İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/28 E. 2024/795 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/28
Karar No
2024/795
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/28 KARAR NO : 2024/795 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 08/10/2018 KARAR TARİHİ : 08/10/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların...'ın sevk ve idaresindeki tescilsiz araç ile seyir halinde iken 23/08/2014 günü meydana gelen trafik kazası neticesinde hayatını kaybetmesi nedeni ile anne ve baba olarak destekten yoksun kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak ... Akman için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiklerini, 2918 sayılı kanunun 91-92 ve 99. maddeleri gereğince 3. kişi konumunda bulundukları, 26/07/2017 tarihli Güvence Hesabı Yönetmeliği ile kaza anındaki ZMMS poliçe limiti ile davalının sorumlu olduğunu, kaza anında...'ın asli ve tam kusurlu olduğu kaza tespit trafik tutanağı ile belirlendiğini, Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verildiğini, kaza nedeni ile vefat eden davacılar murisi...'ın henüz 15 yaşında vefat ettiğini, manevi yönden derin bir acı duyduklarını bildirmiş ve davanın kabulünü talep etmişlerdir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Karayolları Trafik Kanunu 97. maddesindeki şartların yerine getirilmediğini, Güvence Hesabı'na usulünce başvuru yapılmadığını, davanın yetkili mahkeme olan İstanbul Mahkemeleri'nde açılması gerektiğini, İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkisiz olduğunu, davacılar murisinin 23/04/2014 tarinde meydana gelen kazada kontrolsüz sollama, dikkatsiz ve özensiz davranma neden ile asli kusurlu olduğunu, poliçe nedeni ile olay tarihinde kişi başı azami 268.000,00 TL sorumluluk sınırı olup kabul anlamında olmamak üzere bu miktarla sınırlı sorumlu olduklarını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1315 Esas 2017/1239 Karar ve 01/11/2017 tarihli içtihatı ile sürücünün kendi kusuru ile neden olduğu kazalarda vefat nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanılamayacağının belirlendiğini, sürücünün ölümünün trafik sigortası teminatına girmediğini, sigortacılık Kanunu A-6d maddesine göre tazminatın kapsam dışı bulunduğunu, davalı kurumun sorumluluğu olmadığını, davanın hukuki dayanaktan yoksun olup ispat yükünün davacıya ait olduğunu, kaza nedeni ile elde edilen gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, kusur durumunun belirlenmesi ve müterafik kusurun dikkate alınması gerektiğini, birden çok zarar gören olması durumunda Karayolları Trafik Kanunu 96. maddesine göre teminatın paylaştırılması gerekeceğini, faizden sorumluluğun dava tarihinden başlayacağın bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, haksız fiilden kaynaklanan destek yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Adli Trafik Uzmanı...in 25/04/2023 Tarihli Bilirkişi Raporunda; Emsal nitelikteki motosikletler karşılaştırılmış olup, motor bloğu 50 cm3 ile 120 cm3 arası olan ve Al sürücü belgesi isteyen bu motosikletlere, Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünden temin edilen üsteki tablodan da anlaşılacağı üzere zorunlu mali mesuliyet sigortası (ZMMS) yaptırmanın zorunlu olduğu, (2918 sayılı Karayolları trafik kanununun 91.maddesi, İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.) şeklinde belirtilmiştir. Aktüerya Uzmanı ...'ın 21/08/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda; Dosya kapsamında yapılan araştırmada Güvence Hesabının 15.11.2018 tarihli belgesine göre davacı Anne ...'a 95.578 TL Baba ...a 81.150 TL ödeme yapıldığı, 2018 yılındaki sigorta ödeme tarihi itibariyle TRH-2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz ile yapılan gerçek zarar hesaplamasına göre Annesine 104.963,75 TL destekte bulunacağı, babasına 69.090,20 TL destekte bulunacağı hesap edilmiş olup Anne ...'a 95.578 TL Baba ...a 81.150 TL olmak üzere toplam 176.728 TL ödeme yapıldığı, Davalı Güvence Hesabı tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihi itibariyle gerçek zararı karşılayıp karşılamadığının takdiri Mahkemede olmak üzere karşılamadığı kabul edilir ise yapılan ödeme dava tarihinden sonra yapılmış olduğundan net tazminat tutarından güncellenmeden mahsup edildiğini, 2024 yılı güncel asgari ücret verileriyle yapılan hesaplamada, kusur indirimi olmadan ve sigorta ödemesi mahsup edilerek destekten yoksun kalma zararlarının; davacı annesi ...'ın 957.790,16 TL olduğu, Babası ...ın 611.214,17 TL olduğu hesap edildiğini, Güvence Hesabının olay tarihir i Sakatlanma veya Ölüm zararı limitinin 268.000 TL olduğu, yapılan 176.728 TL” lik ödeme sonrası bakiye limitin 91.272 TL kaldığı tespit edilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi...Hukuk Dairesi'nin...K. Sayılı ilamında;" Somut uyuşmazlıkta, davacılar murisi...'ın dava konusu kazada asli ve tam kusurlu olduğu kaza tespit tutanağı ve ATK kusur raporundan anlaşılmakta olup, esasen bu konuda taraflar arasında da bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacıların destekten yoksun kalan 3.şahıs sıfatıyla açmış oldukları eldeki dava bakımından kaza tarihi de dikkate alınarak (23.08.2014), eski genel şartlar döneminde meydana gelen kazaya ilişkin müteveffanın kusuru davacılara yansıtılamayacağından, davalı vekilinin kusur ve müterafik kusur yönünden itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. Davalı tarafça istinaf dilekçesi ile birlikte bir ibraname sunulmuş olup, davalı sigorta şirketi davacılara ödeme yaptıklarını ve davacılar tarafından bu ibranamenin verildiğini, mahkemece alınan raporda bunun değerlendirilmediğini ileri sürmüştür. Esasen, rapor aşamasında bu yönde bir belge sunulmadığından aktüer raporunda incelenmemiş olmakla birlikte, bilindiği gibi ödeme savunması davanın her aşamasında yapılabileceğinden, mahkemece bu yönde araştırma yapılıp ödeme belgeleri getirtildikten sonra yeniden aktüer raporu alınması için kararın kaldırılması gerekmiştir. Mahkemece, dava konusu motosiklet hakkında herhangi bir bilirkişi raporu alınmadan, başka bir dosyadaki raporun emsal olarak alındığı anlaşılmakla, bu konuda eksik inceleme ile karar verildiği görülmüştür. Davaya konu motosikletin silindir hacmi gibi birtakım kriterler dikkate alınarak tescil ve trafik sigortası zorunluluğuna tabi olup olmadığı hususlarının uzman bilirkişiden alınacak rapor ile irdelenmesi gerekmekte olup, ne hükme esas alınan raporda ne de mahkeme kararında bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Sözkonusu eksik incelemenin bir neticesi olarak davalı vekilinin de istinafında bahse konu motosikletin kazadan önce hurdaya ayrılmış olup zaten trafik sigortası düzenlenmesi mümkün olmayan bir motosiklet olduğunu ileri sürmüş olduğu görülmekle, mahkemece yapılması gereken iş; bu itirazlar da gözetilerek emniyet müdürlüğüne yazılacak müzekkere ile ayrıntılı bilgi istenmesi, motosikletin hurdaya ayrılıp ayrılmadığı, tarihi, özellikle kaza tarihinden önce böyle bir durumun ve dolayısıyla ZMM poliçesi düzenleme konusunda yükümlülüğün bulunup bulunmadığı hususlarının sorulması, toplanacak bilgi ve belgeler sonrasında motosikletin özellikleri de gözetilerek uzman bilirkişinden rapor alınması ve sonucuna göre davalının sorumluluğunun tayininden ibarettir. Bu nedenle, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da kabulü gerekmiştir. Ayrıca, kazada müteveffa tarafından kullanılmakta olan ZMM'siz motosikletin, dosya içerisindeki faturasına göre davacılardan ...'e ait olduğu da görülmektedir. Bu durumda trafik sigortasını yaptırmayan davacı ... yönünden de davalıya başvuru hakkının TMK 2.madde de gözetilerek mahkemece toplanacak tüm bilgi ve belgeler doğrultusunda ayrıca değerlendirilmesi gerektiğinden, kararın bu nedenle de kaldırılmasına karar verilmiştir. Kabule göre de, mahkemece kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmişse de, Güvence hesabına başvuru dava şartının yargılama sırasında tamamlanmış olduğu da gözetilerek dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine dikkat edilmemiş olması doğru görülmemiş, bu konudaki davalı vekili itirazları da yerinde görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir." gerekçesi ile Mahkememiz 24/12/2019 Tarih, ...K. Sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve istinaf ilamı bir arada değerlendirildiğinde, davalı tarafın istinaf dilekçesi ekinde davacıların imzasını taşıyan dilekçenin incelenmesinde, aynı kaza sebebiyle güvence hesabının kazaya karışan ve cismani zarara uğrayan dava dışı şahısa ödeme yaptığı, yaptığı bu ödeme sebebiyle davacılara rücu ettiği, ayrıca dava konusu kaza sebebiyle güvence hesabının 15.11.2018 tarihli yazısında davacılar için ayrı ayrı destekten yoksun kalma tazminatlarını hesapladığı ve bunları ödemek için davacılara eksik evraklarında tamamlanarak ödeme başvurusunda bulunmaları gerektiği yönünde teklifte bulunduğu, ancak davalıların bu husustaki başvurularına dosya kapsamında rastlanmadığı, taraflarca davacıların güvence hesabının ilgili yazısına karşılık başvuruda bulunduğuna ilişkin evrak dosyaya sunulmadığı, davacıların istinaf dilekçesi ekinde yer alan belgede güvence hesabı tarafından kendileri için hesaplanan ve ödenmesi planlanan destekten yoksun kalma tazminatının yine güvence hesabının kendilerin rücu edeceği miktardan mahsubunu istedikleri, güvence hesabının davacılara ne istinaf dilekçesi ekindeki davacıların imzasını taşıyan belge sebebiyle ne de 15.11.2018 tarihli belge sebebiyle bir ödeme yapmadığı, ancak taraflar arasında istinaf dilekçesinin ekindeki belge ve 15.11.2018 tarihli belge bir arada değerlendirildiğinden destekten yoksun kalma tazminatının miktarına ilişkin olarak bir mutabakata varıldığı anlaşılmıştır. Davacının mahkemece verilen bir önceki hükmü kanun yoluna götürmediği anlaşılmakla hükmün kazanılmış haklar çerçevesinde ve tarafların mutabık kaldıkları miktar yönünden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Ayrıca davacı ... açısından destekten yoksun kalma zararı bizzat onun şahsından kaynaklanmayan ve niteliği itibarıyla yansıma zararlardan olduğu, 6098 sayılı yasanın 53. Maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği hal böyle olunca davacı ...' in davasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu şeklinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığına kanaat getirilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında hükmü istinaf etmeyen davacıların kazanılmış hakları ve hükümden sonra sunulan davacıların imzasını taşıyan ve davalının belirlediği ödeme miktarını kabul eden davacıların imzasını taşıyan dilekçe bir arada değerlendirilerek davacı ... için davalının teklif ettiği bedel kadar davacı ... için ise bir önceki hükümde kendisi için mahkemece takdir olunan bedel kadar tazminat ödenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1)Davanın KISMEN KABULÜNE, 2)... Akman için 81.150,00 TL, ... için 94.855,02 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, 3)Alınması gerekli 12.022,90 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 170,78 TL peşin harç ve 574,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplamda 744,78 TL harçtan mahsubu ile bakiye 11.248,12 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 4)Davacı tarafça yatırılan 170,78 TL peşin harç, 35,90 TL başvurma harcı, 574,00 TL ıslah harcı, 2.750,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 244,00 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplamda 3774,68 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi oranına göre 3.699,18 TL nin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, 6)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 1.981,83 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE, Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/10/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/28, K. 2024/795, T. 08.10.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-28-e-2024-795-k-6c506c4b1ee5