İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/317 E. 2020/322 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/317
Karar No
2020/322
Karar Tarihi

T.C. iZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/317 Esas KARAR NO : 2020/322 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 16/05/2019 KARAR TARİHİ : 10/07/2020 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Karşı davacı- davalı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu 16/05/2019 dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin inşaat işleri ile uğraştığını, davalı şirket yetkilisi ...'ın, müvekkilinin Gülbahçe ve Güzelbahçe deki inşaatların ince imalat işlerine talip olduğunu ve taraflar arasında 2017 Mayıs ayında başlanmak üzere bu işlerin yapılması hususunda sözlü olarak anlaştıkları, bu doğrultuda davacı tarafından 31/05/2017 tarihinde ince işler yapım sözleşmesi, birim fiyat listesi, 21/07/2017 tarihinde ise iş programı mail kanalı ile müvekkiline gönderildiğini, iş programına göre 2017 Ağustos ayında tüm sıva işlerinin bitmesi, 2017 Ekim ayı sonunda ise işlerin tamamının teslim edilmesi gerekirken, Ekim ayı sonu itibariyle henüz kara ve alçı sıva işlerinin tamamlanmadığını, hiçbir işin vaktiyle ve layığıyla yapamayan davacı tarafın 04.07.2017 tarihinde henüz sıva işlerine dahi başlamadan, alçıpan ekiplerinin hazır olduğunu bildirerek müvekkil şirkete malzeme siparişi verdiğini, müvekkili şirketin ise önce sıva işlerinin tamamlanması gerektiğini sonrasında gerekli olan tüm malzemelerin temin edileceğini bildirmesine rağmen davacı tarafın 13.09.2017 tarihinde yeterli ekibi dahi yokken müvekkilden 870 torba alçı istediğini, bilindiği üzere alçı hemen tüketilmesi gereken bir malzeme olduğunu, aksi halde kullanılamaz hale geleceğini, müvekkili tarafından davacının talepleri doğrultusunda tüm masrafların yapıldığını malzemelerin temin edildiğini, ancak davacının ihmali ve vaktinden önce istemesi sebebi ile tonlarca alçı kullanılamadan heba olduuğnu, müvekkilinin iyi niyetli tüm çabalarına rağmen davacı tarafın işleri savsaklamaya devam ettiğini bu sebeple de Ekim ayı sonunda davacı tarafından yapılan ince işlerin metrajları bina bina tespit edildiğini ve flash bellek ile kendilerine teslim edilerek işlerine son verildiğini, davacının iddialarının aksine müvekkiline aldırılan ve kullanılmadığı için heba olan alçıların alandan çıkartılması için davacı taraftan defalarca kez adam gönderilmesinin istendiğini, ancak davacının her defasında şantiyede kalan alçıları aldıracağını söylemesine rağmen uzun süre şantiyede atıl olarak duran bozuk alçıların yine müvekkili tarafından 12.350.00 TL masraf yapılarak şantiyeden attırıldığını, davacının iş ahlakına uymayan hareketleriyle müvekkile maddi manevi zarar vermenin yanı sıra defalarca kez adam gönderilip aldırtılması istenilen malzemelerin sahadan çıkartmadığı gibi sanki müvekkili tarafından el konulmuş gibi bedellerini istediğini, müvekkilinin mimarı ...ile davacı şirket yetkilisi ... bey arasında geçen 31 Ekim 2017 tarihli whatsapp konuşmasında; "müvekkilin mimarı ...:" İlker günaydın alçıları taşımak için adam getiriyorsun inşallah" davacı şirket yetkilisi ...:"Getiriyorum abi bugün kesin şimdi adamları almaya gidiyorum." cevabını vermiş olmasına rağmen hiç bir şekilde adam göndermediğini, kötü hava koşulları sebebiyle heba olan alçıların müvekkili şirket tarafından attırılmak zorunda kaldığını, tüm bu aksamaların sebebinin davacı tarafın sürekli olarak eleman değiştirmesi ve şantiyeye 2-3 işçiden fazlasını getirememesi olduğunu, davacının bu konuyla ilgili sürekli olarak uyarıldığını, davacı tarafın müvekkile çalıştırdığı eleman sayısını arttıracağı konusunda defalarca kez söz vermiş ancak 2 kişiden fazlasını getirmemiş ve getirdikleri 2 personel ise süresinde işe gelmediğinden doğru zamanlama ile işlerin yürütülemediğini, bununda işlerin zamanında ve kaliteli bir şekilde tamamlanmasına engel olduğunu, müvekkilinin Ekim ayı itibariyle tüm ince işlerin tamamlanacağını hedeflerken 20 Kasım tarihi itibariyle hatalı yapılan yerlerin tekrar yaptırılması ve eksikliklerin tamamlattırlması için toplamda 56.000 TL masraf yaparak yeni bir taşeron ile çalışmak zorunda kaldığını, mahkemeye dava konusu gayrimenkullerdeki hataların düzeltilmesi ve eksikliklerin tamamlattırması için başka bir taşeron ile yapılan sözleşme ve işbu sebeple taşerona yapılan ödemelere ilişkin belgeleri sunduklarını, müvekkilinin 2018 Ocak ayında almayı planladığı oturma raporunu ise tüm bu aksamalar sebebiyle ancak Haziran ayında alabildiğini, bu durumun beraberinde mal sahibine olan sorumluluğunu doğurmuş ve geciken her ay için daire başına 1.500 $ kira bedeli olmak üzere; 4 ayrı daire için 6 aylık gecikmenin bedeli olarak toplamda 36.000,00 $ ödemek durumu ile karşı karşıya kaldıklarını, müvekkili şirketin maddi olarak yüklü bir zarara uğramakla beraber güvenilir bir iş adamı olarak sözünün arkasında duramamış ve bu durumun manevi olarak da mahvına sebep olduğunu, davacı tarafın sunmuş oldukları dava dilekçesinde müvekkil tarafından yapılan 100.000 TL'lik ödemeyi kabul etmekle beraber bir süre sonra aldıkları malzemelerin ve işçiliğin parasının ödenmediğini iddia ettiklerini, halbuki en başında yapılan anlaşmada malzemelerin davacı tarafından karşılanacağı kararlaştırılmasına rağmen, davacı açısından bunun hiç bir zaman mümkün olmadığını, bizzat onların talebi ile malzemelerin müvekkili tarafından karşılandığını, davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulan "insula inşaat ince işler güzelbahçe kesin hakediş" raporu incelendiğinde talep olunan tüm bedellerin sadece işçilik bedelleri olduğu ve aynı raporun ekinde sundukları "insula inşaat cari hesap tablosunda" ise -tarafımıza alınan malzeme bedelleri düşülecektir-" şeklinde ibare eklemiş olmalarına rağmen huzurdaki davada malzeme bedellerini düşmeden haksız ve mesnetsiz olarak talepte bulunduklarının görüleceğini, yani taşeron anlaşması gereği şantiye alanına indirilen malzeme bedellerinin müvekkil/davalı tarafından ödenmiş ancak davacı tarafın sayın Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesinde bu hususu malzemelerin bedellerinin kendilerince ödenmiş gibi gösterme gayreti içerisine girdiğini, oysaki tüm bu malzemeler müvekkili tarafından ...an alındığını sayın Mahkemeye, malzeme bedelleri için ödenen paraları gösterir banka dekontlarını ve temin edilen malzemelerin faturalarını sunduklarını, yine davacı tarafından sunulan hakediş raporunda müvekkilin onay ve imzası da olmadığının açıkça ortada olduğunu, davacı tarafından yapılan işlerin kabul edilebilirlikten çok uzak olduğunu, işbu sebeple müvekkili, bizzat davacının tarafından mail kanalıyla gönderilen sözleşmenin 10. maddesi uyarınca haklı sebeple sözleşmeyi feshetmek zorunda kaldığını, bilindiği üzere davacı taşeronun, eseri sözleşmeye uygun ve zamanında teslim etmesinin bir borç olduğunu, ancak bu borç yerine getirilmemiş ve yapılan imalatların ise eksik ve ayıplı yapılmış olduğunu, bundan dolayı esasen davalı müvekkilinin zararı ve tazminat hakkının söz konusu olduğunu, davacı tarafın, dava konusu olayların üzerinden 2 yıl geçmiş olmasına rağmen bir kere bile herhangi bir alacağı olduğu konusunda talepte bulunmamış aksine müvekkiline vermiş olduğu zarar sebebiyle her zaman mahcup bir tavır sergilediğini, işbu davayı açmasındaki tek nedeninde ekonomik olarak sıkıntıya düşmüş olması ve kimden ne koparsam kardır çabasından başka bir şey olmadığını, dava dilekçesinin de sadece soyut iddialardan ibaret olup hiçbir somut delilleri olmadığını, açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz açılmış olan davanın reddine, karşı davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile davacı tarafın işi savsaklaması sebebiyle 3.şahsa yaptırılmak zorunda kalınan imalatların bedeli 56.000 TL ile yine davacının ihmali ile bozulan alçıların şantiye sahasından çıkartılması için harcanan 12.350 TL olmak üzere toplam 68.350,00 tl nin davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Karşı davalı-davacı vekili 22/11/2019 tarihli dilekçesinde özetle; davalı/ karşı davacı tarafından açılan davanın usul ve esas yönünden reddi gerektiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 06.12.2018 tarihinde eklenen ve 01.01.2019 tarihi itibarıyla uygulanmaya başlanan 5/A maddesinde düzenlenen " Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmü gereğince Arabulucuya başvurmadan dava açılması durumunda davanın usulden reddedileceğini, bu eksikliğin dava devam ederken giderilmesinin imkanı bulunmadığını, mahkemece Arabuluculuk son tutanağı istenmeden davaya devam edilmesinin yasanın açık hükmüne aykırı olduğunu, bu sebeple karşı davayı kabul etmediklerini, bunun yanı sıra davalı karşı davacı tarafından sunulan cevap ve karşı dava dilekçesinin de süresinde olmadığını, davalı karşı davacı tarafından süre uzatım talebinde bulunulduğunu, ancak Mahkeme tarafından süre uzatılması yönünde bir karar verilmemesine rağmen davalı karşı davacı tarafından süresinden sonra dilekçe verildiğini, bunu kabul etmediklerini, müvekkili şirketin taraflar arasındaki anlaşma gereği işe başladığını ve işini gereği gibi yerine getirdiğini, müvekkilin geçici hakedişleri düzenleyerek e-mail olarak davalıya gönderdiğini, davalınında başlangıçta bu hakedişlere ve gönderilen e-maillere itiraz etmeksizin ödemelerin bir kısmını yaptığını, fakat itiraz edilmemesine rağmen davalının müvekkilinin aldığı malzemelerin bedelini ve hak ettiği ince işçilik ücretlerini ödememeye başladığını, davalının kendi edimini ifa etmemesine rağmen kötü niyetli bir şekilde işlerin eksik ve hatalı yapıldığını belirterek işbu karşı davayı açtığını, davalı karşı davacının açtığı davanın haksız olduğunu, müvekkilinin ödemelerini yapmaması üzerine müvekkili tarafından ihtar çekildikten sonra davalı tarafından da işlerin eksik olduğu belirtildiğini, davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, nelerin eksik olduğunu tespit ettirmek yerine afaki olarak 56.000 TL masraf yaptığını beyan ettiğini, davalının tacir olup bu hususta basiretli tacir gibi gerekli belgeleri sunmadığını, karşı dava dilekçesi ekinde sunulan taşeron sözleşmesinin de müvekkilinin hatalı işlerinden dolayı yeniden yapılan bir sözleşme olmadığını sözleşmede buna ilişkin herhangi bir madde de bulunmadığını, açıklanan nedenlerle müvekkilinin yaptığı ince imalat işi alacağından bakiye kalan 123.427,30 TL + KDV olmak üzere toplam 163.644,21 TL ile inşaat alanında kalan malzeme bedeli 23.500 TL'nin davalıdan alınarak müvekkilime verilmesini, davalı karşı davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Karşı davalı-davacı ... ... Ltd Şirketi tarafından, karşı davacı- davalı ... aleyhine 29/03/2019 tarihinde 187.1447,21 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsiline ilişkin dava açıldığı, dava dilekçesinin ...'e 18/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ... vekilinin 02/05/2019 tarihinde cevap dilekçesi sunmak için HMK 127 maddesi gereğince ek süre talep ettiği, 16/05/2019 tarihinde cevap dilekçesi ibraz edip 68.350,00TL'nin tahsiline yönelik karşı dava açtığı, mahkememizin 15/01/2020 tarihli ön inceleme duruşmasında karşı davanın HMK m.133/2 gereğince tefrikine karar verilerek mahkememizin yukarıdaki esas numarasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Açılan dava, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan TTK ye eklenen 5/1 maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasına dair dava şartına tabidir. HMK 115/2 maddesinde tamamlanabilir dava şartı eksikliğinin giderilmesi için davacı tarafa süre verilebileceği belirtilmiş ise de 6352 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/2 maddesi de arabulucuya başvurmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğundan usulden red edileceği açıkta belirtildiğinden anılan dava şartı eksikliğinin tamamlanabilir dava şartı eksikliği nitelendirilmesi mümkün değildir, zira arabuluculuk tarafların mahkeme yoluna başvurmadan uyuşmazlıkları bir araya gelerek çözmeleri, bu şekilde daha hızlı ve barışçıl yöntemler ile sonuca ulaşmaları ile mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla getirilmiş bir alternatif çözüm yoludur. (İzmir BAM ... H.D, 26/04/2019 tarih ... Karar no) HMK 127.maddesi gereğince cevap dilekçesini verme süresi dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren 2 haftadır, ancak durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin hazırlanmasının çok zor yahut imkansız olması durumlarında yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya 1 defaya mahsus olmak ve 1 ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Dosyanın incelenmesinde; karşı davacı-davalı ... vekili tarafından 29/04/2019 tarihinde cevap süresinin uzatılması talep edildiği, ancak mahkememizce cevap verme süresinin uzatılmasına ilişkin bir karar verilmediği, bunun üzerine 16/05/2019 tarihli dilekçesi ile cevap dilekçesini sunup karşı davayı açtığı, karşı davalı-davacı ... Mühendislik .. Ltd Şirketinin buna muvafakat vermediği, kaldı ki 16/05/2019 tarihli karşı dava dilekçesinin ekinde arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı, 21/11/2019 tarihinde arabuluculuk son tutanağının onaysız fotokopisinin ibraz edildiği, İzmir BAM ... H.D, 26/04/2019 tarih ... Karar nolu ilamı uyarınca arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı olmadığı anlaşılmakla, karşı davacı-davalı ... vekilinin davasının usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Karşı davacının alacak davasının, dava özel şartlarından olan arabuluculuğa başvuru yapılmadan ve cevap süresi geçtikten sonra açıldığı anlaşılmakla 6325 sayılı yasanın 18/A-2 fikrası ve HMK'nun 115/2. fıkrası uyarınca ve HMK'nun 133/1 maddesi gereği dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-Alınması gerekli 54,40-TL peşin harç ile 54,40 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 108,80 TL harcın karşı davacı-davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Karşı davacı-davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 4-Karşı davalı-davacı ... ... Ltd Şti kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T madde 7 hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 3.400,00-TL vekalet ücretinin karşı davacı- davalı ...'den alınarak karşı davalı-davacı... Ltd Şti'ye verilmesine, 5-HMK.nun 333.maddesi uyarınca taraflarca yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde talep halinde taraflara iadesine Dair karar, HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda tensiben karar verildi .10/07/2020 Katip ... E-İMZA Hakim ... E-İMZA

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/317, K. 2020/322, T. 10.07.2020, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-317-e-2020-322-k-c24236ad663e