İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/266 E. 2024/708 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/266
- Karar No
- 2024/708
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/266 Esas KARAR NO:2024/708 DAVA:Alacak DAVA TARİHİ:29/04/2024 KARAR TARİHİ:20/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ve vefat eden eşi ..., ...A.Ş. ... Şubesi nezdinde ... no.lu ortak vadeli mevduat hesabı açtığını ve açıldığı günden itibaren mevduata davalı bankaca uygulanan en yüksek faiz oranı uygulandığını, ortak hesap sahiplerinden eşi ... 04.10.2017 tarihinde vefat ettiğini, davalı banka ...A.Ş'ye gerekli veraset belgesinin sunulduğunu ve vefatı sonrası da ortak hesaba yine davalı bankaca uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanarak semeresi müvekkilinin hissesi oranında müvekkile ödenmeye devam ettiğini, müvekkilinin işbu yazılı talebinin dahi yanıtsız kalması üzerine .... Noterliği'nin 05.12.2023 tarihli ... yevmiye no.lu ihtarnamesi gönderildiğini, davalı bankanın .... Noterliği'nin 21.12.2023 tarihli ... yevmiye no.lu cevabi ihtarnamesinde, vadeli mevduat kontratının otomatik temdit şeklinde devam ettiğini, vadeli mevduatın banka tabela faiz oranları ile yenilendiğinin tespit edildiğini belirttiğini, müvekkilinin, mevduatlı ortak hesapta bulunan mevduat hesabının kendisine düşen kısmını talep etmiş ise de bu talebi de reddedildiğini, müvekkilinin hem mevduat hesabına yatırdığı anaparayı tahsil edememekte olduğunu hem de bankanın düşük oranda faiz uygulaması sebebiyle nema kaybına uğramakta olduğunu belirterek, davanın kabulü ile, müvekkil ... ve vefat eden eşi ...’in, davalı ...A.Ş.-... Şubesi nezdinde bulunan ... no.lu vadeli mevduatına, 2019 yılından itibaren geçerli olacak şekilde ve bankaca uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmak suretiyle zararının giderilmesine yönelik; müvekkilinin uğradığı faiz kaybının tazmini ile müvekkilin hesabına düşen anapara ve mevduatına, 2019 yılından itibaren bankaca uygulanan en yüksek banka faiziyle nemalandırılmış miktarının müvekkilin hissesi oranında müvekkiline ödenmesine, müvekkili ...'in 5999268 no.lu vadeli mevduatındaki hesabına düşen anaparadaki veraset ilamı doğrultusunda %75 nispetindeki hissesinin müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından talep edilen tüm alacak iddialarının zamanaşımına uğramış olduğunu, mahkeme tarafından zamanaşımı sebebiyle davanın reddinin gerektiğini, davanın dava şartı eksikliği ve husumet yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacı tarafın işbu davasını, HMK gereğince belirsiz alacak davası olarak açamayacağını, 6100 sayılı hmk m.114 1/h bendinde ifade edildiği üzere davacının o davayı açmakta hukuki yararının bulunması gerekmekte olduğunu, açılmasında davacısı yönünden hukuki yarar bulunmayan bir dava HMK'nin 115/1-2 maddesi ''mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.'' dava şartının yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın davasını somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğinin de açık olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, alacak davasıdır. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve tüketici kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir. HMK’nın 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nın 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. İstanbul Bam 12.Hukuk Dairesinin 2020/850 Esas, 2020/705 Karar sayılı ilamında; "Somut olayda uyuşmazlığın davacının adına açılan şahsi hesaptan doğduğu gözetildiğinde mevduat sözleşmesinin de bir tüketici işlemi olduğu tartışmadan uzaktır. Davacının şahsi hesabını mesleki işler için kullanabileceği varsayımı ile mahkemenin görevi belirlenemeyeceğinden, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmeye tüketici mahkemesi görevli bulunmaktadır." gerekçesi ile şahsi hesap şeklindeki mevduat sözleşmesinin tüketici işlemi olduğu ve bu uyuşmazlıkta görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı, somut uyuşmazlığın bireysel müşteri sözleşmesine dayalı vadeli mevduat hesabından kaynaklandığı, mevduat hesabının ticari amaçla kullanıldığına ilişkin bir tespitin yer almadığı, davacının bireysel mevduat hesabı sahibi gerçek kişi olduğu, bu durumda davacının 6502 sayılı kanunda düzenlenen tüketici tanımına uyduğu, işlemin de tüketici işlemi niteliğinde olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlıkta görevli mahkemenin tüketici mahkemecesi olduğu kanaatiyle mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, resen HMK.nın 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanın 331/2.maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/11/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır