Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi 2022/856 E. 2024/1223 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/856
Karar No
2024/1223
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/856 KARAR NO: 2024/1223 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/12/2020 NUMARASI: 2018/975 Esas, 2020/630 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 13/11/2024 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı yüklenici, davalı iş sahibi ... Yapı (yeni ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ) ile projeye özel malzeme tedarik sözleşmesi yaptıklarını, inşaatta kullanılacak malzemelerin üretim ve tedarikini sağladığını, davalının hak edişlerinden nakit teminat kesintisi yaptığını, işin davalıya teslim edilmesine rağmen nakit teminat kesintilerinin iade edilmediğini, 143.431,62 euro alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı iş sahibi, işin uygulayıcı firma tarafından eksik ve ayıplı yapıldığını, süresinde teslim yapılmadığını, bu hususun uygulayıcı firmaya ihtar edildiğini, zararları karşısında takas talebinde bulunduklarını, işin kusurlu ve eksik yapılması sebebiyle geçici ve kesin kabulün yapılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Diğer davalı ... Taahhüt Turizm A.Ş sözleşmenin tarafı olmadığını belirterek husumet itirazında bulunmuştur. Mahkemece, davacının alacağından, ayıplı işler sebebiyle ortaya çıkan miktarın mahsup edilmesi halinde bakiye alacak hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... Yapıya karşı açılan davanın reddine, diğer davalı ... A.Ş yönünden sözleşmenin nisbiliği gereği sözleşmenin tarafı olmadığı gerekçesiyle husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiği görülmüştür.Davacı vekili istinafında, dava konusu teminat kesintisi alacağın miktarı ve varlığı konusunda ihtilaf olmadığını, davalı iş sahibinin süresinden sonra sunduğu zarara ilişkin delillere dayanılarak rapor alınması ve hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, yine davalı iş sahibinin sonradan düzenlediği belgeler ile iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının ihlal edildiğini, dava dışı firmaya ödenen gerçek dışı hak edişler düzenlendiğini, bunların ödendiğine dair dekont yada belge sunulmadığını, işin eksik ve ayıplı yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, makul sürede ayıp ihbarının yapılmadığını, diğer davalı yönünden teminat iadesinin davalıların geçici ve kesin kabulü yapmalarına bağlandığını bu sebeple müteselsil sorumlu olduklarını belirterek husumete yönelik verilen kararın hatalı olduğunu kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı yüklenici sözleşmeye konu işi tamamlayarak teslim ettiğini iddia ederek davalı iş sahibi tarafından sözleşme gereğince yapılan nakit kesintilerinin iadesini istemiş, davalı iş sahibi ise işin eksik ve ayıplı yapıldığını savunmuştur Mahkemece, yargılama sırasında alınan bilirkişi rapor doğrultusunda ayıplı işler bedelinin, nakit kesinti tutarını geçtiği belirtilerek, diğer davalı yönünden ise husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, nakit teminat kesintilerinin iadesi şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 6.3 maddesinde teminatların iadesi şartları düzenlenmiş olup, madde hükmüne göre, teminatların %50 si iş sahibi ile işveren arasında yapılacak geçici kabulden sonra 30 gün içerisinde, diğer %50 si ise kesin kabulden sonra 30 gün içerisinde yükleniciye iade edileceği belirtilmiştir. Sözleşme hükmüne göre teminatların salınması geçici ve kesin kabul işleminin yapılması şartına bağlı tutulmuş ise de dosya kapsamına göre taraflar arasında geçici ve kesin kabulün yapılıp yapılmadığı belirlenmemiştir. Bu durumda mahkemece, işin esasına girilerek yapılacak tasfiye sonucunda temanitların iadesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesi gerekir. Ancak, sözleşmeye göre nakit teminat kesintilerinin hangi sebeple yapıldığına dair özel bir düzenlenme olmadığına göre nakit kesintinin işin garantisi olarak yapıldığının, başka bir ifade ile yüklenicinin sözleşemeye aykırı iş ve işlemleri nedeniyle verildiğinin kabulü gerekir. Somut olayda, mahkemece yukarıda belirtilen yol ve yönteme uygun alınan bilirkişi raporuna göre davacının yaptığı işlerde iadesi talep edilen nakit teminat kesintilerin miktarını aşacak şekilde ayıplı işler bulunduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş olması usul, yasa ve dosya kasamına uygun olmuştur. Davacı yüklenici, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını ilk kez istinafında ileri sürdüğü anlaşılmakla, bu konuda değerlendirme yapılmamıştır. Sözleşmeler hukukunun temel prensiplerinden biri de sözleşmenin ancak tarafları arasında hüküm ve sonuç doğuracağıdır. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi denilen bu prensibe göre sözleşmede taraf olmayan biri hakkında bu sözleşmeden kaynaklanan hükümlere göre herhangi bir talep ileri sürülemez. Davadaki taraf sıfatı (husumet) ancak sözleşmeye taraf olması halinde kabul edilebilir. Aksi halde aktif (davacı yönünden), pasif (davalı yönünden) husumet yokluğu nedeniyle davanın esastan reddine karar verilir. Mahkemece yukarıda belirtilen esaslara göre dayanak sözleşmenin tarafı olmayan davalı ... Taahhüt Turizm A.Ş yönünden husumetten verilen red kararında da usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin buna yönelik istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24/12/2020 tarih ve 2018/975 Esas, 2020/630 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 13/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/856, K. 2024/1223, T. 13.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-53-hukuk-dairesi-2022-856-e-2024-1223-k-949ed36712c8