Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2022/276 E. 2024/1235 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/276
- Karar No
- 2024/1235
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/276 KARAR NO: 2024/1235 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 29/09/2021 NUMARASI: 2019/388 Esas - 2021/811 Karar DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/07/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline trafik poliçesi ile sigortalanan davalının işleteni olduğu ve dava dışı sürücü ...' ın alkollü olarak sevk etiği ... plakalı aracın 15/05/2016 tarihinde asli kusurlu olarak ... plakalı araçla çarpışması sonucu meydana gelen kaza nedeniyle karşı araçta oluşan hasarlara karşılık olarak düzenlenen ekspertiz raporu ile tesbit olunan 31.000,00 TL hasar zarar tutarının 01/12/2016 tarihinde ödenmesi sonrasında genel şartlar 2.5. maddesi 5. paragrafı gereğince içe rücu şartları oluştuğundan sigortalı işleten hakkında T.C İzmir ... İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyası ile başlatılan takibe itirazın iptali ile takibin devamını, asgari %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... car firması olması nedeniyle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, dava dışı sürücü ... hakkında takibe geçilmesi gerektiğini sürücü aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralandığını, bu kapsamda şirketlerinin işleten sıfatı bulunmadığını, kaldı ki dava dosyasında sürücünün alkollü olduğuna dair bir tespit bulunmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yönetilen itirazın İİK 67/1 maddesi gereğince iptali ile takibin aynen devamına, alacak niteliği itibariyle yargılama ve bilirkişi incelemesi gerektirdiğinden inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın oluşumunda davacı yanın rücu sebebi olarak belirttiği alkol iddiası henüz ispat edilmediğini ve bu yönde dosyada bir delil de bulunmadığı gibi Yargıtay içtihatları uyarınca tek başına yeterli bir neden olmadığını, davacı yan kazanın oluşumunda alkolun var olduğunu ve bu kaza için tek başına neden olduğunu ispatlamak zorunda olduğunu, somut olayda kaza alkol nedeniyle meydana gelmediği gibi davalı firma suçsuz olup davanın reddi gerektiğini, sürücünün alkole bağlı olarak bu kazaya sebebiyet verdiği ispat edilmediğini, karıştığı kazada alkolün etkisi de olmayıp, davalı firmanın ruhsat sahibi olması nedeniyle herhangi bir sorumluluğu da bulunmadığını, dava konusu araç kaza tarihinde sürücü ...’a araç kiralama sözleşmesi ile kiralandığını, davalı şirketin işleten sıfatı bulunmadığını, kazadan dolayı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan davalı şirkete dava açılması ve husumet yöneltilmesi hukuka aykırı olduğunu, uzun süreli kira sözleşmesi ile aracı üçüncü şahıs ...’a kiralayan davalı şirketin işleten sıfatı bulunmadığını, işleten sıfatına haiz olmayan davalının hiçbir sorumluluğunun olmadığını, davanın öncelikle husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 95/2. maddesinde; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." hükmü ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4/2 maddesinde; “Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir” düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda davacı ile davalı arasında ... plakalı araç için kaza tarihini kapsar şekilde ZMMS poliçesi düzenlenmiştir. Davalı vekilinin sunduğu kira sözleşmelerine göre, ... plakalı aracın dava dışı şahsa önce 1 günlük sonra 1 ay, akabinde ise 15 gün olmak üzere kira sözleşmesi düzenlendiği, kaza tarihini de kapsar şekilde 07/04/2016 ile 22/05/2016 46 günlük kiralama sözleşmesi akdedildiği, uzun süreli kira sözleşmesi nedeniyle sorumlu olmadığını savunmuş ise de, davacı söz konusu davayı ancak kendisiyle sözleşme yapan akidine karşı açabilecektir. Bu nedenle davalı uzun süreli kiralayan olsa dahi poliçede sigorta ettiren olarak yer aldığından açılan davada pasif dava ehliyeti bulunmaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin husumete ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün ve 2005/11-624-713; YHGK 10.12.2014 gün ve 2013/17-1199 E. 2014/1018 K. sayılı ilamları). Dava, trafik sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. ZMMS'de sigortacının rücu hakkı, TTK’nın 1301/2. maddesi, 2918 sayılı KTK'nın 95/2. maddesi ile ZMSS poliçesi genel şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur. Davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Somut olayda, davacı Sigorta Şirketi ile davalı arasında, davalıya ait ... plakalı araç için kaza tarihini kapsar şekilde ZMMS poliçesi düzenlendiği, sigortalı araç sürücüsünün 18/12/2010 tarihinde meydana gelen kazada 1,54 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, davacı sigorta şirketinin söz konusu kazada karşı araç hasarının ödemesi yaparak sürücünün alkollü olması nedeniyle tazminatın teminat dışında bulunduğu iddiası ile eldeki davayı açtığı görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince içerisinde nörolog bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden alınan raporda alkol seviyesine göre değerlendirme yapılarak sigortalı araç sürücünün olayda % 100 kusurlu olduğu ve kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği belirlenmiş olduğundan bu rapora itibar edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 2.206,59 TL harçtan peşin alınan 551,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.654,95 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.11/07/2024