İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/239 E. 2024/768 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/239
- Karar No
- 2024/768
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/239 ESAS KARAR NO:2024/768 DAVA: İtirazın İptali (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 30.03.2024 KARAR TARİHİ: 24.09.2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ayakkabı sektöründe faaliyet gösteren önemli ve bilinen bir şirket olduğunu, davalıların, müteveffa ----- mirasçıları olduğunu, mirasçılık belgesi dava dilekçesi ekinde sunduklarını, davalılara ------ no’lu ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalıların temerrüde düşürüldüğünü, davalı ------müteveffa ------ müvekkili şirket arasında protokol başlıklı sözleşme düzenlendiğini, davalı tarafın sözleşmeye ve ihtarnameye rağmen borcunu ödememesi sebebiyle davalılar aleyhine------- sayılı dosyasıyla davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, gelinen aşamada huzurda görülen itirazın iptali davasını açma zaruretinin hasıl olduğunu, tüm bu nedenlerle; ihtiyati haciz talebinin teminatsız olarak kabulünü, Mahkeme aksi kanaatte ise makul bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini, kararın ----- infazını, davalıların-------- dosyasına vaki itirazın iptalini, 188.000,00-TL üzerinden takibin devamını, müvekkili şirketin dava konusu alacağına takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasını, müvekkili şirketin, davalılardan olan dava konusu alacağı likit olmakla ve davalıların müvekkili şirkete karşı dayanak icra takibinin %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasını, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle işbu davanın görevsiz mahkemede açıldığını, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğunu, davalı müvekkillerinin tacir olmadığını, dava konusunun mutlak ticari dava niteliğinde olmadığını, görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, bu sebeple davanın usulden reddini davacı tarafından----- sayılı dosyası ile gönderilen ödeme emrine karşı taraflarınca süresinde itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, davacının haksız yere işbu davayı açtığını, icra takibine konu olacak bir borcun olmadığını, takip talebinden de görüleceği üzere alacaklı olduğunu iddia eden davacının takip dayanağı olarak sadece keşide edildiği tarihten ve hatta vade tarihinden itibaren üzerinden on yıldan fazla süre geçmiş kambiyo senedi olan bonolara dayandığını, alacaklı vekili bonoların zaman aşımına uğradığını bildiği içinde takibini ilamsız yaptığını, işbu huzurdaki dava da itirazın iptali davası olduğu için davacı vekili icra takibinde takibe dayandığı belgeler ve delillere dayanabileceğini, bunun dışındaki belgelere dayanarak itirazın iptalini talep edemeyeceğini, elinde var ise başka belgelerin davacının ilamsız takip yerine alacak davası açması gerektiğini, bu nedenle davacının takibe dayandığı belgeler dışındaki delilleri davanın konusu ile alakalı olmaması nedeniyle kabul etmediklerini, hamilin düzenleyene karşı ileri sürebileceği talepler yönünden zaman aşımı süresi TTK’da üç yıl olarak düzenlendiğini, hamilin düzenleyene karşı ileri sürebileceği bono zaman aşımı süresi üç yıl olduğunu, düzenleyene karşı başlatılacak icra takiplerinde ve bu belgelere dayanarak açacağı itirazın iptali davalarında zaman aşımı süresi dolduğu için zaman aşımı itirazlarının olduğunu, takip talebinde yer alan faiz türüne de itiraz ettiklerini, müvekkillerinin tacir değil gerçek kişiler olduğunu, dava konusunun mutlak ticari dava niteliğinde olmadığını, aleyhe hususları kabul anlamına gelmemekle ticari avans faizi talep edilemeyeceğini, alacaklı olmadığını bilen davacının kötü niyetli bir şekilde icra takibi başlatması ve dava açması sebebiyle %20'den az olmayan kötü niyet tazminatı ödemesi gerektiğini, davacının ihtiyati haciz talebinin İİK m. 257' de yer alan ihtiyati hacze ilişkin şartların gerçekleşmediğini, İİK m.258' e göre alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında Mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur olduğunu, davacının elinde zaman aşımına uğramış ispattan yoksun taleplerden başka bir delilinin olmadığını, tüm bu sebeple davanın reddini, öncelikle görev itirazının kabulü ile davanın görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesini, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini, icra takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;Dava; ---- esas sayılı dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptali davasıdır.Davacı vekili; davalıların murisinin davacı şirkete borçlu olduğunu, alacağın tahsili için takip başlattıklarını, davalıların takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptalini dava ve talep etmiş; davalılar vekili ise; görev yönünden davanın usulden reddini istemiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış, yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları incelenmiştir.İcra dosyası----- dosya içerisine alınmış, incelemesinde; davacının alacaklı, davalıların borçlu göründüğü, takibin ilamsız icra yolu ile başlatılan takip olduğu, takibe esas bonoların vade tarihleri itibariyle bono niteliğini yitirdiği, adi senet vasfını haiz oldukları anlaşılmıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, dava şartı olması sebebiyle davanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Mahkememizce görev husus öncelikli olarak incelenmiştir. Burada Ticaret mahkemelerinin görevi ile ilgili bilgi vermekte fayda bulunmaktadır. Ticari dava ve ticari iş birbirinden farklı iki ayrı kavramdır. Her ticari dava ticari iş olmakla birlikte, her ticari iş ticari dava olmamaktadır. TTK' nun 5(1) maddesi uyarınca ticari davalara bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Dolayısıyla ticari iş kapsamında olmakla birlikte ticari dava sayılamayan durumlarda ticaret mahkemeleri görevli olmayacak, uyuşmazlığın niteliğine göre diğer mahkemelerin görev hususu değerlendirilecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için; uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden tacir ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, TTK da veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde bir düzenleme bulunması, diğer bir deyişle mutlak ticari dava olması gerekmektedir. Somut dosya bakımından; gelen müzekkere cevapları dikkate alındığında davalıların tacir olmadıkları anlaşılmıştır. Dava konusu adi senede dayalı yapılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasından kaynaklanan uyuşmazlık da, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde öngörülen mutlak ticari davalardan değildir. O halde olayda tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari dava söz konusu değildir.Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalıların tacir olmaması, takibe konu bonoların adi senet vasfını haiz olup, davanın mutlak ya da nispi ticari dava olmaması sebebiyle mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı ve uyuşmazlığın çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur: HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE, 2-Davaya konu uyşmazlığı incelemeye görevinin ---- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğundan MAHKEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 3-Karara karşı 2 hafta süresi içinde kanun yoluna başvurulmaz ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulur ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye talep edenin başvurup talepte bulunması halinde dosyanın görevli---- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine; süresi içerisinde talepte bulunulmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin talep edene ihtarına (ihtar edildi) 4-Kararın taraflara tebliğinin masrafının davacı tarafından yatırılan gider avansından karşılanmasına, 5-6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu m.331/2 uyarınca yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verileceğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davaya görevli mahkemece devam edilmezse ve talepte bulunulursa yargılama giderleri ile ilgili karar verileceği hususunun talep edene ihtarına (ihtar edildi) 7-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ------- Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.24.09.2024