İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/129 E. 2024/1041 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/129
Karar No
2024/1041
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/129 Esas KARAR NO:2024/1041 DAVA: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ:18/02/2023 KARAR TARİHİ:18/12/2024 Mahkememizde görülen 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili; dava dışı--------davalı bankadan kullanacağı krediye 14.09.2017 tarihinde kefil olduğunu, davalı bankanın ödenmeyen borcu müvekkilinin ödemesini talep ettiğini, davalı bankanın ------ yevmiye no.lu kat ihtarıyla kredi hesabını kesip kat etiğini, bunun akabinde tarım teşvik primini davalı bankanın bloke ettiğini, müvekkilinin ----- geçerli bir kefalet akdinin bulunmadığını, kefalet sözleşmesinde eş rızasının bulunmadığını, dolayısıyla sözleşmenin bu yönüyle hükümsüz olduğunu, kefalet sözleşmesinin geçersizliğine ve müvekkilinin borçlu olmadığına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ----dava dışı kredi borçlusu/lehtarı (asıl borçlu)------ imzalandığını, anılan sözleşmeyi davacı kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğunu, davalı banka tarafından ------- yevmiye nolu kat ihtarıyla kredi hesabını kesip kat etiği, akabinde borcun ödenmemesi üzerine ------- sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine geçildiği, davacının tarımsal içerikli krediye kefalette bulunmuş olması nedeniyle eş rızasına gerek bulunmadığını, bu durumda akdedilen kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunu, dolayısıyla tarımsal destekli kredilerdeki kefalette eş rızasının aranmadığını, davacı kefilin asıl borç ve ferilerinden kefaleten sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ----- Karar sayılı dosyası. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, İİK 72 maddesi gereğince icra önce açılmış menfi tespit davasıdır.Celp edilen ------sayılı takip dosyasının ------- kayıtlarının celp olunarak yapılan incelemesinde; davacının davalı aleyhine genel kredi sözleşmesine dayalı olarak 96.854,51 TL asıl alacak, 6.302,62 TL temerrüt faizi, 548,48 TL --- olmak üzere toplam 103.705,97 TL alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı görülmüştür.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; dava dışı -------- davalı bankadan kullandığı kredi için davacının 14/09/2017 tarihli kefaretinin geçerli olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Tarafların delilleri toplanarak, tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı ile mahkememizce yapılan ön inceleme duruşmasında zapta geçen beyanlar ve uyuşmazlık tespiti dikkate alınarak davacı alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle dosyada mübrez 23/01/2024 tarihli bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle; davalı banka ile dava dışı asıl kredi borçlusu/kredi lehtarı (asıl borçlu)---- arasında -------- akdedildiği, işbu sözleşmeyi davacı kefilin de müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin öngörülen süre içinde ödenmemesi nedeniyle, davalı bankanın davacı kefil hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu kanaatinin edinildiği, ---- Sorumluluğu: Davacı kefilin/lerin sözleşmede gösterilen kefalet limitinin 75.000,00 TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan nakdi kredi asıl borç tutarı 93.045,66 TL'nın kefalet limitinden daha yüksek seviyede olması nedeniyle, davacı kefilin kefalet limiti 75.000,00 TL ve bu limitin temerrüdü ile bunun hukuki sonuçlarından dolayı ------------- hesaplanan borçtan müteselsilen sorumlu sayılabileceklerinin söylenebileceği, davacı kefilin hem takip tarihi ve hemde dava tarihi itibariyle sorumlu olduğu miktarlar takip tarihi itibariyle; talep edilen asıl alacak miktarının 96.854,51 TL olup talep edilmesi gerekenin 75.000,00 TL; talep edilen temerrüt faizi tutarının 6.302,62 TL olup talep edilmesi gerekenin 14.300,00 TL; talep edilen --------- 548,84 TL olup talep edilmesi gerekenin 715,00 TL olmak üzere toplam talep edilmesi gereken tutarın 81.851,46 TL olduğu; mahkememizce raporun benimsenmesi halinde; fazlaya ilişkin 21.854,51 TL'nın (103.705,97— 81.851 46=) reddi durumunda, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 75.000,00 TL'sı tamamen ödeninceye kadar yıllık %19,50 oranında sözleşmesel temerrüt faizi ve bunun %5 gider vergisi --- ile birlikte istenilebileceği, dava tarihi itibariyle; 75.000,00 TL asıl alacak, 6.973,33 TL işlemiş faizi, 6,09 TL --------- olmak üzere toplam alacağın 81.979,42 TL olduğu; mahkememizce raporun benimsenmesi halinde; dava tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 75.000,00 TL'sı tamamen ödeninceye kadar yıllık %19,50 oranında sözleşmesel temerrüt faizi ve bunun % 5 gider vergisi ------- birlikte istenilebileceği, davacı kefilin raporda belirtildiği üzere hem takip ve hem de dava tarihi itibariyle davalı bankaya borçlu olduğu, ancak; dava tarihi --------- tarihinde toplam 115.585,36 TL'lık tahsilat ile avukat vekalet ücreti dahil tüm kredi borçları tahsil edilip, kredi hesaplarının tamamen kapatıldığı, delil anlaşması/sözleşmenin 26. Maddesi "...Müşteri, banka ile arasında çıkacak her türlü anlaşmazlıkta banka defter ve belgelerindeki kayıtların HMK 193 maddesi hükmü uyarınca geçerli ve bağlayıcı delil olacağını kabul eder." denildiği, yanlar arasındaki delil anlaşması nazara alınarak davalı bankanın kendi kayıtlarına itibar edilerek tüm borcun (anapara, faiz, fer'i, masraf ve vekalet ücreti dahil) ödenmiş olması nedeniyle takip ve davanın böylece konusuz kalmış olabileceğinin söylenebileceği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Celp edilen------- sayılı dosyasının ----- kayıtlarının incelenmesinde davanın ------ tarafından davalı ------- aleyhine açılan itirazın iptali davası olup mahkemece yapılan yargılama sonucunda yargılama esnasında davaya konu icra takibindeki borcun ödenmesi üzerine taraf vekillerince davanın konusuz kalması nedeniyle konusuz kalan davanın esassı hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ettikleri ve mahkemece verilen "davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" dair kararının istinaf incelemesinden geçerek 04/04/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Celp edilen ----- sayılı takip dosyasının ----- tarihinde haricen tahsil ile kapatıldığı görülmüştür.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça; dava dışı -------- kullandığı kredi için taraflar arasında ----------tarihinde kefil sıfatı ile kefalet sözleşmesi imzalandığı, davadışı kefil borçlusu tarafından borcun ödenmemesi nedeni ile davalı banka tarafından davacıdan borcun ödenmesinin talep edildiği, taraflar arasında akdedilen kefalet sözleşmesinde davacının eşinin rızası alınmadığından kefaletin geçerli olmadığı, davacının kredi borcundan sorumlu tutulmayacağı iddiası ile eldeki menfi tespit davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça eldeki davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığı, taraflar arasında --------- Esas sayılı dosyası ile taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının olduğu ileri sürülmüş ise de, eldeki davanın itirazın iptali davasından önce açıldığı, davacının hakkında icra takibi başlatılmasını veya dava açılmasını beklemeksizin menfi tespit açabileceği, bu halde hukuki yararının bulunduğu açıktır. Bununla birlikte, yargılama sırasında, davalı banka tarafından davacı aleyhine başlatılan ------ sayılı takip dosyasının ------- tarihinde haricen tahsil ile kapatıldığı, yine taraflar arasında görülen ------- sayılı dosyasında "...Davanın itirazın iptali davası olduğu, dava dışı asıl borçlu -------- davacı bankaya olan kredi borcuna davalının kefil olduğu, bu nedenle davacı banka tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalının ise borca faize ve kefil olarak imza atılırken eş rızasının alınmadığını ileri sürerek borca itiraz ettiği, davacı bankanın alacağının varlığı ve miktarı konusunda bilirkişi raporu alındığı, 13/11/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; Borcun dayanağı olan kredi sözleşmesi kefaletinin "Kamu bankalarınca faiz destekli kredi kullandırılması kapsamında verilecek kefaletler" kapsamında olduğunu gösteren dosyada veri bulunmaması ve eşin rızasının alınmaması nedeniyle geçersiz olduğunun bildirildiği, yargılama esnasında davaya konu icra takibinde ki borcun ödendiği, taraf vekillerinin davanın konusuz kalması nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ettikleri, davanın geldiği aşama itibariyle davanın icra takibine itirazında haklı olduğunun 13/11/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre anlaşıldığı, bu nedenle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği anlaşıldığından; Davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiş ve aşağıda ki hüküm kurulmuştur..." gerekçesi ile karar verildiği, karara karşı istinaf Yasa yoluna başvurulması üzerine, ------ sayılı ile "...TTK'nın 7.maddesi kapsamında ticari iş niteliğinde olan genel kredi sözleşmesi nedeniyle TBK'nın 584.maddesi hükmü gereğince davalı kefilin eş rızasının bulunması işbu kefalet sözleşmesinin geçerliliği için gerekli olmadığı ---------------,bu sebeplerle davacının dava tarihi itibariyle işbu davayı açmakta haklı olduğu ve bu kapsamda işbu itirazın iptali davasının yargılaması sırasında dava konusu icra takibine ilişkin borcun ödenmesi nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar yönünden, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin,haksız olarak icra takibine yaptığı itiraz nedeniyle duran takip nedeniyle işbu itirazın iptali davasının açılmasına sebebiyet vermiş olan davalıya yükletilmesine ve kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine vekalet ücretine de hükmedilmesine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yanılgılı gerekçelerle, yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde görülmemiş, belirtilen gerekçelerle davacı istinafı yerinde görülmekle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ancak işbu hususun da yeniden yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle davacı tarafın bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına ilişkin aşağıdaki gibi karar verilmiştir..." Eldeki davanın konusunun --------- Esas sayılı dosyası ile aynı olduğu, eldeki davanın menfi tespit davası, celp edilen davanın banka tarafından açılan itirazın iptali davası olduğu, yargılama sırasında davaya konu icra dosyasının haricen tahsil ile kapatıldığı, davacı kefilin borçtan kurtulduğu, bu sebeple eldeki davanın da konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bununla birlikte istinaf kararında da belirtildiği üzere, TTK'nın 7.maddesi kapsamında ticari iş niteliğinde olan genel kredi sözleşmesi nedeniyle TBK'nın 584.maddesi hükmü gereğince davacı kefilin eş rızasının bulunması işbu kefalet sözleşmesinin geçerliliği için gerekli olmadığı, bu sebeple davacının davasında haksız olduğu kanaati ile harç ve yapılan yargılama giderinden davacı taraf sorumlu tutulmuş, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla karar verilmesine yer olmadığına, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL harcın başlangıçta alınan 1.622,36 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 1.194,76 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Hüküm tarihindeki tarife uyarınca kabul edilen dava yönünden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden ilgili tarafa iadesine, Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde----- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 18/12/2024

Atıf: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/129, K. 2024/1041, T. 18.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-129-e-2024-1041-k-4bf63efa4a9b