İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/892 E. 2025/426 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/892
Karar No
2025/426
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/892 Esas KARAR NO : 2025/426 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 01/11/2022 KARAR TARİHİ : 29/04/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davalı ... şirketine sigortalı olan dava dışı sürücü ...aresindeki ... plakalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek park halinde bulunan...plakalı araca ve ... araçtan malzeme indiren ve yaya olarak bulunan müvekkili ...’a çarptığını, çarpmanın etkisi ile sürüklenen... plakalı aracın arkasında park halinde bulunan... plakalı araca çarptığını, yine çarpmanın etkisi ile ileri sürüklenen ...plakalı aracın park halinde bulunan ... plakalı araca çarptığını, yine çarpmanın etkisi ile ileri sürüklenen... plakalı araçta park halinde bulunan ... plakalı araca çarpması neticesi yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda... plakalı araç sürücü ...n kusurlu olduğunu, meydana gelen bu kazada davacı ... ağır derecede yaralandığını, tedavisinin halen devam ettiğini, kazanın oluşumunda davacının hiçbir kusurunun bulunmadığını,... plakalı araç kaza tarihi olan 08.02.2022 tarihinde davalı şirket adına sigortalı bulunduğunu, davacının gerçek maddi tazminat miktarlarının tahkikat sonucunda tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik belirsiz alacak davası olarak 50.000.00 TL maddi tazminatın tahsili amacıyla iş bu davayı açtıklarını, davalı ... şirketine 10.08.2022 tarihinde yazılı olarak başvuruda bulunulmuş ise de sonuç alınadığını, davacının hiç bir ödemede bulunmadığını, tespit edilecek maddi tazminatın mahkemece yapılacak tahkikat sonucunda tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik 50.000.00 TL maddi tazminatın davalı sigortaya başvuru tarihi olan 15.08.2022 tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, dava değeri arttırım dilekçesi ile; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile dava dilekçesindeki taleplerinin 500.000.00 TL olarak belirli hale getirmekte 500.000,00-TL maddi tazminatın, davalı sigortaya başvuru tarihi olan 15.08.2022 tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; dosya kapsamında,..Sigorta A.Ş'ye 27.05.2022 tarihinde 27.436,44TL...'a 23.03.2022 tarihinde 36.123,00-TL,...'ya 23.03.2022 tarihinde 3.779,25-TL ödeme yapılmış olup davacının başkaca hak ve alacağının kalmadığını, haksız, mesnetsiz, usul ve yasaya aykırı davanın usulden reddine, kusur durumunun şüpheye mahal vermemesi adına ceza dosyanın celbini, ilgili dosya eksikliği tamamlandıktan sonra dosyanın kül halinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne sevkine karar verilmesini, aleyhe karar verilmesi halinde güncel mevzuata uygun (muayeneli) maluliyet raporu alınması için İstanbul Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Dairesi’ne Sevkine karar verilmesini, davalı şirketin kaza tarihi itibariyle sorumluluğunun tespiti açısından satış belgelerinin talep edilmesine karar verilmesini, aksi takdirde haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki talebinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Hastane tedavi evrakları, SGK kayıtları, hasar dosyası, Sağlık Kurulu Raporu, bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir. Tarafların kusur durumlarının tespiti bilirkişiden alınan 10/02/2023 tarihli rapora göre; "...Bilirkişi Daire Başkanlığı tarafından Bilirkişinin uyacağı rehber ilkeler ve Bilirkişi Raporlarında bulunması gereken standartlar başlığında 07.09.2020 tarihinde 32 maddelik bir talimat yayımlanmıştır. Bu talimatın 27 maddesinde açıkça belirtilen " Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmesiyle mümkündür ve sadece hakimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli tali kusurlu kusursuz yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hakimin yerine geçmeye ifade eder" denilmektedir. Yine bu husus İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından da tarafımıza bildirilmiştir. Bu gerekçe ile tebliğ gününden itibaren raporlarda kusur dağılımı yapılmamaktadır. Bu hali ile; -... plaka sayılı davalı ... poliçeli araç sürücüsü ...18 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/b maddesini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna hatası ile etken olduğu. -Davacı yaya ... kazanın oluşumuna etken kural ihlali olmadığı...." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Davacının maluliyet oranının tespiti için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan rapora göre; "..-Sonuç olarak; şahısta saptanan boyun 7. omur çıkıntısındaki kırık nedeni ile şahsın sürekli engellilik oranı 68 (sekiz) olarak hesaplanmıştır. 2. Tıbbi iyileşme süresinin 45 (kırkbeş) gün olarak kabulünün uygun olacağı, ancak varsa iş göremezlik/istirahat rapor sürelerinin göz önünde bulundurulmasının daha uygun olacağı mütalaasına varılmıştır. 3. Şahsın sürekli ve geçici olarak bakıma muhtaç olmadığı mütalaasına varılmıştır.." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Adli Tıp Kurumundan alınan 04/07/2024 tarihli rapora göre; "...Mevcut belgelere göre; ...u, ... doğumlu, ...’un 08/02/2022 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı resmi gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; I.Kas-İskelet Sistemi, Servikal omurganın özürlülük oranları, Tablo 1.2 Kategori II’ye göre; 1.Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %8 (yüzdesekiz) olduğu, 2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 1,5 (birbuçuk) aya kadar uzayabileceği, 3.Başka birisinin sürekli veya geçici bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan 12/02/2025 tarihli rapora göre; ; "...08.02.2022 tarihinde yaralanan ...’un geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 6.380,10 TL olduğu, -Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 724.181,23 TL olduğu, önceden yapılan ve güncelleştirilen ödemenin (45.668,50 TL) mahsubu sonrası ise bakiye alacağının 678.512,73 TL olacağı, -SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinin 800,00 TL olduğu, -FTR uygulamasından kaynaklı tedavi giderinin 2.184,00 TL olduğu, -Tedavi ile ilişkili muhtemel ulaşım giderinin 500,00 TL olabileceği, Davacının toplam maddi tazminat alacağının 688.376,83 TL’ye tekabül ettiği, Davalı ... şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve ZMMS poliçesi kapsamında teminat limiti 500.000,00 TL olup, kalan bakiye sorumluluğunun 463.877,00 TL (500.000,00-36.123,00) olduğu kanaatiyle," şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş gücü kaybı, geçici iş gücü kaybı, bakım ve tedavi gideri zararlarının, zarar veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazmini talepli maddi tazminat davasıdır. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı, davacının kaza nedeniyle sürekli maluliyet ve geçici iş gücü kaybı meydana gelip gelmediği, kaza nedeniyle SGK sorumluluğu kapsamı dışında kalan bakım ve tedavi giderlerinin bulunup bulunmadığı ve bu tazminat kalemlerinden dolayı davacının talep edebileceği maddi tazminatın miktarı noktalarında toplanmaktadır. 3-Dosya kapsamının incelenmesinde, davalı şirket nezdinde sigortalı bulunan dava dışı sürücü ...n sevk ve idaresindeki...aka sayılı aracın, dava dışı araçlara ve yaya olarak yol kenarında bulunan davacıya çarpması suretiyle kazanın gerçekleştiği, kaza tarihi 24/12/2022 itibariyle ...aka sayılı aracın 24/12/2021-24/12/2022 tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu görülmüştür. 4-Dava şartları ve ilk itirazlar yönünden yapılan incelemede; Davacı vekilinin zararın karşılanması talebiyle yazılı başvuru evrakını davalı şirkete posta yoluyla gönderdiği ve evrakın 15/08/2022 tarihinde davalı ... şirketine teslim edildiği ve sigorta şirketinin 26/08/2022 tarihinde temerrüde düştüğü, KTK 97. Maddesinde düzenlenen özel başvuru şartının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür. Dosyaya getirtilen İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nı...uşturma sayılı ceza soruşturması dosyasının incelenmesinde, davacı ile davalının sigortalısı araç sürücüsü dava dışı ...n 11/11/2022 tarihinde tarihinde uzlaştığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. Maddesinin 19. Fıkrasının 5.cümlesi "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz." şeklinde düzenlenmiş olup, Yargıtay 4.Hukuk Dairelerince hükmün katı bir şekilde uygulandığı, uzlaşmada hakların saklı tutulmuş olmasının dava şartını etkilemediği yönünde değerlendirmelerin bulunduğu ve uzlaşma sağlanması halinde saklı tutulan haklar yönünden de dava açılamayacağı yönünde uygulamanın bulunduğu görülmüştür. Ancak mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmede, anılan yasa hükmünün Anayasa'nın 10, 13, 17, 35 ve 36. maddelerine aykırı olduğu değerlendirildiğinden Anayasa Mahkemesi'ne somut norm denetimi yapılması için başvuruda bulunulmuş, mahkememiz başvurusu neticesinde Anayasa Mahkemesi'nin 2023/43 Esas 2023/141 Karar sayılı 26/07/2023 tarihli kararı ile "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, " karar verilmiştir. İptal kararı ile birlikte davacının soruşturma aşamasında dava dışı araç sürücüsüyle uzlaşmış olmasının maddi tazminat davası açılmasına engel oluşturmadığı gözetilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davalı vekili tarafından cevap süresi içerisinde yetki itirazında bulunulmuş ise de, dosya kapsamına göre dava konusu kazanın İzmir ili Buca ilçesinde meydana geldiği, haksız fiilden kaynaklanan davalarda haksız fiilin meydana geldiği yer mahkemesinin yetkili mahkemelerden olduğu ve mahkememizin de bu sıfatla yetkisinin bulunduğu gözetilerek yerinde görülmeyen yetki itirazının reddine karar verilmiştir. 5-Mahkememizce kaza tespit tutanağı, poliçe, ceza dosyası, davacının görmüş olduğu tedavilere ilişkin hastane kayıtları, hasar dosyası, maluliyet raporları, kusura yönelik bilirkişi raporu ve aktüerya bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. 6-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda dayanak haksız fiil sorumluluğudur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun; 90. Maddesinde, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun... öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun... düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir. 7-Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir. Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış, -Fiilin hukuka aykırı olması -Zararın meydana gelmesi, -Kusur, -Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır. Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır. 8-Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı noktasındadır. Taraflarca kaza tespit tutanağında anlatımı yapılan kaza oluş şekline ilişkin bir itiraz ve farklı bir kaza oluşu iddiası bulunmadığından keşif yapılmasına gerek görülmemiş, kaza tespit tutanağı dikkate alınarak adli trafik bilirkişiden rapor alınmıştır. Dosyaya sunulan 10/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kazanın gerçekleşmesinde davalının sigortalısı araç sürücüsü dava dışı ...n KTK'nın 52/b maddesine yönelik kural ihlali nedeniyle kazanın meydana geldiği, davacının kaza oluşumuna etkisi olan bir kural ihlali bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Davalı vekilince rapora karşı sair itirazlar ileri sürülmüş ise de, kaza tespit tutanağında trafik ekiplerince mahkememize sunulan raporla uyumlu şekilde kazanın davalının sigortalısı araç sürücüsü ...n kusur ve kural ihlali neticesinde meydana geldiği, davacının kusurunun bulunmadığının belirtildiği, kazanın oluş şekli itibariyle sevk ve idaresindeki aracın hızını yol şartlarına ve güvenli sürüş-duruş mesafelerine uygun olarak sürdürmemesi nedeniyle kusuruyla meydana geldiği ve davalının sigortalısının asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiği değerlendirilmiş ve davalının sigortalısı dava dışı ...n asli ve %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. 9-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda kaza tarihi 08/02/2022 olup davacının maluliyetine ilişkin değerlendirmelerin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Davacının maluliyetinin tespiti yönünden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı öğretim üyelerinden oluşan heyete sevk edilmiş, dosyaya sunulan 28/02/2023 tarihli maluliyet raporunda davacının sürekli iş gücü kaybı oranının %8 olduğu, 45 gün süreyle iyileşme süresinin bulunduğu, geçici veya sürekli bakım ihtiyacı bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Taraf vekillerince rapora karşı sair itirazlar ileri sürülmüş olup, mahkememizce dosya Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İhtisas Kurulu'na tevdi edilerek itirazları karşılan yeni bir rapor alınmasına karar verilmiştir. ATK Adli Tıp ...htisas Kurulu'nun 29/05/2024 tarihli raporunda davacının kaza nedeniyle %8 oranında sürekli maluliyetinin bulunduğu, iyileşme süresinin 1,5 ay olduğu, kaza nedeniyle sürekli veya geçici bakım ihtiyacı oluşmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora karşı taraf vekillerince itirazlar ileri sürülmüş ise de, itiraz dilekçesi içeriklerinde ATK Maluliyet raporunun hangi yönden hatalı olduğuna dair somut bir itiraz nedeni gösterilmediği, dosyaya sunulan E.Ü.T.F. Maluliyet raporu ile ATK Adli Tıp ...ihtisas Kurulu raporunun aynı yönde olup birbirini doğruladıkları, bu haliyle yeniden rapora alınmasını gerektirir bir husus bulunmadığı dikkate alınarak davacının dava konusu kaza nedeniyle %8 oranında sürekli maluliyetinin oluştuğu, geçici iş gücü kaybı süresinin 1,5 ay olduğu, sürekli veya geçici bakım ihtiyacı bulunmadığı kabul edilmiştir. 10-Maluliyet durumunun tespiti sonrasında dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 12/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda davacının geçici iş gücü kaybı süresinde 6.380,10-TL geçici iş gücü kaybı zararı oluşacağı, sürekli maluliyetten kaynaklanan 724.181,23-TL zararı oluştuğu, dava öncesi yapılan 23/03/2022 tarihli 36.123,00-TL tutarlı sigorta ödemesinin güncel haliyle mahsubu sonrası bakiye zararın 678.512,73-TL olduğu, SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinin 800,00-TL, FTR uygulamasından kaynaklanan tedavi giderinin 2.184,00-TL, tedavi nedeniyle ulaşım giderinin 500,00-TL olacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora karşı taraflarca sair itirazlar ileri sürülmüş ise de, düzenlenen raporun yerleşik Yargıtay uygulamasına göre düzenlendiği, asgari ücret düzeyindeki gelir esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamaların yerinde olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50. maddesinin; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler", Türk Borçlar Kanununun 51. Maddesinin ise; "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler" hükümlerinin haiz olduğu, bu çerçevede davacının kaza nedeniyle tedavi giderleri yönünden oluşan zararının hekim bilirkişi tarafından yaralanmanın ağırlığına göre muhtemel olarak belirlenmesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, aşağıda açıklanan hususlar dışındaki diğer itirazlar yerinde görülmemiştir. Bilirkişi raporunda dava dışı...yapılan 36.123,00-TL ödemenin güncelleştirilmiş değerinin davacıya ödenmesi gereken sürekli maluliyet tazminatı ödemesinden mahsubu yönünde görüş bildirilmiş ise de, davalı vekiline bu hususta açıklama yapmak üzere verilen süre içerisinde dosyaya sunulan 07/04/2025 tarihli beyan dilekçesinde de açıklandığı üzere bu ödemenin dava dışı...ait aracın hasar zararının tazmini için ödendiği anlaşıldığından bilirkişinin bu yöndeki mahsup görüşüne iştirak edilmemiş, davacının sürekli maluliyet zararının 724.181,23-TL olduğu kabul edilmiştir. Bilirkişi raporunda FTR uygulama zararı hesaplanmış ise de; Fizik tedavi amaçlı tedavi gideri zararı yönünden yapılan incelemede Sağlık Uygulama Tebliği(SUT) 2.4.4.F-1 hükmü uyarınca SGK'nın 30 seansa kadar tedavi hizmetlerini uzman hekim raporu ile, 30-60 seans arasındaki fizik tedavi hizmetlerinin ise uzman hekim ve sağlık kurulu raporuyla karar verilmesi halinde karşılanacağı, 60 seans üzerinde fizik tedavi ihtiyaçlarının da yine 3.basamak tedavi kuruluşlarının sağlık kurulu raporlarına istinaden SGK tarafından karşılanacağı düzenlenmiş olup, davacı tarafça SGK tarafından karşılanmayan bir fizik tedavi ihtiyacı bulunduğuna dair somut bir delil ve iddia gösterilmediği, bu haliyle davacının tedavi sonrasında ihtiyaç duyacağı fizik tedavi hizmetlerinin SGK sorumluluğu kapsamında olacağı dikkate bu yönden rapora iştirak edilmemiş, davacı vekilinin bu yönde ıslah ve talepte bulunmadığı gözetilerek hükümde gösterilmesine gerek görülmemiştir. 11-Davacı vekili dava dilekçesiyle dava değerini 50.000,00-TL olarak göstermiş olup, 14/11/2022 tarihli talep açıklama dilekçesiyle dava değerinin 40.000,00-TL sürekli iş gücü kaybı, 8.000,00-TL geçici iş gücü kaybı, 1.000,00-TL tedavi ve yol gideri, 1.000,00-TL bakım gideri olarak açıklandığı, 24/03/2025 tarihli değer artırım dilekçesiyle sürekli iş gücü kaybı talebinin poliçe limiti 500.000,00-TL'ye yükseltildiği, diğer taleplere ilişkin ıslah veya değer artırım sunulmadığı görülmüştür. Mahkememizce yukarıda açıklandığı üzere davacının 724.181,23-TL sürekli iş gücü, 6.380,10-TL geçici iş gücü, 800,00-TL tedavi ve 500,00-TL-TL tedavi amaçlı ulaşım gideri talep edebileceği değerlendirildiğinden davanın bu miktarlar üzerinden taleple bağlı kalınarak 500.000,00-TL sürekli iş gücü kaybı, 6.380,10-TL geçici iş gücü kaybı ile 1.000,00-TL SGK sorumluluğunda olmayan tedavi giderleri ile tedavi amaçlı ulaşım giderleri üzerinden toplam 507.380,00-TL olarak kısmen kabulüne karar verilmiş olup, fazlasına dair 1.619,90-TL geçici iş gücü kaybı zararının ve 1.000,00-TL bakım gideri zararının kısmen reddine karar verilmiştir. Kaza tarihi itibariyle davalı ... şirketinin poliçe teminatı sürekli iş göremezlik zararı yönünden 500.000,00-TL ve tedavi giderleri yönünden de ayrıca 500.000,00-TL olduğu, davacının talep ettiği ve mahkememizce hüküm altına alınan tazminatların poliçe teminatları sınırlarında olduğu anlaşıldığından ayrıca daha az bir sorumluluk miktarı belirlenmemiştir. Tazminat miktarına davacı tarafça dava öncesinde yazılı başvuruda bulunulduğu ve davalı ... şirketine 15/08/2022 tarihinde başvuru evrakını tebliğ aldığı, 8 iş günü yasal ödeme süresi sonunda 26/08/2022 tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğü gözetilerek 26/08//2022 tarihinden itibaren, zarar veren aracın hususi nitelikte olduğu gözetilerek yasal faiz işletilmiştir. 12-Her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de ,"6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) Eldeki davada, dava öncesi davalı ... şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı) Yukarıda alıntılanan istinaf ilamı ve Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, sürekli maluliyetten kaynaklanan 500.000,00-TL maddi tazminatın davalının 500.000,00-TL sürekli sakatlık teminatından kaynaklanan poliçe limiti aşılmamak ve 6.380,10-TL geçici iş gücü kaybı ile 1.000,00-TL SGK sorumluluğunda olmayan tedavi gideri ve tedavi amaçlı ulaşım giderinin 500.000,00-TL tedavi giderleri teminatından kaynaklanan sorumluluk sınırları aşılmamak kaydıyla toplam 507.380,10-TL maddi tazminatın 26/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlasına dair istemlerin REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 34.659,13-TL harçtan peşin olarak alınan 170,78-TL ile tamamlama harcı olarak alınan 1.571,13-TL harcın mahsubu ile bakiye 32.917,22-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen tazminat yönünden davacı yararına takdir edilen 80.107,02 -TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kısmen reddedilen maddi tazminat yönünden davalı yararına takdir edilen 2.619,90-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 170,78-TL. ile tamamlama harcı olarak yatırılan 1.571,13-TL toplamı 1.741,91‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafça yatırılan 80,70-TL. başvuru harcı ile 553,00-TL posta ve tebligat ücreti, 600,00-TL Tepecik Eğitim ve Araştırma hastanesi fatura bedeli, 4.250,00-TL bilirkişi ücreti, 3.875,00-TL Adli Tıp Kurumu fatura bedeli toplamı 9.358,7‬0-TL yargılama giderinin, davanın ret ve kabul oranına göre takdiren 9.310,62 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 10-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 29/04/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/892, K. 2025/426, T. 29.04.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-892-e-2025-426-k-93783304eda4