İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/771 E. 2026/203 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/771
- Karar No
- 2026/203
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/771 Esas KARAR NO : 2026/203
DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İstirdat) DAVA TARİHİ : 01/10/2025 KARAR TARİHİ : 07/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İstirdat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacı aleyhinde davalı taraf sözde alacakları için ... Banka Alacakları ... Esas ve ... Banka Alacakları ... Esas icra takiplerini başlattığını, takiplerin başlatılması ile ... 6 Asliye Ticaret Mahkemesi ... Değişik İş, ... Karar sayılı ve ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Değişik İş, ...Karar sayılı dosyalarında alınan ihtiyati haciz kararı ile davacı firmanın iş yerinin bulunduğu ... ili ... ilçesinde ... İcra Dairesi... Talimat ve ... İcra Dairesi ...Talimat dosyaları ile davacıya ait iş yerinde ihtiyati haciz kararı ile haciz yaptığını, haciz ve mallarının muhafazası tehdidi altında davacı tarafından 50.000,00 TL alacaklı vekiline ödenmiş ve takiplerde kalan bedeller için 367.000 TL üzerinden protokol ve bono düzenlendiğini, davacı 50.000 TL tutarı cebri icra tehdidi altında ödediği gibi cebri icra tehdidi altında ekte sunulu 367.000 TL tutarındaki bono ve protokolün tarafı olmak zorunda kaldığını, davacı bono ile protokolün tarafı olması hasebiyle cebri icra tehdidi ile davacıdan haksız yere tahsil edilmiş 417.000,00 TL geri ödenmesi için huzurdaki istirdat davasının açılması zorunluluğu doğduğunu, davacının cebri icra tehdidi altında taraf olduğu protokolün geçersiz olduğu yerleşik içtihatlar ile sabit olduğu gibi davacı yaptığı işin devamlılığını sağlamak amacıyla davalı bankaya 09.12.2024 tarihinde 50.000,00 TL'yi banka kanalıyla ödemiş ve daha sonrasında 09/12/2024 düzenleme tarihli, 17.12.2024 vade tarihli, 367.000 TL bedelli bono sebebiyle ödeme yapmak zorunda kaldığını, tüm bu nedenlerden ötürü haksız ve hukuki mesnetten yoksun olarak davacıdan tahsil edilen işbu miktarları faizi ile birlikte iadesi gerektiğini, davanın kabulü ile, davacı tarafından davalıya ödenen 50.000,00 TL'nin ödendiği tarih olan 03/12/2024 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile müvekkile geri ödenmesini, davacı tarafından davalıya ödenen 367.000,00 TL'nin ödendiği tarih olan 17/12/2024 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davacıya geri ödenmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, müvekkili davalının haklı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ...E. ve... E. Sayılı dosyalarından alınan talimatlar neticesinde ... İcra Müdürlüğünün ...Tal. Ve ... Tal. Sayılı dosyalarından gidilen haciz sonrasında dava dışı ... ve ... ile yapılan 09.12.2024 tarihli protokol çerçevesinde dava dışı ...tarafından 09.12.2024 tarihinde ödenen 50.000 TL ve ... tarafından 17.12.2024 tarihinde ödenen 367.000 TL ödemelerin davacı şirketin müvekkili davalıya herhangi bir borcu olmadığı halde haciz baskısı altında ödendiğini avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiğini, taraflarınca ödemeyi 09.12.2024 tarihi protokol çerçevesinde dava dışı ... ve...'nın yaptığını, bu nedenle huzurdaki davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davada taraf olarak gösterilen kişilerin, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemeyeceğini, böyle bir durumda davanın taraf sıfatı yokluğu (husumet yokluğu) nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafın müvekkil ile dava dışı ...ve ... arasında yapılan dilekçe ekindeki 09.12.2024 tarihli protokol çerçevesinde yapılan ödemenin istirdadını talep ettiğini, protokolde de görüleceği üzere dava dışı üçüncü kişilerin davacı tarafın borcunu üstlendiğini ve ödemeyi de yine dava dışı ...ve ...'ya yaptıklarını, bu nedenle de huzurdaki davada davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibi olan dava dışı üçüncü kişilere ait olduğunu davacının davacı sıfatından söz edilemeyeceğini bu nedenle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas... K. sayılı 22/10/2025 tarihli kararı ile"...26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir. HSK’nın 25.11.2021 gün 1232 sayılı kararı ile İstanbul ilinde Finans İhtisas Mahkemesi kurulup, faaliyete geçtiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; 1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç), 4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan, 5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan, 6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan, 7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, Kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere 15.12.2021 tarihinden itibaren İstanbul 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ihtisas mahkemeleri sıfatıyla tevzi edilmesine karar verilmiştir. Finans İhtisas mahkemelerinin görev alanının tayininde uyuşmazlığın yukarıda belirtilen kanunların ilgili maddelerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı esas alınır. Somut olayda, uyuşmazlığın genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı görülmekle dosyanın İstanbul 6,7,8 ve 9. Asliye Ticaret mahkemesine gönderilmek üzere İstanbul Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilerek esasın bu şekilde kapatılmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı olarak yukarıda açıklandığı üzere; 1-İş bu davanın İhtisas Mahkemesi olarak belirlenen İstanbul 6,7,8 ve 9. Asliye ticaret Mahkemelerine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE..." kararı verildiği, dosya mahkememize intikal etmiş olmakla, esas defterimizin ... Esas sıra numarasına kaydı yapıldığı anlaşıldı. Bilirkişi tarafından düzenlenen 11/03/2026 tarihli bilirkişi raporuna göre; "...Taraflar arasında Üye işyeri sözleşmesi imzalandığı, Uluslararası ... kuralları uyarınca, bir itiraz söz konusu olduğunda, üye işyeri bankası tarafından, üye işyerinden itiraz konusu harcamalara ilişkin belgelerin sunulması talep edilmekte, belgelerin verilen süre içerisinde ibraz edilmesi halinde, bu bilgi ve belgeler kart hamili bankasına iletilmektedir. kart hamillerinin itirazının giderilip giderilememesine ilişkin aksiyon kart hamili bankası tarafından alındığı, Davacı hem uluslararası kurallar hem de davalı ile imzalanan üye işyeri sözleşmesi kapsamında davaya konu işlemden sorumludur. Bu süreçte davalı Banka'nın aracı kurum olduğu yargıtay kararında da vurgulandığı, Yapılan tesbitler ve değerlendirmeler sonucunda dava konusu hadisenin, mesafeli bir işlem olduğu, MO/TO adı verilen bu mesafeli işlemlerin suistimale ve dolandırıcılığa açık ve riskli bir kullanım şekli olduğu görülmektedir. Dava konusu işlemlerin kart numarası, kartın son kullanım tarihi ve kartın İmza panelinde yer alan üç haneli güvenlik kodu’nun (CVV2) davacının sanal sitesine girilmesi ile tamamlandığı ve bu bilgilerin kartın üzerinde yeralan veriler olduğu diğer bir değişle gizli veriler olmadığı göz önüne alındığında kart hamiline karşı kusur izafe etmenin mümkün olmadığı değerlendirilmektedir. Dava dosyasından da kart hamilinin itirazı üzerine dava konusu harcama bedellerinin chargeback yoluyla davalı bankaca tahsil edilip kart hamilinin hesabınaborç kaydedildiği tespit edilmektedir. Mesafeli işlemlerde güvenliğin sağlanması için Visa tarafından 3D Secure uygulaması (ürünü) geliştirilmiştir. Bu uygulamalarla, PC başında sipariş verenin kimliği ile satıcının kimliği, dijital ortamda şifreleme sayesinde birbirini tanımaktadır. Kart hamillerinin güvenliğini arttırmak için geliştirilen bu ürünün alt yapısının davalı bankalar tarafından internet üzerinde faaliyet gösteren tüm sanal mağazalara sunulmasına rağmen, davacı işyerinin e-ticaret işlemlerinde üst düzeyde güvenlik sağlayan bu sistemi kullanmadığı ya da sitesinden alışveriş yapan kart hamillerine opsiyonel olarak şifresiz işlem yapma olanağı tanıdığı, bunun 5464 sayılı Banka kartlan ve kredi kartları yasasının 18/İI maddesine de aykırı olduğu değerlendirilmektedir. Bu nedenlerden ötürü davacı işyerinin dava konusu olaylarda kusurlu olduğu değerlendirilmektedir. Dolayısıyla davacı üye işyeri hem yasadan hem de sözleşmeden doğan ispat yükünü Uluslararası Chargeback kurallarına göre kart hamilleri bankasına ifa edemediğinden 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun İspat Yükü başlıklı 32 inci maddesi ile yukarıda Yargıtay kararı doğrultusunda, davalı bankanın aracılık yaptığı ve davacının dava dışı asıl kart sahiplerine verdiği hizmetlerin doğruluğunu,kart hamili bankalara ispatlayamadığı düşünülmekle birlikte, Sanal POS bankasının somut olay yönünden yapmış olduğu işlemlerin bir aracılık işleminden ibaret olduğu, dolayısıyla uluslararası kredi kartı kuralları gereği chargeback uygulamaları paralelinde işlem bedelini kart hamilinin bankasına iade etmek durumunda olduğu nazara alındığında, , davacının İstirdat talebinin yerinde olup olmadığının..." sonuç ve mütalaa edildiği anlaşıldı. ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ...Esas Sayılı icra takip dosyası UYAP üzerinden incelendi. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; haksız olarak ödendiği iddia olunan bedelin 2004 Sayılı İİK'nun 72.maddesi uyarınca istirdadına ilişkindir. Davacı tarafça huzurdaki davanın ikame edilmesi için dava şartı olan Arabuluculuk müessesine başvurulmuş olduğu, ... Arabuluculuk Bürosu vasıtasıyla yapılan arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama olarak sonuçlanmış olduğunu anlaşıldı. ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün...Esas Sayılı icra takip dosyasında davalı tarafın alacaklı olduğu davacı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, ''...'' ödeme emri düzenlendiği, 23/12/2024 tarihli icra müdürlüğü kararı ile haricen tahsil nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verildiği görüldü. Davacı tarafça takibe konu edilen taraflar arasında imzalı olunduğu iddia olunan genel kredi sözleşmesinin bulunmadığı, haksız olarak icra takibi yapıldığı iddiası ile ödenen bedelin istirdadının talep edildiği, davalı borçlu tarafından ise öncelikle ödemenin üçüncü bir kişi tarafından yapıldığı iddiası ile istirdat davasının usulden reddinin, aksi takdirde ise esastan reddinin talep edildiği anlaşıldı. Dosya kapsamı, toplanılan tüm deliller incelendiğinde; Davacı şirket ile davalı banka arasında dijital ortamda imzalanan üye iş yeri sözleşmesi bulunduğu, davacı taraf davalıya ait işyeri POS'undan mail order yoluyla gerçekleştirilen işlemlerin kredi kartı hamilinin onayı dışında olup olmadığı, bankanın kart hamilinin itirazı üzerine belirlenmiş kurallara uygun davranıp davranmadığı alacağın varlığı hususlarında bilirkişi tarafından değerlendirme yapıldığı, Uluslararası ... kuralları uyarınca, bir itiraz söz konusu olduğunda, üye işyeri bankası tarafından, üye işyerinden itiraz konusu harcamalara ilişkin belgelerin sunulmasının talep edildiği, belgelerin verilen süre içerisinde ibraz edilmesi halinde, bu bilgi ve belgeler kart hamili bankasına iletildiği, kart hamillerinin itirazının giderilip giderilememesine ilişkin aksiyonun ise kart hamili bankası tarafından alındığı, davacı tarafın hem uluslararası kurallar hem de davalı ile imzalanan üye işyeri sözleşmesi kapsamında davaya konu işlemden sorumlu olduğu, bu süreçte Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere davalı bankanın aracı kurum olduğu, dava konusu işlemlerin kart numarası, kartın son kullanım tarihi ve kartın imza panelinde yer alan üç haneli güvenlik kodunun davacının sanal sitesine girilmesi ile tamamlandığı ve bu bilgilerin kartın üzerinde yeralan veriler olduğu, gizli veriler olmadığı, kart hamiline karşı kusur atfedilemeyceği,Mesafeli işlemlerde güvenliğin sağlanması için Visa tarafından 3D Secure uygulamasının geliştirildiği, bilgisayar başında sipariş verenin kimliği ile satıcının kimliği, dijital ortamda şifreleme sayesinde birbirini tanımakta olduğu, kart hamillerinin güvenliğini arttırmak için geliştirilen bu sistemin alt yapısının davalı bankalar tarafından internet üzerinde faaliyet gösteren tüm sanal mağazalara sunulmasına rağmen, davacı işyerinin e-ticaret işlemlerinde üst düzeyde güvenlik sağlayan bu sistemi kullanmadığı ya da sitesinden alışveriş yapan kart hamillerine opsiyonel olarak şifresiz işlem yapma olanağı tanıdığı, bunun 5464 sayılı Banka kartlan ve kredi kartları yasasının 18/İI maddesine de aykırı olduğu, tüm bu sebeplerle davacı işyerinin dava konusu olaylarda kusurlu olduğunun tespit edildiği, sanal pos bankası aracılığı ile yapılan iş bu işlemlerin banka yönünden bir aracılık işleminden ibaret olduğu, uluslararası kredi kartı kuralları gereği chargeback uygulamaları paralelinde işlem bedelini kart hamilinin bankasına iade etmek durumunda olduğu, istirdat talebinin yerinde olmadığı, icra takip dosyasına borçlu adına üçüncü kişi tarafından yapılan ödemelerin istirdat talebine engel teşkil etmeyeceği, dosya kapsamında davacı tarafından haksız olarak ödediği iddiasının ise yerinde olmadığı, güvenliğe ilişkin yükümlülüğünü yerine getirmediği, bankanın aracı kurum olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın REDDİNE, Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 7.121,32 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 6.389,32 TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 66.720,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 4.600 TL ücretin tamamının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/04/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır
* Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.