İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/158 E. 2024/821 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/158
Karar No
2024/821
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO:2022/158 Esas KARAR NO :2024/821 DAVA:Menfi Tespit DAVA TARİHİ:07/01/2022 KARAR TARİHİ:25/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... A.Ş arasında imzalanan 27.05.2020 tarihli ... numaralı Genel Kredi Sözleşmesi’nde kefil olduğunu, bahse konu kefalet sözleşmesinde, kefil olunan azami tutarın 100.000,00 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin kefil olduğu 27.05.2020 tarihli ... numaralı Genel Kredi Sözleşmesine ilişkin borcun tamamının ödenerek 28.09.2021 tarihinde davalı banka tarafından kredi borcunun kapama işlemi yapıldığını, kapatılan kredi hesabının 7 nolu olduğunu, müvekkilinin uyuşmazlık dışı ...’a bugüne kadar tek kefil olduğu genel kredi sözleşmesinin 27.05.2020 tarihli ... numaralı Genel Kredi Sözleşmesi olduğunu, bu kredi sözleşmesine konu borcun da tamamen kapandığını, davalı bankanın uyuşmazlık dışı ...’a ve müvekkiline, kredi borcu olduğundan bahisle .... Noterliği’nin ... Yevmiye Numaralı ve 29.11.2021 tarihli ihtarnamesini göndererek toplam 108.578,67 TL talep ettiğini, davalının gönderdiği bu ihtarnameye dayanak kredi hesabının, 4 nolu kredi hesabı olduğunu ve müvekkilinin kefil olmadığı bir kredi sözleşmesine ilişkin olduğunu, bu hususun ihtarnamenin sol üst kısmında yer alan “HESAP: ...” ibaresinden de anlaşılacağını, müvekkilinin ihtarnameye dayanak 4 nolu kredi hesabına hiçbir zaman kefil olmadığından, müvekkilinin kefil olduğu kredi borcunun 28.09.2021 tarihinde kapatıldığından, işbu ihtarname içeriğinin gerçeği yansıtmadığını, usul ve yasaya aykırı tanzim edildiğini, beyanla müvekkilinin kefili olduğu 27.05.2020 tarihli ve ... numaralı Genel Kredi Sözleşmesi’ne ait tüm borcun kapatıldığının tespitine, müvekkilinin davalıya karşı tek kefaletinin 27.05.2020 tarihli ve ... numaralı Genel Kredi Sözleşmesi’ne ilişkin olduğunun tespitine, müvekkilinin davalıya, davalı bankanın iddiasının aksine, 29.11.2021 tarihi itibariyle 108.578,67 TL borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, taraflarca imzalanan ve davaya konu olan kefalet sözleşmesinin 4. maddesinde yetkili mahkeme ve uygulanacak hüküm başlıklı kısımda, taraflar bu sözleşmeden doğacak her türlü uyuşmazlığın İstanbul tahkim merkezi tarafından ve İstanbul tahkim merkezi kuralları uyarınca nihai olarak tahkim yoluyla çözümleneceği hususunda anlaşmışlardır şeklinde belirtilmekte olduğunu, davacının, dava dışı ve aynı zamanda oğlu olan ... ile davalı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil olduğunu, dava dışı ... müvekkili bankadan çeşitli tarihlerde çeşitli türde krediler, kredi kartları, kmh hesapları kullandığını ancak bu kredilerin geri ödemelerini zamanında yapmadığını, dava dışı ...'ın bugün itibarı ile müvekkili bankadan kullandığı üç adet ihtiyaç kredisi, kmh hesabı, kredi kartlarına ilişkin toplam 279.665,2-TL borcu bulunmakta olduğunu, bu borçlara ilişkinde dava dışı ... aleyhine ihtarname gönderilerek hesapları kat edildiğini ve aleyhinde ... icra müdürlüğü ...E.... icra müdürlüğü.... ... icra müdürlüğü ... E., ... icra müdürlüğü ... E. ... icra müdürlüğü ... E. ... icra müdürlüğü ... E. olmak üzere toplam 6 adet icra takibi başlatıldığını, davacının kefaleti dava dışı kişinin kullandığı bu kredilerden sadece iki adet kredi ve bir adet kredili mevduat hesabı olmak üzere sadece üç dosyayı kapsadığı için bu icra dosyalarından sadece ... icra müdürlüğü ...E., ... icra müdürlüğü ... E., ... icra müdürlüğü ... E. Sayılı dosyalarında davacı, dava dışı oğlu ile birlikte borçlu gösterilerek borçtan sorumlu tutulmakta olduğunu, davacının iddia ettiği şekilde müvekkili banka, kötü niyetli olmuş olsa idi davacıyı dava dışı üçüncü kişinin tüm dosyalarından sorumlu tutabileceğini, müvekkili bankanın tamamen hukuk ve yönetmeliklere uygun davrandığını ve olması gerektiği şekilde davacıyı sadece kefaletinin söz konusu olduğu bu üç icra dosyasından sorumlu tuttuğunu, davacının iddia ettiği şekilde davacının imzasının bulunmadığı sözleşmelerden sorumlu tutulması, tüm borcun birleştirilmesi ve dürüstlük kurallarına, TBK 25. maddeye aykırılık kesinlikle söz konusu olmadığını, davacının hür iradesi imzaladığı kefalet sözleşmesinin 3.6. maddesinde davacı kefil davalı bankaya karşı durumunun ağırlaştırıldığı hususunda bir iddia ve talepte bulunmayacağını da açıkça kabul ve beyan ettiğini, bu durumda da zaten davacının müvekkili bankaya karşı durumunun ağırlaştırıldığına ilişkin bir iddia da bulunmasının mümkün olmadığını, davacı kefile söz konusu kefalet sözleşmesinden önce gerekli her türlü ön bilgilendirmenin de yapıldığını, davacının da bu ön bilgilendirmelere ilişkin belgeleri imzaladığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, menfi tespit davasıdır. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 04/12/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının 27.05.2020 tarihli ‘Kefalet Sözleşmesi’ne göre, 27.05.2020 tarihli ve ... numaralı Genel Kredi Sözleşmesi’ne göre dava dışı kredi borçlusu ...’a kullandırılan kredilerden kaynaklanan borçlar nedeniyle kefalet limiti ve kendi temerrütünün sonuçlarından sorumlu olduğunu, davalı banka kayıtlarına göre, dava tarihi itibarı ile hesaplanan kredi alacağının 110.947,80-TL hesaplandığını, davacının kefalet limiti (100.000,00-TL) ile sınırlı olmak üzere borçtan müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu bulunduğunu, kefalet sözleşmesinde yer alan tahkim şartının HMK’nın 412.maddesi kapsamında değerlendirmesinin mahkemenin takdirinde olduğunu belirtmişlerdir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 11/04/2023 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; davalı banka ile dava dışı kredi borçlusu arasında 27.05.2020 ve 23.09.2020 tarihli olmak üzere iki adet GKS imzalandığını, sözleşmelerin her ikisinin de 'çerçeve sözleşme' niteliğinde bulunduğunu, davacının bu sözleşmelerden 27.05.2020 tarihli GKS kapsamında kullanılacak kredilere kefalet limiti (100.000,00-TL) ile sınırlı olmak üzere kefil olduğunu, bankacılık uygulamasında ve davalı Banka da, kullanılan her kredi için ana hesaba bağlı ek, ayrı bir hesap açılmasının olağan muhasebe işlemi olduğunu, farklı olanın uygulamada GKS'lerin limitli olabileceği gibi, GKS'nin sadece çerçeveyi düzenleyip limiti imzalanacak ek taahhüt/sözleşmelere bırakmasında görüldüğünu, davalı Banka'nın ikinci seçeneğe göre oluşan uygulamasında müşterisinin talebi ile ek kredi sözleşmesi imzalatarak kredi kullandırdığı ve her bir kredi için ek hesaplar açtığını, 28.09.2021 tarihinde kapatılan 7 no'lu ek kredinin, KMH kredisinden kullanılan tutar ile kapatıldığını, bununla Banka'nın 7 no'lu ek krediden kaynaklanan riski kapatılırken, riskin bir başka (KMH) kredi adı altında devam ettiğini, davalı bankadan talep edilen belge ve bilginin sağlanamamasına bağlı olarak uyuşmazlık konusu kredilerin hangi GKS'ye bağlı ek sözleşmeler kapsamında kullanıldığının tespit edilemediğini, uyuşmazlığın tahkim kapsamında kalıp kalmadığının mahkemenin takdirinde olduğunu belirtmişlerdir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 08/03/2024 tarihli bilirkişi 2.ek raporuna göre; davalı banka ile dava dışı kredi borçlusu arasında 27.05.2020 ve 23.09.2020 tarihli olmak üzere iki adet GKS imzalandığı, sözleşmelerin her ikisinin de 'çerçeve sözleşme' niteliğinde bulunduğunu, davacının bu sözleşmelerden 27.05.2020 tarihli GKS kapsamında kullanılacak kredilere kefalet limiti (100.000,00-TL) ile sınırlı olmak üzere kefil olduğunu, bankacılık uygulamasında ve davalı Banka da, kullanılan her kredi için ana hesaba bağlı ek, ayrı bir hesap açılmasının olağan muhasebe işlemi olduğunu, farklı olanın uygulamada GKS'lerin limitli olabileceği gibi, GKS'nin sadece çerçeveyi düzenleyip limiti imzalanacak ek taahhüt/sözleşmelere bırakmasında görüldüğünu, davalı Banka'nın ikinci seçeneğe göre oluşan uygulamasında müşterisinin talebi ile ek kredi sözleşmesi imzalatarak kredi kullandırdığı ve her bir kredi için ek hesaplar açtığını, en son 30.05.2022 tarihli Kredi Tebliğ Mektubuna göre, hesabın 29.11.2011 tarihinde katından sonraki süreçte, 04.09.2020 tarihinde tahsis edilerek kullandırılan İhtiyaç kredisi ve 20.05.2020 tarihinde tahsis edilerek kullandırılan KGF kaynaklı kredilerden kaynaklı risklerin kaldığını, kredi tahsislerinin hemen tamamının ... 'ın 'müteselsil kefil' sıfatıyla imzasının alınması şartına bağlı olduğunu, dolayısıyla ...'ın kefalet limiti ile sorumlu olmak kaydıyla riskten sorumlu bulunduğunu belirtmişlerdir. Bilirkişi tarafından düzenlenen 09/07/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre; davalı banka ile dava dışı kredi lehtarı (asıl borçlu) ... şahıs firması arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşmelerin bir kısmını davacı kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler dosyada mevcut olduğundan, davacı/kefilin kefalet imzası bulunmayan sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilerden sorumlu tutulamayacakları kanaati edinildiğini, davacı kefilin, mevcut delil durumuna göre davalılara kefaleten borçlu olmadığını, mahkemece davacı kefilin borçtan sorumlu tutulması halinde; dava dışı asıl borçluya kullandırılan 3 adet krediden dolayı dava tarihi itibariyle hesaplanan toplam alacak miktarının 111.074,39 TL olarak belirlendiğini, davacının borçtan sorumlu tutulması halinde 100.000 TL'lik kefalet limitiyle sınırlı olarak borçtan sorumlu tutulabileceklerinin söylenebileceğini belirtmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen 19/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; kök raporda herhangi bir revizyonun yapılamamış olduğunu belirtmiştir. Dava dışı ...'la davalı arasında 27/05/2020 tarihinde genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, davacının bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalı tarafından davacıya gönderilen .... Noterliğinin ... yevmiye nolu 29/11/2021 tarihli ihtarnamede 108.578,67 TL'nin ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarname kapsamında olan kredilerin tespiti ve ihtarnamede belirtilen tutardan davacının sorumlu olup olmadığının tespiti için bankacı bilirkişilerden raporlar alındığı, alınan 19/11/2024 tarihli ek raporla ihtarnameye konu alacağın 17/06/2021 kullandırım tarihli kredili mevduattan, 19/02/2020 tarihli taksitli krediden ve 23/09/2020 tarihli taksitli krediden kaynaklandığının anlaşıldığı, 19/02/2020 tarihli ticari kredinin davacının kefaletinden önce kullandırıldığı, 23/09/2020 tarihli taksitli kredi ile 17/06/2021 kullandırım tarihli kredili mevduatın 23/09/2020 tarihli sözleşme kapsamında kullanıldığı, yani ihtarnamedeki alacağın dayanağı olan kredi sözleşmelerinde davacının imzasının bulunmadığı, bu nedenle davacının davalıya davaya konu ihtarnamede belirtilen alacaklar nedeniyle 29/11/2021 ihtarname tarihi itibariyle108.578,67 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, ayrıca davacının davalıya karşı sorumlu olduğu kefaletinin 27/05/2020 tarihli ... nolu genel kredi sözleşmesi olduğunun tespitine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davalıya karşı sorumlu olduğu kefaletinin 27/05/2020 tarihli ... nolu genel kredi sözleşmesinin olduğunun tespiti ile davalının davacıya çektiği .... Noterliğinin ... yevmiye nolu 29/11/2021 tarihli ihtarnamesinde belirtilen alacaklardan ötürü 29/11/2021 tarihi itibariyle davacının davalıya 108.578,67 TL borçlu olmadığının tespitine, 2-Alınması gereken 7.417 TL harçtan peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 5.562,74‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 80,70 TL başvurma harcı ve 1.854,26 TL peşin harç toplamı olan ‭1.934,96‬ TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan ‭10.174,75 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Davacı vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 25/12/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/158, K. 2024/821, T. 25.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-9-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-158-e-2024-821-k-ec605ddaf045