İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/5 E. 2024/775 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/5
Karar No
2024/775
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/5 Esas KARAR NO :2024/775 DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:27/11/2014 KARAR TARİHİ:17/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında 06/01/2014 tarihinde yapılan götürü bedelli iş mimarlık uygulama projesi hizmetleri sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşme ile müvekkili tarafından yapımı gerçekleştirilen ... otel inşaatına ilişkin davalı tarafından sözleşmede belirtilen süre içerisinde iç mimarlık uygulama projesi yapılması hususunda anlaşıldığını, ancak davalının edimini sözleşme gereği ve süresinde ifa etmediği gibi haksız olarak icra takibine giriştiğini, sözleşmenin 7. maddesinde işin bedelinin 70.000 TL + KDV olarak, 8. maddede belirtildiği şekilde yapılması şartına bağlandığını, müvekkili tarafından işin başlaması için 10/01/2014 tarihinde davalıya 31.500 TL ödendiğini sözleşmenin 6. maddesi gereği genel proje teslim süresi olan 60 iş gününün başlamış olduğunu, müvekkilinin daha sonra proje kabulü ve teslimiyle sözleşme bedelinin % 25 i olan 17.500 TL'yi de davalıya ödediğini, müvekkilinin sözleşme ile üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, ancak davalının sözleşme gereği edimini yerine getirmediğini ve sözleşmenin 9.2 maddesine aykırı davrandığını, bu sebepten müvekkilinin sözleşmenin feshini düzenleyen 13. maddesi gereği olarak 16/05/2014 tarihli e-posta ile sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, davalının sözleşme konusu işin yürütülmesi aşamasında katılması gereken toplantılara da katılmadığını, sözleşme konusu işin tamamı teslim edilmediğinden davalı tarafından fesih tarihine kadar yapılan ve bedeli peşin ödenen projelerin de uygulama imkanı olmamış ve müvekkilinin konu olan işi bedel ödeyerek 3. kişilere tekrara yaptırmak zorunda kaldığını, davalının tüm bunlara rağmen icra takibi başlatmasının kötü niyetli olduğunu, bu sebepler ile müvekkilinin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine ilişkin iş bu davanın ikame edildiğini, teminat karşılığında .... İcra Müdürlüğünün ... Es sayılı dosyasının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını, ve müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitini, davalının kötü niyetli takibi sebebiyle % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacının peşinat ödemesiyle birlikte işe başladığını, işlerin sürüncemede bırakılmasının söz konusu olmadığını, davalının bir çok kez revizyon istediğini müvekkilinin bunları yerine getirdiğini, sözleşme dışında müvekkilinin bir çok ek iş yaptığını, işlerin gecikmesine davacı tarafın sebebiyet verdiğini, müvekkilinin sözleşme gereği olarak her toplantıya katılmak zorunda olmadığını, sözleşmede olmamasına rağmen davacı tarafa danışmanlık hizmeti verdiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin bir hizmet söylemesi olmadığını bunun bir eser sözleşmesi olduğu dikkate alındığında müvekkilinin üstlendiği işi haricindeki toplantılara katılma mecburiyetinin bulunmadığını, bununla birlikte davacının hemen tüm toplantı davetiyelerine icabet ettiğini, tüm projelerin uygulama çizimlerin 3 D sunumları ve tüm 3D revizyonlarının 24/04/2014 tarihinde davacıya teslim edildiğini, sonraki tarihlerdeki revizyon taleplerine da cevap verildiğini, 16/05/2014 tarihinde mail yolu ile sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, sözleşme konusu işin tamamlanıp teslim edilmesine yani sözleşmede belirtilen tüm ücrete hak kazanılmasına rağmen müvekkilinin alacaklarının ödenmediğini, sözleşmeyi fesih mailini gönderen kişinin davacı şirket yetkilisi olmadığını, fesih yazısından sonra da davacı ile sözleşme konusu iş ile ilgili iletişimin devam ettiğini, müvekkilinin sözleşmenin 9.2 maddesini ihlal ettiği ile ilgili davacı tarafından yapılmış bir bildirimin da bulunmadığını, ortada bir ayıplı ifa durumu olmadığı halde davacının tavrının iyi niyetli olmadığını, konu olan işin tamamlanması üzerine taraflarınca faturanın düzenlenip davacı tarafa gönderildiğini, ödemenin yapılmaması üzerine da takip başlatıldığını, bu nedenler ile haksız ve mesnetsiz davanın reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep ile cevap verdiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE; Mahkememizin 12/02/2019 tarih, ... sayılı kararıyla; "..... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 40.659,84 TL asıl alacağın tahsili için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi yapıldığı, davalı tarafından yasal 7 günlük süre içinde borcun tamamına, faize ve tüm ferilerine itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır. Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş; Bilirkişiler Doç. Dr. ..., Mimar ...r ve Yeminli mali müşavir ... tarafından hazırlanan 10/03/2017 Tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak;” tarafların incelenen defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olduğu, davacıya ait kayıtlarda avans ödemesi olarak yapmış olduğu 49.000 TL alacak gözüktüğü, bunun nedeni olarak keyfiyetin davalıtarafından düzenlenen 82,600 TL tutarındaki faturanın davacı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, davalı kayıtlarında ise yukarıda anılan eserler gözden uzak tutulmamak kaydı ile düzenlenen 82.600 TL fatura bedelinin tamamının tahsil edilmiş gözüktüğü ve alacak gözükmediği, taraflar arasında akdedilmiş ve bu davada tartışılan sözleşmenin süre yönünden ve teslimi gereken projelerin tam ve ihtiyacı karşılayacak şekilde teslim edilmediği, bunun sözleşmenin 13,1 maddesine göre sözleşmenin ihlali anlamına geldiği yönünde eğer yargı makamı görüşü oluşur ve huzurdaki davacı savları yerine görülürse halen istirdat davasına dönüşmüş olan huzurdaki dava yönünden, çekişmeli meblağ yönü itibariyle, istirdadı talep edilen meblağın bu rapor içende yer almadığı ve fakat ilişki bütününe göre huzurdaki davalıya icra takibine nazaran ödenen meblağdan 33.600 TL'yi TBK475/2 hükmünün kıyasen tatbiki ile davalı yandan geri isteme hakkının doğmuş olduğunun benimsenebileceği huzurdaki davanın yapmış olduğu bir kısım işler davacının kabulünde oldukta, davacının davalıya yaptığı ödemelerin tamamını istemesinin ise sözleşmesel ilişki bu yönde hüküm bile sevk etmiş olsa TBK 26- 27 de yer bulunan ilkelerin özü de gözetildikte, muhik kabul edilemeyeceği, ancak bu yönde nihai kanaat için davalı tarafından bir projenin davacıya teslim edildiği bu projeye göre davacı açısından ...otelinde uygulama yapılıp yapılmadığının mimari manada eylemli olarak belirlenmesi gerektiğinin değerlendirilebileceği kanısı varılmıştır.” Sonuç ve kanaatine varıldığı mütalaa edildiği anlaşıldı. Tarafların bilirkişi raporuna karşı itiraz ettikleri, tarafların itirazlarını değerlendirir, bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 03/10/2017 tarihli ek raporda sonuç olarak" kök raporda yer bulan mali veriler ve bu raporda ayrıca yenilenip açıklanan teknik veriler kapsamında kök raporda yer bulan görüşün özünü korunmuş olduğu” sonuç ve kanaatine varıldığı mütalaa edildiği anlaşıldı. Dosyaya sunulan belgeleri değerlendirir yeni bir bilirkişi heyeti belirlenerek rapor alınmasına karar verilmiş bilirkişiler Yüksek Mimar ..., Mali Müşavir ... ve İnşaat Mühendisi ... tarafından hazırlanan 02/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak;” dava konusu eserde sözleşmeye göre eksik olan hususun zamanaşımı (işin süresinde tamamlanmaması) olduğunu ve her iki tarafın da sürelere dikkat etmediği, tüm işe göre fiziki eksiklik oranının yaklaşık % 20 oranında olabileceği, bu fiziki onarımın sözleşme bedeli olan 70.000,00 TL + KDV ye uygulandığında eksik yapılan işin bedelinin 14.000 TL + KDV ye tekabül ettiği, işin tamamlanma derecesine göre davalının yapmış olduğu işler bedelinin 70.000 – 14.000 = 56.000,00 TL + % 18 KDV =66.080 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafça davalıya ödenen bedelin 49.000 TL olduğunu, davalının yapmış olduğu ödeme tutarının davalının yapmış olduğu işi bedelinden tenzili edilmesi durumunda davacı tarafça davalıya ödenmesi gereken bedelin 66.080 -49.000 = 17.080 TL olarak hesaplandığı, davalının yapmış olduğu iş miktarı ve buna karşılık davacının davalıya yapmış olduğu ödeme tutarı göz önünde bulundurduğunda davacının davalıya bakiye KDV dahil 17.080 TL daha borcunun kalması nedeniyle menfi tespiti iddiasına konu herhangi bir bedelinin hesaplanmadığı,” sonuç ve kanaatine varıldığı mütalaa edildiği anlaşıldı. İddia, savunma, alınan 1. Kök ve ek rapor, 2. Kök rapor, icra dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; taraflar arasında eser sözleşmesi akdedildiği, davacı tarafından davalıya 49.000TL ödeme yapıldığı, bakiye borcunun bulunduğu, davalı tarafından bu bedelin icra takibine konu edildiği, davacının ise sözleşmeye konu işlerin geç yapıldığı, yapılmadığı iddiası ile işbu menfi tespit davasını açtığı anlaşılmıştır. Dosyada alınan 02/07/2018 tarihli bilirkişi heyet raporu oluşa uygun, denetime açık ve karar vermeye elverişli görüldüğünden mahkememizce rapora itibar edilmiş, rapora ve tüm dosya kapsamına göre davalının sözleşme konusu işleri ifa ettiği, davacıdan alacaklı olduğu, menfi tespit iddiasına konu herhangi bir bedelin bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE..." karar verildiği, Kararın davacı tarafından istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 14/12/2021 tarih, 2019/1262 Esas ve 2021/2354 Karar sayılı ilamıyla; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Dava yapılan takibe karşı borçlu olmadığının tespiti olarak açılmış ancak aşamada davacının ödeme yapması nedeniyle istirdat davası olarak devam etmiş, mahkemece davacının borçlu olduğu kabul edilerek davanın esastan reddine karar verilmiştir. Öncelikle istirdada dönüşen dava yönünden harcın tamamlanmaması hatalı olmuştur. Davalı yüklenici davaya konu takiple bakiye bedel alacağının tahsilini talep etmiş, davacı taraf ise işin eksik ve ayıplı yapıldığını ,süresinde ifa edilmediğini ve yapılan iş karşılığı 49.000,00 TL ödeme yapıldığını savunmuştur. Davaya konu sözleşmenin davalı tarafça feshedildiği davacını da kabulündedir. Davaya konu sözleşme eser sözleşmesi olup nakit bedel karşılığı düzenlenmiştir. Bu durumda fesih geriye etkili sonuç doğurduğundan taraflar ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre karşı tarafa verdiklerini geri isteyebilirler. Mahkemece sözleşmenin geriye etkili sonuç doğuracak şekilde feshedilmiş olduğu hususu gözden kaçırılarak sözleşme ayaktaymış gibi inceleme ve değerlendirme yaparak sonuca ulaşmış olmakla verilen karar usul yasa ve dosya kapsamına aykırı olduğundan kararın kaldırılarak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak önceki raporlardaki çelişkiler de gözetilmek suretiyle, davalı tarafından sunulan CD incelenip, davacı yüklenicinin yaptığı imalat bedelini ( sözleşme bedeli değil) fesih iradesinin karşı tarafa ulaştığı tarih itibarı ile piyasa rayiçlerine göre belirleyerek varsa kabul edilen ve ispatlanmış ödemeler mahsup edildikten sonra bulunacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, öncelikle istirdat bedeli üzerinden dava harcı tamamlattırıldıktan ve yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/02/2019 tarih, ... sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,..." gerekçesi ile Mahkememizin 12.02.2019 tarihli ... sayılı ilamının kaldırılmasına karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 14.12.2021 tarihli 2019/1262 Esas ve 2021/2354 Karar sayılı ilamı ile Mahkememizin 312.02.2019 tarihli ... sayılı ilamının kaldırılması üzerine mahkememize gelen dosya yukarıdaki esası alarak yargılamaya devam edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava davacı borçlu tarafından davalı alacaklı aleyhine İİK 72/2.maddesinde düzenlenmiş olan ve eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibinden sonra açılmış bulunan menfi tespit davasıdır. .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı şirket tarafından davacı aleyhine başlatılan takibin 70.000TL tutarlı "iç mimarlık uygulamam projesi hizmet bedeli" yazılı faturaya dayalı ilamsız icra takibi olduğu, takipte asıl alacağın 33.600TL olduğu, 757,15TL işlemiş reeskont avans faizi talep edildiği , toplam alacağın 34.357,15TL olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında 06.01.2014 tarihli İç Mimarlık Uygulama Projesi Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede davacının işveren, davalı şirketin yüklenici olduğu, işin konusunun Halkalı ilçesinde bulunan ... isimli otel inşaatında İç Mimari Uygulama Projesinin yüklenici tarafından yapılması olduğu, işin bedelinin toplamda 70.000TL +%18 KDV olduğu görülmüştür. Dava, İİK.72 maddesi uyarınca açılan menfi tespit davası olup, davacı takip borcunu istirdat hakkını saklı tutarak 28.11.2014 tarihinde ödediğini beyan etmiş, dava tarihinden sonra yapılan ödeme nedeniyle, istirdat davası olarak devam edilmiştir. 6098 sayılı TBK nın 470. maddesinde düzenlenen Eser sözleşmesi yüklenicinin bir eser meydana getirip teslim etmeyi, iş sahibinin de buna mukabil bir bedel ödemeyi üstlendiği tam iki tarafa borç yükleyen bir iş görme sözleşmesidir. 6098 sayılı TBK nın 471. maddesi "Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır." şeklinde olup Yüklenici sözleşmenin tarafı olarak, işin uzmanı olup, eseri fen ve sanat kaidelerine ve iş sahibinin yararına olacak şekilde amacına uygun ve özenle meydana getirmekle yükümlüdür. İşin uzmanı sayılan ve basiretli tacir gibi hareket etmek zorunda olan yüklenici ifayı amaca uygun gerçekleştirmek zorundadır. Yüklenici, işi eksiksiz tamamlayıp teslim ettiğini, bakiye iş bedelinin davacı tarafından ödenmediğini iddia etmiş, davacı şirket ise yüklenicinin sözleşme gereği edimini yerine getirmediğini, toplantılara katılmadığını, projenin teslim süresinin geciktiğini, otel inşaatının bu nedenle uzadığını iddia ederek sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini beyan etmiştir. Bam kaldırma kararından sonra , mali müşavir bilirkişi ..., inşaat mühendisi bilirkişi Prof. Dr. ..., mimar bilirkişi ..., sözleşme uzmanı bilirkişi Doç. Dr. ... tarafından hazırlanan 08/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda; "... 1.Davalının sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirdiği, yapılan iş tutarının 70.000TL+kdv sözleşme tutarı olduğu, bu tutarın piyasa rayiçlerine göre kadri maruf olduğu, 2.Davalının üstlendiği işi tamamladığı, ücrete hak kazandığı, dolayısıyla davacının davalıdan talep edilebilir bir alacağı bulunmadığı, 3.70.000 TL ANAPARA +12.600 TL KDV=82.600 TL tutarından davalının düzenlemiş olduğu faturaya istinaden -31.500-17.500 TL davacı tarafından yapılan iki adet ödeme mahsuplaştırıldıktan sonra 33.600 TL bakiye kaldığı bu tutara ve 757,15 TL işlemiş faize davalı tarafından İstanbul 32 İcra müdürlüğü dosyasıyla icra takibi başlatıldığı,icra dairesine davacı tarafından 42.767,55 TL ödendiği..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. Davacı vekilinin itirazları değerlendirilerek, ek rapor alınmasına ilişkin karar verilmiş, 13/03/2023 tarihli Bilirkişi ek raporunda; "...kök rapordaki kanaatlerimizde bir değişiklik olmamakla birlikte nihai değerlendirme ve takdirin tamamen mahkemenize ait olduğu..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. Davacı vekilinin ek rapora karşı sunduğu itiraz dilekçesinde, raporun istinaf kaldırma kararına uygun olarak hazırlanmadığını ileri sürerek yeni bir heyetten rapor alınmasını talep etmesi üzerine Mahkememizce yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş, mali müşavir bilirkişi ..., inşaat mühendisi bilirkişi Prof. Dr. ..., mimar bilirkişi ..., sözleşme uzmanı bilirkişi Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan 12/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...1)Dava dosyası içeriğine göre; Davacı/işveren ile davalı/yüklenici arasında, davalı/yüklenicinin sözleşme konusu projeleri çizmeyi borçlandığı, davalı/işverenin de 70.000 TL + 12.600 KDV = 82.600 TL iş bedeli ödemeyi borçlandığı, bir Eser Sözleşmesi 06.01.2014 tarihinde taraflar arasında akdedilmiştir. Sözleşmenin akdedilmesinden sonra, davalı/yüklenici KDV dâhil 82.600 TL bedelli iş bedeli faturasını düzenlemiş ve davacı/işveren toplam 49.000 TL iş bedeli ödemiştir. Davacı/işveren, davalı/yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan borcunu ifa ettiğini (sözleşme konusu projeleri teslim ettiğini), fakat borcunu gecikmeli, eksik ve ayıplı ifa ettiğini (sözleşme konusu projeleri gecikmeli, eksik ve ayıplı olarak teslim ettiğini) iddia etmektedir. Kanaatimizce; davacı/işverenin, 23.02.2015 tarihli Cevaba Cevap Dilekçesinde (sayfa 2’de ve 3’deki); “…söz konusu projeler taraflar arasındaki sözleşmeye uygun şekilde teslim edilmemiştir” şeklindeki beyanından ve “davalı, sözleşmede belirtildiği şekilde edimini eksik ve hatalı ifa etmesine karşı 33.600 TL tutarlı kısmına ilişkin gönderdiği fatura, haksız ve hukuka aykırıdır” şeklindeki beyanından da bu husus anlaşılmaktadır. Davacı/işverenin, davalı/yüklenicinin borcunu gecikmeli, eksik ve ayıplı ifa ettiği gerekçesiyle taraflar arasında sözleşmeyi 16.05.2014 tarihinde feshettiği anlaşılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Davalı/yüklenici davacı/işverene karşı icra takibi başlatmış ve bakiye (82.600 TL – 49.000 TL =) 33.600 TL’lik iş bedeli alacağının ve 757,15 işlemiş temerrüt faizi alacağının tahsilini talep etmiştir. Davacı/işveren şu anda incelediğimiz işbu davayı davalı/yükleniciye karşı açmış ve bu davada; davalı/yükleniciye takip tarihi itibariyle bakiye iş bedeli borcunun bulunmadığının tespitini (menfi tespit) talep etmiştir. 2)Mali Tespitlere göre; davacı/işveren icra dosyasına, toplam 42.767,55 TL ödemiştir. 3)Gerek 08.08.2022 tarihli Kök Bilirkişi Kurulu Raporundaki (sayfa 6-7’deki) Teknik Tespitler, gerekse işbu Raporumuzun Teknik Kısmındaki incelenip değerlendirildiğinde; davalı/yüklenicinin sözleşmeyle üstlendiği borcunu ifa ettiği (sözleşme konusu projeleri hazırlayıp teslim ettiği), borcunu hukuken ayıplı ve/veya eksik ifa etmediği (projeleri eksik ve/veya ayıplı teslim etmediği) kanaatine varılmış olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Kaldı ki davacı/işveren de, davalı/yüklenicinin teslim ettiği projelerde “ne tür bir ayıbın söz konusu olduğunu” detaylı olarak açıklamadığı gibi, “projelerin eksik tesliminin nasıl gerçekleştiğini, yani hangi projenin ya da hangi projenin hangi kısmının eksik teslim edildiğini” (eksik teslimin nasıl gerçekleştiğini) de detaylı olarak açıklamamıştır. Takdiri tamamen mahkemeye aittir. Davalı/yüklenicinin, davacı/işverenin iddia ettiği gibi, davacı tarafından talep edilen bütün “toplantılara” katılmadığı farz edilse bile, Eser Sözleşmesinde yüklenicinin “işveren tarafından talep edilen bütün toplantılara katılma yükümlülüğü” bulunmamakta olup, bu yükümlülük, “işverenden bağımsız olarak iş görme” borcu altına giren yüklenicinin borcunun bünyesi ile de bağdaşmaz. Bu sebeple, davalı/yüklenicinin talep edilen bütün toplantılara katılmamış olması, tek başına, sözleşmeden kaynaklanan borcun (iş görme borcunun) “ayıplı ve/veya eksik ifa” ettiğini sonucunu doğurmaz. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Yeri gelmişken şu hususu da belirtelim ki: Her ne kadar, 03.10.2017 tarihli Bilirkişi Kurulu Ek Raporunun Teknik Kısmında (sayfa 5’de) yer alan; “Davalı şirketin yaptığı çizimlerle, projelerle ve diğer işlerle genel olarak Davacı İşveren Şirketi genel anlamda ve işin gerektirdiği fenni esasları uyumlu iş yapmamaya bağlı surette tatmin edemediği ve İşverenin istediği revizyonları tam olarak yerine getirmediği görüşü heyetimizce hasıl olmuştur” şeklindeki açıklamadan da, davalı/yüklenicinin sözleşmeyle üstlendiği projeleri hukuki anlamda ayıplı ve/veya eksik şekilde hazırlayıp teslim ettiği yönünde bir sonuca varılması kanaatimizce mümkün değildir. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Yine, 02.07.2018 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporunda (sayfa 10’da) yer alan “Sunulan projelerin onaylanması; yapılan işin ayıplı ve eksik olmadığını; tarafların projeleri kabul ettikleri anlamına gelmektedir” şeklindeki açıklamadan da, davalı/yüklenicinin sözleşmeyle üstlendiği projeleri hukuki anlamda ayıplı ve/veya eksik şekilde hazırlayıp teslim etmediği (ayıpsız ve eksiksiz şekilde teslim ettiği) kanaatine varılmaktadır. Her ne kadar söz konusu Raporda; sözleşmede kararlaştırılmış olan bedelden (iş bedelinden) %20 oranında indirim yapılması gerektiği kanaatine varılmışsa da; “davalı/yüklenicinin sözleşme konusu işi gecikmeli olarak yaptığı” gerekçesiyle ve “eksik ifa” kavramının hatalı olarak “gecikmeli ifa” olarak anlaşılması suretiyle, böyle bir indirim yapılması gerektiği kanaatine varılmış olduğu anlaşılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Oysa ki, bir an için davalı/yüklenicinin tamamen kendi kusurundan kaynaklanan sebeplerle (kendi kusuruyla) sözleşme konusu işi “gecikmeli yaptığı” farz (kabul) edilse bile, bu durum kanunen, işverene sözleşme bedelinden indirim yapma hakkı vermez. Zira kanunda, yüklenicinin borcunu “gecikmeli” ifa etmesi sebebiyle işverene sözleşme bedelinden indirim yapma hakkı tanınmış değildir. Sadece, yüklenicinin borcunu “ayıplı” ifa etmesi halinde işverene sözleşme bedelinden indirim yapma hakkı tanınmıştır (TBK.md.475/f.1/bent 2). Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Yukarıda açıklanan bu durumlar karşısında; davacı/işverenin, davalı/yüklenicinin borcunu ayıplı ve/veya eksik ifa ettiği gerekçesiyle sözleşmeyi haklı olarak feshetme hakkına sahip olmadığı, dolayısıyla da Eser Sözleşmesini haksız olarak feshettiği kanaatine varılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. 4)Raporumuzun Teknik Kısmındaki tespitlere göre; davalı/yüklenicinin sözleşmeyle üstlendiği işi 06.05.2014 tarihinde teslim etmesi gerekmektedir. Raporumuzun Teknik Kısmında yer alan, “Zaman konusuna yüklenicinin yaklaşımı açısından yazışmalar değerlendirildiğinde, süre konusunda yüklenici tarafından gönderilen 6 Mayıs 2014 tarihli yazışma da incelendiğinde, işverenden beklenen karar ve seçimlerin bu tarih itibariyle de halen bekleniyor olduğu görülmektedir” şeklindeki değerlendirmeden, davalı/yüklenicinin sözleşme konusu işi vadesinde (06.05.2014 tarihinde) teslim edememesinde davacı/işverenin de kusuru olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim 02.07.2018 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporunda (sayfa 9’da) yer alan, “Sonuç olarak; Sürelerde; her iki tarafın da sözleşmedeki tarihlere çok sadık kalmadığı görülmektedir” şeklindeki değerlendirmeden de, davalı/yüklenicinin sözleşme konusu işi vadesinde (06.05.2014 tarihinde) teslim edememesinde davacı/işverenin de kusuru olduğu anlaşılmaktadır. Gecikmenin davacı/işverenin de kusurundan kaynaklandığı anlaşıldığından, gecikmeden dolayı davalı/yüklenicinin hukuken sorumlu olmadığı, dolayısıyla davalı/yüklenicinin borcunu ifade geciktiği gerekçesiyle de davacı/işverenin sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olmadığı kanaatine varılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Kaldı ki bir an için, gecikmenin tamamen davalı/yüklenicinin kusurundan kaynaklandığı ve gecikmeden davalı/yüklenicin hukuken sorumlu olduğu farz (kabul edilse) edilse bile; taraflar arasındaki Eser Sözleşmesinin 13 nolu maddesi hükmüne (ve de TBK.md.123 hükmüne) göre; gecikmeden dolayı davacı/işverenin sözleşmeyi feshetmeye hak kazanması için, öncelikle davalı/yükleniciye, uyarı içeren ihtarname keşide etmesi (bir ihtarname ile davalı/yükleniciyi uyarması) ve bu uyarı ihtarnamesinin sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ne var ki dosya içeriğinde davacı/işverenin böyle bir ihtarnamesine rastlanmamıştır. Bu durum sebebiyle, bir an için gecikmenin tamamen davalı/yüklenicinin kusurundan kaynaklandığı ve gecikmeden davalı/yüklenicin hukuken sorumlu olduğu farz (kabul edilse) edilse bile, davacı/işverenin, davalı/yüklenicinin borcunu ifada geciktiği gerekçesiyle Eser Sözleşmesini feshetme hakkına sahip olmadığı, dolayısıyla da Eser Sözleşmesini haksız olarak feshettiği kanaatine varılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. 5)Yukarıda açıklanan gerekçelerle; davacı/işverenin takip tarihi itibariyle davalı/yükleniciye, bakiye 33.600 TL iş bedeli borcu (asıl borcu) ve 757.15 TL işlemiş temerrüt faizi borcu bulunduğu; dolayısıyla da bu davadaki menfi tespit ve istirdat talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. Dosya kapsamı, İstinaf kaldırma kararı doğrultusunda alınan 08.08.2022 tarihli kök, 13.03.2023 tarihli ek, 12.08.2024 tarihli bilirkişi heyet raporları denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli görüldüğünden, davalı yüklenicinin sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirdiği, yapılan iş tutarının piyasa rayiçlerine göre kadri maruf olduğu, davalının bakiye iş bedelini talep etmekte haklı olduğu anlaşıldığından davacının menfi tespit ve istirdat istemlerinin haksız olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 427,60-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 730,37-TL. harcın mahsubu ile fazla alınan 302,77-TL.'nın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 45,40-TL. yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/5, K. 2024/775, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-9-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-5-e-2024-775-k-95aa4a25e919