İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/443 E. 2024/483 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/443
- Karar No
- 2024/483
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/443 Esas KARAR NO:2024/483 DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:07/07/2023 KARAR TARİHİ:18/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ...'ın sahibi olduğu ... ... işletmesi müşterilene uçak bileti temin etme hususunda hizmet sunduğunu, ... ile ... arasında 2019 yılından itibaren ticaret ilişkisi olduğunu, belirli aralıklarla ...'a uçak bileti satıldığını, satılan tüm biletlerin ayrı ayrı faturalandırarak ... iletildiğini, bu süreçte ... 'a 44.167,52 TL değerinde uçak bileti satıldığını, ancak ... tarafından 23.125,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkilleri defalarca alacaklarını talep etmesine rağmen ...'un parayı ödemeyeceğini belirttiğini, ...'un bir süre sonra telefonlara ve maillere cevap vermediğini, müvekkillerinin eşi Whatsapp üzerinden ... CEO su...'a mesaj göndererek alacaklarını istediğini, ... kendisine şantaj yapıldığı gerekçesiyle müvekkillerinin eşini şikayet ettiğini, kamu davası açtığını, borcun ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, ... a tebliğ edildiğini, ...'un borca itiraz ettiğini, davalının itirazı üzerine dava şartı arabuluculuğa başvurulduğunu, yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığını bu itiraz üzerine itirazın iptali davasının hasıl olduğunu, kesilen faturalarını ... tarafından 8 gün içinde itiraz edilmeyerek TTK 21/2 hükmü gereğince fatura içeriğinin aynen kabul edildiğini, borcun miktarının davalı nezdinde likit niteliğe sahip olduğunu, davalı aleyhine en az %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, neticeten; davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptal edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıya, alınan hizmete ilişkin tüm ödemelerin yapıldığını, davacı tarafın müvekkillerinden hiçbir alacağının bulunmadığını, müvekkilleri davacı firmadan işi gereği kendisinin ve çalışanlarının gerçekleştirdiği seyahatlere ilişkin belirli aralıklarla uçak bileti satın aldığını, davacı firmaya alacaklarını parça parça ödediklerini, parça parça yapılan ödemelerin hesap dökümlerinde görülebileceğini, müvekkillerinin yaşadığı ekonomik güçlüğe rağmen parça parça ödemeye yapmaya çalıştığı halde müvekkillerine tehdit ve şantaj içerikli mesajlar atıldığını, müvekkillerine ait sosyal medya hesapları üzerinden küçük düşürücü iddialarda bulunduğunu, müvekkilleri ile davacı arasındaki son mail yazışmasının 27 Ağustos 2019 tarihinde gerçekleştiğini, bu tarihten sonra müvekkillerinin davacı taraftan herhangi bir bilet talebinde bulunmadığını, bu sebeple 27 Ağustos 2019 tarihinden sonrasına ilişkin düzenlenmiş faturaların taraflarınca kabul edilmediğini, bu faturaların müvekkillerine tebliğ edilmediğini 27 Ağustos 2019 tarihinden önce düzenlenen faturalara ilişkin tutar 20.621,87 TL olup davacı tarafından ikrar edilen müvekkilleri tarafından gerçekleştirilen 23.125,00 TL tutarındaki ödemenin davacının talep üzerine verdiği hizmete alacağından fazlasıyla ödendiğini, müvekkilleri tarafından 27 Ağustos 2019 tarihinden sonra bahsi geçen uçuşlar gerçekleştirildi ise müvekkillerinin bu uçuşlara ilişkin biletlerini kendisini satın aldığını, müvekkilleri şirkete yöneltilen iş bu davanın reddini yargılama giderleri vekalet ücreti ve masrafların davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı davacının söz konusu takipte davacının alacaklı olup olmadığı hususundan ibaret olduğu anlaşılmıştır. DELİLLER; ... Başsavcılığına müzekkere yazılarak ... Soruşturma sayılı dosyası celp edilmiştir. ... Asliye Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyası celp edilmiştir. ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacı ...'ın (...) işletme hesabına göre mi yoksa bilanço hesabına göre mi defter tuttuğunun, işletme hesabına göre defter tutuyorsa VUK 177 vd. Maddeleri uyarınca belirlenen esnaf işletme sınırını aşıp aşmadığı celp edilmiştir. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 22/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Taraflar arasındaki ihtilafın, davacı taraf vekilinin davalı aleyhine 15.09.2022 tarihinde ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile; 21.042,52 TL asıl alacağı için icra takibi başlatması karşısında, davalının takibe itiraz etmesi üzerine çıkmış bulunduğu, davacının incelenen 2019 yılı e-işletme defterlerinde davalı tarafa 12 adet ve 43.885,60 TL fatura düzenlediği ve bunları kayıt altına aldığının tespit edildiği, davalı tarafa rapor içerisinde sunulan e-mailde de görüleceği üzere 30.01.2024 tarihinde defter ve belgelerin için talep gönderildiği, davalı tarafın mailimize cevap verdiği,ancak, talep edilenleri rapor yazım tarihine kadar (22.03.2024) tarafıma göndermediğinden davalının defter ve belgeleri incelenemediği, dava dosyasına sunulu ve davacının ve davalı Şirketin vergi dairelerine Sayın Mahkemece yazılan müzekkereler üzerine alınan, davacının düzenlediği BS formlarının incelenmesi neticesinde faturaların beyanının görülmediği, Davalı şirketin ise BA formlarının incelenmesi neticesinde; Davacı tarafından düzenlenen 7 adet faturanın KDV hariç 27.640,00 TL tutarlı faturaların beyan edildiği görüldüğü, bu noktada davacının düzenlemiş olduğu diğer kalan 5 adet faturanın teslimi davalının defterleri incelenerek karşılaştırma yapılamadığı için net bir sonuca ulaşamadığı, davacının 2019 yılı e-işletme defterleri borç alacak ilişkisine cevaz vermemekle birlikte, 12 adet ve 43.885,60 TL fatura düzenlediği, düzenlediği bu faturalara karşılık davalının da 03.10.2023 tarihli davaya cevap dilekçesinin 2.sayfa ve 3. paragrafında beyanı olan 23.125,00 TL ödeme yaptığı beyanı ile, bu bağlamda davacının kendi defterler ve belgelerine göre davalıdan 20.760,60 TL (43.885,60 — 23.125,00 — 20.760,60TL) asıl alacaklı olacağı, davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, Sayın Mahkemece davacının alacaklı olduğunun kabulü halinde, takip tarihi olan 15.09.2022 tarihinden ödeme tarihine kadar değişen oranlarda reeskont avans faizi talep edebileceği, sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, açık hesap alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; taraflar arasında uçak bileti teminine ilişkin anlaşma bulunduğu, davacının açık hesap ilişkisi içinde ödenmeyen alacağı bulunduğu iddiasıyla 21.042,52 TL asıl alacağın tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı, davalının yasal süresinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair icra dosyasında bilgi ve belge bulunmadığı, davacının asıl alacak tutarı yönünden itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce alınan mali müşavir bilirkişi raporunda, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının 2019 yılı e-işletme defterlerinde davalı tarafa 12 adet 43.885,60 TL fatura düzenlediği, tarafların kabulünde olan davalı tarafça yapılan 23.125,00 TL ödeme düşüldüğünde davacının 20.760,60 TL alacağı bulunduğu, davalının yasal defterlerini sunmadığı belirtilmiştir. Davalı taraf kesin süre verilmesine rağmen defterlerini ibraz etmemiştir. "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay 15.H.D. 2016/2310 Esas, 2017/2537 Karar sayılı kararı) Tarafların her ikisi de delil olarak ticari defter ve kayıtlara dayanmıştır. Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtları ile fatura konusu hizmetin verildiğini ispatlanmıştır. (Aynı yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2021/489 esas, 2024/1025 sayılı kararı) Her ne kadar davacı vekili, faturalarda tahakkuk ettirilen alan vergilerinin bazen davalı şirket tarafından bazen müvekkili şirket tarafından ödendiği, alan vergileri yönünden beyan zorunluluğu bulunmadığından davalı şirket adına tanzim edilen faturalarda ilgili verginin, müvekkili tarafından ödendiği faturalarda beyan edilmediğinden eksik inceleme yapıldığına yönelik bilirkişi raporuna itirazda bulunmuş ise de bu verginin yükümlüsünün davalı olması rağmen müvekkili tarafından ödeme yapıldığına ilişkin bilgi ve belge sunmadığı, bu hususu delillendirmediği anlaşılmakla rapora yönelik itirazı kabul görmemiş ve davanın kısmen kabulü ile ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 20.760,60 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 2-... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 20.760,60 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Asıl alacağın 20.760,60 TL'lik kısmına takip tarihinden itibaren %17,25 ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmasına, 4-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarlarının %20 oranına tekabül eden 4.152,12 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Sair hususların gerekçeli kararda değerlendirilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 1.418,16 TL nispi karar harcının, peşin alınan 254,15 TL harcın mahsubu ile geri kalan 1.164,01 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 281,92 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 459,65 TL (179,90 TL BHV,25,60 TL VSH, 254,15 TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 10-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 2.853,00 TL (353,00TL tebliğler ve posta, 2.500,00TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.814,78 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, 11-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; 41,80 TL'sının davacıdan, 3.078,20 TL'sının davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 12-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin, davalı vekilinin yüzüne karşı miktar yönünden kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/09/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır