İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/199 E. 2023/385 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/199
Karar No
2023/385
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2022/199 Esas KARAR NO : 2023/385 DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 03/03/2022 KARAR TARİHİ : 04/05/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;... plakalı tanker römorkunun davacı şirket nezdinde genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalısı olduğu, 08.08.2019 tarihinde sürücü... idaresindeki ... plakalı aracı ile Çiğli istikametinden Karşıyaka istikametine seyir halinde iken aracın ön kısımları ile önünde seyir eden ...’ın idaresindeki ... (dorse sigortalı...) plakalı aracın arka kısımlarına çarpıp sigortalı tanker römorkun hasarlanmasına sebebiyet verdiği, kaza raporunda ... plakalı davalı araç sürücüsü tam kusurlu olduğu, kaza sonrası hasar dosyası açıldığı, yapılan ekspertiz incelemesinde sigortalı araçta 42.587.00 TL. hasar tespit edildiği, tespit edilen hasar tutarının sigortalıya ödendiği, davacı şirket tarafından karşı tarafa ait aracın kaza tarihinde İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında sigortacısı...A.Ş. den 3.587.00TL tahsilat yapıldığı ve 39.000.00 TL. bakiye zarar kaldığı, kaza raporunda kusur durumunun açık olduğu, davalı sürücünün sigortalı araca arkadan çarptığı ve asli kusurlu olduğu, davalı sürücü...’ ün asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet vermiş olması nedeni ile davalı araç maliki ...’ ın KYTK 85.madesi gereği işleten sıfatı ile meydana gelen kazada ve hasardan sorumlu, davalı ... sigorta şirketinin ise olay tarihini kapsayan ZMMS olup hasardan sorumlu olduğu, dava şartı arabuluculuğa başvurulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı, fazlaya ve faize ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 39.000.00 TL. tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi ZMMS dahilinde, davalılardan müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücreti davalılara yükletilmesini talep etmiştir. SAVUNMA : Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu trafik kazası zamanaşımı süreleri geçtikten çok sonra açılmış olduğundan zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddini, davalı şirketin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasından doğan sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu, kaza tespit tutanağında müvekkil şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranının kabulü mümkün olmadığını, en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için hem Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, yaşanan trafik kazası ile dava konusu hasar arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığına ilişkin tespit yaptırılmasını, bu kapsamda öncelikle olay mahallinde keşif yapılmasını ve akabinde uzman bilirkişi heyeti tarafından rapor tanzim edilmesi gerektiğini, davacı tarafça ekspertiz raporunda tespit edildiği belirtilen hasar bedeline ilişkin tutarların son derece fahiş olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere, söz konusu hasar bedelinin uzman sigorta eksperi tarafından Yargıtay içtihatları doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, davalı şirketin, 2918 Sayılı Kanunun 97.maddesi kapsamında başvuru tarihinden 15 gün sonrasına tekabül eden tarihten itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabilir olduğunu belirterek davanın reddini, kabul anlamına gelmemek üzere değer kaybına ilişkin olarak uzaman sigorta eksperinden rapor alınmasını, davayla ilgili tüm giderler ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu haksız fiilden dolayı davalı ...' a yüklenebilecek bir asli kusur bulunmadığını, öncelikle trafik kaza raporunda davalıya yüklenen asli kusuru kabul etmediklerini, davacının olay neticesinde ... plaka sayılı ( dorse no,...) plakalı tankerin bulunması gereken şeritte ilerlemediği ve yüklü olmasına rağmen trafiği aksatacak şekilde orta şeritte ilerlerken bu kazanın oluştuğunu, bu nedenle asli kusurun bu aracı kullanan ...' da olduğunu, eğer davalı şoförü...' de bir kusur varsa bunun tali kusur olması gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu’nda 84. maddesinde sürücü hataları ve asli kusurların açıklandığı, arkadan vuran aracın hep suçludur mantığının istisnai durumları olduğunu, zincirleme kazalarda her sürücünün önündeki araçtan sorumlu olduğu ve takip mesafesine uymadığı için asli kusurlu sayıldığını, ancak otoyolda seyir halinde olan bir aracın önüne çıkan bir engel olmamasına rağmen aniden durduğunda ve arkasındaki araç ona çarptığında asli kusurun öndeki araç olduğunu, bir sebep olmamasına rağmen aniden duran trafiğin normal akışını bozarak diğer sürücüleri de tehlikeye atmış olacağını, bu nedenle müvekkil şoförün asli kusurlu olmadığını, kusuru ve kusur oranını kabul etmediklerini, açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE : 1). Dava, trafik kasko sigorta poliçesi nedeniyle dava dışı araç malikine ödenen hasar bedelinin davalı araç sürücüsü ve davalıya ait aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısından rücuen tazmini davasıdır. 2) Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir. Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır. 3) Karayolları Trafik Kanunu'nun "14/4/2016 tarihli 6704 sayılı Kanunun 5 md. ile değişik "Doğrudan doğruya talep ve dava hakkı" başlıklı 97. maddesi;"Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." hükmünü öngörmekte olup, dava dilekçesi ekinde yer alan 03/12/2019 tarihli başvuru dilekçesi ile başvurunun yapıldığı, böylelikle dava şartı olan Yazılı Başvuru şartının da sağlandığı görülmüştür. 4) Kaza tespit tutanağında ... plaka sayılı araç sürücüsü olan davalı...'ün kural ihlalinde bulunduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Kusur değerlendirmesi ve davacı tarafça tazmin edilen hasarın kaza ile uyumlu olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu aldırılmış, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 12/12/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre; ... plaka sayılı Çekici ve takılı... dorse plaka sayılı davalı araç sürücüsü... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 56/c ve 52/b maddelerini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna tamamen hatası ile etken olduğu, ... plaka sayılı Çekici ve takılı ... plaka sayılı davacı şirketin kasko poliçeli yarı römork sürücüsü ...’ın meydana gelen kazanın oluşumuna etken kural ihlali olmadığının belirtildiği görülmüştür. Mahkememizce yapılan incelemede de; Davalı sürücü...’ün sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı Çekici ile gece vakti meskun mahal dışı üç şeritli tek yön konumlu otoyola gereken dikkat ve özeni göstermediği, aracının hızını aracın teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumuna ve aracın yük ve şartlarına göre uyarlamayıp istikametini etkin kontrolü altında bulundurmadığı, her an güvenle durabilecek mesafe bırakmadığı, önünde seyir halinde olan çekici ve takılı davacı şirket tarafından kasko poliçesiyle sigortalı yarı römorka ön tedbirsiz tehlikeli biçimde yaklaştığı, sonrasında da kontrollünü kaybederek mevcut sürati ile arkadan çarpması nedeniyle dikkatsiz ve tedbirsiz araç kullandığı anlaşılmakla davacının sigortalısı olan araç sürücüsünün meydana geldiği anlaşılan kazada atfı kabil bir kusur bulunmadığı değerlendirildiğinden davalı araç sürücüsü tam kusurlu olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. Yine aynı bilirkişi raporunda;... plakalı yarı römorkun hasarlı olduğu anlaşılan ve rapor içeriğinde ayrıntılı analiz yapılan parçalarının dava konusu 08.08.2019 tarihli maddi hasarlı trafik kazası ile uyumlu olduğu,Meydana gelen hasarın giderim bedelinin yine rapor içeriğinde ayrıntılı olarak izah edildiği üzere 42.587,00-TL olduğu, Kaza tarihi itibariyle dava konusu aracın yaklaşık 250.000 TL olduğu göz önüne alındığında aracın onarımının ekonomik olacağı, Davacı sigorta şirketinin sigortalısına 08.08.2019 tarihli kaza nedeniyle oluşan hasarın giderim bedeli olarak 42.587,00 TL. ödeme yaptığı, ödenen bedelin araçta meydana gelen zararın giderilmesine yönelik olduğu, Dava dışı sigorta şirketi tarafından davacı sigorta şirketine 3.587,00 TL. ödeme yapıldığında bakiye hasar bedelinin 39.000,00-TL olduğu, şeklinde görüş ve kanaat belirtildiği görülmüştür. 5) Dosyaya Türkiye...Bankası dekontundan davacı... Sigorta AŞ tarafından hasarın onarımı için dava dışı... Otomotiv Taşımacılık Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye 04.12.2019 tarihinde 42.587,00-TL ödeme yapıldığı ve böylelikle sigortalısına halef olduğu anlaşılmıştır. 6) Davalılardan ... Sigorta AŞ'nin cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunduğu görülmektedir: Zamanaşımı; bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 319’uncu maddesi uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı def'ine davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı def'i dikkate alınmaz. (Yargıtay... HD ...K.) Zamanaşımı defi'nin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de mümkündür. (Yargıtay HGK. 04.06.2011 gün 2010/ 9-629 E. 2011/ 70. K.) Somut uyuşmazlıkta; her ne kadar davalı ... Sigorta AŞ vekilince cevap dilekçesinde Zamanaşımı Defi ileri sürülmüşse de, adı geçen davalı sigorta şirketine dava dilekçesinin 11.03.2022'de tebliğ olunduğu, cevap dilekçesinin ise 06.04.2022 tarihinde mahkememize UYAP üzerinden gönderildiği, böylelikle cevap dilekçesinin süresinde olmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın ise açık muvafakatinin bulunmadığı görülmekle zamanaşımı defi nazara alınmamıştır. 7) Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporu Mahkememizce de benimsenerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.Davanın KABULÜ ile; 39.000,00-TL Bakiye Hasar Onarım Bedelinin Davalı Sigorta Şirketinden 39.000-TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ve diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Tazminat miktarına Ödeme Tarihi olan 04/12/2019 tarihinden itibaren Avans Faizi işletilmesine, 2- Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 2.664,09-TL harçtan peşin alınan 666,03-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.998,06‬-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 3- Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-.Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL Başvuru Harcı, 666,03-TL Peşin Harç, 11,50-TL Vekalet Harcı olmak üzere toplam 758,23-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 9.200,00 -TL Vekalet Ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6- Davacı tarafından yapılan 2.000,00-TL bilirkişi ücretinin ve 379,25-TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 2.379,25-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğden itibaren 2 Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 04/05/2023 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/199, K. 2023/385, T. 04.05.2023, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-199-e-2023-385-k-1b5cf8813825