İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/583 E. 2025/23 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/583
- Karar No
- 2025/23
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/583 KARAR NO : 2025/23 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/08/2023 KARAR TARİHİ : 09/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirketin ortaklan ---, ----- ve Davalı ... arasında---- Noterliği'nin 6 Şubat 2013 tarih ve ----- yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesinin akdedildiğini, 17.04.2019 tarihinde ---- sayılı --- Gazetesi'nin ----sayfasında yayınlanan ----- ad ve unvanıyla müvekkili şirketin kurulduğunu, her ortağın diğer bir ortakla müştereken atacağı imza ile birlikte şirketi temsile yetkili müdür olarak atandığını, davalı borçlunun farklı tarihlerde müvekkili şirket hesabından kendi şahsi kullanımı nedeniyle para çektiğini, şirkete ait şirket ortakları adına tutulan cari hesap ekstrelerinin incelendiğinde davalının 2021 yılında müvekkili şirkete olan bakiye borcunun 260.321,93 TL olduğunu, 2022 yılı şirket ortakları hesabına tutulan cari hesap ekstresi incelendiğinde 265.805,83 TL borcunun bulunduğunu, davalının şirketten alacak hakkı olan 32.168,54 TL huzur hakkının müvekkili şirkete olan borcundan mahsup edilmesi neticesinde müvekkili şirketin davalıdan toplam 233.637,29 TL alacağının bulunduğunun görüldüğünü, müvekkili şirketin alacağını tahsil etmek maksadıyla davalı aleyhine başlattığı ---- İcra Müdürlüğü -----. Sayılı icra takibine davalının itiraz ettiğini, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonlandığını; Davalının müvekkili şirket hesabından kendi adına almış olduğu son borcun tarihinin 10.05.2022 olduğunu, TTK m. 224 hükmüne atfen şirket ortağının şirketten almış olduğu borcun hiç bir ihtara gerek kalmaksızın doğrudan muaccel hale geldiğini, işbu alacağa karşılık reskont avans faizi uygulanmakla birlikte davalı ortağın cari hesapta görülen son borçlanma tarihi olan 10.05.2022 tarihinden itibaren dava konusu alacağa işlemiş gecikmiş faizin 33.875,81 TL olarak hesaplandığını, dava konusu icra takibinde mevcut 233.627,39 TL alacağın niteliği itibari ile likit nitelikte bir alacak olduğunu belirterek ----. İcra Müdürlüğü-----E. Sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile asıl alacağın işlemiş ve işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, davalı aleyhine alacağın % 20 oranından aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin hiçbir zaman şirketin banka hesaplarından para çekmediğini, davacının ------. Asliye Ticaret Mahkemesi ----- Sayılı dosyada sunmuş olduğu ve dilekçe ekinde sundukları ----- görüntülerinden müvekkili tarafından bankalardan para çekilmediği aksine paraların diğer ortaklar tarafından bankadan çekildiği ve paylaştırmanın diğer ortaklar tarafından yapıldığının görüldüğünü, dolayısıyla çekilen miktarların ortaklar arasındaki paylaşımlarının bizzat ortak ----- tarafından yapıldığını, ------Şubesi'ne müzekkere yazılarak şirkete ait----- Iban numaralı hesaptan düzenli olarak kimin para çektiği hususunun sorulabilineceğini, ortak hesap olan ----- Iban numaralı ortak hesabın hesap ekstrelerin celbi ile de iddalarının sübut bulacağını, şirkete ait -----.'de bulunan----- İban numaralı hesabın ekstrelerinin celbini talep ettiklerini; İcra takibi konusu SGK ödemeleri konusunda sanki yalnızca müvekkilin ödemeleri yapılıyormuş gibi gösterilse de tüm ortakların SGK ödemelerinin ortak şirket hesabı olan ---- hesabından yapıldığını, ----- hesabının ortaklardan --- idaresi altında bulunduğunu tüm para alışverişi ve ödemelerin onun onayından geçmeden yapılmadığını, bu hesaptan diğer ortak olan ---- SGK ödemelerinin yapıldığını bu ödemelerin onayı için müvekkilindede yetki bulunmadığını, --- - --- iki ayrı yerde çalıştığından dolayı SGK ödemesinin bir kısmını elden aldığını, ----- hesabının kayıtlarının celbi sonrası bu iddialarının somut gerçekliğe kavuşacağını, yalnızca müvekkilinin SGK ödemelerinin yapılıyormuş gibi gösterilmek istense de bu tüm ortaklar adına yapılan bir ödeme olduğundan böyle bir borcun varlığını kabul etmediklerini, şayet böyle bir borç söz konusu olacaksa diğer 2 ortağa karşı da SGK ödemelerinin "borç" adı altında istenilmesinin gerektiğini, davacının icra takibine konu ettiği 01.01.2022-Açılış Fişi isimli 260.321,93 TL'lik borcun neye ilişkin olduğunu hiçbir somut delile dayandırmadığını adeta bir excell dosyasını borç/alacak şeklinde doldurup bunu icra takibine konu ettiğini, davacının iddia ettiği borca ilişkin ne bir fatura, ne bir dekont, ne de iddiasını destekleyecek herhangi bir delil sunamadığını, ortada böyle bir borcun bulunmadığını ve her ortağa yapılan "yasal" ödemeler de içine katılarak bir alacak hesabı yapıldığını, böyle bir alacağın söz konusu olmadığını davacı şirketin müvekkili ile aralarındaki husumetten dolayı böyle bir alacağın varlığını iddia ederek müvekkilni zor duruma düşürmek istediğini davacı tarafın haksız ve kötü niyetli davasının reddine, müvekkili aleyhine kötü niyetli hareket ederek icra takibi başlatan takip alacaklısı davacı aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Davacı ----- incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu; Davacı -----incelenen 2019, 2020, 2021, 2022 ve 2023 yılı kayıtlarına göre 29.05.2023 tarihi itibari ile ortakların davacı şirkete borç/alacaklarının aşağıdaki tablodaki gibi olduğu; Davalı dışında diğer ortakların da davacı şirkete borcu bulunduğu, ancak diğer ortaklara karşı alacak talebinin ileri sürülmediği, davacı şirket yönetimi tarafından sadece davalıya karşı gerçekleştirilen işlemin eşit işlem ilkesine aykırı olduğu, bu durumda butlan ile malul olan bir karar sonucu yapılan takibin hukuka aykırı olduğu, Nihai değerlendirme Sayın Mahkemenin takdirinde olup, aksi yönde bir kanaate dayalı karar verilmesi durumunda: Davacı-alacaklının ----İcra Müdürlüğü'nün -----. Sayılı dosyasından talep edebileceği asıl alacağın 233.637,29 TL, işlemiş faizinin 33.843,81 TL olmak üzere toplam 267.481,10 TL olarak hesaplandığı, -----İcra Müdürlüğü'nün -----. sayılı dosyasından yürütülen icra takip tarihi 29.05.2023 itibarıyla davacı alacaklının 32,00 TL fazla faiz talebinde bulunduğu." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir. EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Bilirkişi Heyetine verilen görev ve dava dosyasında yer alan delil ve belgeler dikkate alınarak yukarıda anlatılan görüş ve gerekçelerle, nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere: Davacı ------ incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu; Takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirket ortağından 233.637,29 TL alacağının bulunduğu, Bilirkişi Raporu sunulduktan sonra dava dışı ortağın 20.02.2024 tarihinde davacı şirkete olan borcuna karşılık davacı şirketin ----- iban nolu hesabına 233.000,- TL yatırdığı, söz konusu bu ödemenin şirket aktifine geçtiği, 31.03.2024 tarihine kadar herhangi bir şüpheli bir çıkış işlemine rastlanılmadığı;Davacı şirketin diğer ortaklarının şirkete borcu bulunmadığının tespiti halinde, kök raporda yer verilen butlan değerlendirmesinin gerekçesinin ortadan kalktığının söylenebileceği, Davacı-alacaklının -----İcra Müdürlüğü'nün---- Sayılı dosyasından talep edebileceği asıl alacağın 233.637,29 TL, işlemiş faizinin 33.843,81 TL olmak üzere toplam 267.481,10 TL olarak hesaplandığı, ----.İcra Müdürlüğü'nün----- sayılı dosyasından yürütülen icra takip tarihi 29.05.2023 itibarıyla davacı alacaklının 32,00 TL fazla faiz talebinde bulunduğu, TTK. 224. Maddeye göre alacaklının faiz talebinde bulunabileceği, takip talebinden önce temerrüt şartının yerine getirilmediği ancak yine TTK 224. M. mucibi ortağın, yetkisiz olarak şirketten çektiği ve şirket hesabına bir yerden tahsil ettiği parayı, derhâl; şirketten aldığı ödüncü, aldığı tarihten itibaren faiziyle şirkete vermek zorunda olduğu, TTK. 3. Maddeye göre "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerden" olduğundan alacaklı tarafın ticari /reeskont avans faizi talebinde bulunabileceği, talep olunan faizin yasaya uygun olduğu," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir. EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Davacı-alacaklının ---.İcra Müdürlüğü'nün -----. Sayılı dosyasından talep edebileceği alacak miktarının; Cari hesaplar neticesi 233.637,29 TL asıl alacak, 33.843,81 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 267.481,10 TL olarak hesaplandığı, icra takip tarihi 29.05.2023 itibarıyla davacı alacaklının 32,00 TL fazla faiz talebinde bulunduğu, Cari hesaplar incelemesi ve ... lehine yapılan 31.246,13 TL SGK ödemesinin davalı borçludan istenemeyeceğinin kabulü halinde 202.391,16 TL asıl alacak, 29.317,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 231.708,76 TL olarak hesaplandığı, icra takip tarihi 29.05.2023 itibarıyla davacı alacaklının 31.246,13 TL fazla asıl alacak, 4.558,21 TL fazla faiz talebinde bulunduğu, Butlan değerlendirmesi bakımından kök rapordaki görüşümüzü muhafaza ettiğimiz," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir. DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, genel haciz yoluyla şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası fiziken celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.TTK'nın 553. maddesine göre, yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerin kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı olarak kusurlu fiil ve işlemleri sonucunda şirketin doğrudan uğradığı zarar sebebiyle, hem şirkete hem de pay sahiplerine karşı zarardan sorumludurlar.Yönetim kurulu üyeleri görevlerini ifa ederken ve verilen yetkileri kullanırken, tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmeli ve şirket menfaatlerini gözetmelilerdir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve dikkat yükümlülüğünün kapsamı, şirket ana sözleşmesi, kanun, iç yönerge ve yönetim kurulu tarafından verilen tüm yetki ve görevlerin kapsamına göre belirlenir. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu kusur sorumluluğu olup, yönetim kurulu üyesi üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini kanıtlayarak her zaman sorumluluktan kurtulabilir. Ayrıca yönetim kurulu üyesinin özen yükümlülüğü, kurulda kendisine tanınan yetki ile sınırlıdır. Dava, limited şirket müdürü olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır. Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında mahkememizce, davalı şirket müdürünün 2021-2022 dönemi itibariyle sorumluluğunu gerektiren bir eyleminin ve dolayısıyla zararın bulunup bulunmadığının tespiti yönünden konularında uzman icra hukuku hesaplama uzmanı, ticaret hukuku hesaplama uzmanı ve mali müşavirden oluşan üçlü heyetten bilirkişi raporu alınmıştır. Alınan bilirkişi heyet raporuna karşı bir dizi itiraz olması nedeniyle ek bilirkişi heyet raporu alınmış olup, 21/05/2024 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; "Davacı-alacaklının ----İcra Müdürlüğü’nün ------Sayılı dosyasından talep edebileceği asıl alacağın 233.637,29 TL, işlemiş faizinin 33.843,81 TL olmak üzere toplam 267.481,10 TL olarak hesaplandığı,-----İcra Müdürlüğü’nün ----- sayılı dosyasından yürütülen icra takip tarihi 29.05.2023 itibarıyla davacı alacaklının 32,00 TL fazla faiz talebinde bulunduğu, TTK. 224. Maddeye göre alacaklının faiz talebinde bulunabileceği, takip talebinden önce temerrüt şartının yerine getirilmediği ancak yine TTK 224. M. mucibi ortağın, yetkisiz olarak şirketten çektiği ve şirket hesabına bir yerden tahsil ettiği parayı, derhâl; şirketten aldığı ödüncü, aldığı tarihten itibaren faiziyle şirkete vermek zorunda olduğu, TTK. 3. Maddeye göre ‘’Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerden’’ olduğundan alacaklı tarafın ticari /reeskont avans faizi talebinde bulunabileceği, talep olunan faizin yasaya uygun olduğu, " şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. Benzer konuya ilişkin olmak üzere ----- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesi'nin ---- Esas ve----- Karar sayılı ilamında; "Somut olayda; toplanan tüm deliller ve aldırılan bilirkişi raporları ile, davalı ------diğer davalı şirketin müdürü olduğu dönemde, şirkete ait bir kısım araçların satış bedellerinin 79.060,00 TL'lik kısmının şirket kasasına girmediği, şirket kayıtlarında da yer almadığı, yine kullanılan 65.000,00-TL'lik kredinin 29.600,00-TL'lik kısmının doğrudan davalı ------ ödendiği, bu tutarın şirket kayıtlarına girmediği davacı diğer ortak tarafından ispatlanmış olup, mahkemece bu tutarlar yönünden davalı müdürün şirketi kusurlu eylemi ile zarara uğrattığının kabul edilmesinde ve bu tutarların şirkete ödenmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı yanın uyuşmazlığın konusunu oluşturmayan ve sonuca etkili olmayan sair istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. " şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmüştür. Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı yanın ---İcra Müdürlüğünün ----- icra dosyası üzerinden takip başlattığı, takibin itiraz neticesinde durduğu, davacı yanın itirazın iptali davasını ikame ettiği, davalı vekilinin davanın reddini talep ettiği, oluşturulan bilirkişi heyeti marifetiyle davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde davalı eski yönetici ----, davacı şirkete 30.09.2023 tarihi itibarıyla 233.637,29 TL borçlu olduğu tespit edildiği, safahatta ---- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesi'nin ---- esas ve ---- karar sayılı ilamı nazara alınarak ortaklar kurul kararının davacı yanca ikame edildiği, sonuç olarak davalı ...'in davacı şirketin müdürü olduğu dönemde, davacı şirkete 233.637,29 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı, bu tutarın daha sonrasında şirket kayıtlarına girmediği davacı şirket tarafından ispatlanmıştır. Ancak davalı vekilinin cevap dilekçesi başta olmak üzere safahatta "tüm ortakların SGK ödemeleri ortak şirket hesabı olan ---- hesabından yapıldığına" ilişkin savunmalarının karşılanması gerektiği vicdani kanaati ile bu hususun tespiti bakımından dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, 18/11/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda konu ile alakalı olarak 233.637,29 TL nin 31.814,91 TL ödemenin dava dışı ortak ---- için 31.246,13 TL ödemenin davalının kendi sgk online tahsilat ödemesi için gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Bu noktada toplam borç miktarı olan 233.637,29 TL içinde dava dışı ortak ---- için yapılan sgk ödemesinin yalnızca 31.814,91 TL olduğu, diğer ortak ----- için sgk ödemesi harcamasına rastlanmadığı, davalının kendisi için yapılan sgk ödemesi olan 31.246,13 TL nin davacı şirkete yüklemesinin yerinde olmadığı, dava dışı orta---- için yapılan sgk ödemesinin davacı şirket alacağından dışlanması gerektiği, davacı şirket tarafından bu miktarın dava dışı ortaktan tahsil hakkının baki olduğu, sonuç olarak 31.246,13 TL-31.814,91 TL = 201.822,38 TL yönünden davacının alacak talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinden itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili TTK madde 224 e göre faiz talebinde bulunduğu ancak bilirkişi heyeti tarafından asıl alacak olan 201.822,38 TL üzerinden faiz talebinin hesaplanmadığı anlaşılmış ise de söz konusu hesaplamanın bilirkişi raporundaki tespit edilen faiz oranları ve faiz başlangıç tarihleri esas alınarak mahkememizce oran orantı ilkeleri kapsamında hesaplanabildiğinden usul ekonomisi esas alınarak bu nedenle yeniden dosyanın bilirkişi heyetine gönderilmesine yer olmadığı değerlendirilerek mahkememizce yapılan hesap neticesinde faiz alacağının tespitine karar verilmiştir. Bu cümleden olmak üzere bilirkişi tarafından yasal mevzuat esas alınarak 31/12/201-30/12/2022 tarihleri arası (234 gün) için %15,75 üzerinden 20.378,53 TL; 31/12/2022-29/05/2023 tarihleri arası (149 gün) için 8.856,68 TL faiz hesaplanarak asıl alacak üzerine eklenmiştir. Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,---- Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir. Somut olayımızda şirket ortağı olan ve şirket yetkilisi iken yapılan harcamalardan kaynaklı alacağın tahsili talep edilen borçlu davalının kendisi tarafından yapılan harcamaların bilinebilir olduğu bu haliyle likit olduğu vicdani kanaati ile davanın kabul edilen miktarı üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı tarafından ----İcra Dairesinin ----- sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 201.822,38 TL asıl alacak ve 29.235,21 TL faiz olmak üzere toplam 231.057,59 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kabul edilen asıl alacak olan 201.822,38 TL TL üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE, 3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 15.783,54 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak alınan 4.568,46 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.215,08 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvuru harcı, 4.568,46 TL peşin harç toplamı 4.838,31 TL ile 28.220,75 TL ( Bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, dosya ücreti) olmak üzere toplam 33.059,06 TL yargılama giderinden davanın kabul 0,86 ve red 0,14 oranına göre hesaplanan 28.430,79 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan bir gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 6-Arabuluculuk ücreti 3.120,00 TL'nin kabul oranına göre 2.683,20 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye İRAT KAYDINA, 7-Arabuluculuk ücreti 3.120,00 TL'nin red oranına göre 436,80 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye İRAT KAYDINA, 8-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana İADESİNE, 9-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 36.969,21 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 10-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.