İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/616 E. 2025/353 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/616
- Karar No
- 2025/353
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/616 Esas KARAR NO : 2025/353 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/08/2022 KARAR TARİHİ : 30/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; Taraflarınca davacının, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında tutulan cari hesaptan kaynaklanan 506.277,32 TL alacağını tahsil amacıyla davalı aleyhine ------- İcra Müdürlüğü’nün ------------ esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı yanın hukuki dayanağı olmayan itirazı ile takibin durması üzerine, söz konusu uyuşmazlığın çözümü için, yine taraflarınca arabuluculuğa başvurulmuş olunduğunu, taraflar arasında gerçekleştirilen görüşme neticesinde uzlaşma sağlanamadığını, Davacıyla davalı arasında mevcut ticari ilişki kapsamında cari hesap kayıtları tutulmakla birlikte, davalı yanca davacıya ürün temin edilmekte, bunun karşılığında davacıca da bedel ödendiğini, Ödemeler bazen nakit bazen ise çek vasıtasıyla gerçekleşmiş olduğunu, çeklerin farklı zamanlarda tahsil edilmesi, bazen vadesi gelmeyen çeklere karşı nakit ödeme yapılması sebebiyle davacıca 2018 yılı cari hesabın kapanışında davalı tarafından gönderilen siparişlerden daha fazla ödeme yapıldığını, Tarafların ticari defter ve kayıtları, ayrıca ekte sunulu cari hesap ekstresi ve yine davacıya karşı yan tarafından kesilen bir kısım faturalarda yer alan malları iade ettiğine ilişkin sevk irsaliyeleri, davacı tarafından caride yer alan çeklere ilişkin başlatılan icra dosyaları ve o dosyalar nezdinde tahsil edilen tutarlar ve yine bu kapsamda yine davacı tarafından bahse konu çeklerin dayanak yapıldığı icra takip dosyalarının akabinde ikame edilen ---------- Esas sayılı dosyası ve--------------- Esas sayılı dosyası kül halinde incelendiğinde, davacının tahsilde tekerrüre sebep olduğu ve davacıya olan borcu ispatlanacağını, Yukarıda bahsi anılan dosyalardan tasarruf iptali konulu ----------------- Esas sayılı dosyasında, davacı tarafından borcun ödenmesi sebebiyle davadan feragat edilmiş ve mahkeme dosyasına sulh protokolü sunulduğunu, mahkemenizce, ismi zikredilen kayıtların ve bilhassa mahkeme dosyasına davacı yanca sunulmuş sulh protokolünün celp edilmesi neticesinde, davacı yanca tahsilde tekerrür olma durumu dikkate alınmaksızın, davacıya olan borcu ödemekten hukuken kabul edilebilir hiçbir gerekçe sunulmaksızın kaçınıldığı görüleceğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Medeni Kanunu'ndaki düzenlemeler uyarınca ispat külfetinin borçluda olduğunun kabulü gerektiğini, Keza borçlu cari hesap ilişkisi kapsamında tahsil ettiği tutarda davacıya ürün gönderdiğini ispatla mükellef olduğunu, Davaya konu icra takibinde; borçlunun icra müdürlüğüne sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde davacı ile aralarındaki ticari ilişkiyi reddetmeksizin sadece borca itiraz etmiş olup, bu haliyle davanın tarafları arasındaki ticari ilişkinin ispatlandığının kabulü gerektiğini, Cari hesap kaydının ve davalı tarafından kesilen faturalarda yer alan malların iadelerine ilişkin sevk irsaliyelerinin temel borç ilişkisinin temelini oluşturduğunun kabulü gerektiğini, İtiraz edilen icra takibi; taraflar arasındaki cari hesap alacağına dayanmakla birlikte, ödenen ve ödenmeyen faturalar davacı şirket ticari defter ve kayıtlarıyla da sabit olup, mahkemeniz nezdinde bilirkişi marifetiyle bu kayıtlar incelendiğinde; davalının müvekkilin alacağına zeval vermek için itiraz ettiği kanıtlanacağını, Hiç bir gerekçe göstermeksizin ve yazılı belgeye dayanmaksızın sadece borçlu olmadığı iddiası ile takibin durmasına kötü niyetli olarak neden olan borçlunun bu iddiası karşısında, haksız itirazın iptali ile, durmasına karar verilen takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Vekilinin Cevap Dilekçesini özetle; Davalı ...'ün, davacı tarafa takibe konu cari hesaptan kaynaklanan yahut başkaca herhangi bir borcu bulunmadığını, Aksine aşağıda da izah edileceği üzere davalı, davacıdan alacaklı olup davacı işbu davayı yalnızca misilleme saiki ile ikame ettiğini, Bu husus hem davalıya hem de davacıya ait ticari defterler incelendiğinde açıkça gözler önüne serileceğini, Öncelikle belirtmek isteriz ki, HMK'ya göre ve dava dilekçesinde yazılı hususlarla bağlı olan tarafların dava dilekçesiyle birlikte delil listesini, talep, olay ve delillerini somutlaştırarak hangi olayı hangi delille kanıtlayacağını, delillerinin ayrı ayrı belirlenerek açıkça gösterilmesi ve yazılı olan belgeler var ise bunların dilekçesinin ekinde sunulması, tanık deliline dayanıyor ise tanık isim ve adresleriyle hangi konuda dinletmek istediğini ayrıca ve açıkça bildirmesi gerektiğini, Bu husus emredici bir hükümdür ve tarafları bağladığını, Ancak dava dilekçesinde davacı delillerini somutlaştıramamış ve delil listesini verememiş olup HMK'daki kurala aykırı bir dilekçe düzenlendiğini, Araştırmayı bütünüyle mahkemeye bıraktığını, Öncelikle davacı tarafın, kötü niyetli iddialarına değinmek gerekirse; davacı taraf ödemelerin bazen nakit bazen çek vasıtasıyla yapıldığını iddia etmekle beraber, bu nedenle cari hesap kapanışında davalının fazla ödeme yapmış olduklarını iddia ettiklerini, Ancak yukarıda da izah edildiği üzere cari hesap ekstresi incelendiğinde davacı tarafın davalıdan alacaklı olmadığı görüleceğini, Aksine, davacı tarafından davalıya ciro edilmiş olan çeklerin karşılıksız çıkması üzerine davalı mağdur olmuş ve alacağını tahsil edemediğini, Davacının muavin defter dökümünde, davalıya ödeme mahiyetinde verilmiş olan çeklerin karşılıksız çıkması ve davalı tarafından bu çeklere istinaden ödeme alınamaması nedeniyle işbu defter kayıtlarındaki bakiyenin gerçeği yansıttığı söylenemeyeceğini, işbu çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle yaklaşık olarak 910.000,00 tl (faiz ve çek tazminatı eklenmeksizin) + 70.000 euro (dava tarihi kuru itibariyle 1.278.858,00-tl) =2.188.858,00-tl miktarın davalının alacaklı olduğu bakiyeye işlenmesi gerektiğini, her ne kadar huzurdaki davada ispat yükü, takip başlatmış olan davacı üzerinde olsa da, davacının dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddialara teker teker cevaplarının sunulacağını, muavin Defter Dökümünden Tespit Edilen Ve Davacı Tarafından Davalıya Ciro Yolu İle Teslim Edilmiş Olan Çeklerin Listesi Şu Şekildedir: ---------- Bankası, ------------- Şubesi, 31/07/2018 Tarihli,------------ Çek seri numaralı, 35.000-Euro Bedelli Çek ----------- Bankası -------------- Şubesi, 30/08/2018 Tarihli,------------ Çek seri numaralı, 35.000-Euro Bedelli Çek ---------- Şubesine ait, 30/09/2018 Tarihli,--------------- Çek seri numaralı, 100.000,00-TL Bedelli Çek --------- Şubesine ait 30/06/2018 Tarihli,---------- Çek Seri Numaralı, 13.350,00-TL Bedelli Çek --------- Şubesine ait 31/10/2018 Tarihli,----------- Çek Seri Numaralı, 100.000,00-TL Bedelli Çek ---------- Şubesine ait, 30/09/2018 Tarihli,----------- Çek Seri Numaralı, 100.000,00-TL Bedelli Çek --------- Şubesine ait, 31/10/2018 Tarihli,----------- Çek Seri Numaralı, 100.000,00-TL Bedelli Çek -------------- Şubesine ait, 30/11/2018 Tarihli,------------- Çek Seri Numaralı, 100.000,00-TL Bedelli Çek ------------ Şubesine ait,31/10/2018 Tarihli,------------- Çek Seri Numaralı, 100.000,00-TL Bedelli Çek ------------- Şubesine ait,31/07/2018 Tarihli,------------- Çek Seri Numaralı, 150.000,00-TL Bedelli Çek -------------- Şubesine ait,30/11/2018 Tarihli,---------------- Çek Seri Numaralı, 60.000,00-TL Bedelli Çek ------------ Şubesine ait,15/01/2019 Tarihli,--------------- Çek Seri Numaralı, 100.000,00-TL Bedelli Çek İşbu belirtilmiş olan çeklerin bir kısmı davalının ticari ilişki içerisinde bulunduğu firmalara ciro edilmiş, bir kısmı ile alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatılmış, bir kısmı ise hiçbir şekilde tahsile konulmadığını, Davacı firma ile davalı arasındaki ticari ilişki davalı tarafından davacı yana ürün temin edilmesi, davacı tarafından ise bu ürünlerin karşılığında bir miktar bedel ödenmesi yükümlülüğünü üstlenmesine dayandığını, Davacı tarafından avans ödeme olarak çekler verilmekte davalı tarafından ise ürünler davacı tarafa teslim edildiğini, Ancak davacıdan ciro yolu ile geçmiş olan çeklerin teker teker karşılıksız çıkması üzerine davalı ile davacı arasındaki ticari ilişki sona erdirildiğini, Çeklerin karşılıksız çıkması üzerine son ürünlerin bir kısmının teslimi gerçekleştirilmemiş buna binaen de karşının fazlaya ilişkin beyan etmiş olduğu bedele tekabül eden alacak, davalı tarafından iyi niyetli olarak takibe konulmadığını, davalı, davacı taraftan yalnızca ürünlerin karşılığında alması lazım gelen bedelin tahsilatı için, belli bir miktar alacak miktarı dahilinde icrai işlemlere giriştiğini, Görüleceği üzere davalı her ne kadar kendi uhdesinde olan çeklerin tamamını icra takibine konu etme ve bu çekler hakkında tasarrufta bulunma hakkına haiz olsa da yalnızca ticareti karşılığı mevcut bulunan alacağı yönünden talepte bulunduğunu, Ancak davacı taraf davalının işbu iyi niyetini suistimal ettiğini, ve haksız kazanç etme çabası içerisinde olduğunu, Davalı Nezdinde Bulunan ve Davalıca Tahsilata Konulmuş Olan Çekler İse Şunlardır, ----------- Bankası --------------- Şubesi, 30/08/2018 Tarih, ----------- Çek Seri Numaralı, 35.000-Euro Bedelli Çek -------------- İcra Müdürlüğünün --------------- Esas sayılı takip dosyası ile takibe konulmuştur. -------------- Şubesine ait, 30/09/2018 Tarihli, ----------- Çek Seri Numaralı, 100.000,00-TL Bedelli Çek -------------- İcra Müdürlüğünün ------------ Esas sayılı takip dosyası -------------- Şubesine ait, 30/09/2018 Tarihli,--------------- Çek Seri Numaralı, 100.000,00-TL Bedelli Çek -------------- İcra Müdürlüğünün ------------ Esas sayılı takip dosyası ------------ Şubesine ait, 31/10/2018 Tarihli, --------------- Çek Seri Numaralı, 100.000,00-TL Bedelli Çek -------------- İcra Müdürlüğünün --------------- Esas sayılı takip dosyası --------------- Şubesine ait, 30/11/2018 Tarihli, ----------------- Çek Seri Numaralı, 100.000,00-TL Bedelli Çek ---------------- İcra Müdürlüğünün ----------------- Esas sayılı takip dosyası ------------------ Şubesine ait,31/10/2018 Tarihli,--------------- Çek Seri Numaralı, 100.000,00-TL Bedelli Çek ---------------- İcra Müdürlüğünün ----------------- Esas sayılı takip dosyası, Yukarıca belirtilmiş olan çeklerin bankaya ibrazda karşılıksız çıkması üzerine davalıca haklı alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, Davalı ... ile davacı -------------- firması arasında derdest bulunan hali hazırda iki adet icra takibi bulunduğunu, Dolayısıyla huzurdaki uyuşmazlığı aydınlatmak ve davacının haksızlığını bir kez daha Sayın Mahkemenin gözleri önüne sermek adına, davacı tarafından da bahsedilmiş olan işbu icra dosyalarına değinmek gerektiğini, Davalının 30/08/2018 tarihli ------------- no'lu 35.000 Euro bedelli çekten kaynaklı alacağının tahsili amacıyla ------------ İcra Müdürlüğünün --------------- Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, Davacı tarafça işbu çeke ilişkin açılmış olan takibe hiçbir şekilde itiraz edilmemiş olup takip kesinleştiğini, ----------- İcra Müdürlüğünün ------------ Esas sayılı takip dosyasında borçlu dosya borcunu aynen kabul etmiş ve ödeme taahhüdünde bulunduğunu, İşbu dosyanın celbi halinde görülecektir ki icra dosyasına davacı tarafından yapılmış hiçbir ödeme bulunmayıp dosya hali hazırda derdest olduğunu,-------------İcra Müdürlüğünün --------------- Esas sayılı takip dosyasının celbi halinde de açıkça görüleceği üzere davacının aslında açıkça davalıya karşı borçlu konumda bulunduğu, tarafımıza davacı tarafından hiçbir ödemenin gerçekleştirilmediği, davalının davacı firmaya hiçbir şekilde borcunun bulunmadığı, davacının yalnızca davalıyı yıldırmak saiki içerisinde hareket ettiğini, 30/09/2018 tarihli --------------- çek seri numaralı 100.000-TL bedelli, 30/09/2018 tarihli ----------- çek seri numaralı 100.000-TL bedelli, 31/10/2018 tarihli ----------- çek seri numaralı 100.000-TL bedelli, 31/10/2018 tarihli -------------- çek seri numaralı 100.000-TL bedelli, 30/11/2018 tarihli -------------- çek seri numaralı 100.000-TL bedelli çeklerden kaynaklı alacağının tahsili amacıyla ------------- İcra Müdürlüğünün ------------- Esas sayılı takip başlatıldığını, İşbu takip dosyasından alınan talimat ile ------------- İcra Müdürlüğünün ----------- Tlm. Sayılı dosyasında 15.02.2019 tarihinde haciz tatbik edildiğini, işbu haciz sırasında borçlu şirket yetkilisi açıkça borcu kabul etmiş ve taahhütte bulunduğunu, Görüleceği üzere davacı tarafın iddialarının hiçbir dayanağı bulunmadığını, Dosya kapsamında iddialarının ispatına yeterli hiçbir delil bulunmadığı, Ve nihayet belirtmek gerekir ki davacı tarafça belirtilmiş olan ------------ Esas sayılı tasarrufun iptali davası, icra dosya borçluları arasındaki ticari ilişkiyi bağlamadığını, Zira ilgili dosyada Alacaklı ------------- Şirketi olup borçlu------------tekstil firması olduğunu, İlgili davaya esas icra takibi ise -------------- İcra Müdürlüğünün ------------- Esas sayılı dosya olduğunu, Görüleceği üzere davacı taraf açıkça, küstahça mahkemeyi yanıltmaya ve davalıyı yıldırmaya çalıştığını, huzurdaki dava değer itibariyle senetle ispat kuralı kapsamında olduğunu, Bu hususta bahsetmek gerekir ki davacı tarafından mesnetsiz bir çok iddia ortaya atılmış olup, söz konusu hususlara ilişkin olarak davacı tarafından kesin delil niteliğinde herhangi bir belge ibraz edilmediğini, Sunulmuş olan belgelerin ise muhasebesel hiçbir değeri bulunmadığını, İşbu belgelerin adi yazılı olması vasfından dolayı isteyen herkesin beyanı ile her tarihte düzenlenmesi mümkün olan belgelerden sayılacağı, işbu hususun kesin, güçlü ve inandırıcı delillerle aksi ispatlanabileceğini, Davacının iddiaları bütünüyle ispata muhtaç olup davacı tarafından kendi lehlerine haksız kazanç sağlanması amacıyla hareket edildiği aşikar olduğunu, Yukarıda taraflarınca arz ve izah edilen hususlar kapsamında kötü niyeti sübut olan davacı tarafın, asılsız ve mesnetsiz icra takibi neticesinde davalının zarara uğramasına sebebiyet verdiğinden, davacı aleyhine %20' den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmolunmasını arz ve talep ettiklerini, Davacı taraf tanık deliline dayanmış olup dava değeri itibariyle senetle ispat kuralı geçerli olduğunu, Bu nedenle davacının tanık dinletme istemine muvafakatleri olmadığını bildirmişlerdir.Davacı Vekili Cevaba Cevap Dilekçesinde; Dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurlar, delillerin yargılamada ileri sürülebileceği zaman, yazılı yargılama usulü, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının yargılamada başladığı an ve bu kapsamda dilekçeler teatisi bitmeden muvafakat şartı aranmaksızın iddia ve savunmaların ileri sürülebileceği Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenmiş olup, Sayın Mahkemenizin de malumu olduğu üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu 119.maddesi ile yine aynı kanunun 139.maddesi kapsamında hukuken dinlenebilecek geçerli bir itirazın olmadığı alenen ortada olduğunu, Ayrıca davalının usul hukuku hilafına ve usul normları dikkate alınmaksızın usul hukukuna yönelik itirazların ileri sürülmesinin akabinde paylaşılan emsal niteliği haiz olmayan içtihattan davalının sadece itiraz etme eylemini gerçekleştirmek için itiraz ettiğinin en büyük göstergesi olduğunu, Davacıyla davalı arasında mevcut ticari ilişki kapsamında cari hesap kayıtları tutulmakla birlikte, davalı yanca davacıya ürün temin edilmekte, bunun karşılığında davacıca da bedel ödendiğini, Ödemeler bazen nakit bazen ise çek vasıtasıyla gerçekleşmiş olup, çeklerin farklı zamanlarda tahsil edilmesi, bazen vadesi gelmeyen çeklere karşı nakit ödeme yapılması sebebiyle davacıca 2018 yılı cari hesabın kapanışında davalı tarafından gönderilen siparişlerden daha fazla ödeme yapıldığını, Tarafların ticari defter ve kayıtları, ayrıca ekte sunulu cari hesap ekstresi ve yine davacıca karşı yan tarafından kesilen bir kısım faturalarda yer alan malları iade ettiğine ilişkin sevk irsaliyeleri, davacı tarafından caride yer alan çeklere ilişkin başlatılan icra dosyaları ve o dosyalar nezdinde tahsil edilen tutarlar ve yine bu kapsamda yine davacı tarafından bahse konu çeklerin dayanak yapıldığı icra takip dosyalarının akabinde ikame edilen ------------ Esas sayılı dosyası ve ----------- Esas sayılı dosyası kül halinde incelendiğinde, davacının tahsilde tekerrüre sebep olduğu ve davacıya olan borcu ispatlanacağını, Yukarıda bahsi anılan dosyalardan tasarruf iptali konulu -------------- Esas sayılı mahkeme dosyasına ve iş bu dosyaya sunulan sulh protokolü incelendiğinde; davacının da borçlu olduğu dosyaların ve bilhassa davalının alacaklı olduğu ------------ İcra Müdürlüğü ----------- ve -------------- esaslı dosyalarının protokolün konusunu oluşturduğu hususu görülecek olup, bu kapsamda taraflar arasındaki mutabakatın davacıyı bağlamayacağı savı hukuken kabul edilemeyeceğini, Zira protokolde yer alan istihkak, tasarrufun iptali davalarından feragat koşulu olarak çek ile ödeme alınması, protokolde yer alan mevzu bahis icra dosyaları kapsamında ödeme alındığı anlamına gelecektir ki, bu halde hem üçüncü kişiden ödeme alınması hem de davacıdan aynı takip üzerinden cebri işlemlerin devam etmesi tahsilde tekerrüre neden olacağını, Yine mevzu bahis protokol konusu -------------- İcra Müdürlüğü --------------- esas sayılı dosyası davacıca ödenmiş olmasına rağmen dosyaya tahsil edilen tutarların hiçbiri bildirilmemiş olması ve yine davacıca hali hazırda ekte bu hususu tevsike yarar dekontla da sabit olduğu üzere davalı tarafa icra dosyaları kapsamında harici yapılan ödemelerin dosyalarına bildirilmemiş olması davalının tahsilde tekerrürden imtina etmediğinin en net kanıtı olduğunu, Sayın Mahkemenizce, ismi zikredilen kayıtların ve bilhassa mahkeme dosyasına davacı yanca sunulmuş sulh protokolünün celp edilmesi neticesinde, davacı yanca tahsilde tekerrür olma durumu dikkate alınmaksızın, davacıya olan borcu ödemekten hukuken kabul edilebilir hiçbir gerekçe sunulmaksızın kaçınıldığı görüleceğini, Davaya konu icra takibinde; borçlunun icra müdürlüğüne sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde ve mahkemenize sunduğu cevap dilekçesinde davacı ile aralarındaki ticari ilişkiyi reddetmeksizin sadece borca itiraz etmiş olup, bu haliyle davanın tarafları arasındaki ticari ilişkinin ispatlandığının kabulü gerektiğini, Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu, davalının teslim etmediği siparişlerin karşılığını tahsil etmeye çalışması olup, bu husus taraflara ait ticari defter ve kayıtların, bilhassa davacıya teslimatı gerçekleşen siparişler ve davacının yaptığı ödemelerin incelenmesi neticesinde esasen davacının başlattığı takiplerle haksız kazanç sağlama saiki ile hareket ettiği kanıtlanacağını, Davacı tarafından davalıya verilen 31.07.2018 tarihli ------------- numaralı 35.000,00 Euro bedelli, 31.07.2018 tarihli ------------ numaralı 150.000,00 TL bedelli ve 30.08.2018 tarihli -------------- numaralı 35.000,00 Euro bedelli çeklerin mukabilinde davalı ile birlikte hareket eden --------- nakden yapılan ödemeleri tevsik eden makbuzlar dava dilekçeleri ekinde sunulmuş olup, davalının yapılan ödemeleri inkar edip takip başlatması hukuken kötü niyetli davrandığının göstergesi olduğunu, Esasen davalı tarafın alacaklı olduğu takibe konu edilen çek bedelleri davacıca davalı ... namına hareket eden dava dışı ------------ nakden ödenmiş olup tarafların cari mutabakatı incelenirken iş bu ödemelerin de hesaba katılması gerektiğini, Bu hususta davalı tarafça bu ödemelerin çek bedellerini karşılamadığı iddiası ise, yine davalı tarafından ikrar edildiği üzere iş bu çekler davacıca teslimatı henüz gerçekleşmeyen siparişler adına avans ödemesi olarak verilmiş olması ve mevzu bahis tahsilat makbuzlarında belirtildiği üzere çek bedelleri kur üzerinden hesaplanmaksızın çek karşılığı nakden ödemenin yapılmış olduğu hususları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, Ayrıca cevap dilekçesinde davacı tarafından davalı yanca başlatılan takiplere itiraz edilmediği ve hatta taahhüt edildiği bu kapsamda borçlu olduğunu kabul ettiği iddiası ileri sürülmüşse de, davacının verdiği taahhütlerin haciz baskısı altında verildiği bu hususun borcu maddi anlamda kabul anlamına gelmediği yadsınamayacağını, Kaldı ki önemle yinelemek gerekir ki davalının da dilekçesinde ikrarı ile de sabit olduğu üzere, davacıca henüz teslimatı gerçekleşmemiş siparişlere avans olarak davalıya verilmiş çekler dayanak gösterilerek alınan nakit paralar nazara alınmaksızın art arda takip başlatarak, çekler hakkında dava açarak davacıyı sürekli haciz tehdidi altında olmasına sebep olunduğunu, Sayın Mahkemenizce dosyadaki mevcut veriler, ticari kayıtlar ve bilhassa teslimatı yapılan emtialar ve bu emtialar karşılığında davacıca yapılan ödemeler incelendiğinde davalının davacıya borçlu olduğu kanıtlanacağını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Medeni Kanunu'ndaki düzenlemeler uyarınca ispat külfetinin borçluda olduğunun kabulü gerektiğini, Keza borçlu cari hesap ilişkisi kapsamında tahsil ettiği tutarda davacıya ürün gönderdiğini ispatla mükellef olduğunu, İtiraz edilen icra takibi; taraflar arasındaki cari hesap alacağına dayanmakla birlikte, ödenen ve ödenmeyen faturalar davacı şirket ticari defter ve kayıtlarıyla da sabit olup, mahkemeniz nezdinde bilirkişi marifetiyle bu kayıtlar incelendiğinde; davalının davacının alacağına zeval vermek için itiraz ettiği kanıtlanacağını, Son olarak önemle belirtmek gerekir ki; her ne kadar iddia ve savunma dokunulmazlığı Anayasal ve yasal teminat altına alınmışsa da her hakta olduğu gibi iddia ve savunma dokunulmazlığı sınırsız olmayıp gerçek ve somut vakıalara dayandırılan ve uyuşmazlıkla bağlantılı olan isnat ve değerlendirmelerin savunma hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkün olacağını, Davalı vekilince Sayın Mahkemeye sunulan cevap dilekçesinin resmi mahiyette saygı ihtiva eden bir üslupla oluşturulması gerekirken, bu çizginin dışına çıkılarak meslek kuralları ve meslek etiği hilafına ''küstahça'' ibaresinin kullanılması bir hakkın ortaya çıkmasında yararlı, etkili ve hatta zaruri açıklama olduğu objektif, gerçek ve somut vakıalara dayanma, uyuşmazlıkla bağlantılı ve hukuki açıklama esaslarına uygun açıklama olarak ve savunma sınırı içerisinde ileri sürülen ifade olarak kabul edilemeyeceğini, Hiç bir gerekçe göstermeksizin ve yazılı belgeye dayanmaksızın sadece borçlu olmadığı iddiası ile takibin durmasına kötü niyetli olarak neden olan borçlunun bu iddiası karşısında, haksız itirazın iptali ile, durmasına karar verilen takibin devamına karar verilmesini talep ve beyan etmişlerdir. Davalı Vekili İkinci Cevap Dilekçesini özetle; Davacı dava dilekçesinde; "Dava dilekçemizin ekinde de sunulmuş olan cari hesap kaydının ve davalı tarafından kesilen faturalarda yer alan malların iadelerine ilişkin sevk irsaliyelerinin temel borç ilişkisinin temelini oluşturduğunun kabulü gerekir." ve cevaba cevap dilekçesinde "Ödemeler bazen nakit bazen ise çek vasıtasıyla gerçekleştirilmiş olup, çeklerin farklı zamanlarda tahsil edilmesi, bazen vadesi gelmeyen çeklere karşı nakit ödeme yapılması sebebiyle müvekkilce 2018 yılı cari hesabın kapanışında davalı tarafından gönderilen siparişlerden daha fazla ödeme yapmıştır." demek suretiyle, cari hesap kaydının ve sevk irsaliyelerinin borcun kaynağı olduğunu iddia ettiğini, Takip dayanağı belge olan muavin defter incelendiğinde ise, müvekkile birçok defa çekle ödeme yapıldığı anlaşıldığını, Ancak, davacının vermiş olduğu çekler karşılıksız çıktığını, Bu durumda da, karşılıksız çıkan ve ödemesi yapılmayan çeklerin muavin defterindeki cari hesap kaydına geçirilmesinin bir geçerliliği olmadığını, Zira, ortada ibraz sırasında ödenmiş bir çek bulunmadığından dolayı, takip dayanağı belgedeki kayıtlar gerçeği yansıtmayacağını, Ayrıca, davacı ödemelerin yapıldığına ilişkin iddialarda bulunmuş olmasına karşın, bütün ödemelerin eksiksiz bir şekilde yapıldığına dair belge sunmadığını, Bu durumda da 'ödeme yapıldı' iddiası içi doldurulmamış ve somutlaştırılmamış bir iddia olarak nitelendirileceğini, Davacı dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde "Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Medeni Kanunu'ndaki düzenlemeler uyarınca ispat külfetinin borçluda olduğunun kabulü gerekmektedir. Keza borçlu cari hesap ilişkisi kapsamında tahsil ettiği tutarda müvekkile ürün gönderdiğini ispatla mükelleftir" ve cevaba cevap dilekçesinde "Hiçbir gerekçe göstermeksizin ve yazılı belgeye dayanmaksızın sadece borçlu olmadığı iddiası ile takibin durmasına haksız ve kötü niyetli olarak neden olan borçlunun..." demek suretiyle, hukuki düzenlemeler kapsamında davalının, borçlu olmadığını ispat külfeti altında olduğunu söylediğini, Ancak, ne Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ne de Türk Medeni Kanunu'nda gerçek veya tüzel kişinin borçlu olmadığına dair ispat yükü altında olduğuna hükmeden bir düzenleme bulunmadığını, Aksine HMK madde 190'daki düzenlemeye göre; kanunda özel bir düzenleme yoksa ispat yükü kendi lehine hak çıkaran kişiye ait olduğunu, Kaldı ki, anlaşıldığı kadarıyla davacının huzurdaki davadaki talepleri, (asla kabul anlamına gelmemekle beraber) çek alacaklarının tahsil edilmesi nedeniyle davalının fazla tahsilat yapmış olduğu iddiasına dayandığını, Bu durumda görülecektir ki, Kıymetli evrak hukukunun temel kuralı olan mücerretlik ilkesi gereği, işbu çeklerden kaynaklı borçlu olmadığını yahut fazla ödeme yapmış olduğunu ispat külfeti davacı da olduğunu, Ayrıca, birine herhangi bir borcu olmayan kişinin borçlu olmadığını ispat etmesinin istenmesi oldukça abes bir talep olduğunu, Zira; karşı tarafın elinde borçlu olunduğuna dair uygun bir belge yoksa, gerçekte var olmayan bir durumun ispatı da olmayacağını, Bu durumda da, davacının davalının borçlu olmadığını kanıtlaması gerektiği yönündeki iddiası somutlaşmamış olacağını, Davacının; dava dilekçesindeki ve cevaba cevap dilekçesindeki iddialarını somut delillere dayandırmamış olması, taleplerinin ve gerekçelerinin açıkça mahkemeye sunulmamış olması sebebiyle somutlaştırma yükünü yerine getirmediğini, Somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesi ise ispat yükünün yerine getirilmemesi ile benzer sonuçları doğurduğunu, Bunun yaptırım olarak kabul edilebilecek sonucu ise taleplerin reddedildiğini, Zira, davacı ortaya koyduğu iddiayı ispata elverişli şekilde ortaya koymadığını, Bu iddialar hakkında ise davacı aleyhine karar verilmesi gerektiğini, Davacı cevaba cevap dilekçesinde; "------------ Esas sayılı mahkeme dosyasına ve iş bu dosyaya sunulan sulh protokolü incelendiğinde; müvekkilin de borçlu olduğu dosyaların ve bilhassa davalının alacaklı olduğu -------------- İcra Müdürlüğü ------------ ve --------------- esaslı dosyalarının protokolün konusunu oluşturduğu hususu görülecek olup, bu kapsamda taraflar arasındaki mutabakatın müvekkili bağlamayacağı savı hukuken kabul edilmeyecektir. Zira protokolde yer alan istihkak, tasarrufun iptali davalarından feragat koşulu olarak çek ile ödeme alınması, protokolde yer alan mevzu bahis icra dosyaları kapsamında ödeme alındığı anlamına gelecektir ki, bu halde hem üçüncü kişiden ödeme alınması hem de müvekkilden aynı takip üzerinden cebri işlemlerin devam etmesi tahsilde tekerrüre neden olacaktır." demek suretiyle üçüncü kişiyle yapılan protokol sonucu tahsilde tekerrür olacağını söylediğini, Ancak sulh konusu protokolün davacı tarafın hukuki statüsünü değiştirmeyeceğini, Şöyle ki; sulh protokolü, davalı ile dava dışı -----------Ş. ve dava dışı -------------Şirketi arasında görülmekte olan ----------- Esas sayılı tasarrufun iptali davasına istinaden düzenlendiğini, Protokolün konusu ise; tarafların karşılıklı olarak davalardan feragat etmesi üzerinedir. Davalı, tasarrufun iptali davasından feragat ettiğini ve alacaklı aleyhine ---------- İcra ------------ Esas sayılı icra dosyasına bağlı olarak açılan ---------- İcra Mahkemesindeki ------------, ------------ esas sayılı ve -------------- Esas sayılı istihkak davalarını kabul edeceğini beyan ettiğini, Bunun karşılığında ise, dava dışı üçüncü kişi davalıya 3 adet çek vermeyi kabul ettiğini, Ayrıca protokolde, davalının 3. Kişi haricindeki icra dosyalarına borçlular yönünden devam etme hakkının olduğu da belirlendiğini, Yani söz konusu çekler, davacının bahsettiği icra dosyalarına mahsuben değil itirazın iptali davasına mahsuben alındığını, Bu durumda da, başka bir davaya ilişkin düzenlenen sulh protokolüne ilişkin anlaşma sonucu alınan çeklerin, davacının konumunu etkilemeyeceği ve tahsilde tekerrüre sebep vermeyeceğini, Zira davalı, dava dışı üçüncü kişiyle olan ilişkisini bitirme ve tasarrufun iptali davasında sulh olma kastıyla hareket ettiğini, Dosyaya sunulan protokol metninden de anlaşılabileceği üzere, davalının davacıyla icra dosyaları üzerinde sulh olma kastının bulunmadığı ve davacıyı borçtan kurtarma niyetinin bulunmadığını, İlaveten tekrardan belirtmek gerekir ki, davacının dava ve cevaba cevap dilekçesinde bahsettiği -------------- Esas sayılı tasarrufun iptali davasında davalı taraf olmadığını, Davanın tarafı, dava dışı ------------Ş. olduğunu, Davacının dava dışı üçüncü kişiyle arasındaki ticari ilişki sebebiyle görülen davayı davalının önüne getirip, davalının borçlu olduğu yönünde ispat çalışmasına girmesi anlaşılmaz nitelikte olduğunu, Ayrıca, davacı tarafından ---------- İcra Müdürlüğü'nün ------------- Esas sayılı dosyasına 30.000 TL'lik ödeme yapıldığına ilişkin dekont dosyaya sunulduğunu, Mevzubahis dosyanın asıl alacak ve alacağın fer'ileriyle birlikte toplam miktarı yaklaşık olarak 980.874,99 TL olduğunu, Dosyaya konu alacak düzenli şekilde ödenmiş gibi hareket edilerek tek bir ödemeye ilişkin dekontun sunulması bile davacının haksızlığını kanıtlayacağını, Zira, davacının yaptığını iddia ettiği ödeme dosyadaki alacak miktarı yanında çok az kaldığını, Ödemenin yapıldığı kabul edilse bile, belirtilen ödemenin tahsilde tekerrüre sebebiyet verebilecek nitelikte olmadığını, Ayrıca davacı, ------------ İcra Müdürlüğünün ----------- Talimat sayılı dosyasıyla gidilen 15.02.19 tarihindeki hacizde ------------ İcra Müdürlüğü'nün ------------- Esas sayılı dosyasında borçlu olduğunu kabul ettiği ve bu borca istinaden ödeme taahhüdünde bulunduğunu, Davacının söz konusu takibe hiçbir şekilde itiraz etmeden takibin kesinleştiği ve icra dairesindeki memurlarca taahhüdün yerine getirilmemesinin yaptırımları davacıya detaylı bir şekilde anlatıldığı göz önüne alınınca; davacı vekilinin borcu kabulünü içeren haciz tutanağındaki beyanın ve ödeme taahhüdünün haciz baskısı altında verilmediği anlaşılacağını, Bu doğrultuda, taahhüdün ve borcu ikrarın geçerli olduğu sonucuna varılacağını, İcra dairesince düzenlenmiş olan ödeme taahhüdünün gereklerini yerine getirmeyen ve 30.000 TL'lik dekontu dosyaya sunarak borcun tahsilinde tekerrür olduğunu iddia eden davacının ise iyi niyetli olduğu söylenemeyeceğini, Muavin defter dökümünde tespit edilen ve davacı tarafından davalıya ciro edilmiş olan 12 adet çek bulunduğunu, Cevap dilekçemizde detaylıca izah edildiği üzere,12 çekin bir kısmı karşılıksız çıktığı için takibe konulmuş, bir kısmı ticari ilişkiler hasebiyle ciro edilmiş, bazıları ise hiç tahsil edilmediğini, Bahsedilen 12 adet çekin seri numaraları cevap dilekçemizde verilmiş olup, çeklere karşılık herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının bankalara sorulması sonucu ödeme yapılmadığı ortaya çıkacağını, Davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkiyi özetlemek gerekirse de; davacı ticari ilişki sebebiyle davalıya avans ödemesi olarak çekler verdiğini, Bunun karşılığında ise, davalı mal tesliminde bulunduğunu, Ancak çeklerin tek tek karşılıksız çıkması sonucunda ticari ilişki sona erdiğini, Borçlu tarafından davalıya teslim edilmiş olan çeklerin karşılıksız çıkmış olmasına rağmen davalı taraflar arasındaki sözleşmeye uygun davrandığını, İşbu hususun, ahde vefa ilkesine uygun davranan ve edimlerini yerine getirmiş olan davalının aleyhine sonuç doğurması kabul edilebilir olmadığını, Çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle davalı alacağını tahsil edememiş ve bunun sonucunda da, ticarete konu olan malların bir kısmı davalı tarafa teslim edilmediğini, Takibe konulmayan çekler 31/07/2018 tarihli, ------------ seri numaralı, 35.000,00 Euro bedelli çek ile 31/07/2018 tarihli,------------seri numaralı, 150.000,00 TL bedelli çek olduğunu, Bu çekler fazladan tahsile sebebiyet vermemek adına takibe konulmadığını, Takibe konu olan alacak miktarı ise, yalnızca davalının satışını gerçekleştirdiği ürünlere karşılık gelen miktar olduğunu, Anlaşılabileceği üzere, davalı sadece satışını gerçekleştirmiş olduğu ürünlerin karşılığını almak için icra takibi yolunu izlemiş ve söz konusu çekleri takibe konu etme imkanı olmasına rağmen, çekleri takibe konu etmeyerek fazla tahsilde bulunmama kastını ortaya koyduğunu, Ayrıca davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; 31/07/2018 tarihli, --------- seri numaralı, 35.000.00 Euro bedelli çeke ilişkin ödeme yapıldığını ve bu çekin de diğer ödeme yapıldığı iddia edilen çeklerle birlikte takibe konulmasını kötü niyetli bir davranış olarak nitelediğini, Ancak bahsedildiği üzere, bu çek hiçbir zaman takibe konu edilmemiştir ve kötü niyet iddiası gerçek dışı olduğunu, Satış bedellerini tahsil etmek maksadıyla takibe konulan çekler ise altı adet olduğunu, Bu altı adet çekten 30/08/2018 tarihli ------------ seri numaralı 35.000,00 Euro bedelli olan çek ------------ İcra Müdürlüğü'nün -------------- Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, Takibe itiraz edilmemesi sonucu takip kesinleştiği ve davacı kesinleşen takibe binaen ödeme taahhüdünde bulunduğunu, Ancak davacı ödeme taahhüdünü ihlal ettiği ve dosyaya hiçbir şekilde ödeme yapmadığını, Dosya celp edildiğinde de aslında davacı tarafın borçlu konumda olduğu ve asılsız iddialarla bu davayı ikame ettiği anlaşılacağını, Takibe konulan diğer çekler ise; 30/09/2018 tarihli ------------ seri numaralı 100.000 TL bedelli, 30/09/2018 tarihli ------------ seri numaralı 100.000 TL bedelli, 31/10/2018 tarihli --------------- seri numaralı 100.000 TL bedelli, 31/10/2018 tarihli --------------- seri numaralı 100.000 TL bedelli, 30/11/2018 tarihli ------------ seri numaralı 100.000 TL bedelli çekler olduğunu, Davalı bütün bu çeklere istinaden, alacağını tahsil etmek maksadıyla -------------- İcra Müdürlüğünün ------------- Esas sayılı dosyasıyla takip başlattığını, Takip dosyasının talimatı ile de ------------- İcra Müdürlüğünün -------------- Tlm. Sayılı dosyasından haciz tatbik edildiğini, Yukarıda da bahsedilen bu hacizde, davacı borcu kabul etmiş ve bu husus haciz tutanağına derç edildiğini, Ayrıca davacı bu dosya kapsamında da ödeme taahhüdünde bulunduğunu, Ancak davacı ödeme taahhüdünün gereklerini yerine getirmemiş olup, taahhüdü ihlal ettiğini, ------------- İcra Müdürlüğü'nün ------------- ve------------- Esas sayılı dosyasındaki borç sebebiyle verilen iki taahhüdün yerine getirilmemesi, bu dosyaların halen derdest olması, dosyalara ödeme yapılmamış olması gibi unsurlar birlikte değerlendirilince de davacının haksızlığı görüleceğini, Davacı hukuki dayanaktan yoksun, asılsız iddialar ile birlikte kötü niyetli bir şekilde hareket ettiğini ve haksız kazanç sağlama peşinde olduğunu, Bu sebeple kötü niyetli iddiaların ve dolayısıyla davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesini özetle; Bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi doğrultusunda itirazları değerlendirilmek üzere ek rapor alınmasını, mahkeme aksi kanaatte ise davanın kabulüne, haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve ------------ İcra Müdürlüğü'nün ------------ esas sayılı dosyasında takibin devamına, alacak miktarının %20' sinden az olmamak kaydıyla borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesini özetle; Bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi doğrultusunda yetersiz inceleme ve denetleme sonucu tanzim edildiğinden icra müdürü ve mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiden yeni bir rapor alınmasını, müvekkili aleyhine açılan davada takibin ve itirazın iptali davasının haksız ve kötü niyetli olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde; Dava İİK 67. Maddesi gereği itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkeme, genel hükümlere göre yapacağı inceleme sonucunda, borçlunun borçlu olduğu kanısma varırsa, borçlunun itirazının iptaline(ve şartları varsa, icra inkâr tazminatına) karar verir .Mahkemenin, kararında (hüküm fıkrasında) icra takip (dosya) numarasını da yazarak borçlunun o icra takibine karşı yapmış olduğu (ödeme emrine) itirazının iptal edildiğini açıkça belirtmesi gerekir. Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre, Kanunda aksine hüküm yoksa herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. HMK’nın 190. maddesine göre de, İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspatın hangi delillerle yapılacağı HMK’da ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HMK’ya göre, ikibinbeşyüzlirayı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur. HMK’ya gore, ikrar edilen olguların aksinin ispatı gerekmez. Bu nedenle, eldeki davanın çözümünde tarafların ispatla mükellef olduğu hususların ayrıntılı bir şekilde belirlenerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir.Somut olayda, davacının davalıya fazladan 506.277,33 TL çek ile ödeme yaptığı; davalının bu çeklerden 320.985,50 TL bedelli çeki takibe koymadığı, takibe koymadığı çeklerin bedeline mahsuben 285.000,00 TL tahsilat yaptığı, davalının talep etmediği çek bedelleri için ödenen miktarın davalının ---------- İcra Müdürlüğü ---------- sayılı takip dosyasından takiple talep ettiği çek bedellerine mahsup edilmesi gerektiğinin kabul edilebileceği, davacının haricen yaptığı ödeme 285.000,00 TL nin takibe konu olmayan çekler için yaptığı kabul edilmiş olmakla davacının alacağının 185.291,83 + 285.000,00 = 470.291,83 TL kabul edilebileceği , bu halde davalının takip dosyalarından mahsup edilecek miktar olmadığı anlaşılmaktadır. Davalının , davacı aleyhine yaptığı ------------ İcra Müdürlüğü ----------- ve ------------ sayılı takip dosyaları alacağı için ---------- E. sayılı dosyası ve ----------- E. sayılı dosyalarından 3. kişiye devir edilen taşınmaz için tasarrufun iptali davası açtığı 3. kişi ile anlaşarak asıl borçluya takip hakkını mahfuz tutarak protokol ile 550.000,00-TL bedelli 3 adet çek aldığı; davacının muhtelif tarihlerde banka yolu ve elden dava konusu çeklere mahsup edilmek üzere toplam 760.000,00 TL ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde son bilirkişi ek rapor incelemesi yaptırılmış, bilirkişi son heyet ek raporunda deliller değerlendirerek hesaplama yapmış, bilirkişi heyetinin yaptığı hesaplamada hükümde dikkate alınmış, mahkememizce tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli hesap raporu doğrultusunda açılan davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Takip konusu alacak yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatının reddine karar vermek gerekmiştir. İtirazm iptali davasmı kazanan borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebihnesi için, davacı alacaklının yaptığı icra takibinin haksız bulunması tek başma yeterli değildir; bundan başka, m.67,II'de açıkça yazıh olduğu (ve yukardaki misallerde de görüldüğü) gibi, bu icra takibinin kötü niyetle yapılmış olduğunun da ispat edilmesi (alacaklının “kötü niyetli görülmesi”) gerekir; icra takibinin kötü niyetle yapıldığı ispat edilemezse, itirazın iptali davası reddedilen davacı alacaklı kötü niyet tazminatına mahkûm edilemez Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-A-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalının ----------- İcra Müdürlüğü ------------ esas sayılı dosyasında itirazının kısmen iptali ile takibin 470.291,83 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde talep edilen oranda faiz uygulanmasına, b-Takip konusu alacak yargılamayı gerektiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 32.125,63 TL'nin başlangıçta alınan 6.114,57 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 26.011,06 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 6.114,57 TL peşin harç, 80,70 TL başvuru harcı olmak üzere bakiye toplam 6.195,27 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 29.500 TL bilirkişi masrafı, 395,25 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 29.859,25 TL'nin davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 27.736,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 74.543,77 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.560,00 TL'nin davanın red-kabul oranına göre hesaplanan 1.449,12 TL'sinin davalıdan tahsili ile bakiye kalan 110,88 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OY BİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.30/04/2025