İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/366 E. 2024/861 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/366
- Karar No
- 2024/861
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/366 Esas KARAR NO:2024/861 DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 26/12/2023 KARAR TARİHİ: 07/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı , dava dışı -----tarihleri arasında çalıştığını, davacı ile ilk olarak girdiğinde davalı ---- çalışmaya başladığını, ---- ayında şirket ----- devredildiğini, davacı ------- tarihinde işten tazminatsız bir şekilde çıkarılana kadar bu şirket nezdinde çalışmıştır. Bununla birlikte, müvekkil işten çıkarıldıktan sonra çalışma döneminde----- firmaları üzerinden sigortalı gösterildiği tespit edildiğini, davacının işçilik alacaklarıyla ilgili ---- görülen ----Sayılı karar ile davacı lehine sonuçlandığını, dava sonucu----------arasındaki organik bağ mahkeme kararıyla ortaya konmuş ve ilgili şirketler davacının işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduklarını, dava sonucu kesinleşen alacaklar için ------------------ ilamına bağlı olarak ilamlı takip başlatıldığını, ----- dosyasında takibin kesinleşmesiyle birlikte ---- tarihinde borçlu şirketlerin bütün malvarlığının toplandığı ve söz konusu şirketlerin tamamıyla organik bağı olan davalı ---------adresinde bulunan iş yerine hacze gidildiğini, dava dışı ------Arasındaki organik bağın tespiti ---------sayılı ilamı ile tespit edildiğini, ticaret şirketlerinin tüzel kişiliği sahip olması ve Türk Ticaret Kanunu'nca benimsenen "mal ayrılığı ilkesi" uyarınca şirket tüzel kişiliğinin sahip olduğu malvarlığının ortakların ve başkaca tüzel kişilerin malvarlığından kesin bir çizgiyle ayrılması gerektiğini, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve TMK'nin 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmesi gerektiğini, bununla birlikte öğretide; tüzel kişi ile ortakların alanlarının organizasyon ve malvarlıklarının birbirine karışması, ortağın kendi fiil ve işlemleriyle üçüncü kişilere karşı sanki tüzel kişilik ile kendisi arasında bir ayrım yokmuşçasına işlemler yapması ya da ortağın kendi malvarlığı ile şirketin malvarlığı birmiş gibi davranması, yetersiz sermaye ile faaliyete devam edilmesi özellikle şirket tüzel kişiliğinin bilinçli ( kötü niyetli ) olarak üçüncü kişileri zarara uğratması hâllerinde perdenin aralanması gerektiğinden bahsedildiğini, davalı şirket ile dava dışı ilam borçlusu -------- arasında organik bağı aşacak şekilde bir iktisadi bütünlük, yönetsel ortaklı ve işletme birliği mevcut olduğunu, şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebileceğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkili firma aleyhine açılmış olan işbu dava zorunlu arabuluculuk şartı yerine getirilmeksizin açılmış olduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, daha detaylı açıklamak gerekir ise; işbu dava, dava şartı zorunlu arabuluculuk kapsamında olup davanın açıldığı tarih itibariyle dava açılmazdan evvel dava konusu uyuşmazlıkla ilgili taraflarına ulaşmış herhangi bir arabuluculuk süreci bulunmadığını, davacı tarafından açılmış olan işbu davayı kabul etmemekle birlikte dava zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın dava dışı ---- müvekkili firmada sigortalı çalışması sebebi ile çapraz bağ iddiaları mevcut olduğunu, davacının davasının zamanaşımı itirazımız nedeniyle usulden reddini istemiştir. Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;6102 sayılı TTK'nun 5/A-1. maddesinde;"(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde, yine 7155 sayılı Kanun'un 23.maddesi ile eklenen 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-1.ve 2. Maddesinde;"(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklinde, 6100 sayılı HMK'nun 114/2.maddesinde;" (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." şeklinde, HMK'nun 115/1.ve 2. maddesinde;" (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." şeklinde düzenlemeler yapılmıştır. Davacı tarafça dava açarken arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemediği gibi Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının da anlaşılamaması nedeniyle, mahkememizce davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini mahkememize sunmak üzere süre verildiği, davacı tarafça süresi içerisinde arabuluculuğa başvurduklarının beyan edildiği ve arabuluculuk başvuru formunu Mahkememize sunduğu ancak, davadan, görevsizlik nedeniyle dosyanın mahkememize gelmesinden ve söz konusu ihtar tarihinden sonra arabuluculuğa başvurduğu anlaşılmakla, davanın HMK'nun 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, Yargılamanın ilk oturumu geçmeden feragat edilmekle 1/3 oranında olmak üzere belirlenen karar harcı olan 142,53 TL'nin peşin harç olarak alınan 835,28 TL'den mahsubuyla fazla yatan 692,75 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, Davacı tarafından yapılan yargılama gideri masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2 maddesi gereğince uyarınca takdir edilen 7.826 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde PTT ile konutta ödemeli olarak davacıya İADESİNE, Dair, tarafların yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.