İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/32 E. 2025/279 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/32
Karar No
2025/279
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/32 KARAR NO : 2025/279 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/01/2021 KARAR TARİHİ : 28/03/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçtan kurtulmak gayesi ile usul ve yasaya aykırı şekilde hareket ettiğini, davalı yanın talebi ile müvekkil tarafından Kasım - Aralık 2019 ve Ocak - Şubat 2020 tarihlerinde tanzim ve fatura edilen ürünler davalı yana usul ve yasaya uygun olarak tebliğ ve teslim edildiğini, ancak davalı taraf alacağa konu faturaları vade tarihinde ödemediğini, faturalar vade tarihlerinde ödenmediği gibi hiç bir geçerli gerekçe sunmadan 29/09/2020 tarihinde ürünleri iade etmek için iade faturası müvekkil firmaya gönderildiğini, Türk Ticaret Kanunun MD 21 F 2 “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” Şeklinde düzenlendiğini, tüm bu bilgiler ışığında ortalama 9 ay önce tarafımızca tanzim edilen ödeme vadeleri geçen faturanın 29 eylül 2020 tarihinde iadesine ilişkin yapılmış iade fatura hukuka aykırı olması sebebiyle kabul edilmediğini, davalı faturaları vade tarihinde ödeme borcunu ifa etmemesi ve usulsuz iade fatura kesmesi sebebiyle 15.10.2020 tarihinde Bakırköy ... Noterliği... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalıya ödeme yapması hususunda son kez ihtarda bulunulmuş ise de davalı borcunu ödemediğini, davalının borcunu ödememesi üzerine 30.10.2020 tarihinde İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı işbu icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret mahkemesinin görevli olmadığını, görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davacı ile davalı arasında hiçbir anlaşma veya yazılı sözleşme bulunmadığını, davalının herhangi bir talebi ve haberi olmaksızın davacı tarafından faturalar kesildiğini, iade alınacağı söylenerek davalının aylarca ve sürekli oyalandığını, davacı tarafından gönderilen ürünlerin insan sağlığını olumsuz etkilemesi üzerine davalı tarafından iade edilen ürünler sebebiyle mağduriyet yaşandığını, davalının ürünleri iade ettiğini, davacın tarafın kötü niyetli olduğunu, davacı tarafın davalını iade faturalarına süresinde itiraz etmediğini ve yasal olarak iade faturalarını kabul ettiğini, davalının eczacı kimliği ve ticari itibarinin zedelendiğini, davalının bir eczacı olarak hasta sağlığını göz önüne aldığını ve deri sağlığını bozan ürünleri iade ettiğini, davacı tarafça iade alınacağı söylenen ürünlerin hiçbir zaman alınmadığını ve davalının dava dışı konsina ilaç firması ile görüşülmesi söylendiğini ve davalının kandırıldığını, davalının böyle bir borcu olmaması rağmen davacı tarafça haksız ve kötüniyetli olarak hukuka aykırı bir şekilde icra takibi başlattığını, davalı tarafından ikinci kez iade edilerek gönderilen ürünlerin şuan ... Kargo firmasının İstanbulda'ki ikitelli şubesinin deposunda bekletildiğini belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1)Taraf dilekçeleri, 2)İzmir ...İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası, 3)SMMM ...'in 03/03/2023 tarihli bilirkişi kök raporu, 4)SMMM...'in 28/08/2023 tarihli bilirkişi ek raporu 5)Tüm dosya münderecatı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı dosyası celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. SMMM...'in 03/03/2023 tarihli bilirkişi kök raporunda; Bilirkişinin iki seçenekli hesaplama yaptığı, birinci hesaplamada; Davacı tarafın düzenlediği ve takibe dayanak yaptığı tüm faturalardaki ürünlerin davalıya teslim edildiği ancak davalı tarafından iadesi konusunda uyuşmazlık olduğu anlaşıldığından davacının tüm faturaları hesaplamada esas alındığı, davalı tarafın defterlerinde kayıtlı olan davacı ...ndan yapılan ödeme kayıtları 1.904,00 TL olarak davacı lehine dikkate alındığı, davacı defterinde Davalı ... ödemesi olarak kayıtlı olan 30.000,00 TL davalı lehine dikkate alındığı, davalı tarafından düzenlenen iade faturalarından davacı defterinde kayıtlı olan 20.663,93 TL hesaplamada dikkate alındığı, davalı tarafından düzenlenen 1.903,99 TL bedelli Kampanya İndirim faturasının davacı defterinde kayıtlı olduğu görülerek hesaplamaya dahil edildiği, davalı defterinde davacıya ödeme olarak kaydedilen 10.12.2019 tarihli 5.735,26 TL banka havalesi davacı defterinde kayıtlı olmadığını, belgesi incelemede ibraz edilmediği için değerlendirme yapılamamış ve hesaplamaya dahil edilmediğini, belge ile ispatlanması durumunda hesaplamaya dahil edilmesi mümkün olmadığını, davalı tarafından düzenlenen ve davacı tarafından kayıtlara alınmayan 01.01.2020 tarihli 8.197,93 TL bedelli fatura her iki tarafça BS/BA Formu ile beyan edilmediğini, fatura incelemede ibraz edilmediği için değerlendirme yapılamamış ve hesaplamaya dahil edilmediğini, faturanın ibrazı ve teslimin ispatlanması durumunda hesaplamaya dahil edilmesi mümkün olmadığını, yapılan ikinci hesaplamada; Davalının iade etme talebinde bulunduğu ürünlerin ayıplı olduğu ve davacı tarafça iade alınması gerektiği kanaatine varılması durumunda değerlendirilmek üzere yapılan hesaplamaya göre; davacı... Deposu Tic.Ltd.Sti tarafından başlatılan takibe dayanak yapılan faturalardan kalan ödenmemiş bakiye 24.776.57 TL olarak hesaplandığını, Davacı vekili asıl alacak yönünden 109.733,22 TL talep edildiği, takibin hesaplanan tutar olan (asıl alacak) 24.776,57 TL üzerinden devamı konusunda nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu, davacı tarafın düzenlediği ve takibe dayanak yaptığı tüm faturalardaki ürünlerin davalıya teslim edildiği ancak davalı tarafından iadesi konusunda uyuşmazlık olduğu anlaşıldığından davacının tüm faturaları hesaplamada esas alındığı, davalı tarafın defterlerinde kayıtlı olan davacı... tarafından yapılan ödeme kayıtları 1.904,00 TL olarak davacı lehine dikkate alındığı, davacı defterinde Davalı ... ödemesi olarak kayıtlı olan 30.000,00 TL davalı lehine dikkate alındığını, davalı tarafından düzenlenen iade faturalarından davacı defterinde kayıtlı olan 20.663,93 TL ve Davacı tarafça kayıtlara alınmayan davalının 87.762,04 TL bedelli iade faturası hesaplamada dikkate alındığını, davalı tarafından düzenlenen 1.903,99 TL bedelli Kampanya İndirim faturasının davacı defterinde kayıtlı olduğu görülerek hesaplamaya dahil edildiğini, davalı defterinde Davacıya ödeme olarak kaydedilen 10.12.2019 tarihli 5.735,26 TL banka havalesi Davacı defterinde kayıtlı olmadığını, belgenin incelemede ibraz edilmediği için değerlendirme yapılamamış ve hesaplamaya dahil edilmediğini, belge ile ispatlanması durumunda hesaplamaya dahil edilmesi mümkün olmadığını, davalı tarafından düzenlenen ve davacı tarafından kayıtlara alınmayan 01.01.2020 tarihli 8.197,93 TL bedelli fatura her iki tarafça BS/BA Formu ile beyan edilmemiş olup, fatura incelemede ibraz edilmediği için değerlendirme yapılamamış ve hesaplamaya dahil edilmediğini, faturanın ibrazı ve teslimin ispatlanması durumunda hesaplamaya dahil edilmesinin mümkün olmadığı tespit edilmiştir. SMM...in 28/08/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; Bilirkişinin iki seçenekli hesaplama yaptığı, birinci hesaplamada; İzmir ...cra Dairesi... Esas sayılı İcra Takip Dosyasında; Takip alacaklısı... Deposu Tic.Ltd.Şti vekilince 04.11.2020 tarihinde takip borçlusu ... aleyhine başlatılan takipte ödeme emrinde 109.733,22 TL asıl alacak için 1.612,16 TL işlemiş faiz talep edildiği tespit edildiğini, yapılan incelemelere göre talep edilebilecek asıl alacak 100.634,61 TL olarak tespit edilmiş ve sözleşmedeki %4 faiz oranına göre takip tarihine kadar 2.542,05 TL faiz hesaplandığını, Mahkemenin asıl alacak yönünden 1.seçeneğe göre kanaate varması durumunda 100.634,61 TL asıl alacak için talebe bağlı olarak takip tarihine kadar 1.612,16 TL faiz talep edilebileceği, ikinci seçeneğe göre yapılan hesaplamada talep edilebilecek asıl alacak 12.872,57 TL olarak tespit edilmiş ve sözleşmedeki %4 faiz oranına göre takip tarihine kadar 233,62 TL faiz hesaplandığı beyan edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Davacı şirketin davalıya ilaç satışı yapmak suretiyle taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, bu ticari ilişkinin ise dava dışı ilaç şirketinin ürün skalasında olan ürünlerin davalıya satışını ecza deposu sıfatıyla gerçekleştirme şeklinde olduğu anlaşılmıştır. Davacının kasım aralık 2019 ve ocak şubat 2020 tarihlerinde düzenlenen faturalar ve fatura içeriğinde yer alan ürünleri davacıya satıp teslim ettiği anlaşılmıştır. Davalı tarafın ise davacı tarafça düzenlenen faturalar karşılığı olan ücreti davacı tarafa ödememesi sebebiyle davacının davalı hakkında icra takibi başlattığı, davalı tarafın itirazı üzerine mahkememizde itirazın iptalinin dava edildiği anlaşılmıştır. Sunulan cevap dilekçesi incelendiğinde, her ne kadar davalı tarafın görev itirazında bulunduğu görülmüş ise de, davalı hakkında yapılan tacir araştırması sonucunda davalının tacir sıfatına haiz olduğu tespit edilmiş ve davanın nispi ticari dava kategorisinde olduğu bu sebeple 6102 sayılı yasanın 4.maddesi gereğince mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır. Davalının savunmalarında, davacı ile arasında herhangi bir sözleşme olmadığı, kendisinden habersizce davacı tarafça fatura düzenlendiğini savunmuştur. Ayrıca davacı tarafça gönderilen ürünlerin insan sağlığını olumsuz yönde etkilediği, ayıplı ürünler olduğunu bu sebeple ürünlerin iade edildiği savunmasını bulunmuş ve iade faturaları düzenlendiğini, bu sebeple davacı tarafa borcu olmadığını beyan etmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamındaki bilirkişi raporları, tanık beyanları ve sair evraklar değerlendirildiğinde, öncelikle mahkememizin dava konusu edilen uyuşmazlığı muhakeme etmek konusunda yetkili ve görevli mahkeme olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafın her ne kadar davacı ile aralarında bir sözleşme olmadığını, davacının habersizce faturaları kestiğini beyan etmiş ise de, alınan bilirkişi raporları ile davalının dava konusu edilen alacağın dayanağını oluşturan faturalara süresinde itiraz etmediği, süresinde iade faturaları oluşturmadığı anlaşılmıştır. YİBBGK 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (6102 sayılı yasanın 21/2 maddesi) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karneden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifası ile ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi yukarıda anılan 23/2 madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz karşı tarafın akdi ilişki inkar etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, 6102 sayılı yasada özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Fatura içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme 213 sayılı yasada yer almaktadır. faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır. (213 sayılı yasa madde 230) dolayısıyla faturanın içeriği faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususlara yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Ayrıca Yargıtay 3. HD 2014/2171 Esas, 2014/7539 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi; faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesinde yazılı sekiz günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden tacir fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf faturaya dayalı bu alacağının varlığını 6100 sayılı yasanın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olur. Bu açıklamalar ışığında ve cevap dilekçesindeki beyanlar bir arada değerlendiriğinde, davalı tarafın faturaya konu edilen ürünleri teslim aldığı ancak ürünlerde ortaya çıktığını savunduğu ayıplar sebebiyle kargo şirketine davacıya iade etmek üzere teslim ettiği anlaşılmıştır. Ayrıca davalının dinlenen tanıklarının beyanlarında ortak bir şekilde davalının davacıdan codega marka kozmetik ürünlerini aldığını, taraflar arasında bu ürünlerin alımı ile ilgili ticari ilişkinin bulunduğunu, kozmetik ürünlerde ortaya çıktığı savunulan ayıp sebebiyle taraflar arasında bir uyuşmazlığın çıktığını beyan ettikleri görüldüğünden, davalı tarafın taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığı ve davacının davalının haberi olmadan fatura kestiğine ilişkin savunmalarına itibar edilmemiştir. Dava konusu codega marka kozmetik ürünlerinde ortaya çıktığı savunulan ayıp ile ilgili olarak mahkemece yapılan değerlendirmede ise, öncelikle davalının dava dışı olan firmaya ve davacı firmaya karşı herhangi bir ayıp ihbarında bulunduğuna ilişkin dosya kapsamında somut bir delilin bulunmadığı anlaşılmıştır. Kozmetik ürünler, ilaç gibi ürünler, kimyasal içerikli ürünler olduğundan bahisle her bir insanda farklı sonuçlara yol açabilmesi, bu tarz kimyasal içerikli ürünlerin kullanan kişinin vücuduna ilişkin fizyolojik özelliklere göre farklı tepki ve sonuçlara sebep olabileceği, aynı ürünün bir kişide olumlu ve beklenen sonucu gösterirken bir farklı kişide bambaşka bir tepki ve sonuçlara sebep olabileceği, bu hususun tıbbi ve teknik olarak ispata muhtaç olmadığı, hayatın olağan akışı gereği bu hususun herkes tarafından bilinebildiği, ancak insan sağlığını tehlikeye sokacak ya da yaşamını gerektiği gibi sokacak şekilde bir ayıbın bulunması ya da bir kimyasal içeriğin ürün içerisinde bulunması halinde davalı tarafça bu hususta öncelikle gerekli analiz raporlarının alınması, bu durumdan Sağlık Bakanlığını haberdar etmesi, gerektiğinde ilgili diğer bakanlıkları da bu durumdan haberdar ederek gerekli ihbar işlemlerini yapması, daha sonra ise ilgili analiz raporları ile birlikte ürünleri davacıya iade ederek, davacı hakkında ceza soruşturması başlatılması gibi hukuki yollara da başvurmak suretiyle ilgili üründeki insan sağlığını etkileyen ayıp konusunda üzerine düşeni yapması gerekirken bunları yapmayarak sadece davaya cevap dilekçesinde bu hususa değinmiş olması karşısında ayıp bildirimini süresinde ve usulünce yapılmadığının mahkemece kabulü gerekmiştir. Bu açıklamalar ışığında davalı tarafın ticari ilişki ve ayıp konusunda savunmalarını ispat edemediği, davacının dava konusu edilen ticari ilişki sebebiyle davalıdan bilirkişi raporlarında hesaplandığı üzere ve aşağıda hükme esas alındığı miktar kadar alacaklı olduğu, alacağında likit olduğu gözetilerek davanın kabulüne ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-)Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-)İzmir ...İcra Müdürlüğü... esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE TAKİBİN 100.634,61 TL ANA PARA 1.612,16 TL FAİZ ALACAĞI YÖNÜNDEN DEVAMINA, 3-)Hüküm altına alınan alacak miktarı olan 102.246,77 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-)Alınması gerekli 6.984,47 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 1.341,95 TL peşin harçtan mahsubu ile 5.642,52 TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 5-)Davacı tarafça yatırılan 1.341,95 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı, 1.000,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 1.226,45 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplamda 3.627,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-)1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 8-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE, Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/03/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/32, K. 2025/279, T. 28.03.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-32-e-2025-279-k-f08fc12d4d8d