İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/236 E. 2024/29 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/236
- Karar No
- 2024/29
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/236 Esas KARAR NO: 2024/29 DAVA: Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) DAVA TARİHİ: 19/01/2017 KARAR TARİHİ: 11/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin davalı -------- Şirketi’nin aşağıda yazılı oranlarda hissedarları olduğunu, Adı Soyadı Pay Oranı (%) -------- 27,00 ------- 01,00 ------- 01,00 ------- 01,00 Müvekkillerin azınlık ortağı olduğu -------- şirketinin hâkim ortağı ---------- mukim ---------- Firması olduğunu, bu firmanın --------- şirketinin % 70 hissesine sahip olduğunu, diğer % 30 hissenin -------- ailesine olduğunu ve azınlık ortak konumunda olduğunu, davalı şirket yönetim kurulu tarafından gönderilen çağrı ile 08.06.2016 tarihinde yapılan genel kurula müvekkillerce iştirak edildiğini, bu toplantıda ortak müvekkillerin cevaplanması istediği sorular olması ve şirket hesaplarının bağımsız bir denetim firması tarafından denetlettirilmesi talebi olduğundan TCK M. 420 doğrultusunda, genel kurul toplantısı ertelenerek 20.12.2016 tarihinde yapıldığını, bu toplantıda alınan kararlara ihtirazi kayıt ileri sürülmüş ve toplantı tutanağına kayıt düşülmesinin sağlandığını, bu toplantı ve alınan kararların iptali gerektiğini, Şöyle ki; genel kurul usulü açısından yazılı olarak cevaplanması istenen hususların cevaplandığını, toplantı tutanağına geçirilmesi ve yönetim kurulu tarafından cevaplanması istendiğini, bu sorular başlıca iki konu üzerinde toplandığını, söz konusu eleştiri ve sorular üzerine Genel Kurul ertelenmiş ve Yönetim Kurulu soruları ve eleştirileri inceletmek üzere -------- şirketi “---------” isimli bir denetim firması ile 04.10.2016 tarihli sözleşme ile anlaşma yapıldığını, -------- Firması tarafından sözleşme kapsamında Eylül/2016 sonu itibarıyla bir “Durum Tespit Raporu” “-----------” hazırlandığını, Yönetim Kurulu ertelenen Genel Kurulun yerine 20.12.2016 tarihinde yeni bir Genel Kurul yapmış ve Yönetim Kurulu Genel Kurul öncesinde Söz konusu Raporu ve kendileri tarafından hazırlanan bir yazıyı tarafımıza gönderdiğini, --------- firmasının Yönetim Kurulu tamamen --------- çalışanlarından oluştuğunu, dolayısıyla şirketin tamamen hakim ortağın sevk ve idaresi alıntıda olduğunu, bu nedenle müvekkillerin, hak, para ve itibar kaybetme olasılıkları nedeniyle haklı endişeler taşıdığını, Zira raporu hazırlayan Kurum olan ---------- firması, Raporunda “veri kısıtlamaları”ndan bahsetmiş ve Raporuna dayanak yaptığı hemen tüm bilgi ve tespitleri “Yönetim Bilgisi” ne dayandırdığını, örneğin Raporunun 16. Sayfasında “…. Ancak veri kısıtlamaları ve diğer belirsizlikler nedeniyle, ana şirketin pazarlık gücünün tedarik birim fiyatlarına olumlu etkisi hesaplanamamıştır.” denildiğini, Yönetim Kurulunun öncelikle denetim yaptırdığı kuruma yeterli denetimi yapabilmesi için gerekli olan her türlü bilgi ve belgeyi vermek ve denetçiyi “veri kısıtlaması” ile işlevsiz bırakmamak asli görevi olduğunu, raporun dayanağının, Şirket muhasebe verileri olması gerekirken ne anlama geldiği anlaşılmayan “Yönetim Bilgisi” olması kuşku uyandırmadığını,“Yönetim Bilgisi” tanımının ne ifade ettiği tam olarak anlaşılamasa da ifadeden, Yönetim Kurulu tarafından -------- Denetçilerine şirket tarafından sözlü olarak verilen bilgi olduğu anlaşıldığını, denetim kuruluşunun üstelik yönetimin faaliyetlerinin incelendiği bir çalışmada yönetimin kendisine verdiği bilgi ile yetinmemesi söz konusu bilgilerin Şirketin yasal defter kayıt ve belgelerinden doğrulanması gerekirken bunun yapılmadığı anlaşıldığından ancak denetim kuruluşunun bu doğrulama çabasına girmediği, girdiyse de “veri kısıtlaması” nedeniyle başarılı olamadığı ve raporunu hazırlarken sadece Yönetim Kurulu tarafından kendisine verilen bilgilerle yetindiğinin görüldüğünü, Şirket Hâkim Ortağın baskısıyla cirosunu artırmak için birim satış fiyatlarında indirime gittiğini, ancak bahsedilen indirim kardan fedakarlık yapmaktan çok daha yüksek olduğunu, öyle ki şirketin indirim yaptığı pek çok üründe ciddi tutarlarda zararına satış yapmak zorunda kaldığını, 2015 yılında Şirketin Mali Tabloları bozulmuş ve Şirket daha borçlu, aktif yapısının daha bozuk bir Şirket haline geldiğini, yasal bilançoda 2015 yılı kar ile kapatıldığı raporlandığını, oysa ---------- Raporunun 14 sayfasındaki tablodan anlaşılacağı üzere; aslında vadelerinde ödeme alınamadığı için şüpheli hale geldiğini ve tahsil imkanı oldukça daraldığını 2.441 bin TL'nin daha şüpheli alacak olduğunu, bu durumda vergi öncesi 1.335 bin TL kar etmek bir yana aslında firmanın 2015 yılında zarara düştüğünü,--------- Raporunda Şirket’in 31.12.2015 tarihi itibarıyla ilave 3 milyon 500 bin TL şüpheli alacağı bulunduğunu, ---------Raporunda Şirketin bilançosunda alacak olarak aktifte yer alan 3,5 milyon TL daha şüpheli alacağının bulunduğunu, üstelik bunun yaklaşık % 70’i olan 2.441 bin TL’sinin 2015 yılı faaliyetinden kaynaklandığını, şirketin 12 yıllık tarihinde toplam 6,3 milyon TL alacak batırılmışken, bunun yaklaşık yüzde 40’ı oranında batak (2.441 bin TL) sadece bir yılda verildiğini, üstelik bu batağın bilançolara yansıtılmadığını Genel Kuruldan gizlendiğini,--------- Raporunda Satışların 2015 yılında 2014 yılına göre % 28,6 oranındaki artışa rağmen satılan malın maliyetinin % 32,5 artmasını (satışlardan daha büyük miktarda artmasını) --------- tedarik edilen mallardaki birim fiyat artışlarından kaynaklandığını, yine bir başka hususun da; -------- şirketi Türk Ticaret kanunu hükümlerine göre kurulmuş T.C . Tabiyetinde ve Kanuni ve İş Merkezi ---------- olan bir şirket olduğunu, bir başka deyişle --------- “şubesi” değildir. Bildiğimiz kadarıyla bu iki firma arasında bir distrübütörlük anlaşması da olmadığını, bu nedenle ---------- zaman zaman --------- bazı firmalara doğrudan satışlar da yaptığını, bu amaca özgülenmiş olarak kurulan bir şirket olmadığının açıkça üretim faaliyeti yapmak üzere kurulduğu şirketin kuruluş gazetesinde ve ticaret sicilinde ilan edildiğini, bu cevabın sadece hakim ortağın amacını ifşa ettiğini, buraya kadar anlatılanlar esasen Yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın iptalini gerektiren ve müvekkillerin elde edecekleri faydanın engellenmesine yönelik iş ve işlemlerin açıklanması mahiyetinde olduğunu, toplantıda huzur hakkı olarak belirlenen 34.820 Euro fahiş olduğunu, huzur hakkı, prim vs gibi Yönetim Kuruluna tanınan mali haklar, kaynağını TTK 20 nci maddesine bulduğunu, bu maddeye göre, tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacirin, uygun bir ücret isteyebileceğini, bu maddenin daha özel bir yansıması ise TTK 394 de bulunmadığını, bu maddeye göre, Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebildiğini, fakat ilan edilen genel kurul kararında olduğu gibi “yönetim kurulu üyesi --------- 2016 yılı için ödenen 34.920 Euro huzur hakkının onaylanmasına” dair bir karar verildiğini, yani ortada bir karar olmadan ödemeler yapıldığını, sonra bu ödemelerin ortakların muhalefetine rağmen karar altına alınarak yasal hale getirilmeye çalışıldığını, ---------- hâkim ortak çalışanı olmak dışında taşıdığı nitelikler ve bu yüksek ücreti neden hak ettiğine dair taraflarınca yapılmış bir açıklama da olmadığını, Mali hakların tanınması amacının, Yönetim Kurulu üyelerinin, şirket için harcadıkları mesai ve çabaların bir karşılığı olduğunu, zira malumlarınız olduğu üzere Anonim Şirketler Yönetim Kurulu vasıtasıyla temsil ve ilzam edilirler ve yönetileceğini, dolayısı ile bir şirketin iyi yönetilmesi Yönetim Kurulunun çabasını gerektirdiğini ve başarısını gösterdiğini, böyle bir çabanın karşılıksız kalmaması için kanunun Mali haklar kavramını tanıdığını, bu mali hakların tespit edilmesinde ise çeşitli faktörler rol almaktadır. Bu faktörler, her ---------- üyesinin kişisel başarısı,---------- konumu, kişisel olarak taşıdığı riziko (miktar açısından şirket ile birlikte müteselsil sorumluluk/kefalet) ve fırsat maliyeti (sadakatle görevin ifası) olarak sıralanacağını, yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere davalı şirket yönetim kurulu üyeleri şirketin zarara uğramasından başka bir işlem yapmamış olmalarına karşın yüksek miktarda bir huzur hakkının ödendiğini, karar olmaksızın ödenen bu bedellerin ise genel kurul kararı ile aklanmasına karar verildiğini, şirketin iyiliği ve bekası için çalışmayan yönetim kurulu başkanına bu bedelin ödenmesi, ancak karşılık olarak, şirket için gerek maddi ve gerekse manevi risk alan müvekkillere yok denecek kadar küçük meblağlarda pay verilmesi hakkaniyete de aykırı olduğunu, Kar payı dağıtılmasına ilişkin alınan kararlar müvekkillerin azlık haklarının ihlali olduğunu, şirketten bekledikleri faydayı elde etmesine engel olunmak ve şirketten uzaklaştırılmak istendiğini, yukarıda arz ve izah edilenlerden anlaşılacağı üzere şirketin çoğunluk hissesine sahip olan ---------- kötüniyetli olarak kendisine dolaylı yoldan kar dağıtımı yaptığı, küçük ortak olan müvekkillerin şirketten ortak olmakla elde etmeyi umdukları faydayı elde etmelerine engel olduğunun ortada olduğunu, genel kurulun iptali gerektiğini, yukarıda kısaca arz ve izah edilen nedenlerle; öncelikle yönetim kurulu üyesi ---------- genel kurul kararı olmaksızın 2016 yılı için ödenen 34.920 euro huzur hakkının onaylanmasına dair 6 nolu, 2-Şirket ortaklarına 2015 yılı net karından yasal yükümlülüklerinin ayrılmasından sonra kalan tutarın brüt %10 u nun ortaklara payları oranında dağıtılmasına ilişkin 5 nolu, kararın icrasının dava sonuna dek geri bırakılmasını, 2015 yılı çalışmalarından dolayı şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4 nolu kararın, şirket ortaklarına 2015 yılı net karından yasal yükümlülüklerinin ayrılmasından sonra kalan tutarın brüt %10 u nun ortaklara payları oranında dağıtılmasına ilişkin 5 nolu, yönetim kurulu üyesi ---------- 2016 yılı için ödenen 34.920 euro huzur hakkının onaylanmasına dair 6 nolu kararların ve nihayetinde---------- Şirketi’nin 20.12.2016 tarihli genel kurulunun iptalini, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, toplantının %98 nisapla gerçekleştirildiğini, ---------- ve ---------- 20.12.2016 tarihli genel kurul toplantısına iştirak etmediklerini iptal davacı açabilecek kişilerin TTK m.446’da sayıldığını, davacıların çağrının usulüne göre yapılmadığı, gündemin gereği gibi ilan edilmediği, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıkları, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediği yönünde bir iddialarını ve itirazları bulunmadığından toplantıya katılmamış olmaları sebebi ile taleplerinin reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin ertelenen genel kurulda kendisine yöneltilen soruları basit bir beyanla geçiştirmek yerine dünyanın en büyüklerinden olarak bilinen ve bu alanda rüştünü ispatlamış bir firmaya hatırı sayılır bir maliyete katlanarak rapor hazırlattığını, bu durumun daha müvekkilinin şeffaf ve dürüst bir yönetim tarafından idare edildiğini gözler önüne serdiğini, açıklayamayacakları herhangi bir durumun olmadığını, azınlık hissedarların bu davayı kötü niyetli bir şekilde, şirketin kilitlenmesi amacıyla ikame ettiklerini, yönetim kurulunun çoğunluk hissedarlarından oluştuğu yönündeki iddianın ispata muhtaç olup maddi gerçeklerle çeliştiğini, davacılardan --------- ve ---------- 30.06.2015 tarihli genel kurul toplantısına kadar yönetim kurulu üyesi sıfatını haiz olduklarını, şirketin kötü yönetildiği iddia edilen dönemin yarısına kadar --------- yönetim kurulu başkanlığını bizzat yürüttüğünü, sonrasında kendi isteği ile görevinden davacıların iddia ettikleri veri kısıtlamalarının kasten ve mahkemeyi yanlış yönlendirmek maksadıyla ileri sürüldüğünü, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin büyük hissedarı ---------- da aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, avantajlı fiyat alabilmek maksadıyla mal tedariklerini tek elden yaptığını, malları ---------- tedarik eden ---------- transfer fiyatlandırması uygulamaları sebebiyle maliyet üzerine %4 oranında bir satış karı koyarak müvekkili şirkete sattığını, raporda bahsedilen veri kısıtlamaları ibaresinin gerek --------- gerekse de diğer ülkelerde satışı yapılan malların birim fiyatlarına ilişkin olduğunu, --------- alımları peşin olarak yapmasına rağmen müvekkili şirkete 150 güne varan vadelerle sattığını, bu doğrultuda müvekkiline büyük bir ticari avantaj sağladığını, yönetim kurulunun sağladığı ve inceleme raporuna dayanak teşkil eden bilgilerin doğruluğundan kuşku duyan davacıların bu kuşkunun gerekçesini açıklamaları gerektiğini, incelemede şirket mizanı da dahil olmak üzere talep edilen tüm bilgi ve belgelerin sunulduğunu, raporun içerisinde defalarca yapılan denetleme sırasında yıllık mali tabloların, yasal mizanların ve yönetim hesaplarının incelendiğinin belirtildiğini, müvekkili şirketin mevcut müşteri portföyünü kaybetmemek adına ödenmesi muhtemel görünen alacakları takibe koymayıp beklediğini, keyfiyetin yasal bilançolarda yansıtılmadığını ve hatta bu kabul anlamına gelmeme kaydıyla bir an için şirketin 2015 yılı faaliyetlerinden kaynaklı zarara uğratıldığı ön görülse dahi davacılardan -------- ve ------- da şirket yönetiminde 30.06.2015 tarihine kadar bilfiil görev almış olmaları sebebiyle sorumlu olduklarını, davacıların ----------- Şirketi ve ---------Şirketi adı altında aynı sektörde faaliyet gösterene iki adet firmalarının bulunduğunu, bahsi geçen firmaların müvekkili şirketten mal alımı yapmakla birlikte kendilerine ortalama müşterilere uygulanan vadelerinde üstüne süreler tanındığını, -------- şirketi üzerine kayıtlı gayrimenkulde kiracı olarak bulunan müvekkili şirketin teamüllere aykırı olmasına rağmen yaklaşık 7 yıla tekabül eden 810.000,00 Euro tutarındaki kira bedelini ortada bina dahi yokken davacılardan ---------- ihtiyacına binaen peşin olarak ödediğini, davacıların doğrudan ve dolaylı olarak menfaat elde ettikleri şirketin işlemlerini yermelerinin adil görülmediğini, davacıların müvekkili şirketin -------- ürünlerini satmasının normal olmadığı iddialarının izahtan vareste olduğunu, Yönetim Kurulu Başkanı ---------- ödenen huzur hakkının emsallere uygun olduğunu, davacıların huzur hakkının fahiş olduğu yönündeki iddialarının ispatlamaları gerektiğini, davacıların huzur hakkının ödenmesi usulüne ilişkin itirazlarının yersiz olduğunu, bahse konu uygulamanın hukuki anlamda icazet niteliğinde olduğunu, şirketin süregelen bir uygulaması olduğunu, teamül özelliği kazandığını, davanın müvekkili şirketin işleyişini kilitlemeye yönelik olarak ikame edildiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve Avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, --------- sayılı kararıyla kaldırma kararı vermiştir. Dosya yeniden mahkememize gelmekle yargılamaya devam edilmiştir.Davacılar vekilinin 08/01/2024 tarihli feragat dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilleri ile davalı arasında imzalanan Sulh Protokolü uyarınca davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında çözüldüğünü, davacı müvekkilleri --------, -------, ------- ve ------- adına, işbu dilekçenin sunulduğu tarih itibariyle, HMK 307 vd. maddeleri kapsamında, davalı ---------- Şirketi'ne karşı davadan ve dava ile bağlantılı istinaf ile temyiz kanun yollarına başvuru hakkından feragat ettiklerini, taraflarınca herhangi bir yargılama gideri veya vekalet ücreti talebinde bulunulmadığını, mahkemenin feragat çerçevesinde karar tesis etmesini, yukarıdaki açıklamalar kapsamında müvekkillerinin mahkemede görülmekte olan davadan feragat ettiğini, feragate binaen mahkemece duruşma günü beklenilmeksizin HMK 307. vd. maddeleri uyarınca karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin 08/01/2024 tarihli davacının davadan feragat istemini kabul ettiklerine ilişkin beyan dilekçesinde özetle; Davacılar ile müvekkili davalı arasında imzalanan 08/01/2024 tarihli sulh protokolü uyarınca huzurdaki davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında çözüldüğünü, bu sebeple davacılar tarafınca dosyaya sunulan feragat talebinin taraflarınca da uygun görülüp kabul ettiklerini, huzurdaki dosyanın davacılar tarafın feragat talebi doğrultusunda sonlandırılmasını, herhangi bir yargılama gideri veya vekalet ücreti talebinde bulunmadıklarını, bu minvalde işlem yapılmasını talep etmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava; davalı şirketin 2015 yılı faaliyet dönemine ilişkin 20/12/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 4 nolu, yöneticiye huzur hakkı ödenmesine ilişkin 5 nolu ve kâr payı dağıtılmasına ilişkin 6 nolu kararların iptali istemine ilişkindir. Davadan feragat HMK’nin 307., 309. ve 311. maddeleri hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını oluşturan bir taraf işlemidir.HMK'nin 310. Maddesine göre feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.Davacılar vekili mahkememize verdiği dilekçe ile davasından feragat etmiştir. Davacılar vekilinin vekaletnamesinde, davadan feragate ilişkin özel yetkisi olduğu görülmüştür.Bu nedenlerle davanın feragat sebebiyle reddine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL harcın dava açılırken yatırılan 31,40 TL'den mahsubu ile bakiye 396,20 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4-Talep olmadığından vekalet ücreti yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 5-Dosyada bulunan gider avansının karar kesinleştiğinde davacılara iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/01/2024