İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/492 E. 2024/652 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/492
- Karar No
- 2024/652
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/492 KARAR NO : 2024/652 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/07/2023 KARAR TARİHİ : 19/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maserasyon suyu ve mısır gluteni satışı yaptığını, müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin müvekkili şirketin mısırdan elde edilen maserasyon suyunu ve mısır glutenini belli bir meblağ karşılığında davalı şirkete satması üzerine olduğu, taraflar arasındaki ilk ticaretin 28.11.2022 tarihinde başladığını, davalı taraf ticaretin başlangıcından bu zamana kadar yaşanan süreçte ödemelerini geciktirmeye başlamış olup ödenmesi gereken fatura bedelleri günden güne arttığını, faturası kesilen ürünlerin meblağı arttıkça müvekkil şirket zor durumda kalmış olup bahse konu ürünlerin karşılığı olan meblağ, faturalar kesilmesine rağmen müvekkile ödenmediğini, ayrıca ülke genelinde her geçen gün üretim maliyetleri yükseldiği herkes tarafından bilindiğini, bu durumun şirketlerin ticaret hayatını olumsuz yönde etkilediğini, bundan dolayı müvekkilinin, davalı şirkete verilen ürünlere karşılık olan ödemenin yapılmaması sebebiyle gerekli hukuki yollara başvurmak zorunda kaldığını, karşı taraf sürekli olarak bu süreçte ödeme yapacağını söyleyerek müvekkilini oyaladığını, taraflar arasındaki ----- yazışmalarında bu durumun açıkça görüldüğünü, davalı şirket borcunu aylar geçmiş olmasına rağmen ödememesinden dolayı davalı şirket hakkında -- İcra Müdürlüğünün ---- Esas numaralı dosyası kapsamında ilamsız takibe geçildiğini, davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, bu itiraza ilişkin müvekkil dava şartı olan arabuluculuk kurumuna başvurmuş ve anlaşma sağlanamadığını bildirdiğinden bahisle icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı taraf, eldeki davaya herhangi bir cevap vermemiş, HMK 128 madde hükmü uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılmıştır. İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, --- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ----İcra Müdürlüğünün --- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu vekili tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davacı şirketin incelemeye sunulan 2022 ve 2023 yılında e-defter mükellefi olduğu, ilgili defterlerin Gelir İdaresi Başkanlığı e-defter beratlarının alındığı, bu şekli ile TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davalı tarafından bilirkişi incelemesine ticari defter ve belge sunulmadığını, 2022 yılında, Davacı şirket tarafından, davalıya hitaben düzenlenen satış faturaları ile davalı aleyhine toplam 759.202,56-TL borçlandırma yapıldığı, bu borçlandırmaya karşılık, davalı tarafından yapılan toplam 650.000,00-TL kısmi ödeme yapılması sonrası 31/12/2022 itibariyle davalı şirketin 109.202,56-TL borçlu oluğunun kayıt altına alındığı tespit edildiğini, 2023 yılının, 2022 yılından devreden davalı şirketin 109.202,56-TL borcu ile açılışının yapıldığı, bu borcun üzerine 52.184,32-TL’lik satış faturası ile davalı şirkete satışın yapıldığı,davacı tarafından davalıya hitaben düzelenmiş tüm satış faturalarının, karşılıklı birbirini doğruladığı gibi davacı kayıtlarında da aynı faturalar ile borçlandırma yapıldığının teyit davalı şirket tarafından, incelemeye ticari defter ve belge sunulmamış olmasına karşın, taraflar arındaki ticari ilişkinin BA-BS beyanlarının karşılaştırmalı analizinden tespit edildiği ve bu incelemede taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında borç/alacak ilişkisinin oluştuğunun anlaşıldığı, davalı tarafından, bilirkişi incelemesine ticari defter ve belge sunulmayarak davalı kayıtlarından ne kadar ödeme yapıldığının tespit edilmediği bu nedenle davacı kayıtlarına dayanılmak zorunda kalındığı ve sonuç olarak 31/12/2023 itibariyle davacının, davalıdan asıl alacak tutarı 161.386,88-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği sonucu bildirilmiştir. Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 161.386,88 TL alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir. Davalı tarafından rapora itiraz edilmemiştir. Bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yargıtay ---- HD nin---- Esas, ---- Karar sayılı 4.11.2019 tarihli ilamında da açıklandığı üzere davalı, davaya dayanak faturaya ilişkin beyanname vermekle malları teslim almış sayılacaktır. Vergi dairesinden celp edilen BA/BS formlarının tetkikinde davalının davacı tarafından kesilen dava konusu faturaları vergi dairesine bildirmiştir. Buna göre davalının malları teslim aldığı,teslim aldığı malların da bedelini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekeceği bilirkişi raporuyla davalı tarafından takibe konu asıl alacak üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ İLE, 1-Davalının---. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, 2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 11.024,34 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.756,09 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 8.268,26 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 2.756,09 TL peşin harç olmak üzere toplam 3.025,94 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 96,25 TL posta gideri olmak üzere toplam 3.596,25 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 25.821,90 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.