İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/738 E. 2025/719 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/738
- Karar No
- 2025/719
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/738 KARAR NO : 2025/719 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 15/10/2024 KARAR TARİHİ : 03/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı hakkında müvekkili şirketin alacakları ile ilgili olarak-----İcra Md. ------ sayılı dosyasında ilamsız icra takibinde bulunduklarını, Davalı şirketin söz konusu takibe vekili aracılığıyla borcunun bulunmadığından bahisle itiraz ederek takibi durdurmuş olduğunu, Davalı ile müvekkili arasındaki ticaret 2023 yılının 11. Ayında başlamış olup, müvekkili şirket ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesinde müvekkilinin alacağının ortaya çıkacağını, Davalıdan alacakları likit olup, haksız itirazı ile müvekkili şirketin alacağını almasını engellemiş olması sebebiyle en az 9620 inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep ettiklerini, Tarafların tacir olması sebebiyle takip sonrası dönem ile ilgili reeskont avans faiz taleplerinin de karar altına alınmasını talep etmekte olduklarını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tüm Alacak kalemleri zamanaşımına uğramış olup, Hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, Davanın yasal olarak açılması gerekli 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını düşündüklerini, davacının bir sözleşme dahi sunabilmiş, dava ve takibe konu ticari ilişkinin dayanağını izah etmiş olmadığını, Soyut beyanlara itibar edilemeyeceğinden ve dayanak ticari ilişki ve alacak iddiasın temeli somutlaştırılmadığından davanın bu bakımlardan incelenmeksizin reddini talep ettiklerini, davacı takipte cari hesaba dayanan birtakım iddialarda bulunmuş ancak davacı ile müvekkil arasında imzalanmış bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, Bilindiği gibi cari hesap sözleşmeleri yazılı olma şartına haiz olup, Bu türden bir delil de sunabilmiş olmadıklarını, Ayrıca bir mutabakat yapılması gerekli alacaklarda bilindiği gibi likit alacak da bulunmadığını, alacak iddiasının temelinin somutlaştırılmadığı, delil vasfına haiz herhangi belgenin ibraz edilmediği, keza, teslim ve ifaya dair de herhangi bir belgenin dahi sunulmadığı, dava dilekçesinin verilmesi ile iddianın genişletilmesi yasağının başladığı basit yargılamaya tabi eldeki iş bu davanın incelenmeksizin reddedilmesi gerektiğini, alacağın ve iddiaların varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte icraya konu alacağa uygulanan ve uygulanması talep edilen faizlere ilişkin itirazlarının bulunduğunu, Usulüne uygun yapılmış bir temerrüt olmaksızın işlemiş faiz talep edemeyeceği açık olan davacı/alacaklı takip sonrası için ise en fazla adi kanuni faiz talep edebileceğini, Davacının öncelikli ispat konusunun; teslim/ifa olduğunu, Ve davacı teslimi sunduğu belge ve beyanlarla bunu ispatlayabilmiş olmadığını, Olan belgelerde delil niteliği taşımamakta olup, Zira belgeler imzasız, belgede isimleri yazılı kişilerin kim ve hangi sıfata, herhangi bir yetkiye sahip olup olmadıkları dahi belirsiz isimler olduklarını, Fatura konusu mallara ilişkin yapılan ödemelerin, cari hesap mutabakatının, makbuz yada banka dekontuna bakılarak doğru bir borç ve alacak ilişkisinin belirlenmesi ve net tutarlarında bu inceleme ile tespit edilebilecek olması, ayrıca satılan malın teslimi/verilen hizmetin eksiksizliği için irsaliye düzenlenip düzenlenmediğinin ve malın ve faturanın kime hangi tarihte teslim edildiğinin, teslim alanın yada sözleşme imzalayanın teslim alma/sözleşme imza yetkisinin de tespitinin gerekli olduğunu, malın ve hizmetin teslim edildiği, teslim makbuzu, sevk irsaliyesi, irsaliyeli fatura ile ispat edilebileceğini ve bu belgelerin imzalı ve imzaların kuşku ve çelişkiye yer vermeyecek şekilde alıcıya veya alıcının açıkça görevlendirdiği, yetkili çalışanına ait olması gerekip, Teslime ilişkin ispatın ancak ve ancak bu yollarla yapılabilecek ve ispat külfetinin ise davacıya ait olduğunu, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ----- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ------ İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporunda özetle; Davalının 2022-2023-2024 yılı resmi defterleri usulüne uygun olarak tutmuş, Envanter Defteri Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak yasal süresi içinde noter onayı yapılmış olup, Yevmiye Defteri ve Defteri Kebir Yönünden E Defter mükellefi olup, yasal süresinde mevzuata uygun şekilde E Beratlar oluşturulduğu, davalının resmi kayıtlarına göre davacının davalıdan; takip tarihi 21.08.2024 itibariyle 61.586,93 TL Dava Tarihi 15.10.2024 itibariyle 61.586,93 TL. 31.12.2024 Tarihi itibariyle 61.600,59 TL. ALACAĞI bulunduğu, hususlarını beyan ve rapor edilmiştir.Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davacı şirket tarafından ilişki dönemi kapsamında ibrazı sağlanan 2024 Yılı Ticari Defterlerinden Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebir Defterlerini 1 sıra no.lu Elektronik Defter Tutulmasına İlişkin Tebliğ kapsamında elektronik ortamda tutulmuş oldukları, Bu çerçevede tutulan elektronik defterlerin hesap döneminin ilk ayı ve son ayının beratlarının alınmış olduğu ve söz konusu beratların açılış ve kapanış onayı olarak kabul edilmesi gerektiği, Davacının sunduğu elektronik defterlerin Başkanlık tarafından onaylanan beratları ve Noter Onaylı Envanter Defteri ile birlikte VUK. ve TTK. kapsamında geçerli kanuni defter olarak kabul edilmesi gerektiği Kayıt nizamı bakımından V.U.K. Md.215-219 Md. İle muhasebe sistemi uygulama genel tebliğlerine uygun ve dayanak belgeleriyle uyum içinde oldukları görüldüğü, DAVACI Şirket Ticari Defterlerinin; TTK md 66 ve 1 no.lu Elektronik Defter ile ilgi tebliğde de ifade edildiği üzere, nihai takdiri yüce Mahkemeye ait olmak üzere HMK 222 uyarınca sahipleri lehine delil niteliğinin bulunduğunun mahkememizce değerlendirilebileceği, Davacı Şirketin, Davalı Şirketten; Takip ve Dava Tarihi itibarıyla, Faturalara dayalı Açık C/H Bakiyesinden kaynaklı olarak Takip Talebindeki gibi; 61.586,93 TL asıl alacaklı durumda bulunduğu davacı malın tesliminin ispatına yarar evrak sunamamış olup, öncelikli ispatın teslim ve teslimin hukuki bir işlem olduğunu ve bu işlem ancak yazılı delille ispat edilebileceğini, Ticari defterlerin, teslim hususunda kesin delil değil ancak takdiri delil niteliğinde olması da değerlendirildiğinde davacının teslimi ve eldeki iş bu davasını ispatlayamamış olduğu, 31.12.2024 Tarihi itibariyle 61.600,59 TL borç/alacak mutabakatının bulunduğu ve tarafların Ticari Defter Kayıtlarının tam bir karşılıklılık içinde birbirlerini teyit etmekte olduğu, mahkememizce dosyaya celp edilen Karşılaştırmalı Alış/Satış (BA/BS) Beyannamelerinde de tarafların 6 Adet Alım/Satım Faturası karşılığı KDV Hariç 72.290,35 TL Alım/Satım Tutarı üzerinden Mutabakat içinde bulundukları hususlarını beyan ve rapor edilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Bilirkişi tarafından davacı ve davalı tarafın ticari defterleri incelenmiştir. Her iki tarafın ticari defterlerine göre de davacının davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının davaya konu faturayı kendi ticari defterlerine kaydettiği, faturaya süresi içerisinde itiraz etmediği gibi iade faturası da kesmediği görülmüştür. Somut olay da basiretli davranma yükümlülüğü bulunan davalının davaya konu faturayı ticari defterlerine borç olarak kaydettiği hususu bir bütün halinde görüldüğünde davacının defterleri lehine delil teşkil ettiği ,davalının defterlerinin ise kendi aleyhine delil teşkil ettiği, davacı tarafça davaya konu alacağının varlığı ispat edilmiş olmakla talebe bağlılık ilkesi doğrultusunda, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulü ile icra takibine vaki itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ İLE 1-Davalının ---İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, 2-Alacak likit olduğundan takipteki asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Karar harcı 4.207,00 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 743,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.463,17 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 743,83 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.171,43 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.249,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin (e- duruşma sistemi üzerinden) yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.