İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/43 E. 2024/923 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/43
- Karar No
- 2024/923
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2022/43 Esas KARAR NO: 2024/923 DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ: 21/04/2021 KARAR TARİHİ: 14/11/2024 DAVA:Davacı vekili Mahkemeye sunduğu 21/04/2021 havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; 13/01/2020 tarihinde yüksek ateş ve halsizlik nedeniyle --------- Hastanesi'ne müracaat eden müvekkiline, ----------- kontrolünde, sağlık personeli ---------- hatalı bir şekilde sinir harabiyetine sebep olacak şekilde iğne yapması nedeni ile müvekkilinin yaralanmasına neden olduğunu, olayla ilgili olarak ---------- Cumhuriyet Başsavacılığı'nca ----------- numarasıyla başlatılan soruşturmada hatalı bir şekilde yapılan iğne neticesinde, müvekkilinin sakat kaldığını, kaza neticesinde müvekkilinin malul kalacak derecede yaralandığını, müvekkilinin sol femur başı düzeyinde siyatik sinir çerçevesinde belirgin bir ödem olduğu ve farklı hassasiyetlerinin olduğunun tespit edildiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sürekli iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 9.000,00-TL, geçici iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 1.000,00-TL, geçici olarak bakıma muhtaç kalmasından dolayı hasıl olan bakıcı gideri olarak 1.000,00-TL olmak üzere toplamda 11.000,00-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili Mahkememiye sunduğu cevap dilekçesinde özetle: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmadığını, söz konusu uyuşmazlıkla ilgili görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, söz konusu davada yetkili mahkemenin --------- Mahkemeleri olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, pasif husumet ehliyetinin olmadığını, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin ZMMS Genel Şartları Uyarınca, riziko gerçekleştiği tarih vade yönünden poliçe kapsamında olmadığını, bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı poliçe teminatı kapsamına girmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. --------- sayılı dosyasında 20/10/2021 tarihinde yetkisizlik kararı verilmiş ve dava mahkememize tevzi edilerek yukarıdaki esas sırasına kaydedilmiştir. DELİLLER:------ Üniversitesine müzekkere yazılarak 13/01/2020 tarihinde davacıya yapılan işleme ilişkin aydınlatılmış onam formunun bulunup bulunmadığı sorulmuş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. ------------- Hastanesi'ne müzekkere yazılarak ------------- hemşirelik/ebelik diplomasının bulunup bulunmadığı sorulmuş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. ----------- CBS'ye müzekkere yazılarak ----------- soruşturma numaralı dosyasının 17/05/2021 tarihinden sonra eklenen evrakları celp ve tetkik edilmiştir. Bilirkişi heyeti 03/02/2023 tarihli raporunda özetle; dava konusu olayda tüm dosya muhteviyatı, mevzuat, doktrin ve tıbbi literatür incelendiğinde, takdir ve değerlendirmesi mahkemeye ait olmak üzere, davacı hastaya 13.01.2020 tarihinde ateş, öksürük, eklem ağrısi kas ağrısı ve halsizlik şikayetleri ile başvurduğu ----------- Hastanesi Acil Servisinde ---------- tarafından uygulanan tetkik ve tedavilerin tıp standartlarına ve hastanın tıbbi endikasyonuna uygun olduğunu, hastaya ------------ tarafından order edilen gluteal bölgeden intramuskuler (kalça bölgesinden kas içi ne) diklofenak ilacının uygulamasının acil serviste sağlık personeli ----------- tarafından gerçekleştirildiği, adı geçen Sağlık Personeli ------------- hemşirelik/ebelik diplomasının dosya içerisinde görülmediği (mahkeme önündeki ifadesi bulunmadığından), sağlık personeli olarak hangi görevde bulunduğunun anlaşılamadığı ve bu nedenle intramuskuler enjeksiyon yapma yetkisi olup olmadığının değerlendirilemediğini, kas içi uygulanan Diklofenak enjeksiyonu sonrası ortaya çıkan klinik ve elektrofizyolojik bulgular neticesinde solda siyatik sinirin enjeksiyon nöropatisiyle uyumlu olduğunun dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı, dava konusu olayda enjeksiyon tekniğinin yanlışlığına ya da uygulanan bölgenin uyumsuzluğuna dair herhangi bir tıbbi delil tanımlanmadığını, İntramuskuler enjeksiyon uygulamalarında enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile nadir de olsa sinir hasarına neden olabildiklerinin tıbben bilindiği, dolayısıyla enjeksiyonun tekniğine uygun yapılması durumunda da önlenemeyecek şekilde sinir hasarının ortaya çıkabildiği, bu durumun her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen komplikasyon olarak nitelendirildiğini, sinir hasarı komplikasyonunun oluşması üzerine davacı hastaya istirahat önerisinde bulunulması, akabinde enjeksiyonun ertesi günü (14/01/2020) doktorun hastayı arayarak durumunu sorması, ayağın uyuşuk olduğunun öğrenilmesi üzerine doktorun davacı hastayı tekrar hastaneye çağırması ve MR çektirmesi, MR sonrası Devlet Hastanesine Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon konsültasyonu istenip sonrasında polikliniğine yönlendirilmesinin komplikasyon yönetimi açısından yerinde ve uygun olduğunu, hastanın bilgilendirilerek rızasının alınmasına dair "Aydınlatılmış Onam Formunun" dosya arasında görülmediğini, Hastanın aydınlatılması hususunda; 1219 sayılı Kanun madde 70' de; büyük cerrahi ameliyelerde rızanın yazılı alınacağını, Hasta Hakları Yönetmeliği Madde 18'de; hastanın, tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından tıbbi müdahale konusunda sözlü olarak bilgilendirileceği, madde 26'da; Mevzuatta öngörülen durumlar ile uyuşmazlığa mahal vermesi tıbben muhtemel görülen tıbbi müdahaleler için sağlık kurum ve kuruluşunca 15 inci maddedeki bilgileri içeren rıza formu hazırlanacağı, Madde 31'de; hastanın verdiği rızanın, tıbbi müdahalenin gerektirdiği sürecin devamı olan ve zorunlu sayılabilecek rutin işlemleri de (örneğin enjeksiyon uygulaması, damar yolu açılması, tansiyon ve ateş takibi yapılması, NST takiplerinin yapılması vb. gibi) kapsayacağını, 10.06.2019 tarihli, Enjeksiyon Uygulamaları Hakkında 2019/11 nolu Genelge'de; Enjeksiyon uygulamaları büyük ameliyei cerrahiye olmadığı için hastaların sözel olarak bilgilendirilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, müdavi hekim tarafından reçete edilmiş güncel tedavisinin yetkili sağlık meslek mensupları tarafından hastanın reçetesi görülerek yapılması halinde yazılı onam alınması zorunluluğu bulunmadığı şeklinde mevzuatta belirtildiğini, yukarıdaki mevzuat ve dosya içeriğine göre değerlendirildiğinde; hastaya uygulanan enjeksiyon işleminin büyük cerrahi ameliye olmaması, tıbbi müdahalenin gerektirdiği sürecin devamı olan işlemler olması nedeniyle hastanın hem tedaviyi planlayan hekim hem de işlemi uygulayan sağlık personeli tarafından sözlü olarak bilgilendirilebileceği, bu işlem için olay tarihinde yazılı onam alma zorunluluğu bulunmadığı yönünde değerlendirilebileceğini, ------------ Hastanesi açısından değerlendirildiğinde; hastaların rıza formlarının hazırlanması, düzenleme ve tedbirlerin alınmasının Hasta Hakları Yönetmeliği madde 26 ve 27897 sayılı yönetmelik madde 6 gereği sağlık kurum ve kuruluşlarının sorumluluğunda olduğu, 2019/11 nolu Sağlık Bakanlığı'nın genelgenin enjeksiyon uygulamalarında yazılı şekilde rıza formu alınması yönünde zorunluluğu olmadığını belirttiği, olay tarihinden sonra ------------ sayılı yeni bir genelge yayınlayarak adli süreçte idare aleyhine açılan davaların artması nedeniyle enjeksiyon uygulamalarında yazılı onam formunun oluşturulacağının belirtildiği hususları dikkate alındığında; yazılı onam formunu düzenlenmesinin olay tarihinde adı geçen hastane açısından da zorunlu olmadığı şeklinde değerlendirilebileceğini, aydınlatma ve onam hususunun hukuki konu olması açısından takdirinin mahkemede bulunacağını, eldeki mevcut verilerle hekim ve sağlık personelinin uygulamalarında güncel tıbbın ilke ve kurallarına aykırı bir hususun bulunmadığını beyan ve rapor etmiştir. Tanık ---------- 12/07/2023 tarihli duruşmada ki beyanında; " olayın olduğu gün ben de rahatsızdım, ----------- hastanesinde ben de tedavi görüyordum, oğlum beni aradı baba ben hastayım dedi, oğlum hastaneye geldi acilde muayene oldu, akşam 6 dan sonra gelmişti, oğluma doktor --------- baktı, muayene yaptıktan sonra ateşi var biraz iğne yapacağız dedi, iğne yapmadan önce bize herhangi bir yazılı veya sözlü olarak iğnenin yan etkisi olabileceği hususunda birşey söylenmedi, iğneyi yaptıktan sonra oğlum bana ayağım uyuştu hissetmiyorum dedi, bu olay iğne vurulduktan hemen sonra sol bacağında oldu, bizi bunun üzerine gözlem odasına aldı, hoca baktı ve yanlış yerden iğne vurmuşsun diye hemşireye söyledi, daha sonra jel sürüp o gün bizi gönderdiler, oğluma iğneyi vuran bir hemşiredir, ismini bilmiyorum, o gün eve sağlam geldik, eve gelirken yürüyemiyordu, biz koluna girerek araba ile götürdük eve, ertesi sabah bizi hastaneden arayıp gelin bakalım dediler, MR ve EMG çektiler düzelir dediler, herhangi bir düzelme olmadı, oğlumun bacağında hala hasar var, ayağında düşüklük vardır ayağı çekilmektedir, ------------ hastanesinde bu olaydan dolayı bir ay kadar oğlum fizik tedavi gördü, daha sonra pandemiden dolayı bıraktık, ben ----------- Hastanesine götürdüm oğlumu, orada bize ameliyatlık bir durumu yok ancak zamanla düzelir dediler, iğnenin normalde vurulması gereken yere değilde saptırılarak başka yere vurulması neticesinde sinire denk gelmiş, oğlumda şu anda hala ayak düşüklüğü vardır, bu olaydan dolayı biz herhangi bir yere mahkeme dışında şiyaket etmedik, bilgim görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücreti almak istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.Bilirkişi 12/07/2024 tarihli raporunda özetle; davacı ------------ (18) aylık geçici işgöremezlik ve %30 nispetindeki sürekli işgöremezlik ve (3) aylık geçici bakıcı gideri sebebiyle maddi zararı sebebiyle maddi zararları; davacı --------- (18) aylık geçici işgöremezlik sebebiyle nihai ve gerçek maddi zararı; 71.843,39 TL, davacı ------------ % 30 oranındaki sürekli işgöremezlik sebebiyle nihai ve gerçek maddi zararı 3.928.180,17 TL, davacı ------------ (3) aylık geçici bakıcı gideri sebebiyle nihai ve gerçek maddi zararı; 8.829,00 TL, davacı ------------- (18) Aylık Geçici işgöremezlik %30 sürekli işgöremezlik ve (3) aylık bakıcı gideri sebebiyle maddi zararları; 4.008.852,56 TL, davalı -----------Ş.'ın sorumlu olduğu ------------- numaralı Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine göre teminat limitinin alacak kalemlerine garameten paylaştırılmasına göre: davacı ----------- geçici işgöremezlik ve %30 nispetindeki sürekli işgöremezlik ve (1) aylık geçici bakıcı gideri sebebiyle maddi zararı sebebiyle maddi zararları toplamı; davacı ------------- (18) aylık geçici işgöremezlik sebebiyle nihai ve gerçek maddi zararı 7.168,47 TL, davacı ----------- %30 oranındaki sürekli işgöremezlik sebebiyle nihai ve gerçek maddi zararı 391.950,58 TL, davacı ----------- (3) aylık geçici bakıcı gideri sebebiyle nihai ve gerçek maddi zararı 880,95 TL, davacı ----------- (18) aylık geçici işgöremezlik %30 sürekli işgöremezlik ve (3) aylık bakıcı gideri sebebiyle maddi zararları 400.000,00 TL, davalı ---------Ş. bakımından temerrüt tarihi 01/09/2020 tarihi olduğunu beyan ve rapor etmiştir. ----------- Kurulu 05/04/2022 tarih ve ----------- Karar nolu raporunda; "13/01/2020 tarihinde yapılan enjeksiyon işlemi sonucu düşük ayak geliştiği bildirilen ----------- oğlu ---------- doğumlu ------------ hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; kişinin 13/01/2020 tarihinde ateş, öksürük, eklem ağrısı, kas ağrısı ve halsizlik şikayetleriyle ------------ Hastanesi acil servisine başvurduğu, intramuskuler diklofenak uygulandığı, enjeksiyon sonrasında sol ayakta uyuşma ve kas kuvvetinde azalma olan hastanın yapılan fizik muayenesinde herhangi bir anomaliye rastlanmadığı, buz aküsü uygulandığı, precort 40 mg amp 1x1 IV puşe uygulandığı, fizik tedavi önerilerek taburcu edildiği, 14/01/2020 tarihli fizik tedavi muayenesinde düşük ayak yürüyüşü tespit edildiği, alt ekstremite mononöropatileri tanısıyla aynı gün ayaktan fizik tedavi programına alındığı, 03/02/2020 tarihli EMG incelemesinde; hastada sol siyatik sinir tibial dalında, duyu ve motor liflerini orta derecede tutan akut lezyon saptandığı, 11/01/2021 tarihli nörolojik muayenesinde; sol ayak dorsifleksiyon 0/5, sol altta L5-S1 alanında hipoestezi, solda aşil refleksi alınamadığı, solda steppaj yürüyüş izlendiği, EMG incelemesinde; solda siyatik sinirin total aksonal hasarı ile uyumlu tespit edildiği, kalça MR incelemesinde; sol uyluk boyunca ekstrapiriform alandan itibaren siyatik sinirde simetrik tarafa göre nöropati lehine değerlendirilebilecek ıntensite artışı ve kalınlaşma, adduktor magnus kasının posterior derin liflerinde fokal bir alanda denervasyon atrofisini düşündüren hacim kaybı izlendiği anlaşılmakla; kişiye 13/01/2020 tarihinde ateş, öksürük, eklem ağrısı, kas ağrısı ve halsizlik şikayetleriyle ------------- Hastanesi acil servisinde intramuskuler diklofenak uygulamasının endikasyonunun tıbben uygun olduğu, kas içi uygulanan Diklofenak enjeksiyonu sonrası ortaya çıkan klinik ve elektrofizyolojik bulgular solda siyatik sinirin peroneal dalında belirgin enjeksiyon nöropatisiyle uyumlu olduğunun anlaşıldığı, dava konusu olayda enjeksiyon tekniğinin yanlışlığına ya da uygulanan bölgenin uyumsuzluğuna dair herhangi bir tıbbi delil tanımlanmadığı, intramuskuler enjeksiyon uygulamalarında enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile nadir de olsa sinir hasarına neden olabildiklerinin tıbben bilindiği, dolayısıyla enjeksiyonun tekniğine uygun yapılması durumunda da önlenemeyecek şekilde ortaya çıkabildiği, bu durumun her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen komplikasyon olarak nitelendirildiği, komplikasyonun oluşması üzerine Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon konsültasyonu istenip sonrasında polikliniğine yönlendirilmesinin komplikasyon yönetimi açısından uygun olduğu, tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde; mevcut verilerle ilgili sağlık çalışanlarının uygulamalarında güncel tıbbın ilke ve kurallarına aykırı bir hususu bulunmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor sunmuştur.---------- Kurulu 06/09/2022 tarih ve ------------ Karar nolu raporunda; "13/01/2020 tarihinde yapılan enjeksiyon işlemi sonucu düşük ayak geliştiği bildirilen ----------- oğlu ----------- doğumlu ------------ hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; Kişinin 13/01/2020 tarihinde ateş, öksürük, eklem ağrısı, kas ağrısı ve halsizlik şikayetleriyle ----------- Hastanesi acil servisine başvurduğu, intramuskuler diklofenak uygulandığı, enjeksiyon sonrasında sol ayakta uyuşma ve kas kuvvetinde azalma olan hastanın yapılan fizik muayenesinde herhangi bir anomaliye rastlanmadığı, buz aküsü uygulandığı, precort 40 mg amp 1x1 IV puşe uygulandığı, fizik tedavi önerilerek taburcu edildiği, 14/01/2020 tarihli fizik tedavi muayenesinde düşük ayak yürüyüşü tespit edildiği, alt ekstremite mononöropatileri tanısıyla aynı gün ayaktan fizik tedavi programına alındığı, 03/02/2020 tarihli EMG incelemesinde; Hastada sol siyatik sinir tibial dalında, duyu ve motor liflerini orta derecede tutan akut lezyon saptandığı, 11/01/2021 tarihli nörolojik muayenesinde; Sol ayak dorsifleksiyon 0/5, sol altta L5-S1 alanında hipoestezi, solda aşil refleksi alınamadığı, solda steppaj yürüyüş izlendiği, EMG incelemesinde; Solda siyatik sinirin total aksonal hasarı ile uyumlu tespit edildiği, kalça MR incelemesinde; Sol uyluk boyunca ekstrapiriform alandan itibaren siyatik sinirde simetrik tarafa göre nöropati lehine değerlendirilebilecek ıntensite artışı ve kalınlaşma, adduktor magnus kasının posterior Derin liflerinde fokal bir alanda denervasyon atrofisini düşündüren hacim kaybı izlendiği anlaşılmakla; Kişiye 13/01/2020 tarihinde ateş, öksürük, eklem ağrısı, kas ağrısı ve halsizlik şikayetleriyle ----------- Hastanesi acil servisinde intramuskuler diklofenak uygulamasının endikasyonunun tıbben uygun olduğu, kas içi uygulanan Diklofenak enjeksiyonu sonrası ortaya çıkan klinik ve elektrofizyolojik bulgular solda siyatik sinirin peroneal dalında belirgin enjeksiyon nöropatisiyle uyumlu olduğunun anlaşıldığı, dava konusu olayda enjeksiyon tekniğinin yanlışlığına ya da uygulanan bölgenin uyumsuzluğuna dair herhangi bir tıbbi delil tanımlanmadığı, intramuskuler enjeksiyon uygulamalarında enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile nadir de olsa sinir hasarına neden olabildiklerinin tıbben bilindiği, dolayısıyla enjeksiyonun tekniğine uygun yapılması durumunda da önlenemeyecek şekilde ortaya çıkabildiği, bu durumun her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen komplikasyon olarak nitelendirildiği, komplikasyonun oluşması üzerine Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon konsültasyonu istenip sonrasında polikliniğine yönlendirilmesinin komplikasyon yönetimi açısından uygun olduğu, tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Mevcut verilerle ilgili sağlık çalışanlarının uygulamalarında güncel tıbbın ilke ve kurallarına aykırı bir hususu bulunmadığı, onamın uygulamada yazılı veya sözlü alındığının bilindiği, dosya içerisinde yapılan tedavilere ait kişi tarafından imzalanmış yazılı onam formu bulunmadığı, sözlü onam alınıp alınmadığı konusunun adli tahkikatla aydınlatılabileceği ve sözel onamın hukuka uygun olup olmadığının ilgili mevzuatlar kapsamında Mahkemenizce değerlendirilebileceği oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor sunmuştur.----------- Üniversitesi ATK Anabilim Dalı Başkanlığı 15/12/2023 tarihli raporunda özetle; "------------ oğlu, ----------- doğumlu ----------- dosyasının incelenmesi, tarafımızca yapılan muayene ve değerlendirmesi sonucunda; 13/01/2020 tarihinde gerçekleşen olaya bağlı hastada meydana gelen yaralanma dikkate alınarak; Kişinin en yakın Devlet Hastanesi, Üniversite Hastanesi, Eğitim Araştırma Hastanesi'nde Nöroloji Uzmanı hekim tarafından tıbbi belgeleri incelenerek, gerekli tetkik ve muayenesinin yapılarak; Hastada 13/01/2020 tarihli olay ile illiyeti bulunan kalıcı bir nörolojik hastalık olup olmadığı, EMG tetkiki ve kas gücü muayenesi ile birlikte değerlendirilerek sinir hasarı bulunup bulunmadığı, Herhangi bir his kusuru olup olmadığı, dizestezisi olup olmadığı, his kusuru veya disestezisi varsa hangi sinir düzeyinde olduğu, iyileşme sürecinin tamamlanıp tamamlanmadığı, tespit edilmiş olan arızaların 13/01/2020 tarihli olay ile illiyetinin olup olmadığı ve kalıcılık kazanıp kazanmadığı hususlarının değerlendirildiği son durum raporunun (doktor kaşeli ve imzalı) Anabilim Dalımıza iletilmesinden sonra istenilen hususlardaki raporun yazılabileceğini" beyan ve rapor etmiştir.---------- Üniversitesi ATK Anabilim Dalı Başkanlığı 01/04/2024 tarihli raporunda özetle; maluliyet tespiti işlemleri yönetmeliğine göre; alt tarafın sinir sistemi arızaları, dejenerasyonla birlikte N. Peroneusun kısmi veya tam paralizisi için; GR1........XII (38-A........30)A......%34 olduğu, olay tarihindeki yaşına göre (E cetveli) %30 (yüzde otuz) olarak bulunduğu, 13/01/2020 tarihli olaya bağlı çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %30 (yüzde otuz) olduğu, sürekli olduğu ve sekel mahiyeti aldığı, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince bakıcı ihtiyacı süresinin 3 (üç) ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 18 (on sekiz) aya kadar uzayabileceği" şeklinde beyan ve rapor etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT: Dava, 13.01.2020 tarihinde meydana gelen tıbbi kötü uygulama sonucu zarar gördüğü iddiasına dayalı olarak davacı --------- tarafından davalı sigorta kuruluşu aleyhine açılan maddi tazminat davasıdır.21.07.2010 Tarih ve ----------- Sayılı ----------- yayımlanarak 30.07.2010 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında: AI. Sigortanın Konusu: Bu sigorta sözleşmesi, 1219 sayılı Kanunun Ek 12 nci maddesi çerçevesinde, serbest ya da kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların (Değişik ibare:RG-26/7/2014-29072)poliçe kapsamındaki mesleki faaliyeti ifa ederken, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içinde mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine, bu taleple bağlantılı yargılama giderleri ile hükmolunacak faize ve sigortalı aleyhine ileri sürülen tazminat talebine ilişkin makul giderlere karşı poliçede belirlenen limitler dahilinde teminat sağlar.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 1426 madde (1) Sigortacı, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar tarafından, rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, ödemek zorundadır. Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, tıbbi kötü uygulama iddiası ile ilgili olarak yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141); toplanan/sunulan deliller, nüfus kaydı, hastane kayıtları, sigorta poliçesi, bilirkişi raporu, iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; dosyada mevcut ---------- Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 01.04.2024 tarihli raporlara göre davacı -------- 13.01.2020 tarihinde maruz kaldığı olay sonucuna bağlı gelişen arızaları sebebiyle çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü tespit işlemleri yönetmeliği kapsamında maluliyet derecesinin yüzde 30 olduğu, geçici işgöremezlik süresinin 18 ay olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 3 aylık döneminde başka birisine bakım ve yardımına ihtiyaç duyacağı belirtildiği, bilirkişi 12/07/2024 tarihli raporunda davacı --------- (18) aylık geçici işgöremezlik ve %30 nispetindeki sürekli işgöremezlik ve (3) aylık geçici bakıcı gideri sebebiyle maddi zararı sebebiyle davalı --------Ş.'ın sorumlu olduğu maddi zararları; ---------- numaralı Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine göre teminat limitinin alacak kalemlerine garameten paylaştırılmasına göre: davacı --------- geçici işgöremezlik ve %30 nispetindeki sürekli işgöremezlik ve (1) aylık geçici bakıcı gideri sebebiyle maddi zararı sebebiyle maddi zararları toplamı; davacı --------- aylık geçici işgöremezlik sebebiyle nihai ve gerçek maddi zararı 7.168,47 TL, davacı ---------- %30 oranındaki sürekli işgöremezlik sebebiyle nihai ve gerçek maddi zararı 391.950,58 TL, davacı ---------- (3) aylık geçici bakıcı gideri sebebiyle nihai ve gerçek maddi zararı 880,95 TL, davacı ---------- (18) aylık geçici işgöremezlik %30 sürekli işgöremezlik ve (3) aylık bakıcı gideri sebebiyle maddi zararları 400.000,00 TL, davalı ----------Ş. bakımından temerrüt tarihi 01/09/2020 tarihi olduğunu beyan ve rapor ettiği anlaşılmakla bilirkişi raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2-7.168,47 TL geçici iş göremezlik, 391.950,58 TL sürekli iş göremezlik, 880,95 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam; 400.000,00 TL maddi tazminatın (poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 01/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Başlangıçta peşin olarak alınan 59,30 TL harcın ıslah/tamamlama harcı 1.330,00 TL ile birlikte, alınması gerekli olan 27.324,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 25.934,70 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4- Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 59,30 TL, posta ve tebligat gideri 1.120,70 TL, bilirkişi ücreti 15.000,00 TL, Adli Tıp Kurumu fatura bedeli 6.685,80 TL, olmak üzere toplam 22.865,80 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 22.859,00 TL yargılama masrafına, peşin harç 59,30 TL, tamamlama harcı 1.330,00 TL ile birlikte, eklenerek sonuç olarak 24.248,30 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 6,80 TL yargılama masrafının davacı yan üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 64.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 119,05 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 7-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL'nin davanın kabul ret oranına 1.319,61 TL'sinin davalıdan, 0,39 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğerlerinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile -------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/11/2024