İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/106 E. 2025/714 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/106
- Karar No
- 2025/714
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/106 KARAR NO : 2025/714 DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 05/02/2025 KARAR TARİHİ : 30/09/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı, Ödemiş İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyasıyla müvekkil aleyhine icra takibi başlattığını, söz konusu icra takibi sırasında, müvekkile ait... plakalı 2013 model ... marka kamyonet vasıflı ticari araç haczedilmiş ve 04.01.2019 tarihinde muhafaza altına alınıp yediemine teslim edilmiştir. Müvekkil, icra takibinden, aracının üzerinde haciz olduğunu tesadüfen öğrendikten sonra haberdar olduğunu, müvekkil, dosyayı incelemiş ve her hangi bir kimseye böyle bir senet vermediğini ve senetteki imzaların kendisine ait olmadığını anlayınca imza itirazında bulunmak suretiyle menfi tespit davası açtığını, müvekkilin, icra dosyasında alacaklı görülen davalı ... AŞ aleyhine açmış olduğu menfi tespit konulu dava neticesinde, Ödemiş ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/03/2021 tarih, ... Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiğini, akabinde ise yapılan istinaf incelemesi sonucu İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin... K. Sayılı 07.12.2023 tarihli ilamı ile yine davamızın kesin olarak kabulüne karar verildiğini, yargılama sırasında bir kaç defa dava konusu aracın tarafımıza teslimi istenmişse de bu taleplerin her defasında İcra Müdürlüğünce reddedildiğini, müvekkil, dava konusu aracın haczedilip muhafaza altına alındığı tarihlerde ticaret ile uğraştığını, söz konusu aracı özel ihtiyacı için kullandığı gibi ticari işleri için de kullandığını, müvekkil, dava konusu ticari aracını, aracın muhafaza altına alınıp yediemine teslim edildiği tarih olan 04.01.2019 tarihinden aracın servisten alındığı tarih olan 16.11.2024 tarihine kadar kullanamadığını, müvekkil, bu süre zarfında zaman zaman araç kiralamış, zaman zaman bedeli karşılığında müşterilerinin araçlarını kullandığını, özel kullanımı için ise çoğu zaman taksi kullanmak zorunda kaldığını, bu bağlamda, müvekkilin dava konusu aracı kullanamamaktan kaynaklı fevkalade yüksek bir kazanç kaybı ortaya çıktığını beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu davanın müvekkil kamu bankasına değil; dava dışı olan ... aleyhine ikame edilmesi gerektiğini, zira davaya konu iddia edilen zarar, ile müvekkilin eylemleri arasında uygun illiyet rabıtası yoktur ancak davacı ile birlikte dava dışı ...'in eylemleri ile iddia olunan zarar arasında illiyet rabıtası olduğu, davacının kendisi aleyhine başlatılan Ödemiş İcra Müdürlüğünün ... E. takibindeki bonoları...Bankasına ibraz eden kişi dava dışı ... olduğu, ancak davacı, Ödemiş... Asliye Hukuk Mahkemesini...E.sayılı davasında da arz edildiği üzere, adı geçen dava dışı ... hakkında kati surette suç duyurusunda bulunmadığını, kendisi aleyhine olası bir imza taklidinin en önemli şüphelilerinden biri adı geçen dava dışı şahıs olduğunu, normal şartlar altında davacının aslında hiç imza etmediğini iddia ettiği bonoları, ..., kamu bankasına ibraz ediliyor ve bu surette kredi kullanılıyor ise davacının bu kişi hakkında suç duyurusunda bulunması gerekir. Ancak somut olayda, davacının ikame ettiği menfi tespit davasından bu yana arz ediyoruz ki, davacı bonoyu ve imzayı rızası hilafına kullanan ... hakkında ne bir suç duyurusunda bulunmuş ne de huzurdaki davayı kendisine yönelttiğini, bu durum son derece manidar olduğunu, burada kamu bankası zarara uğratıldığını ve halen işbu dava ile uğratılma hedefinde olduğu, işbu davadaki husumetin adı geçen ...e yöneltilmesi gerekirken müvekkile yöneltilmesi, pasif husumet noksanlığını gündeme getireceğini, davada müvekkilin pasif husumet noksanlığı bulunduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacı vekili tarafından davalı bankanın haksız haciz uygulatması sebebiyle zarara uğradığından bahisle tazminat isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. Dosya içerisine alınan evraklar birlikte değerlendirildiğinde davacının uyuşmazlık tarihi itibariyle ve mahkememizde açılan dava tarihi itibariyle tacir sıfatının bulunmadığı, uyuşmazlığın davacının ticari işletmesinden kaynaklı olmadığı, ayrıca bankacılık işlemlerinden kaynaklı da bir uyuşmazlık bulunmadığı, bu haliyle uyuşmazlığın mutlak yahut nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği, mahkememizin görevli olmadığı, haksız fiilden doğan davada genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN REDDİNE, 2-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-Görevli mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 4-6100 sayılı yasanın 20.maddesi gereğince karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderişmesine, süresinde talep gönderilmemesi halinde ek bir karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar VERİLMESİNE, 5-Yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından hüküm altına ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/09/2025 Katip... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır