İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/557 E. 2025/373 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/557
- Karar No
- 2025/373
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/557 Esas KARAR NO : 2025/373
DAVA :Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 29/08/2023 KARAR TARİHİ : 30/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkiller murisi ...'ün 10.12.1000 tarihinde vefat ettiği, takip alacaklısının davalı selefi ... A.Ş., müvekkillerin murisinin ortağı olduğu .... Şti. nn ...A.Ş. ... Şubesinde 25.08.1999 tarihinde kullanılan ve bir kısmı ödenmeyen kredi alacağının, ...'den 09.05.2013 tarihinde Kredi Alacağı Temlik Sözleşmesi ile devraldığı, temlik alacaklısının müvekkiller aleyhine 28.06.2013 tarihinde ... 7. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile müvekkillerin murisleri ... mirasçıları olarak takibe alındığı, oysa kredinin kullanıldığı 1999 yılında yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125.Maddesi hükmüne göre sözleşmeye dayalı alacak davalarında zamanaşımının 10 yol olduğu, zamanaşımının 2009 yılında dolduğu, mirasçıların miras bırakanın kefalet borcundan sorumlu olması için en başta kefalet borcunun geçerli ve ayakta olması aslı olduğu, oysa somut olayda kefalet borcunun sona erdiği, hem sözleşmenin zamanaşımı ile kredi borcu sona erdiği, hem de kefaletin hak düşürücü süresi ile kefillik borcunun sona erdiği, kredi borcunun ve kefalet borcunun, zamanaşımı ve hak düşürücü süre sona eren kredi alacaklısı ... ile birleşme yolu şile ... A.Ş. Unvanı tüzel kişiliğine devam eden takip alacaklısının, 2013 yılında takip başlangıcından 10 yıl sonra takipsiz bırakılan ve takipten düşerek kapanan takip dosyasının yenilenerek ...E. sayılı dosyası ile kayıt yaptığı ve müvekkillerine hiçbir borç bildirimi ve ödeme emri tebligatı yapılmaksızın doğrudan tüm mal varlıklarına haciz/bloke uygulandığı, kredi sözleşmesinde müvekkillerin merhum babasının müteselsil kefil olduğuna ilişkin belge yer alsa da kanun hükümleri gereğince kefilliğin geçerli olabilmesi için yeterli olmadığı, kefilin, kefil olduğu kredi sözleşmesi dışında başkaca herhangi bir borçtan sorumlu tutulamayacağı, açıklanan nedenlerle, icra dosyasının teminatsız ve/veya teminatlı olarak ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmasına ve tüm hacizlerin fekkine, yargılama sonucunda müvekkillerin davalı şirkete karşı borçlu olmadıklarının tespitine ve ilgili icra takibinin müvekkiller yönünden iptaline, davalının, haksız ve kötü niyetli takip yapılmış olması nedeni ile takip bedelinin 20'si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Haksız ve dayanaktan yoksun bulunduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacılar Murisinin kefalet verdiği dava dışı ...Şti.'nin ... A.Ş. ... Şubesi ile kefalet verilen arasında Kredi Genel Sözleşmesi akdedildiği, ödemelerin tamamen ve zamanında yapılmaması üzerine vadesinde ödenmeyen borcun ödenmesi talepli 01.12.2000 tarihli ihtarname gönderilerek borçlunun temerrüde düşürüldüğü ve borcun muaccel hale geldiği, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığı, takipsizlik nedeni ile düşen takip dosyası 17.10.2022 tarihli yenileme talebi doğrultusunda yenilenmesine karar verildi ... 7. İcra Müdürlüğünün ... E. sayısına kaydedildiği, dosyanın yenilenmesi akabinde 31.05.2023 tarihinde icra dairesince borçlulara yenileme emri gönderildiği ve yenileme emrinin davacılara usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, kredi sözleşmesinde kefil ...'ün müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girmeyi kabul ettiği, somut olayda alacaklının asıl borçluyu takip etmeden ve asıl borçlunun malvarlığına gitmeden muris kefilin mirasçılarına karşı yasal takip hakkını kullanmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, borç nedeniyle 28.06.2023 tarihinde ... 7. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, 28.06.2013 tarihinde kanunda belirtilen 1 yıllık ek sürenin dolmadığı ve kefaletin hak düşürücü süresinin sona ermediği, borcun dayanağı olan sözleşme incelendiğinde kefilliğin geçerlilik şartlarının mevcut olduğu ve bu nedenle davacıların takip konusu borç miktarından sorumlu oldukları açık olduğu, izah edilen nedenlerle, usul ve yasaya aykırı olarak ikame edilen işbu davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;menfi tespit davasında, davacıların murisi ile dava dışı ... A.Ş arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde, davalıların murisinin kefil olması sebebiyle başlatılan icra takibinin TBK 598/3 ve TBK 598/4 maddesi ile Türk Borçlar Kanununun Uygulama Şekli Hakkındaki 6101 Sayılı Kanunun 1. maddesinin son cümlesi ve aynı yasanın 5/2. Maddesi gereği hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı, alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, kefaletin geçerli olup olmadığının, temerrütün oluşup oluşmadığının, uyuşmazlık konusu olduğu görüldü. DELİLLER; ... 7. İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyasına müzekkere yazılarak uyap üzerinden celp edilmiştir. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 26/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Dava dışı .... Ltd. şirketinin imzalamış olduğu 25.08.1999 tarihli 40.000.00 YTL. Ve 17.11.1999 tarih ve 80.000.00 YTL. Limitli Genel Kredi Taahhütnameleri gereği ... A.Ş. ... Şubesinin kredi kullandırdığı ve aynı sözleşmeleri dava dışı ...ve ... ile ...'ün Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefil sıfatı ile imzaladıkları, Davacılar, kefil müteveffa ...'ün mirasçıları olup, ... A.Ş. tarafından müteveffa ...'e hitaben herhangi bir ihtarnameye rastlanamadığı, dosyaya sadece ... A.Ş. tarafından dava dışı ...'e hitaben ... 1. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname sunulmuş ve söz konusu ihtarname ile 01.12.2000 tarihi itibariyle Toplam 101.718.766.846.- ETL'nin ödenmesi talep edildiği, buna göre, davacılar murisi ...'ün 28.06.2013 takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, borç doğum tarihi 25.08.1999 ve davalı şirket, 28.06.2013 tarihinde icra takibine girişmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi; ... A.Ş. tarafından müteveffa ...'e hitaben herhangi bir ihtarnameye rastlanamamış olup, alacağın muacceliyet kazanmadığı ve 818 sayılı Borçlar Kanun hükümlerine göre, 10 yıllık zaman aşım süresi ihtarname ile başlamadığı, Borç doğum tarihi 25.08.1999 ve 28.06.2013 tarihinde icra takibine girişilmiş olması nedeni ile 28.06.2013 tarihinde 6098 Sayılı Yasa hükümlerinin geçerli olduğu dikkate ve kefaletin geçerli olduğu dikkate alındığında, alacağın, 10 yılık hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı hususu Sayın Mahkemenin Takdirlerinde Olup, aşağıda alacağın hak düşürücü süreye uğramadığı dikkate alınarak inceleme ve hesaplamalarımızın yapıldığı, Davalıların, 28.06.2013 Takip tarihi itibariyle, 101.718.76 TL. Asıl alacak, 497.193.81 TL. İşlemiş faiz ve 3.950.77 TL. Masraf olmak üzere Toplam 602.863.34 TL. borçlu oldukları" sonuç ve kanaatine varılmıştır. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 18/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"İnceleme konusu belgelerdeki imzalar ile ...'ün karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan uyumsuzluk ve benzemezlikler nedeni ile ... A.Ş. ile asil boçlu ... Şti ve kefiller ..., ..., ... arasında imzalanmış 25.08.1999 ve 17.11.1999 tarihli Genel Kredi Taahhütnamelerindeki imzaların, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ...'ün eli ürünü olmadığı" sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava davacıların murisinin kefili olduğu iddia edilen kredi sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit davasıdır. Davacılar vekili dava dilekçesinde alacağın zamanaşımına, hak düşürücü süreye uğradığını, kefaletin geçersiz olduğunu beyan ederek menfi tespit isteminde bulunmuştur. Dava konusu genel kredi sözleşmesinin, dava dışı ... Ltd. Şti ile ... A.Ş ... Şubesi arasında imzalandığı, dava dışı...ve ... ile davacılar murisi ...'ün sözleşmede kefil olduğu, sözleşme tarihlerinin 25/08/1999 ve 17/11/1999 olduğu, davacıların murisinin 10/12/1999 tarihinde vefat ettiği, davacıların aktif husumetlerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Dava konusu ... 7. İcra Müdürlüğünün ...e. Sayılı dosyasında 28/06/2013 tarihinde, 101.718,77 TL asıl alacak, 827.774,00 TL işlemiş faiz, 3.950,77 TL masraf olmak üzere toplam 933.443,54 TL üzerinden başlanıldığı, dosyanın yenilenmesi üzere ... esas sayılı dosyası üzerinden takibe devam edildiği görülmüştür. Türk Borçlar Kanununun Uygulama Şekli Hakkındaki 6101 Sayılı Kanunun 1. maddesinin son cümlesine göre, Ancak Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiili ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye Türk Borçlar Kanununun hükümlerine tabidir. Bu durumda somut olayda borcun sona ermesiyle ilgili olarak 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu' nun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Türk Borçlar Kanunu' nun 598/3. maddesine göre: 'Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Türk Borçlar Kanunu' nun 598/4. maddesinde ''Kefalet 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.'' 6101 Sayılı Kanunun 5/2. maddesinde ''Türk Borçlar Kanunu ile hakdüşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuş ise, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanununda kefalet için herhangi bir süre öngörülmemiştir. Ancak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanununda azami 10 yıllık sürenin getirilmiş olup bu düzenleme 6101 Sayılı Kanunun 5/2. maddesinde ifade edildiği şekilde ''ilk defa öngörülen'' süre niteliğindedir ve 10 yıllık sürenin sonunda kendiliğinden kalkacağı TBK 598/3. maddesinde açıkça ifade edilmiş olduğundan bu sürenin hakdüşürücü süre olarak kabul edilmesi hukuka uygun bir kabuldür. Yargıtay 12. H.D.' nin 07/02/2017 tarih ve ... E-... K sayılı kararına göre: 12/12/2003 günlü 5020 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na eklenen ve 26/12/2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. maddeyle fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak öngörülmüştür. Aynı kural, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu' nun 141. maddesinde de benimsenmiş olup; anılan maddede "Bu kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıldır." hükmüne yer verilmiştir. 5411 sayılı Kanun' un geçici 16. maddesinde; "Bu kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir." düzenlemesi yer almakta iken; anılan maddede yer alan ''zamanaşımı'' sözcüğü Anayasa Mahkemesi'nin ...tarih ve ... sayılı kararıyla iptal edilmiş ve söz konusu kararın, 12.09.2014 tarihinde 29117 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla iptal hükmü yürürlüğe girmiştir. Türk Borçlar Kanunu' nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce kefalet için öngörülen 10 yıllık sürenin dolduğu, 6101 Sayılı Kanunun 5/2. maddesinde Türk Borçlar Kanunu ile hakdüşürücü sürenin ilk defa öngörülmesi ve bu sürenin kanunun yürürlüğünden önce dolmuş olması halinde hak sahiplerine yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanabilme imkanının getirildiği, bu durumda TBK' nın 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği ve bu tarihten itibaren hak sahiplerine bir yıllık sürenin tanındığı ve bu sürenin de 01.07.2013 tarihi itibariyle dolduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda takibin 01.07.2013 tarihinden önce 08.06.2013 tarihinde açılmış olduğu görülmekle davacının zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazının 5411 sayılı yasanın geçici 11.maddesi yollamasıyla 4389 sayılı yasaya 5020 sayılı yasaya eklenen ek 3.madde ve 5411 sayılı yasanın 141.maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili 23/05/2024 tarihli dilekçesi ile murisinin sözleşme altındaki imzalarının sahte olduğu iddia etmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı kararında, "davacılar vekilince, alınan bilirkişi raporundan sonra sağlık beyan formundaki imzanın murise ait olmadığını, imza incelemesi yaptırılmasını talep etmiş ise de mahkemece imza incelemesi talebinin iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğu, bu husus karşı tarafça muvafakat edilmediğinden imza incelemesi talebinin reddine karar verilmiş ise de davalı tarafça sunulan bir adi belgeye karşı öncesinde davacı tarafça açıkça kabul edilmediği müddetçe yargılamanın sonuna kadar o belgeye karşı itiraz etme hakkı bulunduğu, bu itirazın iddianın genişletilmesi kapsamına girmediği kabulü gerekmektedir." şeklinde hüküm kurulmuştur. Taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesi de adi belge vasfında bulunduğundan ve davacılar ile murisleri tarafından öncesinde sözleşmenin açıkça kabul edildiğine ilişkin bir delil dosya kapsamında bulunmadığından davacılar vekilinin imza inkarı iddianın genişletilmesi mahiyetinde değerlendirilmemiş ve imza incelemesi yapılması için gerekli işlemler icra edilmiştir. Davalı şirketten kredi sözleşmesi asılları celp edilmiş, taraf vekillerine murisin emsal imzalarının bulunduğu yer ve kurumları bildirmesi istenilmiştir. Mahkememizce taraf vekillerinin beyan dilekçesinde bildirdiği kurumlara müzekkereler yazılmış ve ıslak imzalı evrak asılları celp edilmiş ve dava konusu Genel Kredi Sözleşmesi'ndeki imzanın davacılar murisine ait olup olmadığı hususunda rapor alınmak üzere bilirkişiye gönderilmesine karar verilmiş, bilirkişi 18/02/2025 tarihli raporunda davaya konu genel kredi sözleşmesindeki imzalar ile karşılaştırma belgelerindeki imzalar arasında uyumsuzluk ve benzemezlikler nedeniyle sözleşmedeki imzaların, karşılaştırma belgelerdeki imzalara kıyasla ...'ün eli ürünü olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi raporuna karşı davalı vekili itiraz etmiş, raporun yeterli inceleme yapılmadan düzenlendiğini belirtmiştir. Yapılan incelemede talep edilen yerlerden yeterli sayıda emsal imzanın celp edildiği, bildirilen kurumlara tek tek müzekkere yazıldığı müzekkere yazılan kurumlar dışında başkaca yeni bir kurumun bulunmadığı, davalının celbini istediği ancak mahkememizce celp edilmeyen başkaca emsal imza bulunmadığı anlaşılmakla ek rapor hususundaki talebin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, Adli Tıp Uzmanı & Adli Bilimler Belge İnceleme Uzmanı ...'dan alınan raporda Kredi sözleşmesindeki müteselsil kefil kısmındaki ... imzasının, kaligrafik “...” harflerinin etrafında oluşturulan gramaların devamında miniskül “...” harfi benzeri bir yapı ile tamamlanmış,yukarı doğrultulu, farklı eğim özelliği gösteren, işlek özellikte imzalar olduğunu, karşılaştırma belgelerindeki ...’e ait imzaların ise kaligrafik majiskül “...” harflerinin etrafında oluşturulan oval yapı ve gramaların ardından miniskül “...” harfi benzeri bir yapı ile tamamlanmış, düz doğrultulu, işlek özellikte imzalar olup bu imzalar ile ...’ün karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında başlangıç ve bitiriliş özellikleri, yapıların konumlandırılışı, yapılar arası bağlantılar, doğrultu, ritm, işleklik gibi grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından uyumsuzluk ve benzemezlikler bulunduğundan, sözleşmede müteselsil kefil olarak imzası bulunan davacılar murisi ... adına atılan imzanın ...’ün eli ürünü olmadığının belirlendiği ve dolayısıyla davacılar murisi ...’ün dava konusu sözleşmedeki kefaletinin geçersiz olduğu anlaşılmakla kefaletin geçersizliği sebebiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Ayrıca davalının icra takibinde haksız ise de kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı, dolayısıyla İİK'nun 67/2. maddesinde düzenlenen kötüniyet tazminatı şartları mevcut olmadığından davacıların kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, davacıların ... A.Ş ... Şubesi'nin ... ve ... tarihli kredi sözleşmesinden dolayı başlatılan ... 7. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2- Davacının yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 63,763,52 TL nispi karar harcının peşin ve ıslah ile alınan 16.084,65 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 47.678,87 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yapılan toplam 16.392,90 TL( 269,85 TL BVH, 38,40TL VSH, 1.707,75 TL peşin harç, 14.376,90 ıslah harcı) harcın davalıdan alınarak, davacılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 9.358,75 TL ( 258,75 TL tebliğler ve posta, 9.100,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 3.200,00 TL'nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/04/2025
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır