İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1433 E. 2020/707 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/1433
Karar No
2020/707
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/1433 Esas KARAR NO : 2020/707 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 02/06/2000 KARAR TARİHİ : 01/12/2020 Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan Alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, mahkememize verdiği 02/06/2000 tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin Mayıs 1998 tarihi itibarı ile davalı... T.A.Ş Şirinyer Şube Müdürlüğü' nün müşterisi bulunduğunu, müvekkilinin bu tarihten itibaren davalı banka ile çalıştığını, bankacılık işlemlerini bu banka vasıtası ile gerçekleştirdiğini, ancak Ağustos 1999 tarihinde tedavi olduğu hastaneden ayrılıp, ticari işletmesinin banka nezdinde bulunan cari hesaplarını incelediğinde bazı belirsizliklerin olduğunu fark ettiğini, müvekkilinin uzun süre kalp rahatsızlığı sebebi ile tedavi gördüğünü ve bunun neticesinde de iş yeri ile ilgili hesapları ile ilgili olarak bankaya ve bankada çalışan... ' a güvendiğini , ancak davalı banka şubesine cari kredisinin tasfiyesi amacı ile teslim ettiği çeklerin banka şubesi haricinde 3.kişilerin elinde çıkması ve hatta bu hamillerin söz konusu çekler için icra takibine geçmelerinin davalı ...' ın banka içinde banka olarak çalıştığını fark etmesine neden olduğunu, 11/02/2000 tarihinde bankaya verdiği çeklerden bir kısmının İzmir... İcra Müd. ... E. sayılı dosyasında çıktığını, takip borcunun haciz tehdidi ile ödenmek zorunda kaldığını, bu tarihten itibaren banka nezdinde girişime başladıklarını, bu girişim sonucu banka şubesinde iç denetim mekanizması başlatıldığını, banka müfettişleri aracılığıyla inceleme yapıldığını, bu iç denetim sürerken kendileri tarafından da İzmir... Atm' nin...D.iş sayılı dosyası ile müvekkiline ait banka hesapları üzerinde bilirkişi vasıtası ile inceleme başlatıldığını, alınan raporda pek çok usulsüz işlemin yapıldığı usulsüz ve kime ödendiği dahi belli olmayan işlemler sonucu müvekkilinin hesabından toplam 19.370.448.703-TL para çekildiğinin belirlendiğini, banka tarafından müvekkiline bu bedelin ödenmesi hususunda anlaşma teklif edildiğini ancak bu teklifin müvekkili tarafından kabul edilmediğini, B.K.' nun 100. maddesi gereğince bankanın sorumluluğunun söz konusu olduğunu, bankanın sorumlu olduğu müvekkilinin zarar bedelinden başka B.K' nun 105. mad. gereğince munzam zararının tazmininin gerektiğini, müvekkilinin usulsüz olarak hesabından çekilen bu bedeller sebebiyle kredi faizlerini ödeyemez duruma geldiğini, bu sebeple 1998 yılı için 6.023.598.068-TL, 1999 yılı için 10.615.518.806-TL, 2000 yılı için 1.404.557.962-TL toplam 18.043.674.836-TL ödeme yapıldığını, bu munzam zararında tahsilinin gerektiğini, tüm bunların yanında müvekkilinin bu olaylar sebebiyle duyduğu elem, işlerinin bankada meydana gelen emniyeti suistimaller neticesinde bozulması ve buna bağlı olarak da ticari itibarinin zedelenmesi ve büyük sıkıntılar içinde kalp krizi geçirmesi ile de manevi olarak da zarar gördüğünü belirtmiş, toplam 37.414.123.539-TL maddi tazminat ile 10.000.000.000-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... vekili, mahkememize verdiği 19/06/2000 tarihli dilekçesinde; davalı... ın 11/05/1998 tarihinden 01/02/2000 tarihine kadar bankada çalıştığını, 01/02/2000 tarihinden itibaren göreve gelmediğinden hizmet akdinin 1475 Sayılı Yasa' nın 17/2 ( d-f ) mad. gereğince sonlandırıldığını, davacının 11/05/1998 tarihinde müvekkili bankanın Şirinyer İzmir Şubesi' nde çalışmaya başlayan diğer davalı ... ile olan yakınlığı ve onun aracılığıyla müvekkili bankanın müşterisi olup, aynı şubede hesap açtırdığını, ... ın daha önce çalıştığı ...' ta da davacı ile...' ın arasındaki bankacı müşteri ilişkisinin... yılları arasında devam ettiğini, davacı ve ...' ın yakın zamana kadar samimi ilişkiler içinde olup birbirlerine baba - oğul şeklinde hitap ettiklerini, davacının 11/05/1998 - 01/10/1999 tarihleri arasında müvekkili banka şubesine sık sık gelip gittiğini ve her geldiğinde doğrudan...' ın yanına giderek tüm bankacılık işlemlerini ona yaptırdığını, bu ilişkinin ...' ın müvekkili bankanın Bornova Şubesi' ne tayin edildiği 01/10/1999 tarihe kadar sürdüğünü, daha sonra tarafların aralarının bozulduğunu, birbirleri hakkında icra takipleri başlattıklarını son olarak davacının banka hesaplarından usulsüz olarak para çekildiği iddiası ile İzmir .... Atm' nin...D.iş sayılı dosyasından tespit talebinde bulunduğunu, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda davacı ait hesaplardan 13/05/1998 - 21/04/1999 tarihleri arasında toplam 19.220.448.703-TL' nin usulsüz olarak ve sahte imzalar ile çekildiği şeklinde rapor verildiğini, davacının da tespit raporunu delil göstererek dava açtığını, diğer davalının da müvekkili banka ile davacı aleyhine İzmir... Atm' nin ...E. sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti istemi ile dava açtığını, davacının iyi niyetli olmadığını, davacının banka hesaplarından usulsüz para çekildi ise bunu bilmemesi - fark etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının haftada 2-3 kez bankaya gelerek işlemlerini bizzat takip ettiğini, ödeme fişlerindeki imzanın gerçekten davacıya ait olmaması halinde bu imzaların davacının onayı ile ... veya başkası tarafından atılmış veya attırılmış olabileceğini, davacının bu duruma göz yumduğunu, davacı ile ... ın işbirliği içinde hareket edip müvekkili bankaya zarara uğratmayı amaçladığını, bu sebeple İzmir CBS' ye suç duyurusunda bulunulduğunu belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, mahkememize verdiği 12/09/2000 tarihli dilekçesinde; davanın hiç bir dayanağının bulunmadığını, davacıya ait hesabın işlek bir hesap olmadığını, 5 den fazla işlem yapılan gün sayısının bir elin parmaklarını geçmediğini, davacının ticari hayatın içindeki bir kişi olarak hesabını bir yılı aşkın bir süre kontrol etmemesinin yaşamın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca usulsüz olduğu iddia edilen işlemlerin fişleri incelendiğinde bir çoğunda yetkili imza olarak müvekkilinin imzasının bulunmadığını, pek çoğunun imzasız olduğunu, ancak tümünde teslim alan imzasının mevcut olduğunu, bu imzaların davacının verdiği telefon veya faks talimatları üzerine davacının elamanlarına ait olduğunun yargılamanın ilerleyen aşamalarında kanıtlanacağını, davacının yakınması üzerine banka müfettişlerince müvekkili hakkında yapılan soruşturma dosyasındaki ifadeler incelendiğinde davacının hemen hemen her gün bankaya geldiği, o günkü işlemlerin fişlerinin örneklerini aldığı, hesap cüzdanlarını işlettiğinin anlaşıldığını, usulsüz olduğu iddia edilen işlemlerin 13/08/1998 - 21/04/1999 tarihleri arasında olduğunu, dava dilekçesinde davacının Ağustos ayında hastaneden çıktığının belirtildiğini, usulsüz olduğu iddia edilen işlemlerin davacının tedavi sürecinde olmadığını, davacının yakınması üzerine banka içinde başlatılan soruşturmada gerek banka gerekse yakınmacıyı zarara uğratacak bir işleme rastlanılmadığının görüldüğünü, aksine davacının işlemlerinde bir aksama olmaması, çeklerinin dönmemesi için bütün bankalarda hatırlı müşteriler için yapıla geldiği gibi telefon faks talimatlarına göre işlemler yapıldığını, bu işlemlerden davacının zarar görmesi bir yana bizzat fayda sağladığının banka kayıtlarından anlaşıldığını, ortada bu işlemlerden dolayı davacının maddi bir zararı oluşmadığına göre munzam zararının oluşmasına da olanak bulunmadığını, manevi tazminat isteminin koşullarının gerçekleşmediğini, olayda ağır kusurun varlığı kabul edilse dahi ortada davacının doğmuş bir zararı bulunmadığına ve davacının kalp hastası olmasında müvekkilinin davacının beslenme alışkanlığından daha fazla bir etkisinin bulunduğunun açık ve bilimsel olarak kanıtlanamamasına göre manevi tazminat isteğinin haklı olduğunun kabulüne imkan olmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 22/10/2013 tarih... K. Sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Y....H.D. Bşk ' nin 03/06/2014 tarih... K. sayılı ilamı ile " Davanın, hesaptan usulsüz çekilen paranın bankadan ve banka görevlisinden tahsili istemine ilişkin olduğu , mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı İzmir.. Ağır Ceza Mahkemesi'nin gerekçeli kararında davalı ...'ın hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunu işlediği belirtilmiş ise de, zamanaşımı nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiği , Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nce de banka zararı yönünden özel hukuka ilişkin hakların saklı kalması ifadesi eklenerek hükmün düzeltilerek onanmasına karar verildiği ,bu durumda davalı ...'ın dava konusu meblağı zimmetine geçirdiğine dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı bulunmadığı bu nedenle mahkemenin ceza mahkemesi gerekçesine dayanmasının doğru görülmediği,somut olayda, İzmir.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasındaki grafolog bilirkişi ve bankacı bilirkişi tarafından ayrı ayrı düzenlenen raporlarda hesap sahibinin hesabından 28.05.1998-21.04.1999 tarihleri arasında toplam 19.220,44 TL'lik usulsüz işlemle para çekildiğinin tespit edildiği bu hususun taraflar arasında da uyuşmazlık konusu olmadığı davalı ...'ın para çekme dekontlarının çoğunda imzası bulunmadığını, çekilen paraların hesap sahibinin faks ve telefon talimatı doğrultusunda gerçekleştirildiğini savunduğu , davalı bankanın da yapılan işlemlerin hesap sahibinin bilgisi dahilinde yapıldığını, hesap sahibinin yapılan işlemleri benimsediğini savunduğu,dosyada mevcut davalı... A.Ş'ye ait müfettiş raporunda, hesaptan çekilen paranın 9 işlemle davalı ...'ın hesabına , 15 adet işlemle ... İnşaat, ... Möble, ... gibi firma ve gerçek kişilerin hesaplarına aktarıldığı, 15.06.1998 tarihinde 216,00 TL' nin ...nun müşterisi... Profil firması adına EFT yapıldığı, 13.11.1998 tarihinde 25.00 TL' nin...tarafından verilen senetlere ilsak edilen pul bedeli olduğu, 6 adet para çekme işleminin akıbetinin ise belirlenemediğinin belirtildiği , ceza dosyasındaki bilirkişi raporunda da banka müfettiş raporundaki benzer belirlemelere yer verildiği ,yine davacı tarafın delil olarak dayandığı İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... D.İş dosyasındaki bankacı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ...nun 13.05.1998-06.09.1999 tarihleri arasındaki hesap hareketlerine ilişkin 46 kalem işleme ilişkin fişlerin incelendiği , dava konusu 25 adet usulsüz para çekme işlemi dışındaki diğer para çekme dekontlarında müşterinin imzası bulunduğu açıklanarak liste halinde gösterildiği,bu listeden hesaptan usulsüz para çekilme işlemlerinden sonra ara ara müşteri imzasıyla para çekildiği, en son usulsüz işlemin 21.04.1999 tarihli olmasına rağmen bu işlemden sonra da en son 06.09.1999 tarihli olmak üzere müşteri imzasıyla 5 adet işlem daha yapıldığının anlaşıldığı , mahkemece, banka müfettiş raporundaki belirleme ile delil tespiti dosyasındaki usulsüz işlemlerden sonra müşteri tarafından para çekilme işlemleri değerlendirilerek, hesaptan başka hesaba aktarılan kişilerle hesap sahibinin ticari ilişkisi bulunup bulunmadığı, ...nun usulsüz para çekilmesinden sonra imzasıyla tekrar para çekmesinin hesap sahibinin yapılan işlemlere icazet verdiği, benimsediği anlamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunun tartışılmadığı , yetersiz gerekçeyle davalılar hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş olmasının yerinde görülmediği " gerekçesi ile bozularak gelmiş usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak yargılamaya mahkememizce devam olunmuş ,yapılan yargılama sonucu Mahkememizce davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememizin 27/05/2015 tarih... K. Sayılı ilamı ile davanın reddine dair verilen ikinci karar Yargıtay .... Hukuk Dairesi Başkanlığı ' nın... Karar sayılı ilamıyla " Dava, hesaptan usulsüz çekilen paranın bankadan ve banka görevlisinden tahsili istemine ilişkindir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4389 Sayılı Bankalar Kanununun “Mevduata ilişkin hükümler” başlıklı 10. maddesinin 3. bendinde “17.2.1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin rehinlere ve 22.4.1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanununun alacağın devir ve temlikine ilişkin hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler saklı kalmak şartıyla, mevduat sahiplerinin mevduatlarını geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamaz. Mevduat sahibi ile banka arasında vade ve ihbar süresi hakkında kararlaştırılan şartlar saklıdır.” hükmü düzenlenmiş olup benzer bir hükme 5411 Sayılı Bankacılık Kanununun “Mevduatın ve katılım fonunun çekilmesi” başlıklı 61. maddesinde yer verilmiş ve “4721 sayılı Türk Medenî Kanununun rehinlere ve hapis hakkına, 818 sayılı Borçlar Kanununun alacağın devir ve temlikine, takasa dair hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler saklı kalmak şartıyla mevduat ve katılım fonu sahiplerine ödenmesi gereken tutarları geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamaz. Mevduat veya katılma hesabı sahipleri ile kredi kuruluşları arasında vade ve ihbar süresi hakkında kararlaştırılan şartlar saklıdır.” şeklinde ifade edilmiştir. Belirtilen yasal düzenlemeler ve yerleşmiş Yargıtay kararları gereği mevduat sahiplerinin mevduatlarının usulüne uygun olarak ödendiğini ispat külfeti davalıda olup, davalı banka kendisine tevdi edilen mevduatı hak sahibine usulünce ödediğini ispat etmediği sürece ödeme yükümlüğünden kurtulamayacaktır. Bu suretle basiretli davranması gereken ve gerekli özeni göstermesi gereken davalı banka olduğuna göre mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle alacağı temlik eden davacı ...nun basiretli bir tacir olarak hesaplarını kontrol ve takip etmesi gerektiği hususuna gerekçede yer verilmesi ve bu hususla banka müfettiş raporundaki belirleme ile delil tespiti dosyasındaki usulsüz işlemlerden sonra müşteri tarafından para çekilme işlemlerinin birlikte değerlendirilmesiyle hesap sahibinin yapılan işlemlere icazet verdiği, yapılan işlemleri benimsediği sonucuna varılması doğru olmamıştır. Hesap sahibinin yapılan işlemlere icazet verdiği sonucuna ulaşılabilmesi için sadece usulsüz işlemlerden sonra hesap sahibi tarafından hesaptan para çekilmesi yeterli olmayıp, hesap sahibine hesap ekstresinin tebliği, hesap cüzdanına işlemlerin kaydı gibi hususların incelenmesi, böylece hesap sahibinin yapılan işlemlerden haberdar olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca hesaptan yapılan işlemler sonucunda aktarılan paraların hesap sahibinin kendi menfaatine kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi açısından hesaptan başka hesaba aktarılan kişilerle hesap sahibinin ticari ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespiti için hüküm kurmaya yeterli bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. " gerekçesiyle bozularak gelmiş , usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. İzmir... Atm' nin... D.iş sayılı dosyasının incelemesinde; tespit isteyenin ..., aleyhine tespit istenenin... T.A.Ş. Şirinyer Şubesi, tespit konusunun davacıya ait... T.A.Ş. Şirinyer Şubesinde mevcut mevduat, kredi ve cari hesap sözleşmesi vs ... diğer tüm sözleşmelere ilişkin hesapların ve bu hesaplara ilişkin ilgili sözleşmelerin akdedildiği tarihten itibaren gerçekleşen tüm hesap hareketlerinin ve bu hareketlerine ilişkin müşteri talimatlarının, müşteri hesap hareketlerine ilişkin akdedilen sözleşmelerde bulunan imzaların davacı adına olup olmadığının tespiti talebi olduğu, alınan Grofoloji Uzmanı bilirkişi raporunda tetkik konusu 1' den 24' e kadar numaralandırılan kasa tediye fişlerinde atılı imzaların kendisine verilen dava dosyası içinde bulunan mukayese belgelerindeki mevcut tatbiki medar imzalarına atfen...eli mahsulü olmadığı kanaat ve görüşüne varıldığının belirtildiği, alınan bankacı bilirkişi raporunda da; 25 kalemde toplam 19.220.448.703-TL' lik usulsüz ve yetkisiz işlemin yapıldığının belirlendiğinin ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtildiği, raporların taraflara tebliğ edildiği, aleyhine tespit istenenin rapora itirazda bulunduğu belirlenmiştir. İzmir... Ağır Ceza Mah.' nin... K. sayılı dosyasının incelemesinde; müdahillerin...Bankası A.Ş. ve ..., sanığın ..., suçun Bankacılık Kanununa muhalefet, suç tarihinin 01/02/2000 olduğu, görevsizlik kararı ile sanık ...' ın Bankalar Yasası' na muhalefetten 4389 Sayılı Bankalar Yasası' nın 22/4. maddesi uyarınca tecziyesi için mahkemeye kamu davası açılmış ise de, sanığa izafesi mümkün tespit edilen eyleminde teselsülün 14/06/1999 tarihinde sona erdiği bu tarihte 4389 Sayılı Bankalar Kanunu' nun yürürlükte olmadığı, 23/06/1999 tarihine yürürlüğe girdiği, suç tarihinde banka personeli olan sanık hakkında 4603 Sayılı Yasa' nın 1 ve 5. mad. uyarınca... Bornova Şubesi 2. Müdürü olması nedeni ile 233 ve 399 Sayılı kanun hükmünde kararname hükümleriyle gerek 765 ve gerekse 5237 Sayılı Kanunlar' da memur sıfatını taşımadığı, bankaya karşı sübut bulan eyleminin müteselsil şekilde hizmet nedeni ile emniyeti suistimal suçunu müeyyideye bağlayan ve lehe olan 765 Sayılı TCK' nun 510,80. mad. mümas bulunduğu, suç tarihi ile karar tarihi arasında dava için öngörülen asli zaman aşımının misli artırılması ile birlikte dolduğu tespit edildiğinden lehe olan 765 Sayılı TCK' nun 102/4 ve 104/2. mad. uyarınca sanık hakkında kamu davasının ortadan kaldırılmasına, müdahil Nedai' nin özel hukuka ilişkin haklarını ait olduğu yetkili ve görevli hukuk mahkemesinde dava konusu yapmakta muhtariyetine, bankanın uğradığı zararın tazmini istendiğinden 5320 Sayılı Yasa' nın geçici 1 ve 5237 Sayılı TCK' nun 74/2. mad. uyarınca müdahil...Bankası' nın uğradığı 19.220.448.703-TL zararın sanık ...' dan alınan müdahil...Bankası' na verilmesine karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edildiği, Y....C.D' nin 2... K. sayılı ilamı ile " Her ne kadar zaman aşımı nedeni ile davanın ortadan kaldırılması doğru ise de kararın niteliğine göre banka zararı yönünden özel hukuka ilişkin hakları saklı kalmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden banka zararına hükmedilmesinin yasaya aykırı olup hüküm fıkrasından bankanın uğradığı zarar nispi harç, nispi vekalet ücreti ile tazminat nedeni ile yapılan yargılama giderlerinin sanıktan alınmasına ilişkin kısımların çıkarılması ve müdahil bankanın özel hukuka ilişkin haklarının saklı kalması ifadesinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına " karar verildiği, kararın 13/10/2010 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. İzmir ... Atm' nin... E. sayılı dosyasının incelemesinde; davacının ..., davalının...ve... A.Ş. Davanın menfi tespit davası olduğu, davacının davalı bankada iş akdine bağlı olarak çalıştığı ve bu nedenle aralarındaki ihtilafında iş mahkemelerinde görülmesi gerektiği ile mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, kararın Y.....H.D' nin ... K. Sayılı ilamı ile 0105/2002 tarihinde onanmasına karar verildiği belirlenmiş, davacı vekili, söz konusu dosyanın görevli mahkemeye gönderilmediğini 14/03/2012 tarihli celsede beyan etmiştir. İlk bozma ilamı öncesi davalı banka kayıtları ile dosya üzerinde iki bankacı bir SMMM bilirkişiden oluşturulan 3 kişilik bilirkişi kurulu vasıtası ile bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan bilirkişi kurulu raporunda; davacının hesabından usulsüz olarak çekilen paralar neticesinde dava süreci içinde ekonomide yaşanan gelişmeler ve düzenlemeler neticesinde TL' den altı sıfır atıldığı dikkate alınarak parasal tutarların bugünkü nominal karşılıkları ile ifade edilmeleri halinde 19.220,45-TL alacaklı olduğu, bu alacak hususunda davalı ile aralarında her hangi bir sözleşme veya kararlaştırılmış bir akdi faiz söz konusu olmadığından alacağın 3095 Sayılı Yasa' nın 1. maddesi çerçevesinde dava tarihi olan 02/06/2000 tarihine kadar 1998 - 1999 yılları için % 50, 2000 yılı için % 60 oranlarından faiz yürütülmesi sonucunda 15.111,79-TL tutarında faiz tahakkuk ettirilmesi gerektiği, sonuç olarak dava tarihi itibariyle davacının davalı... Bankası'ndan 34.332,24-TL alacaklı olduğu, hesaptan usulsüz çekilmeler nedeni ile oluşan ana paraya tahakkuk ettirilen faizlerin davacının kredi kullanımından kaynaklanan zararını karşılayacak düzeyde bulunduğundan munzam zararın varlığından söz edilemeyeceği, manevi tazminat talebine ilişkin olarak takdirin mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. İlk bozma ilamı öncesi dava konusu edilen alacak talebinin davacı...tarafından ...' e İzmir.... Noterliği' nin 25/04/2013 tarih,... yevmiye numaraları temliknamesi ile temlik edildiği belirlenmiş, dava temlik alan ... tarafından sürdürülmüştür. İkinci bozma ilamı doğrultusunda, dosya ve davalı banka kayıtları üzerinde 2 bankacı, 1 mali müşavir bilirkişiden oluşturulan bilirkişi kurulu ile talimat yoluyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış , alınan 15/10/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ; davacı ...'in 02/06/2000 tarihi itibariyle 19.220,45 TL ana para, 21.911,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.132,38 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, dava tarihinden itibaren 19.220,45 TL asıl alacak üzerinden yıllık %70 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanması gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Rapora taraflarca itiraz edildiğinden itirazlar doğrultusunda ek rapor düzenlenmesi için yeniden İstanbul ATM ye talimat yazılmış , alınan 17/06/2020 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda ; Yargıtay kararı gereği hesaptan başka hesaba aktarılan tutar için kişilerle hesap sahibinin ticari ilişkisi bulunup bulunmadığının tespitinin İstanbul' da bulunan bilirkişi heyeti tarafından yapılamayacağı, her ne kadar hesap sahibinin çekilen paralardan haberi olmadan yani bakiyeyi bilmeden birden fazla talimat veremeyeceği, yapılan işlemlere icazet verdiği ve benimsediği yönünde görüş belirtilmekle birlikte, hesap ekstresinin tebliği, hesap cüzdanına işlemlerin kaydı gibi somut hususların tespitinin yapılamadığı, usulsüz işlemlerin hesap sahibinin kendi menfaatinin kullanılıp kullanılmadığının tespitinin yapılamadığı, mahkemece faiz ödenmesine karar verilirse dava tarihi itibariyle avans faizi oranı esas alındığında ana para artı faiz toplamının 41.285,58 TL, yasal faiz oranı esas alındığında ana para artı faiz toplamının 34.213,23 TL olarak hesaplandığı, davalı banka itirazları açısından ...nun lehine işlem yapılan ... Profil San. Ltd Şti için bir bilgi ve belge bulunmadığından görüş belirtilemeyeceği, ...'nun hesaptaki para hakkında bilgisi bulunduğu kanaati oluşmakla birlikte hesap sahibine hesap ekstresinin tebliği ve hesap cüzdanına işlemlerin kaydı gibi hususlarda belge sunulmaması nedeniyle somut olarak incelemenin yapılamadığı, davalı ...'ın itirazları açısından kusurun hangi tarafta olduğunun şube içindeki yazılı ve sözlü talimatlarının neler olduğunun dosyaya sunulan belgelerle tevsik edilmemesi nedeniyle belirlenemediği bir görüş belirtilemeyeceği, hesap sahibinin işlemlere icazet verdiği yönünde görüş oluşmakla birlikte dosyaya bir belge sunulmaması nedeniyle bu hususun mahkemenin kararına bağlı olduğu, hesap sahibinin paraları kendi menfaatine kullanıp kullanmadığının tespitinin İstanbul da bulunan bilirkişi heyeti tarafından tespit edilmesinin mümkün bulunmadığı, yerel bilirkişilerce inceleme yapılması gerektiği, görüş ve kanaatine varıldığı, ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Son alınan bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda temlik eden davacı...'nun 01/01/1998 - 31/06/1998 dönemlerine ait ticari mizan ve mali verileri ile ticari defter ve belgelerinin ibrazının ve bu belgeler ile birlikte ek rapor alınmasının gerektiği belirlendiğinden...'nun ticari belgelerinin sunulması veya bulunduğu yerin bildirilmesi için davacı vekiline 20/10/2020 tarihli celsede yazılı beyanda bulunmak üzere süre verilmiş , davacı vekili ara kararı doğrultusunda yazılı beyanda bulunmamış , 01/12/2020 tarihli celsede ara karar doğrultusunda önceki davacının mirasçıları ile ticari defterler konusunda görüşme yaptıklarını ancak aradan geçen 22 yıllık süre göz önünde alındığında defterlerin muhafaza edilmediğinin beyan edildiğini bu sebeple defterlerin bulunduğu yeri bildiremediklerinden ve sunamadıklarından yazılı beyanda bulanamadıklarını beyan etmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça, davacının, ... Şirinyer Şubesi' ndeki hesabından usulsüz işlemler sonucu para çekilerek davacının zarara uğratıldığından bahisle oluşan zarar, munzam zarar ve manevi zararın giderilmesine yönelik olarak davalılar hakkında mahkememize dava açıldığı, davanın hesaptan usulsüz çekilen paranın bankadan ve banka görevlisinden tahsili istemine ilişkin olduğu ,dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4389 Sayılı Bankalar Kanununun “Mevduata ilişkin hükümler” başlıklı 10. maddesinin 3. bendinde “17.2.1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin rehinlere ve 22.4.1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanununun alacağın devir ve temlikine ilişkin hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler saklı kalmak şartıyla, mevduat sahiplerinin mevduatlarını geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamaz. Mevduat sahibi ile banka arasında vade ve ihbar süresi hakkında kararlaştırılan şartlar saklıdır.” hükmünün düzenlenmiş olup benzer bir hükme 5411 Sayılı Bankacılık Kanununun “Mevduatın ve katılım fonunun çekilmesi” başlıklı 61. maddesinde yer verildiği ve “4721 sayılı Türk Medenî Kanununun rehinlere ve hapis hakkına, 818 sayılı Borçlar Kanununun alacağın devir ve temlikine, takasa dair hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler saklı kalmak şartıyla mevduat ve katılım fonu sahiplerine ödenmesi gereken tutarları geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamaz. Mevduat veya katılma hesabı sahipleri ile kredi kuruluşları arasında vade ve ihbar süresi hakkında kararlaştırılan şartlar saklıdır.” şeklinde ifade edildiği ,belirtilen yasal düzenlemeler ve yerleşmiş Yargıtay kararları gereği mevduat sahiplerinin mevduatlarının usulüne uygun olarak ödendiğinin ispat külfetinin davalıda olup, davalı bankanın kendisine tevdi edilen mevduatı hak sahibine usulünce ödediğini ispat etmediği sürece ödeme yükümlüğünden kurtulamayacağı, davalı bankanın basiretli davranması, gereken ve gerekli özeni göstermesi gerektiği, Mahkememizin ... D.İş sayılı dosyasındaki grafolog bilirkişi ve bankacı bilirkişi tarafından ayrı ayrı düzenlenen raporlarda hesap sahibinin hesabından 28.05.1998-21.04.1999 tarihleri arasında toplam 19.220,44 TL'lik usulsüz işlemle para çekildiğinin tespit edildiği bu hususun taraflar arasında da uyuşmazlık konusu olmadığı, davalı ...'ın para çekme dekontlarının çoğunda imzasının bulunmadığını, çekilen paraların hesap sahibinin faks ve telefon talimatı doğrultusunda gerçekleştirildiğini savunduğu, davalı bankanın da yapılan işlemlerin hesap sahibinin bilgisi dahilinde yapıldığını, hesap sahibinin yapılan işlemleri benimsediğini savunduğu, hesap sahibi...' nun yapılan işlemlere icazet verdiği sonucuna ulaşılabilmesi için sadece usulsüz işlemlerden sonra hesap sahibi tarafından hesaptan para çekilmesinin yeterli olmayıp, hesap sahibine hesap ekstresinin tebliği, hesap cüzdanına işlemlerin kaydı gibi hususların incelenmesi, böylece hesap sahibinin yapılan işlemlerden haberdar olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, hesap ekstresinin tebliği ve hesap cüzdanına işlemlerin kaydı gibi hususlarda davalı tarafça sunulan bir kayıt ve belgenin bulunmadığı , ayrıca hesaptan yapılan işlemler sonucunda aktarılan paraların hesap sahibinin kendi menfaatine kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi açısından hesaptan başka hesaba aktarılan kişilerle hesap sahibinin ticari ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespiti için ticari defter, kayıt ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği ancak...' nun 01/01/1998 - 31/06/1998 dönemlerine ait ticari mizan ve mali verileri ile ticari defter ve belgeler davacı tarafça ibraz edilemediğinden söz konusu incelemenin yapılamadığı bu hususlar göz önüne alındığında hesap sahibi temlik eden davacı...' nun hesabından çekilen 19.220,45-TL ile bu bedel üzerinden dava dilekçesinde reeskont faizi olarak belirtilen yasal faiz oranı üzerinden hesaplanan 15.111,79-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 34.332,24-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin gerektiği, davacının dava dilekçesinde munzam zarar talebinde de bulunduğu, ancak alınan ayrıntılı bilirkişi kurulu raporunda davacının munzam zararının varlığından söz edilemeyeceğinin belirtildiği, munzam zararın varlığı belirlenemediğinden davacının munzam zarar talebinin reddinin gerektiği, davacı tarafça ayrıca manevi tazminat talebinde de bulunulduğu, ancak davacının hesaplarından usulsüz bir şekilde para çekilmesinin davacının manevi olarak zarar vermesine sebebiyet vermeyeceği ve davacının manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın Kısmen Kabulü ile, 19.220,45-TL maddi tazminat ile 15.111,79-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 34.332,24-TL maddi tazminatın asıl alacak için dava tarihinden itibaren hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talepleri ile manevi tazminat talebinin reddine, 2-Alınması gerekli 2.345,24-TL harçtan peşin alınan 533,41-TL' nin mahsubu ile bakiye 1.811,83-TL harcın davalı tarafça tamamlanmasına, 3-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 5.150,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden red edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 3.082,00-TL tek vekalet ücreti ile red edilen manevi tazminat üzerinden hesaplananan 3.400,00-TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan bozmadan önce yapılan yargılama gideri 985,00-TL, bozmadan sonra 15 davetiye bedeli 214,20-TL, bilirkişi inceleme ücreti 1.306,45-TL olmak üzere toplam 2.505,65-TL' yargılama giderinin red ve kabule göre 2.299,00-TL' lik bölümünün davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan bölümünün davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı tarafça yatırılan 535,88-TL harç giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekili Av.... ile davalı ...n bankası vekili Av. ... ve davalı ... vekili Av. ...n'in yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/12/2020 Katip ... E imza Hakim ... E imza

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/1433, K. 2020/707, T. 07.12.2020, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-1433-e-2020-707-k-0f629ea096cf