İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/618 E. 2025/384 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/618
Karar No
2025/384
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/618 Esas KARAR NO : 2025/384 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/08/2023 KARAR TARİHİ : 29/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında ticari bir ilişkinin bulunduğunu, bu ilişkiye istinaden satışlar gerçekleştirildiğini ve dava dilekçesi ekinde sundukları faturaların düzenlendiğini, davalı şirketin söz konusu faturaları vadesinde ödemeyerek temerrüde düştüğünü, müvekkili şirketin ödenmeyen muaccel alacaklarının tahsili amacıyla davalı aleyhine---------- İcra Müdürlüğü'nün ------------ E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın söz konusu icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyan ederek----------- İcra Müdürlüğü'nün ------------E. Sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, haksız itirazları ile takibin durmasına sebebiyet veren davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ------------- Şti' nin 25.04.2022 tarihinde kapanmış olduğunu, 26.04.2022 tarihinde ----------Ş. olarak nevi değişikliği yapıldığını, davacı tarafın dava konusu vade farkı faturalarını kötü niyetli olarak şirkete kestiğini, davacının hem kur farkı hem de vade farkı düzenleyerek faturalar kestiğini, davacının kur farkı üzerinden vade farkı talep ettiğini, cari ekstre incelendiğinde müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığının anlaşılacağını, davacı tarafın müvekkil şirkete düzenlediği 03.03.2023 tarihli fatura bedelinin tamamen ödendiğini, davacı tarafın faturasında başkaca bir kayıt, ihtar, ödeme süresi belirtmesi de bulunmadığını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere tarafların kararlaştırılan tüm ödemelerin müvekkili şirket tarafından yapıldığı halde davacı tarafından onaysız şekilde vade farkı faturası ve kur farkı faturası kesildiğini, davacı tarafın müvekkil şirketten vade farkı ve kur farkı talep etmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından kur farkı talep edilebilmesi için bunun herhangi bir sözleşmede kararlaştırılmış olması gerekmekte olup taraflar arasında kur farkı talebiyle ilgili bir sözleşmenin olmadığını, kesilen faturada ödeme günündeki kur üzerinden ödenmesi gerektiğine dair herhangi bir ibare bulunmadığını, bu yönüyle de davacının talebinin hukuka aykırı olduğundan haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep ettiklerini, müvekkil şirketin huzurdaki itirazın iptali davasına konu faturanın dayanağı olan ana faturayı davacı tarafa eksiksiz ödediğini, davacının yasal mevzuatımız gereği ödeme yapılan gün ---------- Bankası alış kuruna göre hesaplama yapılmış olması durumunda herhangi bir bakiye tutarının olmayacağını, davacı tarafından kur farkı üzerinden vade alacağı talep edilebilmesinin hukuki düzenlemeler çerçevesinde mümkün olmadığından müvekkil şirket açısından kur farkı üzerinden vade alacağına dayalı bir borcun borcun söz konusu olmayacağını, bu nedenle davacının müvekkil şirket nezdinde hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, dava konusu alacak likit olmadığından icra inâr tazminatı talep edilmesinin de hukuken mümkün olmadığından haksız davanın tüm talepler yönünden reddini ve %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce alınan 03/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi; Davacı şirketin 2022 ve 2023 yıllarına ait yasal ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine ve muhasebe sistemi uygulama genel tebliğine uygun tutulduğu ve birbirleri ile uyumlu oldukları, davaya konusu kesilen faturaların, davacı şirketin yasal ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 15.341,18-EURO (293.545,81-TL) tutarlı, 23.11.2022 tarihli ve ------------ numaralı faturaya konu malların döviz karşılığında satımının yapıldığı, davacı şirketin yasal ticari defter kayıtlarına göre; davalı şirket tarafından 03.03.2023 tarihinde 293.545,81-TL ödeme yapıldığı, yapılan bu ödeme tutarının EURO olarak karşılığının ise 14.611,10-EUR olduğu, işbu ödemenin 15.341,18-EURO (293.545,81-TL) tutarlı, 23.11.2022 tarihli ve ------------ numaralı faturaya istinaden yapıldığı, yapılan ödeme tutarının Türk lirası olarak fatura tutarını karşıladığı ancak mal/hizmet teslim tarihi ile ödeme tarihleri arasındaki kurların farklı olmasından dolayı EURO olarak 730,08-EUR borç bakiyesinin oluştuğu, davacı şirketin muavin hesap dökümüne göre, davalı şirkete düzenlenen 23.11.2022 tarihli ve------------ numaralı 15.341,51-EUR toplam tutarlı mal/hizmet satış faturasının vade tarihinin 22.01.2023 olduğu ve davacı şirket tarafından, davalı şirkete 28.03.2023 tarihli ve ------------- numaralı 11,524,.01-TL toplam tutarlı “VADE FARKI” faturası düzenlendiği, davalı şirk işbu faturanın bedeli olarak herhangi bir ödeme olmadığı, davaya ve takibe konu faturanın davacı şirketin 2023 yılı Form BS bildiriminde, davalı şirketin ise 2023 yılı Form BA bildiriminde bulunduğunun görüldüğü, taraflar arasında sadece 1 adet vade farkı faturası düzenlendiği, başkaca bir vade farkı faturasına rastlanılmadığı, bu nedenle taraflar arasında vade farkıyla ilgili bir teamülün oluşmadığı ancak vade farkı ile ilgili davalı şirkete e-mail yoluyla gerekli bilgilendirilmelerin yapıldığı, ilgili yazışmaların dava dosyası kapsamına alındığı, davacı şirketin yasal ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalı şirketten 11.524,04 TL ve 730,08 Euro alacaklı olduğunun tespit edildiği yönündeki görüş ve kanaatlerini rapor olarak mahkememize sunmuştur. Mahkememizce alınan 19.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi; Davalının 2022, 2023 yıllarına ait ticari defterlerinin davalı tarafından ibraz edilmediği için incelenemediği, davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmediğinden davalının ticari defterlerinin incelenemediği, davacının ticari defter kayıtları ile davalının ticari defter kayıtlarının karşılaştırılamadığı, davalının ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılıp yaptırılmadığı, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığı, defter kayıtlarının birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, davalının ticari defterlerindeki kayıtların davacının ticari defter kayıtlarına aykırı olup olmadığı ile ilgili bir tespit yapılamadığı, ayrıca icra takibine konu alacağın dayanağı olan faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı ile ilgili de bir tespit yapılamadığı, icra takibine konu alacağın dayanağı olan belgelerin davacı ------------Ş. tarafından davalı -------------Ş. adına düzenlenmiş aşağıdaki tabloda bilgileri yer alan 1 adet e-Arşiv Fatura ve 1 adet e-Fatura olmak üzere toplam 2 adet fatura olduğu, İcra takibine konu alacağın dayanağı olan 2 adet faturanın fotokopilerinin dava dosyasında bulunduğu, İcra takibine konu alacağın dayanağı olan 2 adet faturadan mal satışına ilişkin olarak düzenlenmiş 23.11.2022 tarihli, ------------- numaralı, 15.341,18 EURO tutarlı 1 adet faturada yazılı olan malların davalıya teslimine ilişkin dava dosyasında bir belge bulunmadığı, İcra takibine konu alacağın dayanağı olan 2 adet faturadan 28.03.2023 tarihli, -------------- numaralı, 11.524,01 TL tutarlı 1 adet faturanın vade farkı için düzenlenmiş olduğu, Davalı vekili tarafından 20.10.2023 tarihli cevap dilekçesinde; “… Davacı tarafın , müvekkile düzenlediği .03/03/2023 tarihli fatura bedeli kuruşuna kadar ödenmiştir. Davacı tarafın faturasında başkaca bir kayıt - ihtar - ödeme süresi belirtmesi de bulunmadığı açıktır…. Davacı tarafından dava dilekçesinde de belirtildiği üzere tarafların kararlaştırılan tüm ödemeler Müvekkil tarafından yapıldığı halde Davacı tarafından onaysız şekilde Vade fark faturası ve kur farkı faturası kesilmiştir. Davacının Müvekkil Şirket'ten NE VADE FARKI NE DE KUR FARKI TALEP ETMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. … Dolayısıyla Müvekkil Şirket tarafından da ilgili düzenleme doğrultusunda TL cinsinden Davacıya yapılan ödeme nedeniyle herhangi bir şekilde kur farkı talep edilmesi mümkün değildir.” şeklinde beyanda bulunulduğu, davalı tarafından icra takibine konu alacağın dayanağı olan faturalardan 23.11.2022 tarihli, ----------- numaralı, 15.341,18 EURO tutarlı faturada yer alan malların davacı tarafından davalıya teslim edilmediğine dair bir iddia ileri sürülmediği, bilakis bu faturanın ödemesinin tamamının TL olarak yapıldığınin iddia edildiği, vade farkı için düzenlenmiş olan 28.03.2023 tarihli, ------------- numaralı, 11.524,01 TL tutarlı 1 adet faturayı ise davacının düzenlemeye hakkı olmadığının ileri sürüldüğü, İcra takibine konu alacağın dayanağı olan 2 adet faturadan, 23.11.2022 tarihli, ------------- numaralı, 15.341,18 EURO tutarlı 1 adet e-Arşiv Faturanın davalıya kağıt ortamda gönderildiğine ve teslim edildiğine dair dava dosyasında bir belge bulunmadığı, Davacı tarafından düzenlenen e-Arşiv Faturanın alt kısmında "e-Arşiv izni kapsamında elektronik ortamda iletilmiştir." ifadesinin yazılı olmadığı, İcra takibine konu alacağın dayanağı olan 2 adet faturadan 23.11.2022 tarihli, ------------- numaralı, 15.341,18 EURO tutarlı 1 adet e-Arşiv Faturanın davalıya elektronik ortamda iletildiğine dair dava dosyasında bir belge bulunmadığı, Davalı vekili tarafından 20.10.2023 tarihli cevap dilekçesinde; “… Davacı tarafın , müvekkile düzenlediği .03/03/2023 tarihli fatura bedeli kuruşuna kadar ödenmiştir. Davacı tarafın faturasında başkaca bir kayıt - ihtar - ödeme süresi belirtmesi de bulunmadığı açıktır…. Davacı tarafından dava dilekçesinde de belirtildiği üzere tarafların kararlaştırılan tüm ödemeler Müvekkil tarafından yapıldığı halde Davacı tarafından onaysız şekilde Vade fark faturası ve kur farkı faturası kesilmiştir. Davacının Müvekkil Şirket'ten NE VADE FARKI NE DE KUR FARKI TALEP ETMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. … Dolayısıyla Müvekkil Şirket tarafından da ilgili düzenleme doğrultusunda TL cinsinden Davacıya yapılan ödeme nedeniyle herhangi bir şekilde kur farkı talep edilmesi mümkün değildir.” şeklinde beyanda bulunulduğu, Davalı vekilinin cevap dilekçesindeki beyanından icra takibine konu alacağın dayanağı olan faturalardan 23.11.2022 tarihli, ------------- numaralı, 15.341,18 EURO tutarlı 1 adet e-Arşiv Faturanın davalı tarafından teslim alındığının ve bu fatura ile ilgili ödeme yapıldığının anlaşılmakta olduğu, İcra takibine konu alacağın dayanağı olan 2 adet faturadan, 28.03.2023 tarihli, ----------- numaralı, 11.524,01 TL tutarlı 1 adet e-Faturanın davalı tarafa e-Fatura Uygulaması üzerinden elektronik ortamda iletilmesine ilişkin sistem yanıtlarının dava dosyasında bulunmadığı, İcra takibine konu alacağın dayanağı olan 23.11.2022 tarihli, ------------- numaralı, 15.341,18 EURO tutarlı 1 adet e-Arşiv Faturaya davalı tarafından itiraz edildiğine dair dava dosyasında bir belge bulunmadığı, Elektronik belge olarak düzenlenen faturaların, 2021 yılının Temmuz ayına ilişkin dönemden itibaren Form Ba bildirimlerine dahil edilmeyeceği, 2021 yılının Temmuz ayına ilişkin dönemden itibaren elektronik belge olarak düzenlenen faturalar için BA formu ile bildirim yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, Davalıya ait 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin Form BA Görüntüleme Ekranında bulunan tablonun incelenmesinde; “Veri Kaynağı” sütununda “E-Belge” açıklamalarının bulunduğunun tespit edildiği, bu açıklamadan faturaların davalı tarafından ilgili aylarda bağlı olduğu vergi dairesine BA formu ile bildirilmediğinin, ilgili satırlardaki verilerin Gelir İdaresi Başkanlığı’nın sisteminden alındığının anlaşılmakta olduğu, icra takibine konu alacağın dayanağı olan faturalar 2021 yılının Temmuz ayına ilişkin dönemden itibaren elektronik belge olarak düzenlenen faturalar olduğu için bildirim yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, İcra takibine konu alacağın dayanağı olan 2022 ve 2023 yıllarında düzenlenmiş 2 adet fatura 2021 yılının Temmuz ayına ilişkin dönemden sonra düzenlenmiş elektronik belge olduğu için davalının BA formu ile bildirim yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, bu nedenle icra takibine konu alacağın dayanağı olan faturaların davalı tarafından ilgili aylarda bağlı olduğu vergi dairesine BA formu ile bildirilmediği, İcra takibine konu alacağın dayanağı olan 2022 yılına ait 1 adet ve 2023 yılına ait 1 adet faturanın davacının 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, takiple sıkı sıkıya bağlılık ilkesi gereğince ve Mahkemeniz ara kararı doğrultusunda tarafımca icra takibine konu alacağın dayanağı olan faturalar yönünden taraflar arasındaki ilişkinin incelendiği ve değerlendirildiği, icra takibine konu alacağın dayanağı olan faturalar yönünden taraflar arasındaki ilişkinin raporun 15. sayfasında “9) İcra Takibine Konu Alacağın Dayanağı Olan EURO Tutarlı Fatura Yönünden Taraflar Arasındaki EURO Cari/Açık Hesabın Değerlendirilmesi” ve “10) İcra Takibine Konu Alacağın Dayanağı Olan TL Tutarlı Fatura Yönünden Taraflar Arasındaki TL Cari/Açık Hesabın Değerlendirilmesi” başlıklı bölümlerde yabancı para ve Türk parası açısından ayrı ayrı değerlendirildiği, Raporun 16. sayfasında “11) Takip Tarihi İtibarıyla İcra Takibine Konu Alacağın Dayanağı Olan Faturalar Yönünden Taraflar Arasındaki EURO ve TL Cari/Açık Hesapların Değerlendirilmesi” başlıklı bölümde açıklandığı üzere; Takip Tarihi İtibarıyla İcra Takibine Konu Alacağın Dayanağı Olan EURO Tutarlı Fatura Yönünden Taraflar Arasındaki EURO Cari/Açık Hesabın Değerlendirilmesi: Davacının EURO cari/açık hesabının incelenmesinde; davacının 2022, 2023 yıllarına ait ticari defterleri üzerinde Mahkemenizce talimat ile yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde dosyaya sunulan 03.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda yer alan ticari defter kayıtları ile davacı tarafından davalı adına yabancı para olarak düzenlenmiş faturaya göre; 13.04.2023 takip tarihi itibarıyla icra takibine konu alacağın dayanağı olan EURO tutarlı faturadan dolayı davacının davalıdan 730,08 EURO alacaklı olduğu, Takip Tarihi İtibarıyla İcra Takibine Konu Alacağın Dayanağı Olan TL Tutarlı Fatura Yönünden Taraflar Arasındaki TL Cari/Açık Hesabın Değerlendirilmesi: Davacının TL cari/açık hesabının incelenmesinde; davacının 2022, 2023 yıllarına ait ticari defterleri üzerinde Mahkemenizce talimat ile yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde dosyaya sunulan 03.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda yer alan ticari defter kayıtlarına göre; 13.04.2023 takip tarihi itibarıyla icra takibine konu alacağın dayanağı olan TL tutarlı faturadan dolayı davacının davalıdan 11.524,01 TL alacaklı olduğu, Raporun 16 ve 17. sayfalarında “12) İcra Takibine Konu Alacağın Dayanağı Olan EURO Tutarlı Satış Faturası Yönünden Genel Değerlendirme” başlıklı bölümde açıklandığı üzere; Davacı tarafın yabancı para olan alacağının fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini istediği, seçimlik hakkını bu yönde kullandığı, Yani davacının yabancı para olan alacağının fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk parası olarak ödenmesi gereken bir alacak olduğu, Davacı tarafın takip talebinde, 730,08 EURO asıl alacağın tahsil tarihine kadar işleyecek yıllık %15,00 oranında faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığıyla tahsilini talep ettiği, Davacının Türk Lirası üzerinden bir takibi bulunmadığı, takip talebindeki alacağın Türk Lirası karşılığının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 58/3. maddesindeki yasal zorunluluk sebebiyle harca esas olmak üzere gösterilmiş olduğu, Açıklanan nedenlerle, tarafımca davacının alacağının yabancı para olarak tespit edildiği, davacının yabancı para olan alacağının takip tarihi itibarıyla takip tarihindeki kur üzerinden TL’ye çevrilmediği, bu konudaki hukuki değerlendirmenin Mahkemenizin takdirinde olduğu, Raporun 17 ila 19. sayfalarında “13) İcra Takibine Konu Alacağın Dayanağı Olan TL Tutarlı Vade Farkı Faturası Yönünden Genel Değerlendirme” başlıklı bölümde açıklandığı üzere; İcra takibine konu alacağın dayanağı olan faturalardan davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş 23.11.2022 tarihli, ------------- numaralı, 15.341,18 EURO tutarlı 1 adet satış faturası ile ilgili olarak davacı tarafından davalı adına 28.03.2023 tarihli, ------------ numaralı, 11.524,01 TL tutarlı 1 adet vade farkı faturası düzenlenmiş olduğu, Davacının 2022, 2023 yıllarına ait ticari defterleri üzerinde Mahkemenizce talimat ile yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde dosyaya sunulan 03.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda yer alan davacının ticari defter kayıtlarının incelenmesinde; davalı tarafından davacıya banka havalesi ile 03.03.2023 tarihinde 293.545,81 TL tutarında ödeme yapıldığına dair kayıt bulunduğunun, söz konusu ödemenin icra takibine konu alacağın dayanağı olan faturalardan davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş 23.11.2022 tarihli, ------------- numaralı, 15.341,18 EURO tutarlı 1 adet satış faturasına karşılık yapılmış bir ödeme olduğunun, bu kayıt dışında başka bir ödeme kaydı bulunmadığının, davacı tarafından davalı adına düzenlenen vade farkı faturasının tarihinin 28.03.2023 olduğunun, vade farkı faturasının düzenlendiği tarihten sonra davalı tarafından davacıya ödeme yapıldığına dair bir kayıt bulunmadığının tespit edildiği, Dava dosyasında taraflar arasında vade farkı istenebileceğine dair yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, ayrıca taraflar arasında vade farkı uygulamasına dair bir teamülün de bulunmadığı, raporun 19 ila 22. sayfalarında “14) İcra Takibine Konu Alacağın Dayanağı Olan EURO Tutarlı Satış Faturası ile İlgili Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar Yönünden Değerlendirme” başlıklı bölümde açıklandığı üzere; Davacı vekilinin dava dilekçesinin 1. maddesinde; “Müvekkilimiz ile davalı arasında ticari bir ilişki bulunmaktadır. Müvekkilimiz bu ilişki kapsamında satışlar gerçekleştirmiş ve bu kapsamda dava dilekçemiz ekinde sunulan faturaları düzenlemiştir.” şeklinde beyanda bulunduğu, İcra takibine konu alacağın dayanağı olan faturalardan davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş 23.11.2022 tarihli, ------------ numaralı, 15.341,18 EURO tutarlı 1 adet satış faturasında satışa konu ürünler ile ilgili “----------- , ------------ vb.” açıklamalarının yer aldığı, bu açıklamalardan ürünlerin ne olduğu tarafımca tespit edilememekle birlikte söz konusu faturada yer alan irsaliye bilgilerinden satışa konu malların sevk edilecek nitelikte mallar olduğu dolayısıyla menkul bir mal oldukları, taraflar arasındaki sözleşmenin menkul satış sözleşmesi olduğu izleniminin doğmakta olduğu, Taraflar arasındaki sözleşmenin “eser sözleşmesi” mi, yoksa “menkul satış sözleşmesi” mi olduğu, eğer eser sözleşmesi ise “döviz cinsinden maliyet içeren” bir eser sözleşmesi olup olmadığı, dolayısıyla işbu sözleşmenin yukarıda bahsedilen 11.08.1989 tarih ve ----------sayılı -------------- yayımlanan 07.08.1989 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın “Döviz” başlıklı 4. maddesinin g) bendi kapsamında mı, yoksa 28.02.2008 tarih ve ---------- sayılı ----------- yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ “Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler” başlıklı 8. maddesinin “8. fıkrası” mı, yoska “9. fıkrası” mı kapsamında kaldığı konusundaki hukuki değerlendirmenin Mahkemenizin takdirinde olduğu, 28.02.2008 tarih ve ---------- sayılı ----------- yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ “Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler” başlıklı 8. maddesinin 9. fıkrasında yer alan “Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür. Ancak sözleşme konusu ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunludur.” düzenlemesine göre, taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerininin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmanın mümkün olduğunun ancak ödeme günü ödemenin döviz olarak yapılamayacağının Türk parası cinsinden yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılmakta olduğu, davacının davalıdan alacaklı olduğuna ve davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilir ise; icra takibinden önce davacı tarafından davalı taraf temerrüde düşürülmediğinden, davalı taraf davacı tarafın başlatmış olduğu icra takibi ile temerrüde düştüğünden takip tarihi öncesi için işlemiş faiz oranı belirlenemediği ve işlemiş faiz tutarı hesaplanamadığı, davacı tarafın davalı taraftan alacaklı olduğuna ve davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilir ise; davacının yabancı para olan asıl alacağına takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun’un “Yabancı para borcunda faiz” başlıklı 4/a maddesi gereğince, devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz uygulanabileceği, Faiz konusundaki hukuki değerlendirmenin Mahkemenizin takdirinde olduğu, Davacı tarafın 11.524,01 TL asıl alacak ve 54,30 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.578,31 TL ile 730,08 EURO asıl alacak ve 24,00 EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 754,08 EURO takip tutarı üzerinden başlatmış olduğu icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine açmış olduğu itirazın iptali davasında davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline karar verilmesini istediği, harca esas dava değerini 11.578,31 TL ve 754,08 EUR (22.247,471 TL) olmak üzere toplam 33.825,78 TL olarak gösterdiği yönündeki görüş ve kanaatlerini rapor olarak mahkememize sunmuştur. İNCELEME VE GEREKÇE:Eldeki dava, faturaya dayalı olarak davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının yapmış olduğu itirazların iptaline ilişkindir.--------- İcra Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye istinaden ------------- Esas sayılı icra dosyası işbu dosya arasına alınmıştır.İcra takibine yapılan itirazın iptali 2004 sy. İİK md. 67'de düzenlenmiştir. Buna göre; "(1)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.(2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.(3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.İşbu davanın yasal bir yıllık süresinde açıldığı anlaşılmakla esastan incelemeye geçilmiştir. Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.Davacının ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla --------- Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış, ----------- talimat sayılı dosyası ile 03.04.2024 tarihli rapor dosya arasına alınmıştır. Akabinde hem davalının ticari defterleri hem de talimat mahkememizce alınan rapor birlikte değerlendirmek üzere dosya mali müşavir bilirkişiye tevdii edilmiş 19.11.2024 tarihli bilirkişi raporu dosya arasına alınmıştır. Somut olayda davalı tarafından söz konusu malların kendisine teslim edilmediğini savunmamış aksine borcunu ödediğini savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan dekont incelendiğinde davacı tarafından düzenlenen 15.341,18 Euro ve karşılığı 293.545,81 TL olan faturanın bedeli 03.03.2023 tarihinde davalı tarafından davacıya ödenmiştir. Davaya ve icra takibine faturalardaki bedelin öncelikle yabancı para cinsinden gösterildiği ve Vergi Usul Kanunu'ndaki zorunluluk nedeniyle Türk Lirası üzerinden düzenlendiği anlaşılmaktadır.Davalı tarafından yapılan kısmi ödeme dikkate alındığında yabancı para olarak gösterilen faturalar yönünden akdi ilişkinin yabancı para cinsinden kurulduğunun kabulü gerekir. Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için uygulama yada teamül aranmaz. Somut olayda davalı tarafından 06.03.2023 tarihinde 293.545,81 TL tutarındaki yapılan ödemenin ödeme tarihindeki efektif satış kuru olan 20.0856 TL üzerinden yapılan hesaplama sonucunda 14.614,74 Euro'ya tekabül ettiği, fatura bedeli: 15.341,18 Euro'dan düşüldüğünde davacının 726,44 Euro alacaklı olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme bulunması veya teamül halini almış fiili bir uygulamanın mevcut olması gerekir. Vade farkı alacağını ihtiva eden bir fatura düzenlenip davalı tarafa tebliğ edilmesi ve süresinde bu faturaya itiraz edilmemiş olması yukarıda belirtilen şartların gerçekleştirilmemesi halinde tek başına vade farkı istenebileceği sonucunu doğurmaz.Somut olayda dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere taraflar arasında vade farkı ödendiğine ilişkin teamül bulunmamaktadır. Ayrıca taraflar arasında vade farkı istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşme de bulunmamaktadır. Bu sebeple davaya ve icra takibine konu vade farkına ilişkin olarak davacı tarafından tanzim olunan 28.03.2023 tarihli 11.524,01 TL bedelli fatura yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı vekili tarafından işlemiş faiz talep edilmiş ve fatura üzerinden "Ödeme Notu: 60 gün" ibaresi bulunuyor ise de yapılan incelemede dosya kapsamında faturanın tebliğine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı, kısmi ödeme tarihinde faturanın tebliğ aldığı kabul edilse de dahi 60 günlük süre sonrasının icra takibinden sonra olduğu, bu sebeple davacı tarafından icra takibinden önce davalının temerrüte düşürüldüğünün ispatlanamadığı anlaşıldığından işlemiş faiz yönünden davanın reddine karar verilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede asıl alacak likit ve itiraz haksız göründüğünden takdiren kabul edilen alacağın % 20'si oranında ve takip tarihi olan 13.04.2023 tarihi itibariyle takibe konu yabancı para cinsinin efektif satış kuru (21,3214 TL) üstünden hesaplanan 15.488,72 TL'nin %20'si olan 3.097,74 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile davalının ----------- İcra Müdürlüğü'nün ------------- esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 726,44 Euro asıl alacak miktarı üzerinden iptali ile belirlenen alacak miktarına takip tarihinden itibaren borç tamamen ödeninceye kadar 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre kamu bankalarınca Euro cinsi yabancı paraya uygulanacak en yüksek faiz oranları üzerinden hesaplanacak temerrüt faizinin uygulanmasına, 2-Asıl alacak likit ve itiraz haksız göründüğünden takdiren kabul edilen alacağın % 20'si oranında ve takip tarihi itibariyle takibe konu yabancı para cinsinin efektif satış kuru üstünden hesaplanan 3.097,74 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 1.464,02-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 440,05-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 1.023,97-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan; 269,85-TL Başvuru Harcı, 440,05-TL Peşin nisbi Harcı olmak üzere toplam 709,90TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 9.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 524,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 10.024,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 6.351,21-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 21.432,01-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 12.393,77-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde takdir olunan 3.120,00 TL ücretin kısmen kabul kısmen red oranı dikkate alınarak 1.976,83-TL'lik kısmının davalıdan, 1.143,17‬-TL lik kısmının da davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 9-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı miktar itibari ile KESİN olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2025

Atıf: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/618, K. 2025/384, T. 29.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-618-e-2025-384-k-ab4f16e7f4e5