Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi 2021/2125 E. 2024/1870 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/2125
- Karar No
- 2024/1870
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2021/2125 KARAR NO: 2024/1870 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 21/1/2021 NUMARASI: 2015/526 (E) - 2021/54 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat KARAR TARİHİ: 24/12/2024 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ..., ... ve ...'in 19/8/2012 tarihinde diğer müvekkil ...'in idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken davalılardan ...'ın idaresindeki ... plakalı aracın neden olduğu kazada yaralandığını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinin maddi zararlarının şimdilik 10.000 TL'sini davalılar ... ve ...'tan olay tarihinden itibaren, diğer davalı ... Sigorta'dan ise ihbar tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini ve her bir müvekkil için 10.000 TL olmak üzere toplam 40.000 TL maddi zararın davalılar ... ve ...'tan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 12/04/2016 tarihli dilekçesi ile talebini açıklamış olup maddi tazminat yönünden talebini kaza nedeniyle aracın pert olmasından kaynaklanan zararları, araçtan mahrum kalmaları nedeniyle uğradıkları zararlar, bedensel zararları nedeniyle çalışamadıkları dönemlerdeki geçici iş göremezliklerinden doğan zararlar, evde bakım masrafları, sağlık kurumlarına ödenen fark ücretleri talebi olduğunu, ... dışındaki davacıların bedensel zararları ve kalıcı maluliyetleri de olmadığından onlar yönünden meslekte kalıcı kazanma gücü kaybı söz konusu olmadığını, bu nedenle Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmelerine gerek olmadığını beyan etmiştir.Davalı ... Sigorta AŞ (eski unvan: ... Sigorta AŞ) vekili ile davalı Ali Susam vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuşlardır.İlk derece mahkemesince; "...13-Manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile; davacı ... yönünden 1.000 TL davacı ... yönünden 500 TL, davacı ... yönünden 250 TL, ... yönünden 250 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine" şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı istinafa başvuran davacılar vekili dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarının yeterli olmadığını, kaza tarihinde öğrenci olan ... ve ... öğrenimine geçici olarak devam edemediklerini, müvekkilleri ... ve ...'in bir çiftliğin bakım ve idaresinden sorumlu olarak çalıştıklarını, ...'in kaza nedeniyle bir süre evde bakılmak zorunda olduğunu ve işe gidemediğini, çiftlik işlerinin en yoğun olduğu dönemde çalışamadığını, işverenleri tarafından işten çıkarılma baskısı gördüklerini, bu süreçte ailenin manevi olarak çok yıprandıklarını, kazanın bayram günü olduğunu, Türk Parasının sürekli değer kaybettiğini, manevi tazminat yönünden hakkaniyete uymayan yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." TBK’nın 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacıların yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine verilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur. Bu nedenle davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf iddia ve itirazı da yerinde değildir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar ve ilam harcının davacılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/12/2024