İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/830 E. 2025/28 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/830
Karar No
2025/28
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/830 Esas KARAR NO:2025/28 DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:20/12/2023 KARAR TARİHİ:21/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şahsen borçlu olarak ayrı bir imzasının veya müteselsil sorumlu olduğunu gösteren yazısının dosyada ve senette mevcut olmadığı ve sadece şirketin yetkilisi sıfatı ile imzasının kaşe üzerinde olduğu ve ayrtıca kendi adına bir ayrı imzasının olmadığı ve senette tek imzanın şirket kaşesi üzerinde olduğu halde takip talebinde müvekkilinin de şirket yetkilisi dışında ayrıca borçlu olarak gösterildiği ve tebligat çıkarılarak takibin kesinleştirildiğini, ticari işlemi ve alışverişi yapan ve dosyada diğer borçlu olarak gösterilen ve hakkında takip yapılan ... ... Şirketinin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 16/07/2014 tarihinde terkin edildiği kayıtlarla sabit olmasına rağmen hukuken varlığı sona ermiş olan şirkete tebligat çıkarılarak takibin kesinleştirildiğinin anlaşılmakta olduğnuun, takip konusu senedin zamanaşımına uğradığı halde takibe devam edildiğinin görülmüş olduğunu, icra müdürlüğünce yapılan bu işlemler hakkında müvekkilinin mernis adresini uzun zaman önce terk etmesine rağmen adres değişikliğini bildirmemesinden dolayı tebligatlara karşı gereken yasal işlemlerinin de yapılamadığını, bu sebeple işbu davayı açmak gereğinin hasıl olduğunu, takip konusu senette müvekkilinin imzasının sadece şirket yetkilisi sıfatı ile ve şirketin kaşesi üzerine atılmış olup müvekkilinin şahsen borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, müvekkilinin takip konusu senedi şirket yetkilisi sıfatı ile imzaladığından ve borçlu şirketin ticaret sicili gazetesinin 16 Temmuz 2014 tarihinde 8613 saylı gazetesi ile de hukuki varlığının sona erdiği ilan edildiği halde dosyada borçlu olarak ve müvekkilinin de şirketin yetkilisi olarak kabulü ile yasal işlemlere devam edildiğinden dosya borçlusu şirketin hukuken mevcut olmadığının ve müvekkilinin de şirket yetkilisi olmadığının tespitini talep ve dava etmek gereği hasıl olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; müvekkilinin .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyada takip konusu yapılan senetle şahsen borçlu olmadığının tespitini ve takip konusu senet borçlusu görünen şirketin yetkilisi sıfatı ile de takibe maruz kalan müvekkilinin borçlu şirketin hukuki varlığı olmadığının ve buna rağmen ortağı ve şirket aleyhine takibe devam edildiğinden şirketin yasal varlığının sona ermiş olduğunun tespitine karar verilmesini, bu durumu bilen alacaklının kötü niyetle ve aradan 10 yıl geçmekle takip konusu senedin zamanaşımına uğradığının ve takibe devam edilmesi sebebi ile senedin iptaline karar verilmesini, dava sonucuna kadar takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın "Yapılan incelemede Senet suretinin UYAP'a ekli olmadığı görülmüş" yönündeki beyanının gerçeğe aykırı olup senet aslının icra kasasında olup yine takip dosyasından da görüleceği üzere 24/04/2023 tarihinde senet aslı dosyaya taranmış olarak da görünmekte olduğunu, senet suretinde açıkça görüldüğü üzere davacının kaşe dışında senedin başka yerinde imzasının olmadığı yönündeki beyanının da doğru olmadığını, takip dayanağı senet incelendiğinde, borçlu firma kaşesi dışında üç ayrı yerde imzanın söz konusu olduğunu, iki imza Amerikan doları ibaresinin yanına atılarak senedin para cinsinin Amerikan doları olduğu teyit edilmiş bunun yanında açığa da davacı tarafça imza atılarak imza sahibinin yani davacının da borç altına girdiğinin açıkça görülmekte olduğunu, bilindiği üzere, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için 'senedi tanzim edenin imzasını' ihtiva etmesinin zorunlu olduğunu, şirketin münferiden temsile yetkili temsilcinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imzanın bizatihi kendisini sorumlu kılacağını, yine TTK gereğince, keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imzanın aval şerhi sayıldığını, aval için sadece imzanın yeterli olup, ayrıca ad ve soyadının yazılması dahi gerekli olmadığını, sorumluluk doğması için keşidecinin atacağı tek imza yeterli olup, bononun ön yüzündeki 2. imzanın atılması zorunluluğu olmadığından şirket kaşesi dışına atılan imza aval olarak değerlendirildiğini, dava konusu senette ise davacının adı soyadı ve kaşe dışında da imzasının olduğunun açık olduğunu, yine davacı tarafın dosya borçlusu firma olan ... Tekstil Turizm San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin 16/07/2014 tarihinde terkin edildiği ve şirkete tebligat çıkartılarak takibin kesinleştirildiği yönündeki beyanı da takibin 08/03/2011 tarihinde açıldığı göz önünde bulundurulduğunda şirketin takip başlatıldığında ve sonrasında 3 yıl süreyle faal olduğunun açık olduğunu, takip tarihinden sonra çeşitli tarih ve aralıklarla bu güne kadar dosyada takip ve icra işlemleri gerçekleştirilmiş olup bugüne kadar davacı tarafça herhangi bir itirazın söz konusu olmadığını, bilindiği üzere, öğretide hakim görüşe ve istikrarlı Yargıtay kararlarına göre borçlunun salt borcun zamanaşımına uğradığından bahisle menfi tespit davası açamayacağı kabul edilmekteolduğunu, bu kabulün gerekçelerinin ise; zamanaşımına uğramış borcun eksik borç olduğu, bu nedenle varlığını koruduğu, kaldı ki zamanaşımı definin ancak alacaklıya karşı ileri sürülmesi halinde etki doğuracağını, ödeme emrine karşı itiraz etmemiş olan veya itirazında zamanaşımı defi’yi ileri sürmeyen borçlunun bu hakkından feragat ettiği yaklaşımından ibaret olduğunu, kaldı ki, takibin kesinleşmesinden sonra borcun zamanaşımına uğradığı yönündeki menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar da olmadığını, ayrıca bir başka husus ise davacı tarafın ... ... Turizm San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin 16/07/2014 tarihinde terkin edildiğini belirtmesine rağmen şirket adına talepte bulunulması olduğunu, davacı vekilinin vekaletnamesi şirketi temsili yönünde yetki barındırmamakta olup bunun yanında terkin edilmesi şirket adına talepte bulunulmayacağının da Mahkememizce takdir edileceğini, şirket aleyhine terkinden önce çeşitli işlemler yapılmış, şirketin herhangi bir mal varlığı bulunmadığından, sonrasında ise davacı borçlu aleyhinde takip işlemleri sürdürülmüş olduğunu, görüldüğü üzere davacı tarafın ve davacı vekilinin şirket adına talepte bulunmalarına yasal olanak bulunmadığını, yukarıda açıklanan nedenlerle; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, İİK 72 maddesi kapsamında icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacı aleyhine 20.000-USD asıl alacak, 2.002,19-USD işlemiş faiz toplam 22.002,19-USD alacağın tahsili için bir adet bonoya dayalı ilamsız icra takibi yapıldığı, görülmüştür. Takibe dayanak bono aslı İcra Müdürlüğünden celp edilerek incelenmiş; lehtarın davalı ..., düzenleyenlerin davacı ... ... ile dava dışı ...Şirketi olduğu, senet ön yüzünde borçlulara atfen birer imza olmak üzer 2 imza bulunduğu, senet bedelinin 21.000USD olduğu, düzenlenme tarihinin 25.12.2009 olduğu, vade tarihinin 25.01.2010 olduğu görülmüştür. "Borçlunun "borcun zamanaşımına uğradığının" tespiti için menfi tespit davası açmasında hukuki menfaatinin bulunmadığı kabul edilmektedir. Nitekim, borcun alacaklı tarafından icra takibine veya itirazın iptali ya da alacak davasına konu edilmesi halinde borçlunun zamanaşımı itirazını ödeme emrine itiraz süresi içerisinde veya ilk itiraz süresi içerisinde pekâlâ yapabileceğinden böyle bir durum söz konusu değilken açılan menfi tespit davasında da borcun zamanaşımına uğradığının ileri sürülmesinde hukuki yarar da bulunmamaktadır (bkz. Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, s.308; Mahmut Coşkun, İtirazın İptali, Menfi Tespit ve İstirdat, Tasarrufun İptali Davaları, s.595)". (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/3809 E- 2022/5646 K) Davacı vekili tarafından her ne kadar senet üzerinde atılı imzanın dava dışı ...Şirketi'ni borçlandırmak için atıldığı ileri sürülmüş ise de senet üzerinde ikinci bir imza bulunduğu görüldüğünden Mahkememizin 15.10.2024 tarihli duruşmasının 1 numaralı ara kararı ile davacı vekiline imza inkarı ile ilgili beyanda bulunmak üzere , 2 numaralı ara kararla celse arasında bildirdiği tanıklarını ne sebeple dinleteceğine ilişkin beyanda bulunmak üzere 2 hafta süre verilmiştir. Davacı vekili ara kararlara yönelik olarak sunduğu 23/10/2024 tarihli dilekçede ; müvekkilinin, senedi şirketi adına imzaladığı, 2. imzayı da ilk imza net çıkmadığı için yine şirketi temsilen attığını, bildirilen tanıkların her iki imzanın da şirket adına atıldığı ve senedin ne sebeple verildiği konusunda ifade vereceklerini beyan ettiği, tanıklarının dinlenmesini ve tarafların ticari defterlerinin incelenmesini talep ettiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı, icra takip dosyası, takibe dayanak senet ve tarafların beyan ve iddiaları incelendiğinde; davacının takibe dayanak bono üzerinde atılı imzasına itiraz etmediği, açığa atılı ikinci imzanın da borçlu şirkete atfen atıldığını iddia ettiği, HMK 201 maddesi uyarınca senede karşı tanık dinletilemeyeceği, bononun takipten önce zamanaşımına uğradığına yönelik itirazın ödeme emrine itiraz ile ileri sürülebileceği, bunun yanında bononun zamanaşımına uğramadan takibe konulduğunun görüldüğü, takibin işlemsiz bırakıldığına yönelik iddianın icra mahkemesinde İİK'nin 33/a-2 maddesi gereğince ileri sürülebileceği, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile birlikte bonoya dayalı talep hakkının kendiliğinden sona ermeyeceği, aradaki temel ilişkinin 10 yıllık zamanaşımı süresine tabii olduğu, bu sürenin de dolmadığı, davacının senet nedeniyle borçlu olmadığını yazılı delille ispatla yükümlü olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 615,40-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 601,94-TL. harç ile 10.356,09-TL.'nın toplamı olan 10.958,03-TL.'ndan mahsubu ile fazla alınan 10.342,63-TL. harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120-TL. arabuluculuk ücretinin tamamının, davacıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/01/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/830, K. 2025/28, T. 21.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-9-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-830-e-2025-28-k-25cb835f6c1e