İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/645 E. 2024/1144 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/645
Karar No
2024/1144
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2020/645 Esas KARAR NO : 2024/1144 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/10/2020 KARAR TARİHİ: 17/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; "Davalı şirket ile davacı yan arasında ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağına istinaden İzmir...İcra Dairesi... E. Numaralı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmış olduğunu, Davalı yanın 29.01.2020 tarihinde söz konusu icra dosyasına itiraz etmiş olduğunu ve takibin durdurulmuş olduğunu, Davacı yan tarafından 17.07.2020 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş olduğunu ve 24.08.2020 tarihinde anlaşma sağlanamayarak anlaşmama tutanağının düzenlenmiş olduğunu, Dilekçe ekinde ekinde yer alan cari hesap özeti, fatura ve teslim fişleri incelendiğinde görüleceği üzere davalı yanın 2.263,00.-TL cari hesap, 195,86.-TL faiz alacağı olmak üzere 2.458,86.-TL bakiye borcu bulunduğunu, Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın kabulü ile davalı borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini " talep ve dava ettiği görülmüştür. SAVUNMA : Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE : Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır. Uyuşmazlık; faturada belirtilen mal/hizmetin davalı tarafça alınıp alınmadığı ve buna bağlı olarak davacıya borcu bulunup bulunmadığına ilişkindir. Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir. Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır. Davanın konusu itibariyle Mutlak Ticari Davalardan olmadığı, ancak davacının ticari ortaklık, davalı ...'ün ise İzmir Ticaret Siciline kaydının bulunduğu, Avcılar Vergi Dairesi mükellefi olduğu ve 2019 döneminde bilanço usulüne göre defter tutmakta olduğu ve 213 VUK 177 hükmüne göre 2019 yılında 1. sınıf tacir olduğu bildirilmiştir. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır düzenlemesi gereği, davaya konu borç ilişkisinin davacı ve de davalı tarafın tacir olduğu ve her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması nedeniyle eldeki davanın Nisbi Ticari Dava olduğu değerlendirilmiş ve mahkememizin görev alanında kaldığı anlaşılan dosyada yargılamaya devam olunmuştur. İİK'nın 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlamaktadır. İtiraz tebliğ edilmedikçe bu süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, yapılan incelemede takip dosyasında borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmesi talebi içerir herhangi bir dilekçe yahut tebliğ edildiğine dair bir tebliğ mazbatası bulunmadığı görülmüştür. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır. Mahkememizce aldırılan 20/12/2021 tarihli Bilirkişi Raporunda; "2019 dönemi Yevmiye Defterlerinin açılış onayının zamanında yapıldığı, kapanış onayının yapılmadığı sahibinin lehine ve aleyhine delil teşkil etmediği, 2019 Dönemi, Yevmiye ve Defter-i Kebir Defterlerinden yapılan tespite göre; tetkikinde Davacı... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ait fatura yada ödeme kaydı tespit edilememiştir. Takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı'nın sayın mahkemenin takdirinde olduğu eylemin hukuki değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. İşbu rapor 03.08.2017 tarihli Bilirkişi Yönetmeliği 55. Maddesine uygun olarak düzenlenmiştir." şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir. Mahkememizce aldırılan 11/05/2022 tarihli Bilirkişi Raporunda; Davacı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin 2018.2020 ve 2021 yılı ticari 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesi'ne göre sahibi lehine delil nitelinde olduğu, 2019 yılı Envanter Defteri ibraz edilmemiş olup, taraflar arasındaki borç alacak tespiti yevmiye defteri üzerinden yapılmakta olup, envanter defteri ibraz edilmemesinin usul yönünden bir eksiklik olduğu, davacı şirketin 2019 yılı ticari defterlerinin 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfına sahip olma niteliğinde olup olmadığı takdirinin Sayın Mahkeme'nize ait olduğu, Taraflar arasında 2018 yılında başlamış olduğu, davalı yanın 2019 yılı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu Bilirkişi Smmm ...tarafından hazırlanan 20.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda 2019 yılı ticari defterlerinini kapanış tasdikinin yapılmamış olması nedeniyle "kapanış onayının yapılmadığı, sahibinin lehine ve aleyhine delil teşkil etmediği" yönünde kanaat bildirilmiş olsa da, davalı yan ticari defter kayıtları ile davacı şirket ticari defter kayıtlarının uyumlu olduğu, Davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların davalı yan defterlerinde kayıtlı olması ve dava dosyasında iş bu faturalara itiraz edildiğine dair belge, iade faturası gibi tevsik edici belge olmaması sebebi ile iş bu faturaların ve fatura muhteviyatlarının davalı yanın kabulünde olduğu, Tarafların karşılaştırmalı olarak incelenen ticari defter kayıtların agöre; aksi ispat edilmedikçe, takip ve dava tarihi itibari ile davacı şirketin davalı yandan 2.263,00.-TL alacaklı olduğu, Davacı şirketin davalı yandan 195,86.-TL işlemiş faiz talep ettiği tespit edilmiş olup, ancak davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair noter ihtarnamesi ya da sözleşme benzeri tevsik edici bir belge dava dosyasına sunulmadığından faiz başlangıç tarihi belirlenememiş olup, faiz hesaplamasının yapılamadığı, " şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir. Mahkememizce aldırılan 22/02/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; 20.12.2021 tarihli bilirkişi raporununda davalı yanın ticari defter kayıtlarında davacı yana ait kayıtların mevcut olmadığı tespit ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Davalı yan tarafından davacı şirkete banka yoluyla 2019 yılında 5.000,00.-TL ve 2020 yılında 2.000,00.-TL ödeme yapıldığı, banka dekontları ve davacı yan ticari defter kayıtlarından anlaşılsa da; davacı şirket tarafından davalı yan adına düzenlenen fatura ve fatura muhteviyatı mal/hizmetin davalı yanca teslim alındığının ispatının gerektiği kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir. Mahkememizce aldırılan 02/12/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; "Davalı yan tarafından dava dosyasına herhangi bir belge sunulmadığı tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından 12.07.2024 havale tarihli dilekçe ekinde sunulan belgeleler incelenmiştir. Davacı vekili tarafından dava dosyasına sunulan 11.02.2019 tarihli ... nolu ve 21.02.2019 tarihli... nolu faturaların davacı şirketin incelenen ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Dava dosyasına sunulan Sevk İrsaliyeleri okunaklı olmadığı için sevk irsaliyelerinin muhteviyatı ve teslim alan ve teslim eden bilgileri tespit edilememiştir." şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir. Kısaca; kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan FATURA içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır: "1- Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. 2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. 3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altında olan alacaklının/davacının yukarıda belirtilen koşulları sağlayamadığı, her ne kadar sevk irsaliyelerinde imzası bulunan ...'un davalının o dönem çalışanları arasında bulunduğu SGK'dan gelen cevabi yazıdan anlaşılmakta ise de faturalar ve sevk irsaliyelerinin eşleşmediği Mahkememizce tespit olunmuş ve bu nedenle davanın reddi yönündeki aşağıdaki karara hükmolunmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın, peşin alınan 54,40-TL 'den mahsubu ile eksik kalan 373,2‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3- Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL 'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 2.263,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair; davacı ve davalı vekillerinin yüzlerine HMK 341 maddesi gereğince miktar itibariyle Kesin Olarak verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.17/12/2024 Katip... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/645, K. 2024/1144, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-645-e-2024-1144-k-fd063c42f78f