya çıktığını, Edremit... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... değişik iş sayılı dosyasında yapılan tespitte hasar değer farkı olarak 10.035-TL değer kayıp bedeli olarak belirlendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davamızın kabulüne, araç değer kaybı yönünden 12.500-TL yan sanayi ürünler ile orijinal ürünler arasındaki fark değer kaybı için 10.035 TL olmak üzere toplam 22.535,00-TL değer kaybı tazminatının davalılardan alınarak müştereken ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, aracın tamir süresince kullanılmamasından kaynaklı araç mahrumiyet bedeli yönünden ise 11.852,50-TL'nin davalı ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilemesini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketi nezinde gerekli araştırmaların yapıldığını, uyuşmazlığın... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigorta teminatı altına alınan ... plakalı aracın, kazaya karıştığı araçta meydana geldiği iddia edilen maddi hasarın bedeli talebiyle ilişkin olduğunu, davacının taleplerinin haksız ve mesnetsiz olup davanın reddi gerektiğini, huzurdaki uyuşmazlık konusu hasara ilişkin tanzim edilen kaza tespit tutanağı gereğince, müvekkili şirket nezdinde sigortalı araç ile davacı tarafın aracın çarpışması sonucu kazanın meydana geldiği belirtildiğini, söz konusu hasar sonucu davacının aracında meydana gelen hasar bedelinin tazmini talepli müvekkili şirkete ihbar yapıldığını ve söz konusu ihbar üzerine müvekkili şirket nezdinde ... numaralı hasar dosyalarının açıldığını ve incelemelerin başlatıldığını, hasar dosyasının açılmasını takiben müvekkili şirketçe hasar onarım bedelinin tespiti için yapılan incelemeler neticesinde ... plakalı araçta ekte yer alan eksperin raporuna göre hasar meydana geldiği tespit edildiğini, belirlenen 54.550,00-TL araç onarım bittikten sonra 31/010/2022 tarihinde ödenmiş olup araç onarımının tamamlandığını belirterek davacının talepleri hakkında haksız ve mesnetsiz olmakla birlikte davacının yasa, usul ve genel şartlara aykırı taleplerinin reddine karar verilmesine ve müvekkili şirket lehine vekalet ücreti tayin edilmesini talep etmiştir, Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; trafik kazası sonrası oluşan değer kayıpları “maddi zarar” kapsamında olduğunu, bu sebeple ZMSS teminatları bu zararları da kapsadığını, müvekkilinin aracı Sompo Sigorta Anonim Şirketi tarafından ... poliçe nolu sigorta poliçesi kapsamında teminat altında olup, oluşan zarardan müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu kapsamda tarafımıza yöneltilen hiçbir alacak iddiasını kabul etmediklerini, davalı tarafından araçta toplam 22.535 TL değer kaybı meydana geldiğinden bahsedilmiş ise de söz konusu rakam delil tespiti dosyasından davacı tarafından alınan bilirkişi raporuyla hesap edilmiş olup söz konusu bilirkişi raporuna tarafımızca itiraz edilmiş olup bu anlamda kesin bir rapor hükmü taşımadığını, zira bilirkişi raporuna itiraz dilekçemizde de belirttiğimiz üzere söz konusu rapor her yönü ile eksik olduğunu, bu anlamda hüküm kurmaya elverişli olmadığının açık olduğunu, söz konusu değer kaybının hesabında bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaların gerçeklikten uzak olduğu, hasar bedelinin 2022 yılı baz alınarak hesaplanması gerekirken tespit yapılan tamir işçilik ve parça temini masrafları dönemin piyasa koşullarının üzerinde olduğunu belirterek resen tespit olunacak diğer sebeplerle ortaya çıkan zararın giderilmesi noktasında tüm sorumluluğun sigorta şirketine ait olması göz önünde bulundurularak iş bu davanın müvekkili yönünden reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, trafik kazası nedeniyle, değer kaybı ve hasar bedeli ve ikame araç tazminatı istemine ilişkindir. Davacı 28/08/2022 tarihli trafik kazasında ... plakalı aracın işleteni olup, davalı ... ... plakalı aracın sürücüsü, sigorta şirketi ise aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir. KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde mahkememizce ilk celse davacı vekiline verilen kesin sürede noksanlık ikmal edilmemiş ise de, davalılardan sigorta şirketi cevap dilekçesinde hasar dosyasının açıldığını ve ödeme yapıldığını belirttiğinden başvuru şartının yerine getirildiği kanaatine varılmıştır. Davalı ... tarafından arabuluculuk dava şartının kendileri yönünden gerçekleşmediğine ilişkin dava şartı itirazları değerlendirildiğinde; Müteselsil sorumlu davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması ve HMK'nın 58.maddesinde değinildiği gibi ihtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsız olmasına göre, her bir davalı yönünden açılan davanın zorunlu arabulucu kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Sigorta şirketi dışındaki diğer davalılar hakkındaki dava, mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmamakla, ticari davalarda, davalar açılmadan önce zorunlu arabulucuya başvuru dava şartı olan, zorunlu arabuluculuğa ilişkin yasa hükümleri bu davalılar yönünden uygulanamayacaktır. Zamanaşımı defi değerlendirildiğinde; 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Davaya konu trafik kazası 28/08/2022 tarihinde meydana gelmiş, olayın, maddi hasarlı trafik kazası olması nedeniyle, uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bu itibarla, davaya konu talepler yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup, dava dilekçesine konu edilen maddi tazminat taleplerinin, 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Kaza tarihinin 28/08/2022, arabulucuya başvuru tarihinin 07/12/2022, dava tarihinin 28/04/2023 olduğu görüldüğünden davaya konu tazminatın 2 yıllık süre içerisinde talep edildiği görülmüştür. TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce de 21/09/2023 tarihli celse 2 nolu ara karar gereğince; dosyanın resen seçilecek bir otomotiv ve bir trafik bilirkişisine tevdine karar verilmiş, bilirkişilere ayrı ayrı 2.000-TL olmak üzere 4.000-TL ücret takdire edilmiş, dosyada var olan 888,25- TL gider avansından başka iş ve işlemlerden kullanılması gereken masraflar mahsup edildikten sonra kalan 3.550.00-TL bilirkişi ücretinin karşılanması için davacı vekiline 2 hafta kesin mehil verildiği, kesin mehile karşı davacı vekilinin delil avansını yatırmadığı ve bu sebeple bilirkişi raporunun alınamadığı görülmüştür. HMK'nın 266. ve takip eden maddeleri uyarınca, çözümü özel ve teknik bilgiye dayanan konularda ihtisas sahibi kişilerin vereceği rapor esas alınarak hüküm kurulması gerekir. Sonucu açık ve belli durumlar ayrık olmak üzere, trafik kazalarında kusur oranının, hasar tespitinin ve hak mahrumiyeti bedelinin de uzman bilirkişi aracılığıyla yapılmalıdır. Zira somut olayda kusur durumu ve tazminat bedelinin hesaplanması teknik ve özel bilgiyi gerektiren konulardandır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir ve işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir. Hakimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, 6100 sayılı Kanunun 90/2’nci maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. (HMK m.94/2, HUMK m.159). Hakimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması (HUMK m.163, c.4, HMK 94/2); ya da hakimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir. Hakimin tayin ettiği bu ilk sürenin kesin süre olarak hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının kanuna ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir. Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Başka bir deyişle; ister kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan 6100 sayılı Kanunun 94’ücü maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hâkim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hâkimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hâkimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hâkim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/02/1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22/11/1972 gün 8/832, 935; 13/10/2010 gün 2010/17-510-485; 28/04/2010 gün 2010/2-221-241; 28/03/2012 gün 2012/19-55-2012-249; 12/12/2012 gün 2012/9-1202-1218 sayılı kararları). Somut olayda, mahkememizce 21/09/2023 tarihli celse 2 nolu ara karar gereğince; dosyanın resen seçilecek bir otomotiv ve bir trafik bilirkişisine tevdine karar verilmiş, bilirkişilere ayrı ayrı 2.000-TL olmak üzere 4.000-TL ücret takdire edilmiş, dosyada var olan 888,25- TL gider avansından başka iş ve işlemlerden kullanılması gereken masraflar mahsup edildikten sonra kalan 3.550.00-TL bilirkişi ücretinin karşılanması için davacı vekiline 2 hafta kesin mehil verildiği, ihtaratın celsede hazır bulunsn vekile tefhim ile yapılmış olmasına karşılık süresi içerisinde bilirkişisi delil avansı yatırılmamıştır. Bu nedenle, kesin sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edileceğinden ve Hâkimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmayacağından, kesin süre tarafların yanında hâkimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hâkim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekeceğinden çözümü teknik bilgiyi gerektirir somut uyuşmazlıkta bilirkişi delil avansı süresinde yatırılmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken karar ve ilam harcının (269,85 TL) başlangıçta yatan peşin harçtan mahsubuna, 3-Davacı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca değer kaybı ve hasar bedeli yönünden takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca ikame araç bedeli yönünden takdir edilen 11.812,50 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak ismi belirtilen davalıya verilmesine, 6-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 7-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/12/2023 Katip ... E imza Hakim ... E imza