İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2023/221 E. 2024/63 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2023/221
Karar No
2024/63
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO:2023/221 Esas KARAR NO: 2024/63 DAVA:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:02/11/2023 KARAR TARİHİ:01/03/2024 Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davacı şirketin ----- yılından bu yana inşaat sektöründe faaliyet gösteren ülkemizin öncü inşaat şirketlerinden biri olduğunu, ---- markalı ürün grubunun yanı sıra, ---yakın tescilli markasıyla inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, -----sayılı markası Tanınmış Marka statüsünde olup, bu markası dışında ---- markaları bulunduğunu, davalının ise -----kullanıcı adı ile -----hesapları üzerinde müvekkili şirketin özellikle --- taklit ederek amblem ve marka oluşturarak kullandığını, davalının aynı zamanda müvekkili şirketin markasını da taklit ederek---------- faaliyet göstermeye başladığını ve müvekkilinin markasının bire bir aynını kullanarak kendisine bir marka oluşturmaya çalıştığını, ancak davalının bu fiilinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ve davalının bu sayede haksız kazanç elde ettiğini, mahkememiz -------sayılı dava dosyası ile açılan davada yapılan yargılama neticesinde; davalının kullanımının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve haksız rekabette bulunduğunun tespit edildiğini, bu tespite bağlı olarak tecavüzün men’ine ve ref’ine, haksız rekabetin Men’ine ve ortadan kaldırılmasına yine toplam 65.250-TL maddi tazminata karar verildiğin, ancak dava dilekçesindeki hususlardan olan davalının ticaret unvanının terkini yönündeki taleplerinin reddedildiğini, iş bu davaya ait dava dilekçesinin sonuç kısmında açıkça; “davalı şirketin, müvekkile ait --------- ibareli markalarına vaki tecavüzün tespiti ile durdurulmasına, davalı tecavüzünün men’ine ve ref’ine, müvekkilin tescilli ve tanınmış markasının davalı şirket tarafından ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının yasaklanmasına” yönünde talepleri bulunmasına rağmen Mahkemece " davacı taraf dilekçesinde davalının kendilerine ait markaları ticaret unvanında kullanmasının yasaklanmasını talep etmişse de, davalının ticaret unvanından -kuzu- ibaresinin terkini talep edilmediğinden, tescilli ticaret unvanını kullanmasının yasaklanmayacağı” yönünde gerekçe bildirdiğini, kararın bu gerekçenin haksız olduğu kanaati ile istinaf edildiğini ve ---------- sayılı ilamı ile "davacı vekili istinaf isteminde mahkemenin ticaret unvanının terkinine karar vermemesinin hatalı olduğunu, geniş yorum yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, davacının aşamalardaki dilekçelerinde terkine ilişkin talepte bulunmadığı, 2. Raporda bilirkişiler tarafından davacının terkin talebinin olmadığına değinildiği ancak davacı vekilinin rapora beyan dilekçesinde bu hususla ilgili beyanda bulunmadığı gibi davanın ıslah edilmediği, HMK 26.maddesi gereğince mahkemenin taleple bağlı olduğu, talepten fazlasına karar veremeyeceği dikkate alındığında mahkemece tescilli ticaret unvanının terkin edilmedikçe kullanımının yasaklanamayacağı gerekçesi ile davacının bu yöndeki isteminin reddine karar vermesi yerinde olup davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir" gerekçesiyle istinaf talebinin reddedildiğini, ve kararın -------- tarihinde kesinleştiğini, 6769 sayılı SMK’nın 7/2-e maddesi ile “marka sahibinin izinsiz olarak yapılması halinde işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının önlenmesini talep etme hakkı olduğu” düzenlendiğini, İlgili yasal düzenlemede "Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir " İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. " şeklinde olduğunu, bu durumda müvekkilinin davalının ticaret unvanındaki --------- ibaresinin yasaklanmasını ve bu amaçla da terkinini talebe hakkı bulunduğunu ileri sürerek; ----- sayılı dava dosyasının kesinleşmiş olması sebebiyle evvelemirde davalının ticaret unvanında müvekkiline ait ----- markasına ait ibareyi kullanmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkiline ait tescilli marka olan ------ ibaresinin davalının ticaret unvanından terkin edilmesine, davalıca ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanılmasının yasaklanmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında alınan beyanında davanın reddini talep etmiştir. TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı şirketin ticaret unvanındaki -----ibaresinin davacı adına tescilli -----markası yönünden marka hakkına tecavüzün oluşturulup oluşturulmadığı, -----ibaresinin ticaret unvanının terkininin gerekip gerekmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır. UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER: Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır.Taraflara ait ticaret sicil kayıtları dosya içine getirtilmiş, incelendiklerinde; davacı şirketin tescil tarihinin ------ davalı şirketin tescil tarihinin ise-------- olduğu tespit edilmiştir. UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME: Sınai Mülkiyet Kanununun 29. maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, markanın ticaret unvanı ya da işletme adında kullanılması marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Yine Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. GEREKÇE: Dava Marka hakkına tecavüzden kaynaklı ticaret unvanının terkini davasıdır. Davacı taraf davalı tarafın ticaret unvanında kullanılan ----- sayılı markası Tanınmış Marka statüsündeki marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ve bu sebeple ticaret unvanındaki --- ibaresinin terkinini talep ve dava etmiştir. Mahkememiz --------sayılı dava dosyasının kararında "Her ne kadar davacı taraf ıslah dilekçesinde davalının kendilerine ait markaları ticaret unvanında kullanmasının yasaklanmasını da talep etmişse de, davalının ticaret unvanından ------ ibaresinin terkini talep edilmediğinden, tescilli ticaret unvanını kullanmasının yasaklanamayacağı, yalnızca davacının markalarıyla karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali bulunan ibarelerin markasal olarak kullanımının yasaklanmasına karar verilebileceği" şeklinde karar verildiği, kararın --- tarihinde kesinleştiği görülmüştür. HMK'nun 114/1-i maddesine göre aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olmasının dava şartı olduğu, yine HMK'nun 115/2 maddesinde ise "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." hükmü yer almaktadır. Mahkememizin incelenen --------sayılı davasının taraflarının aynı olduğu, davacıya ait tescilli marka olan --------ibaresinin davalının ticaret unvanından terkine ilişkin talebe yönelik karar verildiği ve verilen kararının kesinleştiği, kesin hüküm nedeniyle yeniden aynı konuda dava açılamayacağı, HMK'nun 114/2-i maddesindeki dava şartının mevcut olmadığı nalaşılmakla, davanın HMK' nun 115/2 ve 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davanın HMK' nun 115/2 ve 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan başlangıçta yatırılan 269,85 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 01/03/2024

Atıf: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/221, K. 2024/63, T. 01.03.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-1-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2023-221-e-2024-63-k-2872f380226c