İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/258 E. 2024/1125 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/258
- Karar No
- 2024/1125
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2022/258 Esas KARAR NO : 2024/1125 DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 24/03/2022 KARAR TARİHİ : 12/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; 01.04.2021 günü saat 07:30 sıralarında yaşanan kazada tali yoldan gelen sürücü ...’in idaresindeki ... plakalı araç ile ana yolda seyir eden davacı ...’ın idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza yeri dört yol ağzı olmadığını, bu nedenle davalı tarafın sağdan gelip geçiş üstünlüğü olduğu genel geçer kuralın bu kazada uygulanmayacağını, kazanın oluşumunda dosyaya sunulu kamera görüntüleri olduğunu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı...osyasında soruşturma yapılmış olup KYOK kararı verildiğini, bu kazada sigortalı araç sürücüsü asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza sonucu davacı aracında hasar ve değer kaybı oluştuğunu, davacı aracında değiştirilen parçaların gerçek fiyatlarının ekspertiz raporunda gösterilen meblağlardan çok fazla olduğunu, yapılacak bilirkişi incelemesinde davacının aracına takılan parçaların orijinal olup olmadığının, parça değerlerinin yeniden tespit edilmesini, davalı ... şirketine 27.01.2022 tarihinde başvuru yapılmış olup şimdiye kadar ödeme yapılmadığını, arabuluculuğa başvurulmuş olup anlaşma sağlanamadığını, dava açma ikamesinin zorunlu olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.00-TL hasar bedeli, 10.00-TL değer kaybından kaynaklanan toplam 20.00-TL tutarındaki maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi, yargılama gider ve vekalet ücretini davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu nöbetçi asliye ticaret mahkemeleri olduğunu, davanın usulden reddine karar verilmesini, kaza tarihinde davalı şirket tarafından aracın sigortalı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, vade dışı olması halinde reddi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsü kusursuz olup öncelikle bu hususun aydınlatılması gerektiğini, kusursuz olması halinde davanın reddini, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesini, hasar ve değer kaybı iddiasının genel şartlara göre hesaplama yapılmasını, tazminata hükmedilmesi halinde ıslah edilmemiş tutar için tazminat faiz sorumluluğunun dava tarihinden itibaren, ıslah edilmiş tutara ilişkin tazminat ve faiz sorumluluğunun ise ıslah tarihinden itibaren başlatılmasını, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vermemek adına sigorta bilgi merkezine müzekkere yazılarak kaza tarihi itibariyle davacının belirttiği araçlarının kasko şirketinin öğrenilip bu kasko şirketine ayrıca müzekkere yazılarak uyuşmazlık konusu olaya ilişkin açılan hasar dosyasını ve eksper raporunu, davacıya bir ödeme yapmış ise bu ödemelere ilişkin dekontların talep edilmesi gerektiğini, bu hususun yargılamanın esasına etki edecek olup bu durum değerlendirilmeden bir karar verilmesi durumunda davacının sebepsiz zenginleşmiş olacağını, davalı şirketin, tacir niteliği taşımadığı gibi ticari işletme de olmadığını, ayrıca başvuru konusu aracın ticari bir araç olmadığı gibi zararın da, ticari bir işten değil haksız fiilden kaynaklandığını, bu nedenle karşı tarafın ticari/temerrüt/avans faizi talep etmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddi ile yargılama gideri ve ücreti vekâletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 13/05/2024 Tarihli dava değeri artırım dilekçesinde özetle; "..huzurdaki davada alacaklarını HMK‘nın 107.maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak fazlaya, faize ve munzam zararlara ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla belirlendiği anda arttırılmak üzere şimdilik sembolik değerler üzerinden açmış idik. Belirsiz alacak davalarında, alacak tutarı netleştiğinde davanın niteliği gereği HMK.’nın 107/2.maddesinde davacının talebini iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın arttırması mümkündür. Bu hüküm belirsiz alacak davası kurumunun niteliği gereği iddianın genişletilmesi yasağının bir istisnası olup, ıslah olarak değerlendirilemez. Bu nedenle aşağıda yapmış olduğumuz işlem, miktarı belirlenen bazı alacak kalemlerinin değer arttırımı olup, HMK’da tanımlı ‘’ıslah’’ işlemi değildir. Bu nedenle huzurdaki davada bu kalemler yönünden ıslah hakkımızı saklı tutarız.Bu nedenle; fazlaya, faize ve munzam zararlara hak ve alacaklarımız ile davada ıslah hakkımız saklı kalmak kaydıyla ve ıslah anlamına gelmemek üzere, Talebimizi HMK.nın 107.maddesi gereği belirli hale getiriyor ve;10,00-TL talep edilen hasar bedeli talebi=30.845,80-TL, (38.557,25-TL x 80/100) 10,00-TL talep edilen değer kaybı talebi= 4.000,00-TL, (5.000,00-TL x 80/100) olmak üzere arttırıyor, gerekli harç miktarı olan 596,00-TL'yi dosyaya yatırıyoruz.." şeklinde beyanda bulunmuştur. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE : 1).Dava; haksız fiil nedeniyle oluşan Hasar Bedeli ve Değer Kaybı Tazmini istemine ilişkin HMK md. 107 çerçevesinde açılmış Belirsiz Alacak Davasıdır. 2) Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir. Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır. 3) Karayolları Trafik Kanunu'nun "14/4/2016 tarihli 6704 sayılı Kanunun 5 md. ile değişik "Doğrudan doğruya talep ve dava hakkı" başlıklı 97. maddesi; "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." hükmünü öngörmekte olup, dava dilekçesi ekinde yer alan 26/01/2022 tarihli başvuru dilekçesinin davacı tarafça davalı ... şirketinin Üsküdar / İSTANBUL adresine gönderildiği ve böylelikle dava şartı olan Yazılı Başvuru şartının da sağlandığı görülmüştür. 4) Davaya konu trafik kazasının 01.04.2021 tarihinde, İzmir ili Buca ilçesinde gerçekleştiği, dava dışı...'in sevk ve idaresindeki... plaka sayılı araç ile seyir halindeki davacı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile çarpışmasıyla kazanın vuku bulduğu dosyada mevcut Kaza Tespit Tutanağından anlaşılmaktadır. 5) Davalı Vekilinin cevap dilekçesindeki yetki itirazı değerlendirmesi: 6100 sayılı HMK.'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin 1. fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir". Yine aynı Yasa'nın 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalrda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir" hükmü yer almaktadır. Ancak, HMK.'da kesin yetki halleri açıkça sayılmış olup, haksız fiile ilişkin davalardaki yetki, kesin yetki olmayıp, bir seçimlik yetkidir. Diğer taraftan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7. maddesinde ise "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." ifadesine yer verilmiştir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman şeçme hakkı davalılara geçer. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları uyarınca şubeye göre daha geniş yetkili olan bölge müdürlüklerinin bulunduğu yer mahkemelerinin de yetkili kabul edildiği bilinmekle, davalı ... şirketinin "... 35030 Bayraklı / İzmir" adresinde Ege Bölge Müdürlüğü'nün bulunduğu tespit olunmuştur. Somut olayda, rizikonun, yani kazanın İzmir Buca'da gerçekleştiği, davacının yerleşim yerinin İzmir Buca olduğu, davalı ... şirketinin İzmir ilinde Ege Bölge Müdürlüğünün mevcut olduğu, böylelikle davacının davasını İzmir ilinde açarak yetkili mahkemeyi doğru olarak seçmiş olduğu anlaşıldığından davalının yetki itirazı mahkememizce kabul edilmemiş ve mahkememizin yetkili olduğu değerlendirilmiştir. 6) ...plaka sayılı aracın kaza tarihinde Davacı ... adına tescilli olduğu;... plaka sayılı aracın ise dava dışı ...adına tescilli olduğu trafik tescil kayıtları ve ruhsat suretleri ile anlaşılmaktadır. ... plaka sayılı aracın 25.06.2020 - 25.06.2021 tarihlerini kapsar şekilde ...n Sigorta AŞ.'de Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) yani zorunlu trafik sigortası ile sigortalanmış olduğu celp olunan hasar dosyası içinde yer alan...no'lu poliçe sureti ile anlaşılmaktadır. Davaya konu trafik kazasının tarihi poliçede belirtilen risk periyodu içinde yer almaktadır. 7) Trafik kazaları sonucu uğranan zararlardan sorumluluk da haksız fiil sorumluluğu kapsamında yer almaktadır. Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Haksız fiil sorumluluğu; "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TBK md. 49; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." TBK md. 50; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmünü içermektedir. 8) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu; 91/1. Maddesinde; "İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (MMS) yaptırmaları zorunludur"; 85/1. Maddesinde; "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."; 85/son maddesinde ise; "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3 maddesinde; "Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır." düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir. Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. 9)... plaka sayılı aracın 25.06.2020 - 25.06.2021 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile Davalı ... AŞ.'de sigortalıdır. Kaza 01.04.2021 tarihinde meydana gelmiş olup, risk periyodu içerisinde olduğundan davacının talep ettiği hasar bedelinden sigorta şirketi sorumludur. Ancak sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlı olarak dava dışı araç sürücüsünün kusuru oranındadır. Bu nedenle aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir. 10) Kaza tespit tutanağının polis marifetiyle tanzim edilmemiş olması nedeniyle tutanakta kusur tespitinin bulunmadığı görülmektedir. TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Davacının bilirkişi deliline dayanmış olması nedeniyle mahkememizce bilirkişiden kusur, hasar bedeli ve değer kaybının belirlenmesi için rapor aldırılmıştır. 11) Mahkememizce aldırılan 07/11/2022 tarihli Bilirkişi Raporunda; KUSUR YÖNÜNDEN: ... plaka sayılı davalı ... poliçeli araç sürücüsü... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 57. maddesini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna hatası ile etken olduğu, ... plaka sayılı davacı araç sürücüsü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/a-b maddelerini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna hatası ile etken olduğu, HASAR YÖNÜNDEN: Dava konusu ... plakalı otomobilin hasarlı olduğu tarafımca değerlendirilen parçalarının, dava konusu 01.04.2021 tarihli maddi hasarlı trafik kazası ile uyumlu olduğu, Dava konusu ... plakalı otomobilde 01.04.2021 tarihli kaza nedeniyle meydana gelen hasarın giderim bedelinin 38.557,25-TL (KDV dahil) olduğu, Kaza tarihi itibariyle dava konusu aracın yaklaşık 125.000,00 TL olduğu göz önüne alındığında otomobilin onarımının ekonomik olacağı, Nihai takdir Sayın Mahkemede olmak üzere 01.04.2021 tarihli kazanın oluşumunda Sayın Mahkemece davalı tarafça sigortalı aracın sürücüne; % 25 kusur takdir edilmesi halinde 9.639,31-TL'lik kısmından, % 50 kusur takdir edilmesi halinde 19.278,62 TL'lik kısmından, % 75 kusur takdir edilmesi halinde 28.917,93 TL'lik kısmından davalı ... şirketinin poliçe limiti dahilinde ve sigortalısının kusuru oranında olmak üzere sorumlu olduğu, DEĞER KAYBI YÖNÜNDEN: Anayasa Mahkemesinin 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayı numaralı 17.07.2020 tarihli kararı ve yerleşik Yargıtay kararları gözetilerek yapılan hesaplamada 01.04.2021 tarihli kaza nedeniyle davacıya ait ... plakalı otomobilde 12.250-TL değer kaybı zararı oluştuğu, değer kaybı zararı kapsamında davalı ... tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığının görüldüğü, Sayın Mahkemece 01.04.2021 tarihli kazanın oluşumunda davalı tarafça sigortalı aracın sürücüsüne; % 25 kusur takdir edilmesi halinde 3.062,50-TL'lik kısmından, % 50 kusur takdir edilmesi halinde 6.125-TL'lik kısmından, % 75 kusur takdir edilmesi halinde 9.187,50-TL'lik kısmından davalı ... şirketinin poliçe limiti dahilinde ve sigortalısının kusuru oranında olmak üzere sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır..." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. 12) Mahkememizce aldırılan 01/08/2023 tarihli Ek Bilirkişi Raporunda ise; Kusur Dağılımı, Hasar Bedeli ve Değer Kaybı yönünden kök raporda değişikliği gerektirecek bir durum olmadığı belirtilmiştir. 13) Mahkememizce aldırılan 27.11.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporunda özetle; 1-Kusur yönünden: A) Davacı sürücü ...'ın % 20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu, B) Sürücü...'in % 80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu, 2-Hasar yönünden: A) Onarım bedelinin iskonto hariç ve KDV dahil 29.326,25-TL olduğu, B) Değer kaybının 5.000,00-TL olduğuna" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. 14) Mahkememizce aldırılan 04.03.2024 tarihli ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Raporunda özetle; 1-Kusur yönünden: A) Davacı sürücü ...'ın % 20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu, B) Sürücü...'in % 80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğuna oy çokluğu ile, 2-Hasar yönünden: A) Onarım bedelinin KDV dahil 38.557,25-TL olduğu, B) Değer kaybının 5.000,00-TL olduğuna oy birliği ile karar verildiği" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. 15) Böylelikle; kaza tespit tutanağının polis marifetiyle tanzim olunmadığından kusura ilişkin bir tespit bulunmadığı, 07.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda her iki araç sürücüsünün de kusurlu olduğunun belirtildiği, 01.08.2023 tarihli Ek Raporda kök rapordaki kanaatte her hangi bir değişikliği gerektiren bir durumun bulunmadığının bildirildiği, 27.11.2023 tarihli ATK Raporunda... plaka sayılı araç sürücü...'in % 80 oranında - ... plaka sayılı araç sürücü ...'ın ise % 20 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, çelişkinin giderilmesi için rapor istenen ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nun 04.03.2024 tarihli Raporunda da bir önceki ATK raporunda belirtildiği gibi...plaka sayılı araç sürücü...in % 80 oranında - ... plaka sayılı araç sürücü ...'ın ise % 20 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce Kusura İlişkin yapılan değerlendirmede; ... plakalı araç sürücüsü her ne kadar da davacı sürücüye göre sağdaki kavşak kolundan geliyorsa da kavşaktan geçişi sırasında manevralı hareket yapmak durumunda olması nedeniyle Mahkememizce ilk geçiş hakkının... plakalı otomobilde olacağı değerlendirilmiştir. ...ı araç sürücüsü davacı ...'ın idaresindeki otomobil ile yerleşim yeri sınırları içerisindeki kavşağa yaklaşırken hızını asgari hadde düşürerek yaklaşıp seyrini kendi istikametine ayrılan yön içerisinde olacak şekilde sürdürmesi gerekirken anılan bu hususa riayet etmeksizin mevcut seyir hızıyla yolu ortalayarak kavşağa giriş yapıp geçiş yapmak istediği sırada meydana gelen olayda Mahkememizce tali (% 20) kusurlu olduğu kabul edilmiştir. ... plaka sayılı araç sürücü ... idaresindeki kamyonet ile olay mahalli kavşağa yaklaşırken kavşak çıkışında istikamet yönüne konumlandırılan dışbükey ayna yardımıyla da görüş durumunu kontrol altına alıp solundan gelen otomobili zamanında fark etmesi ve ilk geçiş hakkını solundan gelen otomobile vermesi, kavşağın müsait olduğundan emin olduğu bir anda da geçişini dikkatli ve kontrollü bir şekilde gerçekleştirmesi gerekirken anılan bu hususlara riayet etmeksizin kavşağa hatalı bir şekilde girerek geçişini yapmak istediği ve kavşak müşterek alanına girerek geçiş yapmakta olan otomobilin sağ yan kısımlarına kendi aracının sağ ön kısımlarıyla çarpması akabinde meydana gelen olayda Mahkememizce asli (% 80) kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Böylelikle zararın tamamının poliçe limitlerini aşmamak kaydıyla sigortalı aracın KZMMS poliçesi ile sigortacısı olan davalı ... şirketinin sorumluluğunda olduğu kabul edilmiştir. 16) Mahkememizce Tazminat Kalemlerine İlişkin yapılan değerlendirmede; 07.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda hasar bedelinin 38.557,25-TL ve değer kaybının 12.250,00-TL olarak tespit olunduğu, 27.11.2023 tarihli ATK Raporunda hasar bedelinin 29.326,25-TL ve değer kaybının 5.000,00-TL olarak belirtildiği, 04.03.2024 tarihli ATK Raporunda ise hasar bedelinin 38.557,25-TL ve değer kaybının 5.000,00-TL olarak belirtildiği görülmekle denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu ve raporu hazırlayanın en yetkin resmi kurum olduğu gözetilerek 04/03/2024 tarihli Bilirkişi Raporu Mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınmış ve hasar bedelinin 38.557,25-TL - değer kaybının ise 5.000,00-TL olduğu kabul edilmiştir. Sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalısının kusuru oranında olacağından ve de zarar veren sigortalı araç sürücüsünün % 80 kusurlu olduğundan davalı ... şirketinin 30.845,80-TL Hasar ve 4.000,00-TL Değer Kaybından sorumlu olduğu kabul olunmuştur. 17) Davacı vekili bilirkişi raporu doğrultusunda talebini arttırmış, harcını karşılamıştır. 18) Davacı tarafça dava öncesi davalı ... şirketine 27.01.2022 tarihinde kargo vasıtasıyla iletilen yazılı başvurunun işbu tebliğ tarihinden itibaren kanunda belirtilen 8 iş günü sonu olan 09/02/2022 tarihinde temerrüte düştüğünün kabulü gerekmektedir. 19) Dosya içeriğinde bulunan zarara sebep olan...plaka sayılı aracıntescil özet raporunun incelenmesinde "kullanım amacı" hanesinde "HUSUSİ" ibaresinin yazılmış olduğu anlaşılmaktadır. Bir aracın ticari kullanıma özgü olduğunun kabulü için "ticari" amacın ruhsata işli olması gerekmektedir. Hususi kullanım kaydı bulunan bir aracın salt "yük nakli" kullanım amacına göre üretilmiş olması aracın ticari olduğunu göstermez. Araç sahibi şahsi yüklerinin taşınmasında kullanmak üzere yük nakline yarar bir aracı "hususi" kaydı ile satın aldığında bu aracın ticari amaçlı kullanılmadığı açıktır. Kaldı ki somut olayda aracın... (Panelvan) marka-model bir araç olduğu, ülkemizde bu tür araçların bagaj kapasitesi ve daha makul fiyatları olması nedeniyle sıklıkla bireysel kullanım amacıyla satın alındığı, trafikte neredeyse sedan gövde tipi araçtan fazla sayıda bu kasada araçların yer aldığı bilinen bir gerçektir. Dosya kapsamında aracın ticari amaçlı kullanıldığına dair farklı bir bilgi ve belge de yer almamakta olup, dava konusu ZMMS poliçesinde dahi aracın ticari amaçlı kullanıldığına yönelik bir kayıt bulunmamaktadır, aracın trafik kaydı gözetildiğinde hususi amaçlı kullanıldığının kabulü gerekmektedir. Davacıya ait aracın ruhsat kaydının hususi olduğu, yük nakli amaçlı üretilmiş olmasının tek başına aracı ticari hale getirmeyeceği, aracın ticari amaçlı kullanıldığının kabulü için başkaca delillerin bulunması gerektiği, dosya kapsamında ise aracın ticari kullanımına yönelik herhangi bir kayıt, delil veya beyan bulunmadığı gözetildiğinde Mahkememizce aracın ruhsat kaydına itibar edilerek hususi olduğunun kabulü gerekmiştir. Bu nedenlerle davacı vekili dava dilekçesinde Avans Faizi talep etmiş ise de; zarar veren... plaka sayılı aracın ruhsatında kullanım amacının "HUSUSİ" olduğunun belirtildiği görülmekle davalı ... yönünden temerrüt tarihi olarak tespit olunan tarihten itibaren Yasal Faiz işletilmesine karar verilmiştir. 20) 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. Fıkrası uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olup, İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun sarf kararı ile arabuluculuk ücretinin hazine tarafından karşılandığı anlaşıldığından bu tutar yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmiştir. Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu olan 04.03.2024 tarihli ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Raporu Mahkememizce de benimsenerek Değer Artırım dilekçesindeki talepler doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.Davanın KABULÜ ile; 30.845,80-TL Hasar ve 4.000,00-TL Değer Kaybından kaynaklanan maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Tazminata temerrüt tarihi olan 09/02/2022'den itibaren Yasal Faiz işletilmesine,. 2- Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 2.380,31-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL ve tamamlama harcı olarak alınan 596,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.703,61-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3- Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4- Davacı tarafından yatırılan Başvurma Harcı, Peşin Harç ve Vekalet Harcından oluşan 172,90-TL'lik harç ile 596,00-TL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6- Davacı tarafından yapılan 3.300,00-TL bilirkişi ücretinin ve 573,50-TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 3.873,5-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafın yokluğunda, tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.12/12/2024 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza