İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/123 E. 2023/775 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/123
- Karar No
- 2023/775
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/123 Esas KARAR NO : 2023/775 DAVALI : ... - ...- DAVA : İtirazın İptali ( Elektrik Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan ) DAVA TARİHİ : 11/02/2023 KARAR TARİHİ : 11/10/2023 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Elektrik Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan ) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete... sözleşme hesap nolu abonelik çerçevesinde elektrik tedariki sağlandığını, davalı tarafından bu sözleşme kapsamındaki 34.330,03 TL fatura alacağı, 2.644,32 TL gecikme faizi, 475,98 TL gecikme faizi KDV'si olmak üzere 37.450,33 TL'nin ödenmediğini, davalının ödemediği bu faturanın tahsili amacıyla Merkezi Takip Sisteminin...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının 17.10.2022 tarihinde borca itirazı nedeniyle takibin durduğunu, davaya konu abonelik sözleşmesinin davalı şirketin... Bergama İzmir adresindeki işyeri için düzenlendiğini, davalının işyeri için 28.08.2020 tarihinde ... sözleşme hesap nolu perakende satış sözleşmesinin imzalandığını, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 21/7 maddesinde; 'Sekizinci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki serbest tüketici ile görevli tedarik şirketi arasındaki perakende satış sözleşmesi son kaynak tedariği kapsamında elektrik enerjisi ve/veya kapasite temininin başladığı tarihte kurulur ve yürürlüğe girer.” maddesi gereği 01.12.2021 tarihinde son kaynak tedariki kapsamında perakende satış sözleşmesinin sistemde otomatik olarak yenilendiğini, işbu sözleşme kapsamında davalı şirkete elektrik enerjisi temininin sağlandığını ve tüketim sonucu enerji kullanım bedelinin hukuka uygun şekilde fatura tahakkuk ettirildiğini, davalı şirketin haksız şekilde ve kötü niyetli olarak borca itiraz edildiğini, akabinde başlatılan arabuluculuk sürecinin de anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek davanın kabulü ile, Merkezi Takip Sisteminin... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve takibin İzmir İcra Dairelerinde devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmiş, davalı davaya cevap vermemiş duruşmalara da katılmamıştır. DAVA: Dava elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali isteğine ilişkindir. DELİLLER: -Merkezi Takip Sisteminin ... esas sayılı takip dosyası, -... Elektrik Perakende Satış A.Ş'nin 31/05/2023 tarihli yazısı ve eki, -Bilirkişiler ... ve ...'nın 04/09/2023 tarihli raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;davacının, davalı aleyhinde Merkezi Takip Sisteminin ... esas sayılı dosyasında elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 10/10/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 17/10/2022 tarihinde yasal süresi içerisinde icra dairesinin yetkisi ile borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı borçlunun itirazının iptalinin talep edildiği, davacının taraflar arasında abonelik sözleşmesi bulunduğu, sözleşmeye konu 2 adet faturanın davalı tarafından ödenmediği, davalının icra dairesine yetkisine itirazının yersiz olduğu ve davalıdan alacaklı olduğunu iddia ettiği, davalının davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, ancak davalının icra dairesinde sunmuş olduğu borca itiraz dilekçesinde sözleşme ilişkisini kabul ettiği görülmekle taraflar arasında abonelik sözleşmesi bulunduğu ihtilafsız olup, uyuşmazlığın icra dairesinin yetkili olup olmadığı, davacının takip konusu faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne olduğu ve takibe yapılan itirazın haksız olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce abonelik sözleşmesinin davalıya isticvap davetiyesi ile birlikte tebliğ edildiği, davalının yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen duruşmaya katılmadığı ve beyanda bulunmadığı, bunun yasal sonucu olarak dava ve takibe konu abonelik sözleşmesinin içeriği ile altındaki imzanın kendisinden sadır olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de taraflar arasında abonelik sözleşmesi bulunduğu, 6100 sayılı HMK'nun 10 ve 17, TBK' nun 89 ve taraflar arasındaki sözleşmesinin 23.maddesi uyarınca İzmir icra dairelerinin yetkili olduğu anlaşılmakla davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilmiştir. Mahkememizce davalıya dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere meşruhatlı davetiye çıkartıldığı, davalının kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği görülmüştür. Mahkememizce davacıya ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere süre verildiği, davacının ara karar gereğini yerine getirdiği, mahkememizce dosyanın mali müşavir ve elektrik mühendisi bilirkişilerden oluşan heyete tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 04/09/2023 tarihli raporunda, davalı ... Yemek Hizmetleri İnş. Nak. Tic. Ltd. Şti ile ... Elektrik Perakende Satış A.Ş. arasında, davalının ... Bergama İzmir adresindeki işyerinde kurulu...nolu tesisat için 28.08.2020 tarihinde “Ticarethane' abone grubu üzerinden ... sözleşme Hesap nolu Perakende Satış Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre davalı şirketin kurulu gücü ve bağlantı gücünün 130,772 KW olduğu, sözleşmenin imzalanması sırasında işyerine...marka ... seri nolu kombine sayaç yeni olarak (0) endeks değeri ile takıldığı, davalı şirketin, davacı ... Elektrik Perakende Satış A.Ş ile standart perakende satış sözleşmesi imzaladıktan sonra serbest tüketici olarak özel tedarik şirketi ile ikili anlaşma imzaladığı, bu ikili anlaşma kapsamındaki enerji tedarikinin özel tedarik şirketi tarafından 01.12.2021 tarihinde sonlandırıldığının dosya içerisindeki davacı şirket tarafından davalıya gönderilen 25.11.2021 tarih ve 91310 sayılı yazıdan anlaşıldığı, bu yüzden takibe konu faturalar için bu faturaların düzenlendiği dönemde geçerli olan mevzuatın Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği, geçerli tarifenin de EPDK onaylı ve Türkiye genelinde geçerli tarifeler olduğu, faturaların tahakkuk ettirildiği dönemde kademeli birim fiyat uygulamasının söz konusu olduğu, ticarethane aboneleri için günlük 30 kWh elektrik enerjisinin 1. Kademe birim fiyatları ile, günlük 30 kWh'ın üzerindeki elektrik enerjisinin ise 2 kademe birim fiyatları ile ücretlendirildiği, davalı şirket tarafından ödenmediği için takibe konu edilen 2022/05 ve 2022/06 dönem faturalarının, bu faturaların düzenlendiği tarihte geçerli EPDK Ulusal Tarifelerine göre kontrol edildiği, 2022/05 dönem faturasının doğru olarak hesaplandığı, 2022/06 dönem faturasının ise sayaç çarpanının hatalı olarak alınmış olması nedeniyle hatalı ve eksik olarak hesaplandığının görüldüğü, ...dönem faturası için ...Elektrik Perakende Satış A.Ş. tarafından düzenlenen fatura tutarı daha düşük olduğundan bu fatura tutarı (12.230,78 TL) ile bağlı kalındığı, davacı tarafından gecikme zammı istenip istenemeyeceği hususunun takdirinin mahkemeye ait olduğu, avans faizi ve gecikme zammına göre takip ferilerinin seçenekli olarak ayrı ayrı hesaplandığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Dava konusu uyuşmazlıkta abonelik sözleşmesi bulunduğu tarafların kabulünde olmakla birlikte davalı tarafından söz konusu faturaların ödendiği ve borçlu olmadığının borca itirazda savunulduğu, 6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının defterlerine göre takip tarihi itibariyle 34.330,03 TL asıl alacak tutarında davalıdan alacaklı olduğu, davalının ise usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, bu halde ispat külfetinin yer değiştirdiği, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını sunmayan davalının davacının defter kayıtlarının aksini mal veya hizmet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı itibariyle herhangi bir ispat vasıtası sunmadığı, bu halde davalının karşı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, ayrıca mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesinde elektrik bilirkişisinin tespitlerine göre davacının 2022 yılı Mayıs ayına ilişkin dönem faturası alacağının 23.887,41 TL olduğu, ancak bu faturaya ilişkin olarak 1.788,75 TL güvence bedeli mahsubu yapıldığı, davacının bu faturadan kaynaklı asıl alacağının 22.099,25 TL olduğu, 2022 yılı Haziran ayına ait dönem faturası alacağının ise 26.837,64 TL olarak hesaplandığı, ancak davacı kurum tarafından bu faturaya ilişkin olarak takipte 12.230,78 TL asıl alacak talep edildiğinden taleple bağlı kalındığı, buna göre davacının talep edebileceği toplam asıl alacak miktarının 34.330,03 TL olarak hesaplandığı, davacının defter ve kayıtlarına göre takip konusu fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediği, Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre elektrik abonelik sözleşmelerinde ödemelerde gecikme olması halinde 6183 sayılı kanunda belirtilen gecikme zammının istenebilmesi için gecikme zammına ilişkin şartın açık, anlaşılabilir ve oranları da belirtilmek suretiyle yazılı olması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.3 maddesinde ödemede gecikme olması halinde davacının gecikme zammı talep edebileceğinin taraflarca kararlaştırıldığı, ancak söz konusu hükümde açıkça uygulanacak oranın belirtilmediği, bu halde tarafların sıfatına göre davacı şirketin takip konusu faturalara ilişkin avans faizi ve kdv talep edebileceği, dosya kapsamı itibariyle davacının davasını ispat ettiği, davalının takibe itirazının kısmen yerinde olmadığı ve haksız olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, uyuşmazlığın niteliği ile davalının borca itirazının ve inkarının kapsamına göre başka araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile Merkezi Takip Sisteminin ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 34.330,03 TL asıl alacak, 1.565,67 TL işlemiş faiz, 281,82 TL kdv olmak üzere toplam 36.177,52 TL alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-34.330,03 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 6.866,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gerekli 2.345,08 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 2.165,18 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 411,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 3.270,80 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (36.177,52/37.450,33=0,96) 3.159,63 TL'nin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE, 7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun 2022/7902 sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/10/2023 Katip ... Hakim ... E-İMZA E-İMZA