Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi 2021/1916 E. 2024/1598 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1916
- Karar No
- 2024/1598
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2021/1916 KARAR NO: 2024/1598 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 29/06/2021 NUMARASI: 2020/702 (E) - 2021/501 (K) DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 12/11/2024 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/10/2012 tarihinde dava dışı sürücünün karşı istikametten gelip yolcu indirmek için yol kenarında duraklama yapan bir aracın arkasından yola çıkan ve yolun karşısına geçmek isteyen davacı ...'e çarpması sonucu tek taraflı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, davacı adına davalı tarafından 54.375,02 TL ödenmiş olup 12/09/2013 tarihli feragat düzenlendiğini, Yumurtalık Asliye Hukuk Mahkemesinde 2013/10 Esası ile görülen davada ödeme yapıldığından dolayı 2013/195 Karar sayısı ile karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğini, ancak davacının kazaya bağlı olarak maluliyetinin arttığını, davacının maddi zararlar için fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ...'in sürekli iş görmezlik zararları için 100 TL maddi tazminatın davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren işlemiş yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf davaya cevap vermemiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur raporu ile maddi oluş arasındaki çelişkinin aydınlatılmadığını, yeniden bir kusur raporunun alınması taleplerinin reddedildiğini, kusur durumu yeterince aydınlatılmadan maddi tazminat yönünden hüküm kurulduğunu, işbu hukuka aykırı kararın kabulünün mümkün olmadığını, kaza tespit tutanağında tayin edilmiş olan kusur oranlarının 28/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen kusur durumları ile çelişki gösterdiğini, söz konusu çelişkinin giderilmeden mahkemece, eksik, çelişkili ve hükme esas yeterlilikte olmayan bilirkişi raporu üzerinden karar verildiğini, araç sürücüsünün kaza esnasında meskun mahalde seyrine rağmen hızını azaltmadığını ve hızlı seyrine devam ederek kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, davalı sigortalı aracın hız sınırını oldukça aşmasına dair delillerin hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, hakimin davayı aydınlatma ödevine aykırı olarak yüzeysel tahkikat yürüttüğünü, maddi oluşa uygun, hükme esas yeterlilikte rapor kazandırılmadan tahkikatın tamamlandığını, Yargıtay kararlarında da açıkça görüleceği üzere ayrıntılı ve gerekçeli kusur raporu alınmadan, kusur durumları arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesinin bozma sebebi olarak görüldüğünü, belirsiz alacak davası olarak açılan işbu davada itirazları değerlendirilmeden ve kusur durumları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, maddi tazminat talebine ilişkindir. Somut olay sonrası hazırlanan kaza tespit tutanağına göre, çarpma noktasının Yumurtalık istikametindeki yol bölümünde ve şerit çizgisine yakın mesafede olduğu, davacı yaya ...' in duran aracın arkasından çıkmak kuralını ihlal ettiği, sürücü ...'un araçların hızını aracın teknik özelliğine uydurmamak kuralını ihlal ettiği belirtilmiştir. Mahkemece İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 28/04/2021 tarihli raporda dava dışı sürücü idaresindeki araç ile gece vakti aydınlatmanın bulunmadığı meskun dışı mahalde seyir halinde iken, karşı yönden gelip yolcu indirmek için duran aracın arkasından yola giriş yapan davacı yayaya karşı kısa mesafede alabileceği herhangi bir önlem bulunmadığından kusursuz, davacının ise % 100 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur heyet raporunda davalı sürücünün kazada kısa mesafede alabileceği önlem bulunmadığı açıklanarak kaza tespit tutanağının dava dışı sürücünün eylemi yönünden değerlendirildiği ve yapılan tespitin olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında, heyet kusur raporu ve kaza tespit tutanağı arasında çelişki bulunmadığından davacının kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/11/2024