İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1091 E. 2024/839 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1091
- Karar No
- 2024/839
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1091 Esas KARAR NO : 2024/839 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/12/2023 KARAR TARİHİ : 26/09/2024 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı arasındaki ürün alım satımına ilişkin ticari bir faaliyet neticesinde, davalının faturaya dayalı bakiye cari hesap nedeniyle davacı şirkete 3.310,15-TL borcu bulunduğunu, müteaddit uyarılara rağmen borçlu davalının, cari hesabındaki faturaya dayalı borçlarını ödememesi neticesinde, davacı şirket alacağının tahsili amacıyla İzmir... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu icra takibi başlatıldıktan sonra yasal süresi içinde haksız ve mesnetsiz olarak borca ve tüm ferilerine itirazda bulunduğunu, itiraz nedeniyle takip durdurduğunu, taraflar arasındaki takibe konu alacak-borç ilişkisi, ürün alım satımı nedeniyle kurulan ticari bir faaliyet olup, resmi kayıtlara ve faturaya dayalı bulunduğunu, taraflar arasındaki ticari faaliyete ilişkin fatura ve cari hesap dökümü incelendiğinde davalının davacı şirkete borçlu olduğu görüldüğünü, borçlu itiraz dilekçesinde her ne kadar borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini belirtmişse de, takibin açılan tarihine kadar olan 158,36-TL işlemiş faiz alacağımızdan feragat ettiğini, bu nedenle is bu davamızda asıl alacak miktarı üzerinden harca esas değer beyan edildiğini, alacak miktarının ticari bir isten kaynaklanması sebebiyle takip talebinde istenilen faiz oranı ise yasal ticari faiz olduğunu, dava şartı arabuluculuk kapsamında arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, alacağının tahsilini temin için davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptal edilerek icra takibinin devamına karar verilmesi için is bu davayı açmak zorunluluğu doğduğunu, kötü niyetli ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik itiraz nedeniyle davalıların %20den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ettiğini, yukarıda izah edilen nedenlerle, davalı borçlunun İzmir... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasındaki orca ve ferilerine yönelik yapmış olduğu itirazın iptal edilerek takibin 3.310,15-TL üzerinden devamını, davalı borçlunun itirazının haksız ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik, kötü niyetli olması sebebiyle %20 icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalıya, dava dilekçesinin ve tensip zaptının tebliğ edildiği ancak davaya cevap vermediği görülmüştür. DELİLLER: Fatura ve cari hesap dökümü, İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası, bilirkişi incelemesi, müvekkile ait ticari defter ve kayıtlar, arabuluculuk tutanağı suretleri delil olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 01/08/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "... Dava dosyası ve ekleri ile davacıdan temin edilen mali veriler üzerinde yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler neticesinde, aksi delil ve belgelerle ispat edilmediği sürece aşağıdaki görüşlere ulaşılmıştır; RAPORUN V. BÖLÜMÜNDE DETAYLANDIRILDIĞI ÜZERE; DAVACI TARAF AÇISINDAN DAVACI FİRMAYA AİT TİCARİ DEFTERLER, DAVALI ŞİRKET AÇISINDAN -2023 YILI İLE İLGİLİ OLARAK İNCELENDİĞİNDE; • 2023 yılında E-Deftere tabi olduğu tespit edilmiş olup, Yevmiye ve Defter-i Kebir defterlerinin E-Defter uygulamasında Noter açılış ve kapanış tasdiki uygulaması olmadığı, • 2023 yılına ait Envanter defterinin açılış tasdikinin yasal süresi içerisinde yaptırıldığı, Davacının 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun kayıt usullerine ilişkin vecibeleri yerine getirmiş olduğu; söz konusu kayıtların 6100 sayılı HMK m.22 2/2’ye göre delil niteliğine haiz olup olamayacağının takdiri Sayın Mahkeme’nize ait olduğu, - 2023 YILI İLE İLGİLİ OLARAK; - Davacının davalıya KDV dahil olmak üzere 12 adet fatura karşılığında 35.768,31 TL tutarlı mal/hizmet faturası düzenlediği, - Dava konusu edilen 22.08.2023 tarih ... nolu kdv dahil 3.310,10 TL tutarlı faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, - Davalının banka kanalı ile davacıya 3 adet işlem karşılığında toplamda 32.458,06 TL ödeme işlemi gerçekleştirdiği, - İlgili yıl cari hesap bakiyesinin 3.310,15 TL Borç Bakiyesi Verdiği (HESAP SAHİBİNİN BORÇLU OLDUĞU), - Söz konusu hesap bakiyesinin 128.100.200 nolu hesaba virmanlandığı, - Davalının, dava tarihi olan 27.12.2023 tarihi itibariyle cari hesap bakiyesinin 3.310,15 TL Borç Bakiyesi Verdiği (HESAP SAHİBİNİN BORÇLU OLDUĞU), Tespit edilmiş olup, Takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Bilirkişiliğimiz tarafından düzenlenen iş bu Bilirkişi Raporu Sayın Mahkemenize arz olunur..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, satış sözleşmesi ilişkisinden dolayı düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. 2-Davacı vekili dava dilekçesinde taraflar arasında alım-satım ilişkisi bulunduğunu, davacının satışını gerçekleştirdiği ürünler nedeniyle düzenlediği fatura bedellerinden oluşan cari hesap ilişkisi sonucu davacının takip konusu alacak miktarı kadar alacağının mevcut olduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek asıl alacak yönünden yapılan itirazın iptaline ve %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3-Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür. 4-Dava konusu alacak faturaya dayanmakta olup, dava konusu icra takip dosyasının incelenmesinde davacının takipte açık hesap alacağına dayandığı, dava dilekçesinde de açık hesabı oluşturduğu görülen faturalara dayanıldığı anlaşılmıştır. 5-Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir. Mahkememizin 19/04/2024 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı ile her iki tarafa ticari defter ve belgelerin ibrazı hususunda süre verilmiş, bu hususta ihtarlı davetiye ile davalıya tebligat çıkartılmış, duruşma zaptının ve ihtarlı davetiyenin davalıya tebliğ edildiği ancak davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmüştür. Davacı şirkete ait ticari defterler bilirkişi incelemesine sunulmuş ve üzerinde takip konusu faturalara ilişkin inceleme yapılmıştır. 6-Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının SMMM Bilirkişi aracılığı ile yapılan incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda -Davacı şirketin düzenlediği 12 adet fatura nedeniyle toplam 35.768,31-TL alacak kaydının bulunduğu, -Davalının 32.458,06-TL ödeme kaydının yer aldığı, -Davacının kendi ticari defterlerine göre bakiye 3.310,15-TL alacaklı göründüğü, Tespit edilmiştir. 7-Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinde yer almaktadır. "1-Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. 2-Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. 3-İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. 8-Somut olayda davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle 3.310,15-TL alacak bakiyesi bulunduğu görülmüştür. Davalı tarafın ticari defter ve kayıtları sunulmadığı, bilirkişi raporunda davacı defterlerine göre yapılan tespit davalı tarafa tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir itirazda bulunulmadığı gözetildiğinde davacının kendi ticari defterlerinde lehine olarak tespit edilen alacak bakiyesinin ispat edilmiş olduğu kabul edilmiştir. Davalı tarafça takipte faiz oranına itirazda bulunulmuştur. Taraflar tacir olup uyuşmazlığın da ticari ilişkiden kaynaklandığı, takipte avans faiz oranı üzerinden talepte bulunulduğu, uygulanacak faiz oranında talebin yerinde olduğu değerlendirildiğinden takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizinin uygulanabileceği yönünde hüküm kurulmuştur. 9-Davacı alacağı faturaya dayanmaktadır. Davacının faturaya dayalı alacağının davalı tarafça miktarı belirlenebilir olduğu, bu itibarla likit nitelikte sayılması gerektiği değerlendirilmiş, davacının daha yüksek miktarda bir zararı bulunduğunu iddia ve ispat etmediği gözetilerek kabul edilen dava değerinin %20'si oranında inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. 10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. Fıkrası uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olup, İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun sarf kararı ile 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin hazine tarafından karşılandığı anlaşıldığından bu tutarın yargılama giderlerine dahil edilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, İzmir...İcra Dairesi'nin... Esas sayılı takip dosyasına yapılan davalı itirazlarının 3.310,15-TL asıl alacak yönünden iptaline, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, 2-Alacak likit nitelikte görülmekle kabul edilen dava değerinin %20'si oranında hesaplanan 662,03-TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin olarak alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 3.310,15-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça sarf edilen 269,85-TL başvuru harcı ile 50,00-TL posta ve tebligat ücreti, 3.000,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 3.319,85-TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 8-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, dava değerinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesinde gösterilen İstinaf kanun yolu başvuru sınırının altında kalması nedeniyle kesin nitelikte olduğu ve kanun yoluna başvurulamayacağı açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/09/2024 Katip... e-imzalıdır Hakim... e-imzalıdır