Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2023/418 E. 2024/1804 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/418
- Karar No
- 2024/1804
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2023/418 Esas KARAR NO: 2024/1804 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 26/01/2023 NUMARASI: 2022/13Esas, 2023/15 Karar. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) KARAR TARİHİ: 21/11/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;TPMK nezdinde ..., ..., ... ve ...sayılar ile tescilli "..." esas unsurlu markaların müvekkili adına tescilli olduğunu ve "..." markalı ürünlerini aktif şekilde kullandığını, davalı tarafın instagram, facebook ve ...com.tr internet adreslerinde "..." ismiyle ürün sattığını, "..." ibareli markayı kullandığını, davalının ayırca mağazasından alınan satış fişlerinde, poşetlerinde, kartvizitlerinde, ürün etiket barkodlarında da "..." ibaresinin geçtiğini, davalıların "..." ibaresini markasal olarak kullandığını, bu hususta delil tespiti ikame edildiğini, davalıların tüm bu eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, davalı ... adına ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne, müvekkilinin "..." esas unsurlu markasına yönelik tecavüzün tespitine, men'ine, önlenmesine ve davalıların faaliyetlerini sürdürdüğü https://www...com.tr alan adının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın TPMK nezdinde ... sayı ile tescilli "..." ibareli markayı usul ve yasaya uygun bir şekilde tescil ettirdiğini, marka sahibi müvekkili ile diğer müvekkili ... arasında imzalanan marka lisans sözleşmesi incelendiğinde de müvekkilinin diğer müvekkili ...'ın lisans aldığı markayı aynen kullanma hakkına sahip olduğunun açıkça gözüktüğünü, müvekkillerinin "..." ibareli marka kullanımının hukuka uygun bir kullanım olduğunu müvekkillerine ait tescilli markanın ayırt edici özelliklere sahip olduğunu ve davacı yanın markasına yönelik herhangi bir tecavüz teşkil etmediğini, müvekkili adına tescilli markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi tarafından yargılama sonucunda; tüm dosya kapsamı deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, önceki tarihli davacı markası "..." ile sonraki tarihli davalı markası "..." ibareli markada asıl ve ayırt edici unsurun "..." ibaresi olup, "..." ve "..." ibaresi ise herhangi bir ayırt edicilik katmadığı, karşılaştırılan markaların bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenime bakıldığında, genel anlamda markalar arasında iltibasın oluşacağı, davalı adına tescilli olup lisansa konu edilen ve hükümsüzlüğü talep edilen markanın 35. sınıf kapsamında tescilli olduğu ve içerik olarak 25. Sınıftaki emtiaları da içerdiği, 25. sınıftaki, mallarla, bu malların perakendeciliğine ilişkin 35. Sınıfta yer alan hizmetlerin davacının markasının kapsamı hitap ettiği ve benzer ihtiyaçları giderdiği, işletmesen bağlantılandırma riskinin yüksek olması nedeniyle, davacı markasının kapsamındaki hizmetlerle davalının başvurusu kapsamındaki bu malların aynı tür olduğunun kabul edilmesinin gerektiği, bu itibarla SMK 6/1 maddesi anlamında hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, davalının fiili kullanımının da davacı markası koruması kapsamında kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalı ... adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalıların davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüzünün tespiti ve men'ine, davalıların "..." ve "..." ibareli markaları ürünlerinde etiketlerinde, ürün ambalajlarında, tabelalarında, iş yeri evraklarında ve ticari etki yaratacak şekilde internet ortamında kullanmalarının önlenmesine, davalı adına olan www...com.tr alan adının iptaline karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek; müvekkillerin davacı adına tescilli marka hakkı için haksız rekabet yarattığı yönündeki iddianın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, marka hakkına tecavüzün tespiti ile hükümsüzlüğü ve men'i taleplerine itiraz ettiklerini) yerel mahkeme tarafından, hatalı ve eksik tanzim edilen, bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, mahkemece tek vekalet ücreti yerine ayrı ayrı iki vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, davalı ... adına ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğü, davacının "..." esas unsurlu markasına yönelik tecavüzün tespiti, men'i, önlenmesi, ve https://www...com.tr alan adının iptali talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, önceki tarihli davacı markası "..." ile sonraki tarihli davalı markası "..." ibareli markada asıl ve ayırt edici unsurun "..." ibaresi olduğu, markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan ve bir bütün olarak yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, tekstil ürünü satan ve dolayısıyla aynı müşteri kitlesine sahip olan her iki marka arasında iltibasın oluşacağı, somut olayda hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalının fiili kullanımının da davacı markası koruması kapsamında kaldığı, SMK 155 maddesi uyarınca sonraki tarihli markanın davalıya koruma sağlamayacağı, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, davada farklı hukuki sebeblere dayalı ve birbirinden bağımsız talepler mevcut olduğundan davaların yığılmasının söz konusu olduğu, bu nedenle davalılar aleyhine farklı talepler nedeniyle ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE2-Davalılardan alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 247,7-TL harcın davalılardan alınarak, hazineye irat kaydına, 3-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/11/2024