İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/592 E. 2024/645 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/592
Karar No
2024/645
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/592 KARAR NO : 2024/645 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/09/2021 KARAR TARİHİ : 17/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----- İcra Müdürlüğü ----- esas sayılı dosyası üzerinden davalıya ödeme emri gönderildiğini, her ne kadar davalı tarafça ödeme emrine süresinde itiraz etmemişse de davalı tarafça ödeme emrine karşı gecikmiş itiraz yapıldığını ve ---- İcra Hukuk Mahkemesi'nin --- Esas----- Karar sayılı kararı ile davalının ödeme emri tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 21/12/2020 tarihi olarak kabulüne karar verildiğini , Bu sebeple davalının gecikmiş itirazı geçerli olmakla davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptali için iş bu davanın açılmasının zorunlu olduğunu, davalının müvekkili olan davacı firmaya toplamda 758.694.16-TL tutarında fatura borcu bulunduğunu, bu faturalardan sadece bir tanesi olan ----- numaralı 70.416.50 TI. tutarında faturanın ---- İcra Müdürlüğü ----- esas sayılı dosyada icraya konulduğunu, davalı tarafça bu icra takibine gecikmiş itiraz yolu ile haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, Davalının davacı firma ile ticari ilişkisinin ortada olduğunu, tarafların ticari defterleri incelendiğinde aralarında sürekli bir ticari ilişki olduğunun görüldüğünü, davalı tarafın her ne kadar böyle bir fatura borcu olmadığını belirtmekteyse muavin raporunda da görüleceği üzere tarafların fatura ve ödeme hareketleri mevcut olduğunu, davalının faturalara 8 günlük yasal süre içinde itiraz etmediğini, öte yandan davalının sözkonusu faturalarını ticari defterlerine kaydettiğini ve KDV beyannamelerinde indirim konusu yapıldığını düşündüklerini, davalının ticari defterlerinin incelenmesi ve ilgili vergi dairesinden veya Maliye Bakanlığından, döneme ait KDV BA-BS formlarının talep edilmesi durumunda gerçek durumun ortaya çıkacağını, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak üzere ----- İcra Müdürlüğü ------ Esas sayılı dosyası üzerinden davalı tarafından yapılan borca ilişkin itirazın iptaline ve takibin devamına, Davalı kötü niyetle borca itiraz etmiş olduğundan dolayı davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere hesaplanacak olan icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili davalının hiç bir nam altında davacıya borcu bulunmadığını, bu nedenle anılan alacak kalemlerinin kabullerinde olmaması sebebiyle yapmış olduğu itirazların haklı ve hukuka uygun olduğunu, taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme ve cari hesaba dayalı bir ticari ilişki bulunmamasına karşın mesnedi belirsiz faturaya dayalı alacak kalemleri çıkarılarak alacaklı olduğu iddiasına itibar edilemeyeceğini, taraflar arasında bir alacak/borç durumunun söz konusu olmadığını ve iddia edildiği gibi borcun var olduğunu kabul eder/ispatlar mutabakat da bulunmadığını, taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme ve süregelen bir ticari ve cari hesap ilişkisi bulunmadığını, davacı tarafından davalıya verilmiş bir hizmet ve/veya teslim edilmiş bir mal bulunmadığını, dava konusu 10.11.2018 tarihli faturaya ilişkinin davalının borcunun olmadığı ticari defter ve kayıtlarla da sabit olduğunu, bununla birlikte davacı tarafından davalı firma adına fatura düzenlenmiş olması taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ispatlamak için yeterli olmadığını, takip konusu fatura ile ilgili davalı şirkete herhangi bir mal teslimi olmadığını, davacı ve davalı şirket arasında bir kısım inşaat malzemelerinin alım satımı ile ilgili alacak verecek ilişkisi mevcut olsa da dava konusu edilen 10.11.2018 tarihli faturaya ilişkin bir mal teslimi olmadığını, davalının davacı taraftan satın almış olduğu bir kısım malzemelerin bedelini çek ile davacı tarafa ödediğini, taraflar arasında akdedilen bir sözleşme bulunmadığından var olduğu iddia edilen belgenin de fatura hükmünde olmadığını, taraflar arasında imzalanmış bir cari hesap sözleşmesi de bulunmadığını, davacı tarafından gerek sözleşmesel gerekse de cari ilişki nedeniyle teslim ve/veya ifa edilmiş bir mal/hizmet bulunmadığını ve sonuç itibariyle de bir teslim/ifa edilmeyen ve var olmayan ticari ilişki mesnet gösterilerek talep edilebilecek bir alacak da söz konusu olmadığını , borcun varlığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının işlemiş faiz talebi, faiz oranı ve türü de hatalı olduğunu, icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini savunarak haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddine, kötü niyetli alacaklı hakkında %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; Faturadan doğan alacağın konu edildiği icra takibine vaki davalı itirazının iptali istemine ilişkindir. ----- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyası celp edilmiştir.Arabuluculuk son tutanak aslı dosya içerisindedir.Taraflar arasındaki ticari ilişkiyi gösterir 2018 yılına ait BA/BS formları celp edilmiştir.6100 sayılı HMK Madde 222- 1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle: 22/7/2020 - 7251 sayılı Kanun md. 23) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Ticari defterler ve sahibi lehine delil olabilme koşulları, 6100 sayılı HMK madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı TTK madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir. Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır. 6100 sayılı HMK. 222/1. Maddesi ve 6102 sayılı TTK 83/1. Madde uyarıca ticari uyuşmazlıklarda Mahkeme re'sen ya da taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan hükümler çerçevesinde değerlendirme yapıldığında; Tarafların tacir sıfatını taşıdıkları, uyuşmazlığın iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizin 11/01/2022 tarihli duruşma ara kararı ile 6100 sayılı HMK 222. Madde kapsamında taraflara 2018 yılına ait ticari defterlerini sunmaları için iki haftalık kesin süre verilmiş, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında alacak ve borç kalemlerinin tespiti ve hesaplanması hususlarında rapor tanzim etmek üzere dosya bilirkişiye tevdii edilmiştir.SMMM bilirkişi----- tarafından tanzim edilen 06/10/2022 tarihli raporda özetle;''... Davacı Şirketle Davalı şirket arasında 2017 yılından itibaren süregelen ve 2019 yılı Eylül ayına kadar sürdürüldüğü görülen Mal Alım/Satımına dayalı Ticari ilişki kapsamında, Davacı Şirketçe Davalı Şirket adına içeriğinde takip dayanağı yapılan---- Nolu 70.416,50 TI Bedelli Faturanın” da yer aldığı Muhtelif Tarih ve Tutarlarda Faturalar düzenlendiği ve Ticari Defterlerinde Davalı Şirket adına Borç kaydedilerek ilgili dönem BS FORMU ile Beyan edildikleri, Buna mukabil, davalı şirketin incelenen Ticari Defterlerinde Davalı Şirketçe içeriğinde takip dayanağı 10.11.2018 T. ----- Nolu, 70.416,50 TL Bedelli Faturanın da yer aldığı tüm faturaların Davacı Şirket Alacağı olarak kaydedildikleri ve ilgili dönem BA FORMU ile Davacı Şirketten Mal Alımı olarak beyan edildikleri, Tarafların ödeme kayıtlarının da çelişmemekte ve 2018 Yılı sonu itibarıyla tarafların 342.276,46 TL BORÇ/ALACAK bakiyesinde tam bir mutabakat içinde oldukları tespit edildiği, davacı aleyhinde 01.01.2017 T. itibaren hesap döneminde düzenlemiş olduğu belgelerin tamamının gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifası olmaksızın düzenlenen 213 Sayılı VUK.359/b maddesinde tanımı yapılan sahte belge olarak değerlendirilmesine yönelik vergi inceleme denetimi yapıldığı, faturaların içeriğinde yer alan Takip/Dava konusu faturanın münderecatı itibarıyla kesinleşip, kesinleşmediğinin Takdiri Sayın Mahkemeye ait olduğunu, faturaların münderecatları itibarıyla kesinleştikleri yönünde hüküm kurulması halinde, Davacı Şirketin her iki tarafında ticari defterlerinde kayıtlı bulunan ---- Nolu Faturadan kaynaklanan; 70.416,50 TL Asıl Alacağını Davalı Şirketten talep etmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, Davacı Şirketin Davanın dayandığı takipte Takip öncesine ilişkin olarak, %9 Yasal Faiz Oranı üzerinden hesaplanmış olan 52,09 TL İşlemiş Faiz Talebinde bulunduğu ve işbu İşlemiş Faiz Talebini harçlandırmak suretiyle huzurdaki davaya konu ettiği, Dosya Kapsamı incelendiğinde, taraflar arasında temerrüt halini düzenleyen herhangi bir sözleşme ve/veya takip konusu yapılan alacağa ilişkin olarak davalı şirkete keşide edilmiş yasal nitelikli bir temerrüt ihtarının dosya kapsamında yer almadığı ...'' belirtilmiştir.Tanzim edilen rapor taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekillerince rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri dosyaya sunulmuştur. Mahkememizin 11/10/2022 tarihli ----- numaralı celsesinde davacı vekiline davaya konu faturaları ve sevk irsaliyelerini sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilince Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosu aracılığı ile 14/10/2022 tarihinde celse ara kararı gereği beyanda bulunmuş ve dilekçe ekinde ----- seri numaralı ve 70.416,50-TL bedelli fatura sureti sunulmuştur.Mahkememizin 22/11/2022 tarihli celse ara kararı gereği ----- Vergi dairesine davaya konu fatura ( bilirkişi raporu içeriğinde sahte faturaya ilişkin inceleme yapıldığının bildirilmesi sebebi ile ) ile ilgili vergi incelemesine ilişkin idari soruşturma neticesinin ve buna bağlı olarak adli makamlara, Cumhuriyet Savcılığına yapılan bir şikayet olup olmadığı sorulmuş, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın dosya içerisinde mübrez 26/12/2022 tarihli cevap yazıları ile ;''Konuyla ilgili --- kayıtlarımızın tetkikinde, adı geçen mükellef hakkında 2017, 2018 ve 2019 dönemleri için yapılan incelemede düzenlenen 01.06.2020 tarihli, ----- sayılı Vergi Suçu Raporuna istinaden ----Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulması sonucunda ----. Asliye Ceza Mahkemesi'nin --- Esas sayılı dosyasında dava açıldığı; Yine mükellef hakkında 2021 dönemi için yapılan incelemede düzenlenen 15.10.2021 tarihli, ---- sayılı Vergi Suçu Raporuna istinaden ---- Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulması sonucunda ----Asliye Ceza Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyasında dava açıldığı bilgisine ulaşılmıştır.'' şeklinde cevap verilmiştir.----. Asliye Ceza Mahkemesi'nin --- Esas sayılı dosyası UYAP sisteminden celp edilmiştir. Mahkememizin 28/11/2023 tarihli celse ara kararı gereği ----- Vergi Dairesine ---- sayılı vergi tekniği raporundan okunaklı bir örnek ile davaya konu 10/11/2018 tarih ---- seri numaralı 70.416,50-TL bedelli fatura yönünden davacı ve davalıya ilişkin vergi dairesi nezdinde yapıldığı anlaşılan incelemenin tamamlanıp tamamlanmadığının, tamamlandı ise sonucu hakkında bilgi verilmesi için müzekkere yazılmıştır.----Vergi Dairesinin dosya içerisinde mübrez 06/12/2023 tarihli yazıları ile ''İlgi tarih ve sayılı yazınıza istinaden Dairemizin ----- vergi kimlik numarasında kayıtlı -----ŞİRKETİ'nin sicil kayıtlarımızın tetkikinde Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı----- Denetim Daire Başkanlığı tarafından 15.08.2023 tarihinden itibaren, 2017,2018,2019 dönemleri için incelemeye başlanıldığı ve incelemenin devam ettiği tespit edildiği bildirilmiş olup -----sayılı vergi tekniği raporu yazı ekinde gönderilmiştir. Mahkememizin 20/02/2024 tarihli celsesinde HMK m.146 kapsamında tanık deliline dayanıldığı, davacı vekiline dinletmek isteyip istemediği sorulduğunda Davacı vekili e- duruşma yolu ile ; biz tanık dinletmeyeceğiz, Hakimin reddine ilişkin yazılı olarak Mahkemenize dilekçe sunacağız .'' şeklinde beyanda bulunulması üzerine davacı vekiline Hakimin reddi taleplerine ilişkin yazılı dilekçe sunmak üzere 2 haftalık süre verilerek ilgili işlemlerin infazına karar verilmiştir.Mahkememizin 09/05/2024 tarihli gerekçeli ara kararı ile;"...6100 sayılı HMK 38. Maddesinde Hâkimin reddinin yazılı dilekçe ile talep edileceği ve dilekçede ret talebinin dayandığı sebepler ile delil veya emarelerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi gerektiği düzenlenmiş olup, davacı vekilinin talebi sonrasında yazılı beyan dilekçesi sunmak üzere Mahkemece süre verilmesine karşın hakimin reddi talebine yönelik dosya kapsamına yazılı beyan dilekçesi sunulmadığı anlaşılmakla HMK 41/b maddesi gereği talebin geri çevrilmesine..." karar verilmesi gerekmiş, verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna gidilmemiştir.İddia, savunma, sunulu bilirkişi raporu ve deliller ile tüm dosya kapsamından; Huzurdaki dava, fatura alacağının konu edildiği icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemiyle açılmıştır. İcra dosyasının incelenmesinden; Davacı tarafından davalı aleyhine 70.416,50-TL bedelli fatura ve 52,09-TL takibe kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 70.468,59-TL alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından takibe, borca ve ferilerine itiraz edilerek takibin durdurulduğu, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde 70.468,59-TL üzerinden harçlandırılmak suretiyle açıldığı anlaşılmıştır. İcra takibine konu faturanın; 10/11/2018 düzenlenme tarihli ----- seri numaralı KDV dahil 70.416,50-TL bedelli olarak bir kısım inşaat malzemelerinin satışına ilişkin irsaliyeli fatura şeklinde düzenlendiği, üzerinde teslime ilişkin imza bulunmadığı, faturanın açık fatura olarak keşide edildiği görülmüştür. Cevap dilekçesinde davalı tarafından taraflar arasında ticari ilişki bulunduğuna yönelik bir kısım beyanda bulunmuş ise de icra takibine konu fatura yönünden sözleşmesel ilişkinin inkar edildiği, faturaya konu mal tesliminin gerçekleşmediğinin savunduğu görülmekle, tarafların takibe konu fatura yönünden sözleşmesel ilişki başta olmak üzere alacak ve miktarı yönünden uyuşmazlık içinde bulundukları anlaşılmıştır.Taraflarının tacir olduğu ve ticari defter tutma yükümlülüğü dikkate alınarak ticari defterler üzerinde 6100 sayılı HMK 222. Madde ihtarı yapılmak suretiyle bilirkişi incelemesi yapılması yönünde ara karar tesis edilmiş, SMMM tarafından sunulan raporda; Taraflar arasında 2017 yılından itibaren muhtelif faturalara konu ticari ilişki bulunduğu, Davacı tarafın 2018 yılı ticari defterlerinin noter açılışlarının bulunduğu, vergi denetimi nedeniyle ticari defterlerin yazdırılmış halleriyle kapanış kaydının yapıldığı ve ancak Vergi Denetimine sunulmuş olmaları nedeniyle noter kapanış tasdiklerinin yaptırılamadığı, takibe konu faturanın davacı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacı tarafın faturaya dayalı açık cari hesaptan kaynaklanan 342.276,46-TL alacaklı olduğu, davalı tarafından sunulan 2018 yılı ticari defterlerin ise açılış onaylarının bulunduğu ve ancak kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, takibe konu faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve faturaya dayalı cari hesaptan kaynaklanan 342.276,50-TL davacı taraf lehine alacak kaydı bulunduğu, davaya konu faturanın taraflarca Ba-Bs formlarıyla vergi dairesine bildirildiği, davacı yönünden vergi dairesi müdürlüğü nezdinde 2017 yılından itibaren düzenlenen faturalar yönünden sahtelik incelemesi yapıldığı ve bu hususta vergi denetim raporu düzenlendiğinin belirtildiği görülmüştür. Sunulu bilirkişi raporu dikkate alınarak Mahkememizin 22/11/2022 tarihli celse ara kararı ile ----- Vergi Dairesine davaya konu fatura ile ilgili inceleme yapılıp yapılmadığı, idari soruşturma neticesinin ve buna bağlı olarak adli makamlara yapılan bir şikayet olup olmadığı sorulmuş, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen cevapta; Davacı hakkında 2017, 2018 ve 2019 dönemleri için 01/06/2020 tarihli ---- sayılı Vergi Suçu Raporuna istinaden ----- Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulduğu ve -----Asliye Ceza Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyasından dava açıldığı, 2021 dönemi için 15/10/2021 tarihli ---- sayılı Vergi Suçu Raporuna istinaden -----Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulduğu ve ----. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ----- -Esas sayılı dosyasından dava açıldığı bildirilmiştir.Gelir İdaresi Başkanlığından verilen cevap gereği huzurdaki davaya konu faturanın 2018 yılına ilişkin olduğu dikkate alınarak 01/06/2020 tarihlili Vergi Suçu Raporu ile ----. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ------Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilmiştir.Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi davasına etkisinin 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, hukuk hâkiminin ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız olduğu, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü, illiyet bağı gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı açık olmakla birlikte yerleşmiş yargı içtihatlarında ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla hukuk hakiminin bağlı olacağının kabul edildiği gibi maddi olayın varlığını saptayan ceza mahkemesi kararının taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıdığı açıktır. -----sayılı Vergi Denetim Raporunda;"... Davalı Şirket hakkında 2017-2018 ve 2019 yıllarına ilişkin yapılan Vergi Denetimi neticesinde, ---- Vergi Kaçakçılığı---- Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenmiş olan ------ Nolu Raporda, Davalı Şirketin Sahte Faturaları bilerek, isteyerek kullanıp, kullanmadığı yönünde yapılan değerlendirmede, Davalı Şirket Temsilcisinin kendisine bu faturalarla ilgili olarak sorulan çeşitli sorulara cevaben; “İnşaat işi yapmaktayız. Kamuya iş yapan firmayız. Faaliyetimizde kullanmak için malzemeleri ilgili firmalardan aldık, Ödemelerimizin büyük çoğunluğu havale ve çek ile yapılmıştır. Ödemelere ilişkin belgeleri de tarafınıza sunduk. Bu faturaların sahte olduğunu bilmiyorduk. Zaten bilme imkânımız da yoktur. Yapmış olduğumuz alımlar karşılığında verilen faturalardır. Malların nakliyesini karşı firmalar yapmaktaydı.” ifadede bulunduğu ve yapılan inceleme neticesinde, Davalı Şirket temsilcisinin ifadesinin aksine bir delil tespit edilemediğinden ve sahte faturalarda belirtilen malların bilerek ve isteyerek kullanıldığı yönünde de somut bir bilgi ve veriye rastlanılmadığı, Sahte faturalara konu mal alışlarının gerçekten yapıldığı ve söz konusu sahte belgelerin bilmeden kullanıldığı sonucuna varılmış olduğu ve mükellef hakkında vergi suçu raporu düzenlenmediğinin bildirildiği görülmüştür.Huzurdaki dava faturadan doğan alacak istemi ilişkin olup, uyuşmazlıkta taraflar arasında hizmetin verilmesi hususunda ihtilaf bulunduğundan "mal alışının gerçekliği" somut vakıasının yargılamanın özünü teşkil ettiği, bu kapsamda somut vakıaya yönelik incelemeye ilişkin "sahtelik" şüphesi yönünden mevcut bir ceza soruşturmasının bulunup bulunmadığının hukuk yargılamasında araştırılması gerektiği, huzurdaki davaya konu faturanın içinde bulunduğu yıl itibariyle şikayet konusu yapıldığı anlaşılan ----- Asliye Ceza Mahkemesi dosyasının uyap kayıtları incelenmesinden, iddianamede -----sayılı vergi suçu raporuna dayanıldığı, celp edilen ----- sayılı raporlarda huzurdaki davaya konu faturanın yer almadığı, huzurdaki davaya konu faturanın konu edildiği vergi dairesince yapılan karşıt inceleme neticesinde düzenlenen ----- sayılı raporda mal alışlarının gerçekten yapıldığı ve söz konusu sahte belgelerin bilmeden kullanıldığı sonucuna varılmış olduğu ve mükellef hakkında vergi suçu raporu düzenlenmediğinin bildirildiği, ceza mahkemesi dosyasından alınan bilirkişi raporunda da davaya konu fatura yönünden bir değerlendirme bulunmadığı, tüm bunlardan Vergi Dairesince her ne kadar davacı hakkında idari denetimin devam ettiği yönünde cevap verilmiş ise de huzurdaki davaya konu fatura yönünden davacı ve/veya davalı aleyhinde idari ve/veya ceza soruşturması bulunmadığı anlaşılmakla ceza yargılamasının sonucunun beklenmesinin dosyaya katkı sağlamayacağı anlaşılmıştır.Yapılan yargılamada dilekçe teatisi aşamasında her ne kadar sözleşmesel ilişki ve faturaya konu alacak yönünden taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu görülmüş ise de; 6100 sayılı HMK 222. Madde kapsamında yapılan ihtar ile yapılan bilirkişi incelemesinde taraflar arasında 2017 yılından itibaren muhtelif faturalara konu ticari ilişki bulunduğu, takibe konu faturanın her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu gibi iki taraf ticari defterlerinde fatura kaydı, ödeme, alacak/borç kaydı husususlarında tam mutabakat bulunduğu, davalı taraf ticari defterlerinin açılış onayı bulunmakla birlikte kapanış onayı bulunmadığından usulüne uygun şekilde tutulmadığı anlaşılmakla HMK 222/4 .madde kapsamında davalı ticari defterlerinde yer alan kaydın davalı aleyhinde delil teşkil ettiği, huzurdaki davada her ne kadar "mal teslimi" inkar edilmiş ise de vergi müdürlüğü nezdinde yapılan karşıt incelemede davalı şirket yetkilisi tarafından faturaya konu mal satışının yapıldığı yönünde beyanda bulunulduğu gibi "Ba" formu ile mal alışına yönelik davalı tarafından vergi dairesine yapılan bildiriminin kendisini bağladığı, TTK ve HMK ispat kuralları çerçevesinde yapılan yargılamada davacı tarafından ispat külfetinin yerine getirildiği anlaşılmakla asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosya kapsamında somut delil bulunmadığı görülmekle icra takibinde yer alan işlemiş faiz talebinin reddi gerektiği, icra takip talebinde yer alan talep dikkate alınarak ve taleple bağlı kalınarak asıl alacağa %9 yasal faizi işletilmesine karar verilmesi gerektiği, faturaya dayalı alacağın likit ve belirli olduğu dikkate alınarak icra inkar tazminatı talebinin tespit edilen asıl alacak miktarı üzerinden değerlendirmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla davaının kısmen kabulüne kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-)DAVANIN KISMEN KABULÜNE- KISMEN REDDİNE, 2-)Davalının --- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takibe yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 70.416,50-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, -Asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 yasal faiz işletilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-)Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacağın %20'si tutarında olan 14.083,30-TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-)Karar ve ilam harcı olan 4.810,15-TL harçtan peşin alınan 851,09-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.959,06‬-TL harcın kararın kesinleşmesini müteakip talep halinde davacıya iadesine, 5-)Davanın kabul edilen miktarı yönünden; Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümler madde 13/1 ve A.A.Ü.T. uyarınca 17.900,00-TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-)Davanın reddedilen miktarı yönünden; davalı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümler madde 13/1 ve A.A.Ü.T. uyarınca 52,09‬-TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 7-)Davacı tarafça yatırılan 918,89-TL harç ve 1.093,50-TL bilirkişi, posta, tebligat gideri olmak üzere toplam 2.012,39‬-TL yargılama giderinden davayı kabul- ret oranı dikkate alınarak; toplam 2.010,78-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-)Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK. madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.

Atıf: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/592, K. 2024/645, T. 17.09.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-11-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-592-e-2024-645-k-2dc9d1d699bb