İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1096 E. 2024/595 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1096
- Karar No
- 2024/595
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1096 Esas KARAR NO : 2024/595 DAVA : Tazminat (Munzam Zarar) DAVA TARİHİ : 28/12/2023 KARAR TARİHİ : 27/06/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Munzam Zarar) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., davalı...Osaka İnşaat ve Tic. A.Ş.'nin %33 hissesine sahip ortağı iken, şirketin diğer ortakları hileli ve suç teşkil eden işlemlerle şirket mallarını yakınları üzerine devretmeye başladıklarını, bunun üzerine müvekkili ...'ın haklı nedenlerle şirketten ayrılmak ve şirketteki hisse değerinin ödenmesi için...Osaka A.Ş ye karşı 04.12.2012 tarihinde İzmir.... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... E. ile dava açtığını, açılan bu dava ile birlikte şirkete ait taşınmazların üzerine ihtiyati tedbir kararı konulmasına talep ettiklerini, davanın görüldüğü İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ihtiyati tedbir kararı verilerek,...Osaka İnşaat ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı taşınmazların 3. Kişilere devrinin önlenmesi verildiğini, ihtiyati tedbir kararını hiçe sayan şirket yetkilileri, ihtiyati tedbir kararı tapuya ulaşmadan önce 1-2 gün içinde şirkete ait tüm taşınmazları yakınları adına muvazaalı bir şekilde devrederek şirketi tamamen boşaltmış gösterdiklerini, ortaklıktan çıkma davasının müvekkili lehine sonuçlandığını, müvekkili ...'ın %33 lük hisse payının değeri ödenerek, haklı nedenle şirketten ayrılmasına karar verildiğini, kararda 1.479.417,24 TL ayrılma payının dava tarihinden itibaren faizi ile davacı ...'a ödenmesine karar verildiğini, İzmir 10. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının hisse değerinin hesabında hata yapıldığı gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulduğunu, bozma sonrası da İzmir.... Asliye Ticaret Mahkemesi kapatıldığı için, yargılamaya İzmir... Asliye ticaret Mahkemesinin...Esas sayılı dosyası ile devam edildiğini, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyasından 02.11.2018 tarihinde 921.854,98 TL asıl alacak ve bu alacağın 04.12.2012 tarihinden itibaren faizi ile müvekkile ödenmesine karar verildiğini, alacak için İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Takip sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, 04.08.2014 tarihinde asıl alacak, yargılama gideri ve faizi ile birlikte müvekkilin toplam alacağı (icra harç masrafları ve icra vekalet ücreti hariç) 1.507.994,07 TL olup, bu miktar için borçluya icra emri gönderildiğini, ödeme emri süresi geçip borç ödemediğinden haciz işlemine başlandığını, bu kapsamda tapu ve trafiğe haciz müzekkereleri gönderilmiş, şirket merkezinde haciz işlemi yapılmış ancak şirketin borcu karşılayacak mal varlığı olmadığı tespit edildiğini, şirkete ait sadece üç taşınmaz bulunduğunu ve haczedildiğini, ancak bu 3 taşınmaz üzerinde, taşınmaz değerini aşan ipotekler bulunduğunu, müvekkilinin sahibi olduğu... İnşaat San ve Tic. Ltd. Şti adına çekmek zorunda kaldığı krediler nedeniyle bankalara ödediği faiz 2012-2023 yılları arasında 3.794.000 TL'ye ulaştığını, müvekkilinin mahkeme kararı ile belirlenen ve icra takibine konu alacağının davalı borçlu tarafından ödenmeyerek temerrüt oluşturduğunu, davalı borçlunun temerrüdü nedeniyle , müvekkilinin uğradığı ve temerrüt faizi ile karşılanamayan munzam zararı oluştuğunu, belirterek davamızın HMK madde 07'de düzenlenen belirsiz alacak davası olarak açılmış olup, bildirilen asgari değer üzerinden, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere, şimdilik 10.000,00 TL munzam zararın faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya dava dilekçesi ve duruşma gününün usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davaya cevaplarını bildirmediği anlaşılmıştır. Dava, munzam zarar istemine ilişkindir. Davacı vekili alacağın geç tahsilinden kaynaklı davalı borçlunun temerrüdü nedeniyle müvekkilinin uğradığı ve temerrüt faizi ile karşılanamayan munzam zararı oluştuğunu ayrıca müvekkilinin sahibi ve tek ortağı olduğu şirket adına krediler çekildiğini belirtilerek davanın kabulünü talep etmiştir. Somut olaya uygun Yargıtay Hukuk Genel Kurulu' nun 2021/11-938 Esas ve 2022/401 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere munzam zararda önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin alacaklı tarafça ispatıdır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816). Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez. Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi tarafından munzam zararda somut delilin aranmayacağı, enflasyon nedeniyle zararın doğduğu yönünden kararlar verilmiş ise de; Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararlarının başvuru yapılan dosyaya özgü olduğundan mahkememizce emsal olarak dikkate alınmamıştır Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönünde olduğundan, başka bir anlatımla davacı tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmadığından, açılan davada munzam zarara ilişkin sadece, ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle meydana gelen zarar miktarının arttığı faraziyeye dayalı olarak aşkın (munzam) zararın ortaya çıktığı ileri sürüldüğünden TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemeyeceğinden ayrıca faizi aşar miktarda zararın oluşmadığı kanaatine varılarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin de istikrar bulmuş emsal kararları da (2022/874 Esas, 2023/3446 Karar - 2021/6204 Esas, 2023/1610 Karar) dikkate alınarak, ayrı bir tüzel kişiliği bulunan şirket adına çekilen krediler nedeniyle de zarar talep edilemeyeceğinden munzam zarara ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, HUAK MADDE 18/A-11 UYARINCA DAVALI TARAFA OTURUMA KATILIM SAĞLAMADIĞINDAN (Anayasa Mahkemesi' nin 2023/160 Esas, 2024/77 Karar sayılı 14/03/2024 tarihli kararı dokuz ay sonra yürürlüğe gireceğinden) 2-Alınması gereken karar ve ilam harcının (427,60 TL) başlangıçta yatan peşin harçtan mahsubuna, eksik kalan 86,05 TL harcın davalıdan alınarak Haziye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 341,55 TL mahsup edilen peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı ve 47,75 TL posta ve diğer giderler olmak üzere toplam 659,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 5-Davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/06/2024 Katip... E imza Hakim... eimza