İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/38 E. 2024/526 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/38
Karar No
2024/526
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/38 Esas KARAR NO :2024/526 DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:17/01/2024 KARAR TARİHİ:24/09/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, zihinsel engelli olduğunu, kendisinin hastaneye gidip gelmesi ve hafta sonları da gezdirilmesi için ailesi tarafından engelli vatandaşlara tanınan imkandan faydalanılarak ... Plakalı ...marka bir araç satın alındığını, bu araçla 11.06.2023 tarihinde... Caddesi üzerinde Havalimanı İstikametinde seyir edilmekte iken dava dışı ...'in ... Plakalı aracı ile alkollü olarak ve makas atarak ilerlemesi sırasında direksiyon hakimiyeti kaybetmesi sonrası müvekkilinin aracına ve yoldaki başka bir araca çarpması sonrası müvekkilinin aracı savrularak yoldan çıkmış ve yol kenarındaki aydınlatma direğine saplanarak durabildiğini, dava dışı sürücü ... %100 kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin aracını kullanan abisi ise kusursuz olarak tespit edildiğini, bu kaza nedeniyle müvekkilin aracı çokça hasar gördüğünü, kaza sonrası kullanılamaz hale geldiğini, müvekkilinin aracının kullanılamaz hale gelmesi sonrasında kazaya sebebiyet veren aracın sigorta şirketi olan davalı ... şirketi müvekkilinin ailesini arayarak kendilerine araçlarının perte ayrılacağını ve bu kapsamda müvekkile 608.363,43 TL ödeneceğini bildirdiğini, söz konusu mutabakatname tamamiyle davalı şirket tarafından hazırlandığını ve müvekkilin ailesinin imzasına sunulduğunu, söz konusu mutabakatnameye güvenen müvekkili ve ailesi söz konusu mutabakatnameye güvenerek araçlarının pert işlemleri yapılması için davalı sigorta şirketinin bildirdiğini, Hurda şirketine muvafakatname verdiğini ve aracın pert işlemlerinin yapılmasını sağladığını, müvekkili ve ailesi söz konusu mutabakatnamede yazılı ve üzerlerine düşen tüm yükümlülükleri ve belgeleri eksiksiz olarak davalı sigorta şirketine gönderdiğini, kendilerinin kasko şirketi olarak düşünerek bu mutabakatnameyi kendilerine hataen gönderdiklerini aslında kaza yapan aracın zmm sigorta şirketi olduklarını bu nedenle de kendilerinin en fazla 120.000 TL ödeyebileceklerini bildirildiğini, davalı sigorta şirketinin söz konusu mutabakatnamesine güvenen ve zararlarının tamamen karşılanacağını zanneden müvekkileri kazaya sebebiyet veren sigortalı hakkında kazanın hemen akabinde dava açmadığını,bu nedenle de sigorta şirketinin müvekkilinin ailesine göndermiş olduğu mutabakatnamede taahhüt etmiş olduğu 608.363,43 TL'yi müvekkile ödemesi gerektiğini, söz konusu bedelin tahsili için ilk olarak sigorta şirketine sözlü olarak başvurulduğunu, sigorta şirketinin taleplerimizi reddetmesi üzerine bu kez tarafımızca dava konusu .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin söz konusu icra takibine de itiraz etmesi sonrası bu kez tarafımızca zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiğini, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." bu hüküm gereğince çekme- hurda belgesi de dahil olmak üzere tüm belgelerle beraber zarar görenin ilgili sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunması dava şartı olduğunu, davaya konu kazanın ardından davacı, müvekkili sigorta şirketine yazılı başvuruda başvurmadığını, müvekkili şirkete ulaşan usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, yoksun kalınan günden sorumluluklarının bulunmadığını, 34 DM2981 plakalı araç, müvekkili şirket nezdinde 13.06.2022 - 13.06.2023 tarihleri arasında .../0 numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı , müvekkili sigortalısının kusuru oranında olmak üzere maddi zararlarda araç başına kaza tarihi itibariyle azami 120.000,00.-TL ile sınırlı olduğunu, taraf kusurularının tespiti için dosyanın ATK ya tevdi edilmesi gerektiğini, davacı tarafın talepleri fahiş boyutta olduğunu, değer kaybı hesabında aracın onarımının nerede ve ne şekilde yapıldığı önem arz etmekte olduğunu, aracın yetkili bir serviste orijinal parçalar kullanılarak onarılmış olması durumunda araçta değer kaybı yaşanmadığı hatta davacıya ait araçtaki eskiyen ve yıpranan parçaların yenilenmesi nedeniyle araçta değer artışı meydana geleceğini, yine değer kaybından söz edilebilmesi için aracın ilk ve tek hasarı olması gerektiğini, araçtaki değer kaybının tespit edilebilmesi için aracın önceki hasarlarının da incelenmesi ve buna göre bir değerlendirme yapılması gerektiğini, bu değerlendirme sonucu davacı tarafa ait araç üzerinde kabul edilebilir değer kaybı zararının hali hazırda müvekkili Şirket tarafından tazmin edildiği ve bu çerçevede talep edilen bedelin haksız ve fahiş olduğunu, değer kaybının belirlenebilmesi için birden çok kriterin incelenmesi, bu incelemenin de, konusunda uzman, ehil ve tarafsızlığı tartışılmayacak bilirkişiler kanalı ile yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin sigortacı olarak faiz yükümlülüğü ancak Karayolları Trafik Kanununun 99. Maddesi gereğince temerrüt tarihinden, yani kendisine gerekli tüm belgelerle birlikte yapılan müracaattan 8 işgünü sonrasından itibaren söz konusu olabilceğini, dava tarihinden önce gerekli tüm belgelerle birlikte müvekkili şirkete yapılmış usulüne uygun herhangi bir başvuru bulunmadığını, bu sebeple, müvekkili şirketten ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini,müvekkil şirketin dosyaya faturası dahi sunulmamış olan ve ödendiği belirli olmayan kdv tutarı yönünden sorumluluğu bulunmadığını, bilirkişi raporunda belirlenerek hükme esas alınan kdv bedeline de itiraz ettiklerini, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile davanın reddini talep ettikleri anlaşıldı. DELİLLER VE GEREKÇE Dava, dava aldatma hukuki sebebine dayalı olarak oluşan zararın tahsili için başlatılan takibe itirazın kısmen iptali istemidir. Uyap üzerinden entegre edilen .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde davacı tarafından davalı aleyhine 608.363,43 TL'nin tahsili için ilamsız icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür. Kaza tespit tutanağı, icra dosyası, hasar dosyası, araç tescil kayıtları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtları, sigorta poliçesi ve dayanılan tüm deliller toplanmış ve bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda sonuç olarak; Davanın davacıyı aldatma amacının bulunabilmesi için, yapılan işlem ile aldatma aracı olarak yapıldığı iddia edilen “mutabakatname” arasında illiyet bağlantısı bulunmalı, yani aldatıldığı iddia edilen davacının mutabakatname ile verdiği irade bildirimini, gerçekten bu aldatma sonucunda yapmış olmalıdır. Gerçek durum, davacı tarafından biliniyorsa, davalının davacıyı aldattığı hususu konu olamaz. İşbu mutabakatname son iki satırı ile bozucu şarta bağlanmıştır. Buna göre, işbu ibraname geçerliliği, tazminat bedelinin, verilen IBAN no'suna aktarılmasına bağlanmıştır. Ancak davalı sadece 120.000 TL ödeyebilmiş ve bu husus, anlaşıldığı üzere davacıyı aldattığı için değil de, Trafik sigortası asgari teminatları sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzeni te Kurumu (SEDDK) tarafından çıkarılan yönetmeliklere ve zorunlu trafik sigortası 2023 yılı asgari teminatlarının ise 21 Ekim 2021 Perşembe tarihli 31635 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığına göre, Otomobil Zorunlu Trafik Sigortası 2023 Yılı Asgari Teminatlarının, zorunlu trafik sigortası teminat limitleri 2023 yılı itibariyle uğramış olmasına ve 1 Ocak 2023 tarihinden itibaren uygulanacak olan yönetmeliğe göre; araç başına asgari teminat 120.000 TL ve kaza başına ise 240.000 TL olduğuna dayalıdır. Davacının bu hususları takip etmediği anlaşılmaktadır.Nitekim aldatma amacının var olması için, karşı tarafın yanıldığının aldatanca bilinmesi ve davacıyı sözleşmeyi yapmaya bilerek ve isteyerek sevk etmiş bulunması gerekir. Somut olayda, ihtimali bir aldatma dahi yoktur. Davalı bir sigorta şirketidir. Diğer bir ifade ile, işi, hasar ödemektir. Davacıyı aldatması için, bir sebep olamaz. Aldatan bildirimlerinin yanlış olabileceğini algılamış ve böyle bir durumda karşı tarafın söylenen sözlere inanacağına inanarak hareket etmiş olması düşünülemez. aldatma hali; huzurda görülen somut olay için söz konusu olamaz. Somut olayda, davacıyı aldatma sayılacak bir kast olmadığının mütalaa edildiği anlaşıldı. Davalı tarafından düzenlenip davacıya gönderilen Tam Ziya Hasar Mutabakatname ve İhbar Formunda aracın pert total olduğu, rayiç değerinin 811.151,24 TL olduğu, 608.363,43 TL'nin ... tarafından ödeneceğinin hurda bedeli olan 202.787,81 TL'nin ise hurda alıcısı tarafından ödeneceği konusunda mutabakat düzenlendiği, 811.151,24 TL'nin ödenmesi ile sigorta şirketinin ibra edilmiş sayılacağının düzenlendiği ve davacı tarafından 25.07.2023 tarihinde imzalandığı görülmüştür. Davalı tarafından davacıya gönderilen 17.08.2023 tarihli yazı ile her ne kadar mutabakat evrakında rayiç bedelden sovtaj bedeli düşüldükten sonra kalan tutarın ödeneceği belirtilmiş ise de sigortalıya ait aracın ZMM sigortalı olduğu ve bu nedenle zorunlu sigorta tutarı olan 120.000,00 TL'nin ödeneceğinin bildirildiği görülmüştür. Dosya kapsamına göre, dava dışı sigortalıya ait ... plakalı aracın, davacıya ait ... plaka sayılı araca çarpması nedeniyle, davacı aracında oluşan hasara ilişkin aracın pert total olmasının ve sovtaj değeri hariç 608.363,43 TL'nin davalı sigorta şirketince ödenmesinin kararlaştırıldığı, davalının daha sonra bu mutabakattan dönerek 120.000,00 TL ödeme yaptığı, davacı tarafından davalı sigorta şirketinin mutabakat kapsamında ödemesi gereken bedelin tahsili için icra takibi yapıldığı ve davalının icra takibine itirazı üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def'i yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Somut davada davalının bir sigorta şirketi olduğu, davacıyı aldatması için davacı tarafından somut bir delilin otaya konulmadığı, sigortalı aracın ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu ve hasar teminat limitinin 120.000,00 TL olduğu, davalının aldatma kastının olmadığı değerlendirilmiştir. Davacı tarafından sunulan mail yazışmalarından 27.07.2023 tarihli sigorta eksper maili ve davacının imzaladığı mutabakat formundan davalı sigorta şirketinin kasko sigortası kapsamında hareket ettiğinin anlaşıldığı, davalının daha sonra sigortanın kasko değil ZMMS poliçesi olduğunu farkettiği ve davacıya 17.08.2023 tarihli yazıyı gönderdiği değerlendirilmiştir. ''6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 30. maddesinde “Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı olmaz." düzenlemesi mevcut olup sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı açıktır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 31. ve devam maddelerinde esaslı hatanın (yanılmanın) tanımı yapılmamış, sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir. Kısaca iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan hatanın (yanılmanın) esaslı kabul edilebilmesi için, uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi, girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf, yönünden (sübjektif unsur), hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından, hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde hataya düşen taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Yeter ki hatanın ileri sürülmesi TBK'nin 35. (BK'nın 25.) ve TMK'nın 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olmasın'' ( Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 15.02.2023 tarih,2021/6846 Esas, 2023/854 Karar sayılı ilamı) Sözleşme yapılırken hataya düşen tarafın kusurlu bulunması sözleşmenin iptaline engel değildir. Ne var ki, TBK'nin 35. (BK'nin 26.) maddesinde öngörüldüğü gibi hatayı bilmeyen veya bilecek durumda bulunmayan ve kusursuz olan karşı tarafın menfi, gerektiğinde müspet zararının ödenmesi gerekir. Öte yandan, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hatanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir. Ayrıca hatanın varlığı her türlü delille ispat edilebilir. TBK. m. 31/I bent 5’e göre yanılan, yapmak istediği sözleşmede gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde çok veya gerçekte istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için iradesini açıklamış ise, bu hâlde de esaslı beyan yanılması söz konusu olur. Miktarda yanılmanın gerçekleşmesi için gerçekte istenen miktarla sözleşmede fiilen kararlaştırılan miktarın önemli ölçüde birbirinden farklı olması gerekir. TBK. m. 34’te, TMK m. 2’de düzenlenmiş olan dürüstlük kuralı, dolayısıyla hakkın kötüye kullanılması yasağı, özel bir uygulama alanı bulmuştur. Buna göre yanılan taraf, yanıldığını dürüstlük kurallarına aykırı olarak ileri süremez. Bu nedenle karşı taraf, yanılanın yanıldığını bilmiyor veya yanılma sebebiyle sözleşmenin iptali hâlinde, muhatabın uğrayacağı zarar, yanılanın uğrayacağı zarardan daha fazla bulunuyor ya da yanılmaya rağmen sözleşmenin ifası, yanılan tarafı zarara sokmayacak ise, yanılmayı öne sürerek sözleşmenin iptalini istemek dürüstlük kuralına aykırı düşer. Tüm bu değerlendirmeler kapsamında kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı yanca ZMMS sigortasının yapıldığı, davalının gönderdiği mutabakat mektubunda ZMMS sigorta poliçe limitinin üzerinde bir mutabakat öngörüldüğünü fark etmesi üzerine mutabakattan dönerek poliçe limiti olan 120.000,00 TL'yi ödediği, aracın pert total işlemine tabi tutulduğu, davalının hatasının esaslı bir hata olduğu davacıya 1 yıllık süre içerinde hatanın bildirildiği, davalının tacir olduğu, basiretli bir tacir gibi hareket etmediğinin anlaşıldığı bu nedenle de kusurlu olduğu ancak hataya düşen tarafın kusurlu olmasının sözleşmenin iptaline engel teşkil etmeyeceği, hatayı bilmeyen veya bilecek durumda bulunmayan ve kusursuz olan karşı tarafın menfi, gerektiğinde müspet zararının ödenmesini talep edebileceği ve bu bakımdan davacının oluşan zararını talep edebileceği kabul edilse bile davacının aracın kazalı durumuna göre pert total yapılmaması gerektiğini iddia etmediği, pert total değerine itirazı da olmadığı, yalnızca mutabakata göre ödeme yapılmayacak olsaydı pert total işlemi yaptırmayacağını ileri sürdüğü, davalının poliçe limitini ödediği, tüm bunlara göre davacının kaza nedeniyle oluşan zararının tahsil edilemediğini ispat etmesi gerektiği, zararın tahsil edilmediğinin ispat edilmesi halinde sırf mutabakattan dönülmesi nedeniyle uğradığı bir zarar var ise bunun tahsilini davalıdan talep edebileceğinin mahkememizce değerlendirildiği, davacının dava tarihi itibariyle haksız fiil sorumlusunu, zararın tahsili yönünde takip ve dava ettiğini ispat edemediği, yalnızca kazaya karışan sigortalı aracın devir edildiğini beyan ettiği, kazaya karışan sigortalı aracın devir edilmesinin zararın tahsilini imkansız kılmayacağı, davacının zararın tahsili yönünde öncelikle haksız fiil sorumlusuna başvurmadığı, anlaşıldığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 3.200 TL ücretin tamamının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek veya başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/09/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/38, K. 2024/526, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-9-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-38-e-2024-526-k-b598da0968c9