İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/377 E. 2025/246 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/377
- Karar No
- 2025/246
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2019/377 Esas KARAR NO: 2025/246 DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin), Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 19.04.2006 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin), Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) ve Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :ASIL DAVADA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı, ---------- Şti.'nin %10 oranında hissedarı olduğunu ve bu şirkette 1997 yılından itibaren satış müdürü olarak görev yaptığını, bilahare şirket müdürlüğünden ayrıldığını ve ayrıldıktan sonra aile üyeleri olan diğer hissedarlara, hissesinin bir kısmını devrettiğini, ayni şeyi hissedar olan kardeşi ---------- yaptığını ve bu devirlerle ilgili dava ve talep hakkını mahfuz tuttuğunu, şirketteki müdürlük görevinden ayrılmak zorunda kaldıktan sonra, şirketin doğru şekilde yönetilmediğine dair kanaatinin güçlendiğini ve diğer ortaklara olan güvenini büsbütün kaybettiğini, şirket müdürü ve ortağı ... ve eşi ... ile kendisinin ortağı bulunduğu --------- Şti. ile aynı adreste, aynı işkolunda faaliyet gösteren ---------- Şti.’ni faaliyete geçirdiğini, bu hukuk dışı işlemleri yaparken de şirket müdürü davalı ... ile birlikte hareket ettiklerini, bu konuyla ilgili olarak açtıkları haksız rekabet sebebiyle yönetim yetkilerinin kaldırılmasını, haksız rekabet sebebiyle şirketin uğratıldığı zararların, şirkete ödenmesini ve şirkete kayyım tayin edilmesi talepli davasının, ---------- Esasına kayıtlı olduğunu belirtmiş, dava dilekçesinde ayrıca davalı şirketin 1.8.2005 tarihinde Ortaklar Kurulu toplantısı yapmamış olmasına rağmen böyle bir toplantı yapılmış gibi gösterilerek, şirketin adres değişikliği yaptığını ve bu kararda davacının imzasının olmamasına rağmen, yerine imza atıldığını, bu nedenle Savcılığa şikayetçi olduğunu ifade etmiş, diğer davalıların şirketin içini boşaltmaya başladığını, şirket envanterinde bulunan malların, davalıların mülkiyetine geçirildiğini, davalıların kendi lehlerine ve şirket aleyhine akitler yaptıklarını, şirketin değerini düşürmek için ve davacının payını azaltmak gayesiyle işlemler yaptıklarını, bu nedenle T.T.K.551 ve 551/2 hükümleri uyarınca; şirketin malvarlığının biran önce tespiti ile, davalı şirketi çeşitli yollarla zarara uğratan şirket müdürlerinin, şirkete vermiş oldukları zararların tespiti ile şirkete ticari faizi ile birlikte ödetilmesine ve davacının payının tespiti ile haklı nedenle ortaklıktan çıkmasına ve ortaklık payının ticari faiziyle birlikte kendisine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş bu taleplerini dilekçeleri ve duşmalarda tekrar etmiştir.Davalı şirket vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesini 16.5.2006 tarihli ve --------- E. sayılı davanın duruşmasında aldıklarını, davanın basit usüle tabi olduğunu, 30.3.2006 tarihli ----------- E. sayılı davaya verdikleri cevabı tekrar ettiklerini, davacının kötü niyetli olduğunu, ayrılmak için haklı bir sebebi olmadığını, aksine şirketin davacıyı ortaklıktan çıkarmak için haklı sebeplerinin olduğunu, davacının ortaklığın menfaatlerine aykırı davrandığını, şirketi kendisinin zarara uğrattığını, şirketin iyi idare edildiğini, davacının hissesine göre eksik harç yatırdığını ve harcın tamamlatılması gerektiğini, sonuç olarak haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, bu taleplerini cevap dilekçelerinde ve duruşmalarda tekrar etmiştir. Davalılar ... ve ---------- cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle birleştirme kararına itiraz ettiklerini ve dosyaların tefrik edilmesini, ayrıca T.T.K.551. maddesi uyarınca davanın münhasıran şirkete açılması gerektiğini, bu itirazlarının kabul görmemesi halinde davanın tüm ortaklara yöneltilmesini ve diğer ortakların davaya dahil edilmesine karar verilmesi gerektiği yönünde beyanda bulunmuşlardır. Ayrıca davacının hissesinin sermayedeki oranına göre eksik harç yatırdığını ve bu eksikliğin giderilmesini, T.T.K.551/2 maddesi uyarınca şirket ortaklığından ayrılmasını gerektirecek muhik sebeplerin oluşmadığını ve davanın reddi talep etmiş, bu taleplerini cevap dilekçelerinde ve duruşmalarda tekrar etmişlerdir. Davalı ... beyanında özetle;, şirketin kurucusu ve ortağı olduğunu, davacının oğlu olduğunu, şirketin bir aile şirketi olduğunu, iyi ve özverili yönetimle şirketin bu hale geldiğini, davacı oğlunu daha onbeş yaşında lise öğrencisi iken bu şirkete bila bedel ortak ettiğini, ona hisse verdiğini, gelinen bu noktadan şirketin zarar gördüğünü, şahsen kendisininde çok üzüldüğünü ve zarar gördüğünü, şirketteki görevinden tüm haklarını ve alacaklarını alarak davacının kendisinin ayrıldığını, şirketin beş ortağının bulunduğunu, davacının ortaklıktan ayrılması halinde, şirketin tüzel kişiliğinin devam edebileceğini, şirket alacaklılarının durumunun tehlikeye düşmeyeceğini, davacının tüm beyanlarının hayal mahsülü olduğunu ve kötü niyetten kaynaklandığını ifade etmiş, davacının birçok dava açtığını, hakkını kullanırken dürüst olmadığını, kendine haklı sebep yaratmak için şirketin yönetiminin kayyıma verilmesini istediğini, bunda başarılı olamayınca, iftiralar attığını, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiş, bu taleplerini cevap dilekçelerinde ve duruşmalarda tekrar etmişlerdir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Kendisinin şirkete ortak olmadığını, 1984 yılından beri şirkette çalıştığını, kendisine husumet yöneltilemiyeceğini, en son yıllarda kendisinin dışarıdan atanmış müdür olduğunu ve davacı ile yıllarca birlikte çalıştıklarını, kendisi hakkındaki bu davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiş, bu taleplerini cevap dilekçelerinde ve duruşmalarda tekrar etmişlerdir. Davalılar ... ----------- ve ... şirket ortağı olmaları sebebiyle davaya dahil edilmişler ve diğer davalıların beyanları ile aynı doğrultuda davaya cevap vermişlerdir. BİRLEŞEN DAVADA :Davacı ---------- Şti.'nin davalı ... aleyhine açtığı 1.2.2007 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalının şirket ortağı olduğunu, davacı şirketten ayrıldıktan sonra piyasada şirketi kötülemeye, şirketin menfaatlerine aykırı davranmaya başladığını, şirketin yakında batacağını, şirketi idare edenlerin ve diğer ortakların yeteneksiz olduğunu iyi idare edemiyeceklerini söylediğini, şirketin büyük ortağı ve müdürü olan babası ...’nin ----------- kaçacağını, şirket aleyhine birçok haksız, mesnetsiz davalar açtığını, şirket yönetiminin kayyıma devrini sağlamak için nedensiz olarak taleplerde bulunduğunu, ayrıca şirket ortakları ---------- ve ----------- aleyhine ----------- Cumhuriyet Başsavcılığına birçok şikayette bulunduğunu, davacı şirketin ortaklarının çok yakın akraba olması nedeniyle, aile hukukundan kaynaklanan vecibelerini de yerine getirmediğini, aile üyeleri ile aralarında husumet oluştuğunu, tüm bu hususların şirket ortakları arasındaki tesanüdü-uyumu bozduğunu, ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığını ve bu durumun şirkete zarar verdiğini, T.T.K.551. md. Madde uyarınca haklı sebepler oluştuğunu ve davalı-ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı 12.3.2007 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Kendilerinin açmış bulunduğu ortaklıktan çıkma talepli dava derdest iken, davacı şirketin böyle bir dava açmasında hukuki yararı olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini ifade etmiş, ayrıca davacı şirkette başta %20 payı olduğunu, payının bir kısmını babasının talebi ve isteği üzerine üvey annesine devrettiğini, kardeşi ----------- aynı şeyi yaptığını, davalı ortağın olumsuz davranışları olmadığını, şirketin çalışamaz hale gelmediğini, tıp eğitimi alan davalının babasının isteği ile davacı şirkette çalışmaya başladığını, çalışmasının şirkete değer kattığını, ortaklar arasında güvensizlik bulunmadığını, şirketteki satış müdürlüğü görevi sırasında şirketin karının %40 oranında artığını, şirketin başarısızlığından veya kârlılığını kaybetmesinden direk olarak kendisinin etkileneceğini, bu nedenle kendisinin değil diğer ortakların şirkete zarar verdiğini ve iyi yönetemediğini beyan etmiş, bu beyanını diğer dilekçeleri ile de tekrar etmiştir.Taraflar uhdesinde olan delilleri ibraz etmişler, delil listesinde olmayan deliller ilgili yerlerden getirtilerek dosya içerisine alınmış, mahkememizce dinlenilen tanıklar beyanlarında özetle; kendilerini tanık olarak gösteren tarafın lehinde beyanda bulunmuşlar, bilahare tarafların oluru ile dosya bilirkişi heyetlerine tevdi edilmiş, raporlara itiraz edilmesi üzerine bilirkişilerden müteaddit kereler rapor ve ek rapor alınmıştır. Davalı şirketin mal varlığının ve mali değerinin belirlenmesi amacı ile teknik bilirkişiler marifetiyle konusunda uzman bilirkişilerce keşif yapılmış ve raporlar alınmıştır. Dosyadaki bilgi belgelerin incelenmesinde davacının şirket ortaklığından çıkmasını gerektiren haklı bir sebebi olduğu konusunda da somut bir gerekçe saptanamamıştır. Davacının yargılama aşamasında davalılardan şirket ortakları olan ----------- ve --------- ----------- Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet ettiği bu şikayet üzerine ---------- Asliye Ceza Mahkemesinde her iki davalı aleyhine dava açıldığı ve bu davada 1.8.2005 tarihli ortaklar kurulu kararındaki şirket merkezinin taşınmasına ilişkin karardaki davacı imzasının, davacı ...’ye ait olmadığı ve her iki davalının sahtecilik suçunu işlediğini iddia etmiş ve yapılan ceza yargılaması sonucunda her iki davalıya ceza verilmiş, ancak hükmün açıklanmasının beş yıl süreyle ertelenmesine karar verildiği dosya içeriğinden ve dilekçelerin içeriğinden anlaşılmıştır.Yine davacı ..., davalı ...’yi ayrı bir şikayet dilekçesiyle ----------- Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak, vergi kaçırdığını, mal kaçırdığını, şirketin mallarını zimmetine geçirdiği ve benzer nedenlerle şikayet etmiştir. Bu şikayet üzerine ceza hukuku açısından suç tespit edilemediği için bu konuda takipsizlik kararı verildiği, ancak dosyanın Vergi Dairesine tevdiine ve mali konularda davalının incelemeye alınmasına karar verilmiştir. Vergi uzmanı tarafından yapılan inceleme sonucunda birtakım vergi cezaları tahahkuk ettirildiği, ancak bu cezaların davalı ...’ye değilde, davalı Şirket -------- tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Bunun üzerine davalı şirket, --------- Vergi Mahkemesinde,----------- Vergi Dairesi aleyhine ---------- esaslı dört adet dava açtığı, açtığı bu davalarda tahakkuk ettirilen vergi cezalarının iptalini istemiş ve Vergi Mahkemesi yaptığı inceleme sonucunda davaları kabul etmiş ve vergi cezalarını iptal ettiği, buna ilişkin mahkeme kararları ve Danıştay denetimine ilişkin belgelerin dosya içine alındığı görülmüştür. Mahkememiz dosyasının içinde bulunan ----------- Esas sayılı dosya incelendiğinde; haksız rekabet nedeniyle davalı ortakların ve davalı müdürün şirkete zarar vermediği, zimmetlerine mal ve para geçirmediği, şirketin zarar etmesine yol açacak bir işleme rastlanmadığı, davalı --------- malının veya parasının başka bir şirkete aktarıldığına ilişkin bir tespit yapılamadığı, yapılan yargılama sonucunda; davacının bu konudaki iddiasının ispatlanamadığı ve bu nedenle tazminat talebinin reddine karar verildiği incelenen dosya kapsamı ile anlaşılmıştır. Şirketin değerinin tespiti, dolayısıyla davacının çıkma payının belirlenmesi, davalıları ve şirket yöneticilerinin şirkete zarar veren bir eylemlerinin olup olmadığı, varsa davacının tazminat taleplerinin değerlendirilmesi ve zararın miktarının tespiti için ilk bilirkişi incelemesi yaptırılmış, daha sonrasında davalı şirketin iki adet taşınmazı üzerinde inceleme yapılmış ve bilirkişilerden 3.3.2010 tarihli rapor alınmıştır. Bu iki rapordan sonra ayrıca, şirketin demirbaşları, stoklar, taşıtlar, tesis ve makinaların piyasa değerinin tespiti için 12.10.2009 tarihinde, şirket merkezinde inceleme yapılmış ve 26.10.2009 tarihli bilirkişi raporu hazırlanmış ve mahkemeye sunulmuştur.Bu üç rapordan sonra davacının çıkma payının rayiç değer üzerinden hesaplanması ve diğer rapor verilerinin değerlendirilmesi için 6.12.2010 tarihli rapor alınmıştır. Mahkememiz itirazlar ve talepler üzerine, ayrıca yasal gereklilik nedeniyle karara en yakın tarihli mali verilerin hesaplamada dikkate alınması gerekmesi nedeniyle 12.4.2011 tarihinde yeniden inceleme yapma kararı vermiştir. Bu ara kararında inceleme tarihine en yakın mali verilerin incelenmesini ve piyasa rayiç bedelleri üzerinden değerlendirme yapılmasına karar vermiştir. Ayrıca davacının; davalı şirket yöneticisi ...’nin, şirkete ait para ve malları kendi hesaplarına aktardığı ve daha sonra şirkete borç olarak verdiği iddia edilip bu konuda şirkete bir zarar verilip verilmediği, diğer yöneticilerinde bir zarar verip vermediği hususlarının, dosyadaki deliller ve şirket kayıtları doğrultusunda incelenmesini, varsa miktarının tespitini, ---------- E. sayılı dava dosyasında haksız rekabetten dolayı bir zararın oluşup oluşmadığı hususunun incelendiğini, yukarda belirtilen konuda bir tespit yapılmadığı hususlarında inceleme yaptırılmasına karar verilmiş, bu inceleme kararı doğrultusunda önce taşınmazların değeri ve özelliklerini anlatan 14.6.2011 tarihli rapor alınmıştır. Stoklar, demirbaşlar vs. içinde 5.7.2011 havale tarihli rapor alınmıştır. Her iki raporun değerlendirilmesi ve çıkma payının belirlenmesi için 16.9.2011 tarihli üçüncü rapor alınmıştır. Daha sonra davacının itirazları doğrultusunda davalı şirkete ait ilaç ruhsatlarının tespiti ve varsa bir ekonomik değerinin belirlenmesi için 7.1.2012 tarihinde bu konuda inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Davalı şirket vekili ve diğer davalılar ilaç ruhsatlarının bir ekonomik değer ifade etmediğini, sadece ruhsatların alınmasının şirkete belirli oranlarda bir maliyet yüklediğini, piyasada alınıp satılmadığını, bu nedenle şirketin değerine bir katkı sunmayacağını ifade etmişlerdir. Davalı şirkete ait ilaç ruhsatları ilgili bakanlıktan talep edilmiş, ayrıca davalı şirkette listesini ibraz etmiştir. Kimya Mühendisi bilirkişiye yaptırılan inceleme sonucunda, mahkemize sunulan 31.10.2012 tarihli raporda ilaç ruhsatları ile ilgili değerlendirmeler yapılmış ve ruhsatın Bakanlıkça belirlenmiş 2012 yılı harç bedelleri toplamını raporuna yazmış ve ruhsatların bir alım satım piyasası olmadığını ifade eden görüşünü bildirmiştir. Davacı vekilinin ilaç ruhsatları ile ilgili itirazlarının değerlendirilebilmesi ve ilaç ruhsatlarının piyasa değeri olup olmadığının belirlenmesi için 27.3.2013 tarihinde Mahkememizce dosyamızın --------- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine ve ----------- Üniversitesi Ziraat Fakültesinden Mahkememizce seçilen üç bilirkişiye dosyanın tevdiine karar verilmiştir. Dosyaya sunulan ruhsatlarla ilgili bu ikinci raporda hemen hemen birinci raporla aynı içeriktedir.Mahkememizin 08.4.2014 tarihli ara kararı ile; yeniden şirket değerinin tespiti ve karar tarihine en yakın mali verilerin mesned alınmasına Mahkememizce karar verilmiştir. Davalı şirketin değerinin tespiti için taşınmazlar üzerinde yapılan inceleme sonucunda bilirkişiler, taşınmazların değerlerini ve özelliklerini ihtiva eden 03.4.2015 tarihli raporu Mahkememize sunmuşlardır.26.3.2015 tarihli raporda da şirketteki stoklar, demirbaşlar, taşıtlar vs. tüm malının değeri ve varlığı tespit edilmiştir. En son davacının ortaklık payının piyasa rayiç bedelinin ve miktarının tespiti için 4.5.2015 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporlara davacı yine itirazlarda bulunmuş, duruşmalarda ve dilekçelerinde; yıllardan beri gayri resmi satışların tespiti, bu satışlardan elde edilen karın tespiti, elde edildiği ileri sürülen bu kârların neticesi oluşacak aktif büyüklüğün tespiti, şirketin gayri resmi borçlarının tespiti ikisi arasındaki farkın yani gayri resmi özvarlığın tespiti ve nihayetinde, davacı ...’ye verilmesi gereken ayrılma payının buna göre belirlenmesi biçimindeki itiraz ve taleplerinin tespitinin, tüm raporlarda mümkün olmadığı ve hesaplanamayacağı, bu konuda deliller ibraz etmediği, iddiadan ibaret kaldığı raporlarla anlaşılmıştır.Bilirkişiler özellikle son raporda, hesaplama somut belgeye dayanır, böyle bir muhasebe tekniği yoktur şeklinde görüş bildirmişlerdir. Dosya ve deliller incelendiğinde, davacının bu hususa ilişkin tüm itirazlarının hem son raporda hem de daha önceki raporda karşılandığı tespit edilmiş olup yeni bir incelemeye gerek görülmemiştir. Davalı şirketin 29.12.2012 tarihinde toplanan ortaklar kurulu, sermayenin 400.000-TL den 3.100.000-TL ye çıkarılmasına karar vermiştir. Davacı-ortağın bu artırım kararına katılmadığı, muhalif kaldığı, dolayısıyla hissesinin %1,2 oranına tekabül ettiği, ticaret sicil kayıtlarından ve tarafların sunduğu belgelerden anlaşılmaktadır. 04.05.2015 tarihli en son raporda da bu kararın kesinleştiği ve Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından tescil edildiği anlaşılmaktadır.Davacı-ortak bu kararın iptali için --------- Asliye Ticaret Mahkemesinde ---------- E. ile dava açmış ve 18.2.2015 tarihinde davasının kabul edildiği, ancak davalı şirketin bu kararı temyiz ettiği ve henüz kararın kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Yargıtay uygulamasına ve yasal düzenlemelere göre, karara en yakın tarihteki mali değerler dikkate alınmalıdır. Bu nedenle tescil edilmiş ve yürürlükte olan sermaye miktarına göre ve son rapor doğrultusunda, çıkma payının tespitinin yasalara, dosya kapsamına delillere, uygulamaya uygun olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Ayrıca davacının dava dilekçesinde belirttiği hususları ispat edemediği kanaatine ulaşılmıştır. Şirket ortaklığından çıkması için haklı sebebi oluşmamıştır. Tazminat talebiyle ilgili iddialarda ispat edilememiştir. Davacı tarafın iddiaları tanık beyanları ve diğer delillerle, raporlarla subut bulmuştur. 4.5.2015 tarihli rapora göre davalının çıkma payının 160.728,08-TL olarak tespitine, davanın miktarının 10.000-TL olması nedeniyle bu bedel üzerinden hüküm kurulması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.Dosyaya ibraz edilen teknik bilirkişi raporları ve ek raporları usul ve yasaya uygun bulunduğundan hükme esas alınmıştır.Yapılan yargılamada muhtelif tarihlerde dosyaya bakan müstemir yetkili hakimlerin ret edildiği, bu retlerin nihai karar ile sonuçlandığı anlaşılmıştır. Dava konusu olayda davacı dosyaya sunduğu bilgi, belge delillerle ve alınan teknik bilirkişi raporları ile haklılığını ortaya koyamadığından mevcut yasal çerçevesinde davasının reddine karar vermek gerekmiş ancak dosyaya yansıyan mevcut durumlar karşısında karşı davanın kabulüne karar verilerek davacının davaya konu şirkette kalmasının gerek şirkete gerekse kendisine bir fayda sağlamayacağı kanısı mahkememizde oluştuğundan şirkketteki ortaklıktan çıkarılmasına karar vermek gerekmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama ve dosya içeresinde toplanan delillerin bir bütün olarak irdelenmesi sonucu; davacı davasını ispat edemediğinden reddine karar vermek gerekmiş, açılan karşı davanın ise gerek teknik bilirkişi raporundaki, gerek tanık beyanlarından gerekse tüm tekmil dosya evrakından kabulüne karar verilerek davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin mahkememizce verilen 01/10/2015 tarih ve ----------- Esas - ---------- Karar sayılı kararı davacı - birleşen davada davalı vekili temyiz etmesi üzerine --------- Karar sayılı ilamıyla "1- Dava, limited şirket ortaklığından haklı olarak çıkma ve çıkarılma talebi ile çıkma payının ödenmesi, yönetici ve ortakların şirkete verdikleri zararların tazmini ile şirkete ödenmesi istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Somut olayda, mahkeme kararının gerekçe bölümünde; ''Davacı tarafın iddiaları tanık beyanları ve diğer delillerle, raporlarla sübut bulmuştur. 04/05/2015 tarihli rapora göre davalının çıkma payının 160.728,08 TL olarak tespitine, davanın miktarının 10.000 TL olması nedeniyle bu bedel üzerinden hüküm kurulması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.'' şeklinde belirtilmesine rağmen; gerek kısa kararda ve gerekse de hüküm fıkrasında ''davacının asıl davasının reddine, birleşen davanın kabulü ile şirketten çıkarılmasına karar verilmiştir'' şeklinde hüküm kurulmak suretiyle kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşmasına yol açılmış olmakla yukarıdaki açıklamalar ışığında kararın re'sen bozulması gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı birleşen dava davalısı ... vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı birleşen dava davalısı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi." gerekçesiyle bozularak mahkememize geldiği ve yeni bir esas numarası aldığı görülmüştür. Dosyanın şirketler ortaklık payı konusunda tecrübeli mali müşavir bilirkişi ye tevdiine, bilirkişilerin özellikle davacının ortaklık payı tahsili talebinde bulunduğu, bu nedenle karar tarihine en yakın tarihteki şirket payı gerçek değerinin üzerinden çıkma payının rayiç değerinin belirlenmesi gerekeceği, diğer taraftan ikame edilen sorumluluk davasında genel kurul tutanaklarının irdelenerek sorumlu tutulması istenilen ortakların ibrasının gerçekleşip gerçekleşmediği yönlerinin de değerlendirilmesi suretiyle varsa temsili yetkili kişilerin sorumlu oldukları tutarın ortaya konulması amaçlarının da araştırılıp irdelenmesi gerektiğinin ihtarına, yine birleşen dava dosyasında, ortaklar kurulu kararı bulunup bulunmadığının sonuca etkili olmasına binaen bu doğrultuda varsa tüm toplantı tutanaklarını irdelemesi gerektiğinin ihtarına, bilirkişiden, dosyanın Yargıtayca bozularak döndüğü ve bu nedenle ıslah yasağı bulunduğu hususuna dikkat edilmek suretiyle, başka uzmanlık alanlarında bilirkişi incelemesi gerektiğini beyan etmesi halinde, bu konuda ayrı ara karar oluşturulmasına, davalı şirkete ait dava konusu yıllara ilişkin tüm defter ve dayanakları ile dava dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin tüm yasal defterlerin ve dayanaklarının, diğer ilgili tüm evrak ve belgelerin inceleme günü mahkememizde hazır bulundurulmasına, ibraz edilmediği takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağının ihtarına, defterlerin kalabalık olması halinde ve istemde bulunulduğu takdirde bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler ----------- ve Bağımsız Denetçi SMMM ----------- tarafından sunulan 27.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "3. SONUÇ VE KANAATİMİZ 3.1 31.05.2020 tarihli rayiç bilanço verilerine göre şirketin özvarlık değeri 18.535.587,73 TL olup, şirketin sermaye payı oranlarına göre özvarlık değerinin dağılımı yukarıda tablo halinde tüm ortaklar için hazırlanmış olup yukarıdaki tabloya göre; Davacı ...'nin çıkma payı değeri 239.168,87.-TL'dir. Nihai takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere saygıyla arz ederim." şeklinde kanaat bildirildiği görülmüştür. İşbu davada objektif dava birleşmesi kapsamında iki ayrı dava olduğu, birinci davanın "şirket ortaklarının zarar verdiğinin tespiti ve şirkete ödenmesi yani dolaylı zarar nedeniyle sorumluluk davası" ikinci davanın ise "ortaklıktan çıkma ve ortaklık payının hesaplanması" olduğu, bilirkişi incelemesinin bu davalar için ayrı ayrı yapılması gerektiği anlaşılmakla, davalı şirketin mali kayıtlarının bütünüyle irdelenerek (iddia edilen eylemler her bir ortak yönünden ayrı ayrı değerlendirilerek) şirketin dolaylı zarara neden olup olmadıkları, olmuşsa her bir ortak yönünden miktarının ne kadar olduğunun saptanması için bilirkişi incelemesi yapılmasına, bu amaçla bilirkişi heyetine bir SPK lisanslı gayrimenkul değerleme uzmanı , bir marka değerleme uzmanı eklenmesine, gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişiden şirketin taşınmazlarının davadan sonra satılıp satılmadığı hususunu saptaması için tapu dairesinde inceleme yapma yetkisi verilmesine, yine bilirkişilerden, davacının iddiasına konu muvazaalı sermaye artırımı yapılıp yapılmadığı, davanın açıldığı tarihteki davacının payının ne kadar olduğu, şirkete ait gayrimenkul bulunup bulunmadığı, dava tarihinden sonra şirkete ait gayrimenkullerin satılıp satılmadığı, şirkete ait ilaç ruhsatlarının marka değeri, şirketin maddi değeri hususlarını irdelemelerinin istenmesine, bilirkişilerden ayrıca davacı vekilinin 29.9.2020, davalı vekilinin 5.10.2020 tarihli itirazlarının da tek tek değerlendirilerek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiştir.Bilirkişiler Öğretim Üyesi -----------, Gayrimenkul Değerleme Uzmanı ------------, Mak. Y. Müh. ----------, Bağımsız Denetçi SMMM ---------, Tekstil Mühendisi ---------- ve Kimya Mühendisi ------------ tarafından sunulan 29.01.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "IV. SONUÇ Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ve yukarıda yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucu; “Davacının payının 09.10.2018 tarihi itibariyle 40.000 TL sermaye ile hisse payının yaklaşık % 0,0129'a düştüğü ve şirketin mali bilançoları, kayıtları ile artırılan sermaye tutarının uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Şirket kayıtları ve ----------göre ayrılık payı hesaplaması yapılmıştır. Sayın mahkemenin 25.12.2019 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararında tarafımıza verilen görevlendirme “bilirkişilerin özellikle davacının ortaklık payı tahsili talebinde bulunduğu, bu nedenle karar tarihine en yakın tarihteki şirket payı gerçek değerinin üzerinden çıkma payının rayiç değerinin belirlenmesi gerekeceği” hususudur. Dolayısıyla kök raporda karar tarihine en yakın tarihteki şirket rayiç bilançosuna göre ...'nin ortaklık payı hesaplanmıştır. Şirketin marka değerinin hesaplanmasında; ticari markaların güncel değerleri ile mali durum tablolarına yansıtılması konusunda işletmelerde ticari markaların oluşturulması için reklam, araştırma geliştirme veya ruhsat harcamaları gibi fiilen gerçekleşmiş bir gider ya da zarar olarak nitelendirilemeyeceği; maddi olmayan duran varlık hesapları içinde aktifleştirilmesinin de yetmeyeceği işletme için haiz olduğu güncel değerinin bilançonun aktifinde daha düşük değer ile gösterilmesi ya da aktif dışında tutulmasının işletmenin gerçek değerinin görülmesini engellediği yolunda tartışmalar mevcuttur. Bu yüzden şirketin bu ruhsat bedelleri ile gelecekteki yaratabileceği nakit potansiyelinin belirlenmesi hususu önemlidir. Daha gerçekçi bir marka değerinin ortaya çıkması için şirketin değerinin ortaya konması gerekir. Şirket değerin tespiti; özel bir bağımsız denetim şirketi tarafından yapılması ile mümkün olacaktır. Arsa üzerine bina yapılarak arsanın kiralanması söz konusu ise fabrika binası kirası olarak değil daha düşük bir bedel ödenmesi hayatın olağan akışına uygun olacaktır. Dolayısıyla Fabrika Ofis vasıflı 7.366,77m2 alanlı --------- ada ---------- parsel sayılı taşınmazın boş arsa vasıflı olarak kiralanması durumunda aylık kira bedeli 30.000,00 TL olması uygun olacaktır. Ancak somut olayda fabrika binası inşaatı maliyetine şirketin katlandığı ve kira müddeti sonunda binanın mülkiyetinin arsa sahibine kalacağı düşünüldüğünde, ...'nin şirketi zarara uğratıp uğratmadığı konusunda nihai takdir sayın mahkemenize aittir. --------- sayılı --------- ve şirket kayıtlarında --------- 2.020.000 TL olan sermayesi şirket sermayesinin % 65,16 sına tekabül etmektedir. (2.020.000/3.100.000 = 0,651613) ... ise 240.000 TL sermayesi şirket sermayesinin % 0,0129 sına tekabül etmektedir. (240.000/3.100.000 = 0,012903) Kök raporumuzdaki ... ve --------- ---------- pay oranlarının hesaplamasında hata bulunmamaktadır. 31/05/2020 tarihli rayiç değer bilançosuna göre 23.450.473,69 TL özvarlık değeri bulunmaktadır. Davacı-karşı davalı ...'nin çıkma payı değeri gayrimenkul değerlemesi sonrası 302.586,76 -TL olarak hesaplanmıştır. Dosyada bulunan bilirkişi raporları ile aynı yönde davacı ...'nin ortaklıktan çıkma talebi bakımından haklı sebeplerin oluştuğu, Dava tarihi itibariyle davacının pay oranının %10 olduğu, sayın mahkemenin dava tarihindeki ortaklık payına göre karar vermesi durumunda; çıkma payı 2.345.047,37 TL olarak hesaplanmıştır. Davacının taleplerini somutlaştırması halinde, verilecek yerinde inceleme yetkisi kapsamında davalı şirket merkezinde inceleme yapılacağı, --------- Tapu Müdürlüğü arşivinde yapılan incelemede dava konusu şirket tarafından dava tarihinden sonra yapılan bir taşınmaz devrine rastlanılamadığı, Sorumluluk davası bakımından, Davacının taleplerini somutlaştırması halinde, verilecek yerinde inceleme yetkisi kapsamında davalı şirket merkezinde inceleme yapılacağı hususu Sayın Mahkeme'nin takdirine arz olunur. Sonuç ve kanaatine vardığımızı Sayın Mahkenin takdirine arz ederiz." şeklinde kanaat bildirildiği görülmüştür.Bilirkişi ek raporunda ortaklıktan çıkma davası yönünden ayrılma akçesinin karar tarihine en yakın rayiçlere göre belirlenmesi, yine ortaklıktan çıkarılma istemi yönünden haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülen iddia ve rapora itirazlar yönünden, ayrıca sorumluluk davasında ileri sürelen iddia ve itirazların rapor içeriğinde yer verilmeyişi gözetilerek taraf vekillerinin özellikle bu yönlerdeki itirazları doğrultusunda ek rapor düzenlenmesi için dava dosyasının bilirkişi heyetine tevdiine, her ne kadar bilirkişi --------- şirketin değerinin tespiti için daha önce bağımsız denetçi atanmasını talep etmişse de daha sonra bilirkişiye gönderilen ihtarnameden sonra görüşüldüğü ve hesaplamanın ara kararda belirtildiği gibi bilirkişi heyetince yapılacağı bildirildiğinden heyete başka bilirkişi atanmasına gerek bulunmadığına karar verilmiştir. Bilirkişiler Öğretim Üyesi -----------, Gayrimenkul Değerleme Uzmanı -----------, Mak. Y. Müh. -----------, Bağımsız Denetçi SMMM ----------, Tekstil Mühendisi ---------- ve Kimya Mühendisi ---------- tarafından sunulan 29.11.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Sonuç Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ve yukarıda yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucu; V. Davacının payının 09.10.2018 tarihi itibariyle 40.000 TL sermaye ile payının yaklaşık % 0,0129'a düştüğü ve şirketin mali bilançoları, kayıtları ile artırılan sermaye tutarının uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Şirket kayıtları ve ticaret sicil gazetesine göre ayrılık payı hesaplaması yapılmıştır. Sayın mahkemenin 25.12.2019 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararında tarafımıza verilen görevlendirme “bilirkişilerin özellikle davacının ortaklık payı tahsili talebinde bulunduğu, bu nedenle karar tarihine en yakın tarihteki şirket payı gerçek değerinin üzerinden çıkma payının rayiç değerinin belirlenmesi gerekeceği” hususudur. Dolayısıyla kök raporda karar tarihine en yakın tarihteki şirket rayiç bilançosuna göre ...'nin ortaklık payı hesaplanmıştır. Arsa üzerine bina yapılarak arsanın kiralanması söz konusu ise fabrika binası kirası olarak değil daha düşük bir bedel ödenmesi hayatın olağan akışına uygun olacaktır. Dolayısıyla Fabrika Ofis vasıflı 7.366,77m2 alanlı ---------- ada ---------- parsel sayılı taşınmazın boş arsa vasıflı olarak kiralanması durumunda aylık kira bedeli 30.000,00 TL olması uygun olacaktır. Ancak somut olayda fabrika binası inşaatı maliyetine şirketin katlandığı ve kira müddeti sonunda binanın mülkiyetinin arsa sahibine kalacağı düşünüldüğünde, ...'nin şirketi zarara uğratıp uğratmadığı konusunda nihai takdir sayın mahkemenize aittir. 30/09/2021 tarihli rayiç değer bilançosuna göre 25.589.535,00 TL marka değeri dahil özvarlık değeri bulunmaktadır. Davacı-karşı davalı ...'nin çıkma payı değeri gayrimenkul değerlemesi sonrası 330.187,55-TL olarak hesaplanmıştır. Dosyada bulunan bilirkişi raporları ile aynı yönde davacı ...'nin ortaklıktan çıkma talebi bakımından haklı sebeplerin oluştuğu, Dava tarihi itibariyle davacının pay oranının %10 olduğu, sayın mahkemenin dava tarihindeki ortaklık payına göre karar vermesi durumunda; çıkma payı 2.558.953,50 TL olarak hesaplanmıştır. Davacının taleplerini somutlaştırması halinde, verilecek yerinde inceleme yetkisi kapsamında davalı şirket merkezinde inceleme yapılacağı, ---------- Tapu Müdürlüğü arşivinde yapılan incelemede dava konusu şirket tarafından dava tarihinden sonra yapılan bir taşınmaz devrine rastlanılamadığı, Sorumluluğa ilişkin davacı tarafından ileri sürülen hususlar incelendiğinde, iddia olunan hususların şirketi zarara uğrattığının ispatlanamadığı, davalıların özen yükümünü ihlal ederek şirketi zarara uğrattıklarının ispatlanamaması sebebiyle tazminat sorumluluklarının oluşmadığı, sonuç ve kanaatine vardığımızı Sayın Mahkeme'nin takdirine arz ederiz." şeklinde kanaat bildirildiği görülmüştür. Dosyanın davacı ...'nin çıkma isteminde mi haklı olduğu, yoksa birleşen davada davacı şirketin davalı ...'yi çıkarma isteminde mi haklı olduğu hususunda dosyanın, çıkma talebi yönünden 19.4.2006 tarihi öncesinde, çıkarma talebi yönünden 2.2.2007 tarihi öncesinde olmak üzere tarafların eylemlerinin tespiti ve değerlendirilmesi için bilirkişiler--------- ve --------- günsüz olarak tevdiine, dosyanın önce bilirkişi ------------ verilmesine, sonra diğer bilirkişi ile birlikte haklı nedenle ilgili rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler Öğretim Üyesi ----------- ve Bağımsız Denetçi SMMM ------------ tarafından sunulan 17.02.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "SONUÇ Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ve yukarıda yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucu; Davacı ...'nin ortaklıktan çıkma talebi bakımından haklı sebeplerin oluştuğu, Davalı şirketin çıkarma talebine gerekçe olarak ortaya koyduğu hususların ise davacının şirketten çıkarılması bakımından haklı sebep olarak değerlendirilemeyeceği, sonuç ve kanaatine vardığımızı Sayın Mahkeme'nin takdirine arz ederiz." şeklinde kanaat bildirildiği görülmüştür. Bilirkişiler --------- ve ---------- tarafından düzenlenen 17.2.2022 tarihli bilirkişi raporunun 4. Sayfasında "arsa üzerine bina yapılarak arsanın kiralanması durumunda fabrika binası kirası olarak değil daha düşük bir bedel ödenmesi hayatın olağan akışına uygun olacaktır." dendiğine göre davalı ...'nin şirketi zarara uğrattığı yönünde görüş bildirildiğinden hukuki değerlendirmesi mahkememiz hakimler heyetine ait olmak üzere davalı ...'nin fabrika binasının bulunduğu arsayı değerinin üzerinde kiralaması nedeniyle asıl dava dışı-birleşen dava davacısı şirketin zararının ne kadar olduğu hesaplanıp gerek asıl davada çıkma, gerekse birleşen davada çıkarılma talebi olduğuna göre bu zararın davacının ayrılma akçesine yansıtılması suretiyle ek rapor düzenlenmesinin istenmesine, bilirkişilerden davalı vekillerinin ayrı ayrı itirazlarının da değerlendirmelerinin istenmesine, dosyanın önce bilirkişi -------- teslim edilmesine ve davacı vekilinin güncel değerden tekrar hesaplama yapılması talebi bulunduğundan, önceki çıkma payını hesaplayan 29/11/2021 tarihli rapordaki bilirkişilerden gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişi ----------, ----------- tarafından şirketin sahip olduğu taşınmazların ve araçların ayrılma akçesiyle ilgili olarak tekrar hesaplanmasının istenmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler Öğretim Üyesi ----------- ve Bağımsız Denetçi SMMM ----------- tarafından sunulan 13.06.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "SONUÇ Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ve yukarıda yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucu; Davalı şirket kayıtlarında davalı ...'nin kira ödemelerinin ----------- nolu hesapta takip edildiği görülmektedir. Sayın bilirkişi ----------- “Fabrika Ofis vasıflı 7.366,77m2 alanlı--------- ada---------- parsel sayılı taşınmazın boş arsa vasıflı olarak kiralanması durumunda aylık kira bedeli 30.000,00 TL olarak hesaplanmıştır. 30.000,00 TL 2021 yılı için hesaplanmış kira değeri olup geçmiş yıllar için bir hesaplama olmadığından işbu raporda çıkma payının hesaplandığı 30/09/2021 tarihine kadar olan 9 aylık kira bedeli farkı dikkate alınmıştır. 2021 yılı kira bedeli 125.000 TL olarak ...'ye ödenmiş olup Sayın bilirkişi ----------- tarafından 30.000 TL hesap edilmiştir. Bu durumda davacının çıkma payına 9 aylık fark ilave edilmesi gerekmektedir. Buna ilişkin hesaplama aşağıdadır. 125.000-30.000 = 95.000 TL aylık kira farkı 95.000 TL x 9 ay = 855.000 TL 2021 yılı kira bedeli 30.000 TL olması durumunda şirketin 30/09/2021 tarihli özvarlık değeri 855.000 TL artması gerekecektir. 25.589.535,00 TL marka değeri dahil özvarlık değerinin 26.444.535,00 TL olması gerekmektedir. Bu durumda davacının payı; 26.444.535,00 TL x 0,0129032 = 341.219,12 TL olacaktır. Sonuç ve kanaatine vardığımızı Sayın Mahkeme'nin takdirine arz ederiz." şeklinde kanaat bildirildiği görülmüştür.Dosyanın önceki bilirkişilerden farklı oluşturulacak Konusunda Uzman Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı, Mali Müşavir, Gayrimenkul Değerleme Uzmanı, Makine Mühendisi ve Ekonomist (Ruhsat Bedellerinin tespiti açısından) Bilirkişi heyetine tevdine, tarafların iddia ve savunmaları asıl ve karşı dava ile birleşen davadaki talepler, önceki bilirkişi raporlarına itirazlarda göz önünde bulundurularak rapor hazırlanmasının istenilmesine, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir -----------, Eczacı -------------, Ziraat Mühendisi/Gayrimenkul Değerleme Uzmanı ----------, Akademisyen ---------- ve Makine Yüksek Mühendisi / Maden Mühendisi ---------- tarafından sunulan 01.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "SONUÇ ve KANAAT: Sayın Mahkemece tarafımıza verilen görev ve yetki ile davalı şirketin ticari defter kayıtları ve dosya kapsamında yapılan inceleme ile sınırlı olmak ve takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; Dava konusu uyuşmazlığın esası, davacının davalılardan ortaklıktan çıkma talebi ile ilgili olarak şirket hesaplarından alacağı payın hesaplanmasına yönelik olup, esas uyuşmazlığı ise davacının ortaklıktan çıkma payının %1,29 olarak mı yoksa %10 olarak mi talep edebileceği noktasında toplanmaktadır. Şirketin en son sermaye yapısına göre davacının ortaklık payı % 1,29 dava tarihi itibariyle davacının ortaklıktan çıkma payı %10 dur. Bu yönüyle takdir tamamen Yüce Mahkemeye ait olmak üzere iki oran içinde ayrı ayrı hesaplama yapılmıştır. Davacının çıkma payı daha açık anlaşılması bakımından birkaç başlık altında değerlendirilecektir; 30.09.2023 tarihli Rayiç Bilanço değerine göre; Mali Müşavir bilirkişi tarafından davalı şirketin 30.09.2023 tarihli rayiç bilançosuna göre özkaynakları 95.027.484,89 TL olarak hesaplandığı, bu hesaplama neticesinde; Davacı-karşı davalı ...'nin çıkma payı değerinin %1.29 sermaye payına göre 226.161,10 TL hesaplandığı Dava tarihi itibariyle davacının pay oranının %10 olduğu kabul edildiğinde, Sayın Mahkemenin dava tarihindeki ortaklık payına göre karar vermesi durumunda; çıkma payı 9.502.748,49 TL olarak hesaplandığı, Şirketin Marka Değeri Bakımından; 29.11.2021 Tarihli Bilirkişi raporu ile Marka değeri uzmanı tarafından hesaplanmış olan değerinde çıkma alacağı olarak eklenmesi gerekmektedir. İlgili bilirkişinin ---------- Şti'ne ait olan “-----------” markasının değerini 2022-2026 yılları için satış tahmini yaparak Fiyat Pirimi yöntemine göre 466.092,39 TL, İsim Haklarından Kurtulma Yöntemine göre ise 932.184,77 TL, olarak hesaplanmıştır. İhtiyatlılık ilkesi gereği iki yöntemin ortalaması alınarak bulunan 699.138,58 TL'nin “----------” markasının yurtiçi değeri olarak dikkate alınmıştır. 699.138,58 TL marka değeri bakımından; Davacı-karşı davalı ...'nin çıkma payı değerinin %1,29 sermaye payına göre; 9.021,14 TL olarak hesaplandığı, Dava tarihi itibariyle davacının pay oranının %10 olduğu kabul edildiğinde; 69.913,86 TL olarak hesap edildiği; Kira Bakımından; Davacının çıkma payına 9 aylık fark ilave edilmesi gerekmektedir. Buna ilişkin hesaplamanın; 200.000-30.000 = 170.000 TL aylık kira farkı 170.000 TL x 9 ay = 1.530.000,00 TL olarak hesap edildiği, Davacı karşı davalı ...'nin çıkma payı değerinin %1,29 sermaye payına göre; 19.741,94 TL, Dava tarihi itibariyle davacının pay oranının %10 olduğu kabul edildiğinde; 153.000,00 TL, Toplamda tüm kalemler ve iki farklı oran bakımından; Davacı-karşı davalı ...'nin çıkma payı değerinin %1,29 sermaye payına göre 1.254.924,17 TL, Dava tarihi itibariyle davacının pay oranının %10 olduğu kabul edildiğinde; 9.725.662,35 TL olarak hesap ve tespit edildiği, Sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup; davacı ve davalının diğer sair taleplerinin Takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğunu bildirir, Hukuki nitelendirme ve değerlendirme ile Nihai Takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; görüş ve kanaatimizi belirten işbu rapor takdir ve tensiplerinize saygı ile arz edilmektedir. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK” nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." şeklinde kanaat bildirildiği görülmüştür. Dosyanın önceki bilirkişilerden farklı seçilecek konularında uzman Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı, Makine Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Bağımsız Denetçi, Mali Müşavir, Gayrimenkul Değerleme Uzmanı, Araç Değerleme Uzmanı, Marka Ve Patent Uzmanı, Banka ve Finans Konuları Uzmanı, Tarım Kimya İlaçlarının Ruhsatlandırılması Alanında Mütehassıs Kimyager ve Muhasebeci'den oluşan bilirkişi heyetine tevdine, tarafların iddia ve savunmaları asıl ve karşı dava ile birleşen davadaki talepler, önceki bilirkişi raporlarına itirazlar, itiraz dilekçelerinde ileri sürülen hususlarda göz önünde bulundurularak rapor hazırlanmasının istenilmesine, bilirkişilere yerinde inceleme yapma yetkisi verilmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler Mali Müşavir ----------, Mali Müşavir -----------, Mali Müşavir -----------, Bankacı -----------, Akademisyen -----------, Gayrimenkul Değerleme Uzmanı ---------, Makine Mühendisi ---------, Kimyager -----------, Makine Mühendisi -----------, Ziraat Mühendisi ------------- ve Öğretim Görevlisi ------------ tarafından sunulan 23.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "SONUÇ OLARAK Yerinde yapılan inceleme ile davalı şirketinticari defter kayıtları ve dosya kapsamında yapılan inceleme ile sınırlı olmak ve takdiri Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; * ...'nin ulusal ve uluslararası düzeyde kabul görecek ve denetime elverişli şekilde marka değerinin hesaplanabilmesi için ilgili kurumlar ve taraflardan gelecek bilgi, belge, doküman ve raporların dava dosyasına eklenerek bilirkişiye verilmesi gerektiği, ayrıca Şirket ve Marka Değerleme konusunda uzman bir Mali Müşavir Bilirkişi'nin heyete eklenmesi gerektiği, * Ayrılma akçesinin hesaplanması konusunda öğretide ileri sürülen karar tarihine en yakın tarihteki şirket değerine göre belirlenmesi gerektiği, bu yaklaşımın menfaatler dengesine uygun olduğu, yargılamanın yıllarca sürdüğü hukuk sistemimizde ayrılma akçesinin davanın açıldığı tarihteki şirket değerine göre belirleneceğini kabul etmenin yargılama boyunca geçen uzun zaman göz önüne alındığında ve şirketin değerinde önemli değişiklikler olabileceği gözetildiğinde daha isabetli olacağı görüşüne iştirak etmemiz sebebiyle davalı şirketin 29.08.2018 ortaklar kurulu kararı ile sermaye artırımı neticesinde davacının payının %1,29 oranına düştüğü ve yukarıda benimsediğimiz görüş çerçevesinde ayrılma akçesinin hesaplanmasında bu oranın esas alınması gerektiği kanaatinde olmakla birlikte, öğretide tartışmalı olan bu konuda benimsenecek görüş hususunda nihai takdirin Sayın Mahkemede olduğunu, Kira Bakımından Ayrılma Akçesi : Keşif tarihi itibariyle güncel arsa kira bedelinin aylık 261.262 TL/ay; Keşif tarihi itibariyle güncel fabrika kira bedelinin aylık 1.243.380 TL/ay Toplam Aylık Kira Bedeli : 1.504.642 TL 3 Aylık Kira Bedeli : 3 x 1.504.642 TL : 4.513.926 TL 3 Aylık Kira Farkı : 4.513.926 TL - 1.080.000 TL = 3.433.926 TL Davacı-karşı davalı ...'nin çıkma payı değerinin % 1,29 sermaye payına göre 44.297,64 TL, Dava tarihi itibariyle davacının pay oranının %10 olduğu kabul edildiğinde 343.392,60 TL olarak hesap edildiği, Ayrılma Akçesi Hesaplaması 31.03.2024 tarihli Rayiç Bilanço değerine göre; Mali Müşavir bilirkişi tarafından davalı şirketin 31.03.2024 tarihli rayiç bilançosuna göre özkaynakları 116.625.759,75 TL olarak hesaplandığı, Davacı-karşı davalı ...'nin çıkma payı değerinin %1,29 sermaye payına göre 1.504.472,30 TL olarak hesaplandığı, Dava tarihi itibariyle davacının pay oranının %10 olduğu kabul edildiğinde, Sayın Mahkemenin dava tarihindeki ortaklık payına göre karar vermesi durumunda; çıkma payı 11.662.575,98 TL olarak hesaplandığı, Toplam da rayiç bilanço ve kira bakımından; Davacı-karşı davalı ...'nin çıkma payı değerinin %1,29 sermaye payına göre 1.548.769,94 TL olarak hesaplandığı; Dava tarihi itibariyle davacının pay oranının %10 olduğu kabul edildiğinde, Sayın Mahkemenin dava tarihindeki ortaklık payına göre karar vermesi durumunda; çıkma payı 12.005.968,58 TL olarak hesaplandığı, Takdiri tamamen Sayın Mahkemenize ait olmak üzere görüş ve kanaatimizi açıklayan raporumuzu saygı ile sunarız." şeklinde kanaat bildirildiği görülmüştür. Davacı - birleşen davada davalı vekiline, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 (2) maddesi uyarınca talep artırım dilekçesi sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, süresi içerisinde talep artırım dilekçesi sunulmadığı takdirde dava dilekçesindeki talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden davanın görülüp karara bağlanacağı hususunun ihtarına karar verilmiştir.Davacı - birleşen davada davalı vekili tarafından sunulan 19.02.2025 17:22 tarihli talep artırım dilekçesinde özetle; dava dilekçelerinde haklı sebeple ortaklıktan çıkma ve hisse nispetindeki ayrılma akçesinin tespit edilip taraflarına ödenmesine ilişkin 10.000,00 TL'lik taleplerini 1.538.769,94 TL artırdıklarını, artırılan kısma ilişkin eksik harç ikmal edilmekle beraber, harç dekontunun mahkeme dosyasında mübrez olduğundan bahisle ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla sunulan talep artırım dilekçesinin kabulüne, müvekkili ...'nin haklı sebeple--------- Şirketi'ndeki ortaklıktan çıkmasına karar verilmesine, 1.538.769,94 TL tutarındaki ayrılma akçesinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ----------- tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, birleşen davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK VE HUKUKİ NİTELENDİRME : Dava, limited şirket ortaklığından haklı olarak çıkma ve çıkarılma talebi ile çıkma payının ödenmesi, yönetici ve ortakların şirkete verdikleri zararların tazmini ile şirkete ödenmesi istemine ilişkindir.Davacı- birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin davalı ---------Şti'nin %10 oranında hissedarı olduğunu, davalılar şirket müdürü ve ortakları tarafından şirketin içi boşaltılmaya çalışıldığı, şirket envanterinde bulunan malları mülkiyetlerine geçirdiklerini, davalıların kendi lehlerine ve şirket aleyhine akitler yaptıklarını, şirketin değerini düşürmek için ve davacının payını azaltmak gayesiyle işlemler yaptıklarını, güven ilişkisinin sarsıldığını, davalıların basiretli bir tacir gibi davranmadıklarını şirketi zarara uğrattıklarını iddia ederek davalıların şirkete vermiş oldukları zararların tespiti ile şirkete ödenmesine, müvekkilinin haklı nedenle ortaklıktan çıkmasına izin verilmesine, şirketin malvarlığının tespiti ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL ortaklık payının ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen dava yönünden davanın reddini istemiştir.Diğer davalılar vekilleri, davanın ayrı ayrı reddini istemişlerdir. Davalı-birleşen davada davacı vekili, davalının müvekkili ---------- Şti.'nin ortağı olduğunu, şirketten ayrıldıktan sonra piyasada şirketi kötülemeye, şirketin menfaatlerine aykırı davranmaya başladığını, şirketin yakında batacağını, şirketi idare edenlerin ve diğer ortakların yeteneksiz olduğunu iyi idare edemeyeceklerini söylediğini, şirket ortakları arasındaki uyumu bozduğunu, ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığını ileri sürerek haklı sebeple davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiş, asıl dava yönünden davanın reddini istemiştir. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. Mesuliyet a) Haller başlıklı 336 ncı maddesi "İdare meclisi azaları şirket namına yapmış oldukları mukavele ve muamelelerden dolayı şahsan mesul olamazlar. Ancak aşağıda yazılı hallerde gerek şirkete gerek münferit pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı müteselsilen mesuldürler. 1. Hisse senetleri bedellerine mahsuben pay sahipleri tarafından vukubulan ödemelerin doğru olmaması; 2. Dağıtılan ve ödenen karpaylarının hakiki olmaması; 3. Kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların intizamsız bir surette tutulması; 4. Umumi heyetten çıkan kararların sebepsiz olarak yerine getirilmemesi; 5. Gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasden veya ihmal neticesi olarak yapılmaması. Beş numaralı bentte yazılı vazifelerden birisi 319 uncu madde gereğince idare meclisi azalarından birine bırakılmışsa, mesuliyetin ancak ilgili azaya yükletilmesi lazımgelip o muameleden dolayı müteselsilen mesuliyet cari olmaz." ve C) Şirketten çıkma ve çıkarılma başlıklı 551 nci maddesi "Şirket mukavelesiyle, ortaklara şirketten çıkma hakkı verilebileceği gibi bu hakkın kullanılması muayyen şartlara da tabi tutulabilir. Her ortak, muhik sebeplere dayanmak şartiyle şirketten çıkmasına müsaade edilmesini veya şirketin feshini mahkemeden talebedebilir. Esas sermayenin yarısından fazlasına sahip bulunan ortakların mutlak ekseriyeti tarafından muvafakat edilmek şartiyle şirket, muhik sebeplerden dolayı bir ortağın şirketten çıkarılmasını mahkemeden istiyebilir. Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması ancak esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümlere riayet şartiyle muteberdir. Şu kadar ki, ayrılan ortağın hakları, şirketin esas sermayesinin itibari miktarını geçen mallarından ödenir veya payı sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi hakkındaki hükümler gereğince paraya çevrilirse yahut başka bir ortak tarafından devralınırsa esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümlere riayet etmeye lüzum yoktur." hükmünü düzenlemiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun V - Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu başlıklı 553 üncü maddesi "(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. (2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. (3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.", B) Şirketin zararı I - Genel olarak başlıklı 555 inci maddesi "(1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler. (2) Pay sahibinin açtığı davayı hukuki ve maddi sebepler haklı gösterdiği takdirde, mahkeme, dava giderleriyle avukatlık ücretini, bu giderler davalıya yükletilemediği hâllerde, davacı pay sahibiyle şirket arasında, hakkaniyete göre paylaştırır. ", Çıkma ve çıkarılma I - Genel olarak başlıklı 638 nci maddesi "(1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.", III - Çıkarma başlıklı 640 ıncı maddesi "(1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir. (2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. (3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır.", IV - Ayrılma akçesi 1. İstem ve tutar başlıklı 641 inci maddesi "(1) Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. (2) Şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı dolayısıyla, şirket sözleşmeleri ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilirler.", 2. Ödeme başlıklı 642 nci maddesi "(1) Ayrılma akçesi; a) Şirket kullanılabilir bir özkaynak üzerinde tasarruf ediyorsa, b) Ayrılan kişinin esas sermaye payları devredilebiliyorsa, c) Esas sermaye, ilgili hükümlere göre azaltılmışsa, ayrılma ile muaccel olur. (2) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.) (3) Ayrılan ortağın ayrılma akçesinin ödenmeyen kısmı, şirkete karşı, bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak oluşturur. Bu husus yıllık raporda kullanılabilir özkaynak tutarının tespiti ile muaccel hâle gelir." hükmünü düzenlemiştir. Asıl dava yönünden; davacı ...'nin davalı ...'nde aynı zamanda şirketin kurucusu ve büyük ortağı olan babası ...'nin şirket hissesini bila bedel vermesi üzerine hissedar olduğu, bir dönem davalı şirkette satış müdürlüğü yaptığı, sonrasında kendi isteğiyle görevinden ayrıldığı, asıl davada davacı tarafın şirketin içinin boşaltıldığı, şirket envanterinde bulunan malların yöneticilerin mülkiyetine geçirildiği, davalıların kendi lehlerine ve şirket aleyhine akitler yaptıkları, şirketin değerini düşürmek için ve davacının payını azaltmak gayesiyle işlemler yaptıkları, davalıların basiretli bir tacir gibi davranmadıklarından bahisle şirketin zarara uğratıldığı iddia edilmiş ise de, davacı tarafın bu iddialarını gerek tanık beyanları gerekse de alınan bilirkişi raporları sonucu ispat edemediği anlaşıldığından zarar tazmini talebinin reddine, asıl davada davacı tarafın bir diğer talebinin de ayrılma akçesi ödenerek ortaklıktan çıkma olduğu, davacı tarafın ailevi meselelerden dolayı davalı şirkette çalışmayı bıraktığı, işçilik alacaklarının kendisine ödendiği, diğer şirket ortakları tarafından ayrılması konusunda bir talep gelmediği bu suretle davacının şirket ortaklığından çıkması için haklı sebeplerin oluşmadığı anlaşıldığından ortaklıktan çıkma talebinin reddine karar verilerek asıl davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden; davalı ...'nin davacı şirkette çalışmaktan ailevi sorunları ileri sürerek kendi isteğiyle ayrılınca şirkete karşı bir çok dava açtığı, davacı şirketin aile şirketi olması ve davacının diğer tüm ortakları suçlaması karşısında taraflar arasında güven ilişkisinin sarsıldığı ve davacının şirketten çıkarılması için haklı sebeplerin oluştuğu anlaşıldığından birleşen ---------- Esas sayılı davanın kabulüne, davalının ayrılma akçesinin hesaplanma tarihinde %1,29 sermaye payına sahip olduğu, bu pay oranına göre 19.09.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda hesaplanan (Kira Bakımından ayrılma akçesi: 44.297,64 TL + Rayiç Bilanço Değerine göre ayrılma akçesi: 1.504.472,30 TL = 1.548.769,94 TL) 1.548.769,94 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...'ye ödenmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl davanın REDDİNE, 2-Birleşen ---------- Esas sayılı davanın KABULÜ ile, Davalı ortak ...'nin, davacı ...'ndeki payının değeri olan 1.548.769,94 TL ayrılma akçesinin karar tarihi olan 09.04.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davacı şirket tarafından davalı ortağa ödenmesi koşuluyla; Davalı ...'nin (TC Kimlik Numarası: ...),--------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ------------ Sicil numarasında kayıtlı davacı ...'ndeki şirket ortaklığından TTK.nın 640/3.maddesi gereğince ÇIKARILMASINA, 3-Kararın bir örneğinin karar kesinleştiğinde Tescil ve İlanı için ------------ Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne gönderilmesine, Asıl Dava İçin Yargılama Gideri 4-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin yatırılan 135,00 TL harçtan mahsubuyla bakiye 480,40 TL'nin davacı ...'den alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Birleşen Dava İçin Yargılama Gideri 8-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin yatırılan 135,00 TL harçtan mahsubuyla bakiye 480,40 TL'nin davalı ...'den alınarak Hazineye gelir kaydına, 9-Davacı tarafından yapılan 120.800,00 TL posta ve bilirkişi masrafının davalı ...'den alınarak davacı tarafa verilmesine, 10-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı tarafa verilmesine, 11-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile YARGITAY nezdinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2025