İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/903 E. 2024/811 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/903
Karar No
2024/811
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/903 Esas KARAR NO 2024/811 DAVA:Tazminat DAVA TARİHİ:29/12/2022 KARAR TARİHİ:18/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının Kamu İhale Kanunu'nun ilgili hükümleri kapsamında ihale yoluyla hizmet alımları yapan ve ihale makamı sıfatını haiz bir kamu kurumu olan ... ile davalı şirket arasında muhtelif tarihlerde imzalanan hizmet alımına dair sözleşmeler uyarınca, sözleşme kapsamında çalışmış olan personellere toplam ödenen 271.165,05 TL kıdem tazminatının fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin, müvekkil ... tarafından gerçekleştirilen ödemelerin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan rucüen tazminini talep ve dava etmiştir Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının 29.12.2020 tarihinden önceki ödemelere ilişkin rücü taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı kurumun iddiasının, İHALE MAKAMI olduğunu, bu sebeple davacı ile davalı arasında asıl işveren - alt işveren ilişkinin kurulmadığı belirtilmiş olduğunu, davacının bu iddiasının kabulü halinde, davacının dava dışı etmesinin hukuken imkanı bulunmayacağını, 01.01.2016 başlangıç tarihli üç yıl süreli ihaleye devam ederken yürürlüğü giren 696 Sayılı KHK ile ile feshedilmiş ve 31.03,2018 tarihlerinde söz konusu KHK gereği tüm işçilerin işten çıkışının gerçekleştiğini, Dava dilekçesinde ismi yazılı işçilerin SGK hizmet dökümlerinden de görüleceği üzere davalı müvekkil bu işçilerin son işvereni olmadığını, 696 sayılı KHK'nın 83. maddesi ile, 3473 sayılı Kamu İhale Kanunun 62. maddesi yeniden düzenlenmiş ve belediyelerin ve bağlı kuruluşların yaptığı ihaleler Personel Çalıştırmasına Dayalı Hizmet Alım İhalesi olarak tanımlandığını, KHK ile yapılan bu düzenlemenin, 6552 sayılı kanun ile 4857 sayılı sayılı İş Kanununun 112. maddesine eklenen fıkranın uygulanmasındaki tereddütleri tamamen gidermiş olduğunu, yapılan yasal düzenlemeler nedeniyle taşeron şirketlerde çalışan işçilerin kıdem tazminatlarından ilgili idarenin sorumlu olacağını, kıdem tazminatlarının Kamu İhale Tebliğinin 78.30 maddesinin ç bendi ile düzenlendiğini, 11.09.2014 tarihinden önce, kıdem ve ihbar tazminatları, "Sözleşme Giderleri ve Genel Giderler" kapsamında, yaklaşık maliyete eklendiğini ancak Kamu İhale Tebliğinin bu maddesi 25.10.2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan düzenleme ile 11.09.2014 tarihinden geçerli olacak şekilde değiştirilerek “kıdem ve ihbar tazminatı" yaklaşık maliyet hesabının dışında bırakıldığını, Davanın bütünüyle reddine ilişkin savunmaları saklı kalmak kaydıyla Müvekkilin üstlendiği ihaledeki son ücret esas alınarak hesaplama yapılarak müvekkile rücü edilecek miktarın belirlenmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davacı tarafça, davalı alt işveren işçisine ödenen kıdem tazminatının rücuen tazmini isteminden ibaret olduğunun tespitine varılmıştır. DELİLLER; ... Başkanlığı'na ve ...' e müzekkere yazılarak personellerin SGK kayıtları ile çalışma sürelerinin ve işe giriş-çıkış tarihlerine dair kayıtları istenmiştir. ... Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak dava dışı işçilerin tüm çalışma sürelerine dair işe giriş çıkış ve çalışma sürelerini gösterir kayıtları istenmiştir. ... Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak dava dışı işçilerin tüm çalışma sürelerine dair işe giriş çıkış ve çalışma sürelerini gösterir kayıtları istenmiştir. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 21/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, idari şartnameler ve TBK 167. Maddesi hükümlerine göre davacının talep edebileceği miktarın; Tam rücü hakkının olduğunun taktir edilmesi halinde 254.227,21 TL, 1/2 rücü hakkının mevcut olduğunun taktir edilmesi halinde 127.113,60 TL olabileceği kanaatine varılmıştır. Mahkememizce verilen ara karar gereğince ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 05/05/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Ek Raporla maddi hesap ve tarih hataları düzeltilmiş olup, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, idari şartnameler ve TBK 167. Maddesi hükümlerine göre toplam 266.961,10 TL'den sorumluğunun, tam veya 1/2 oranında rücu hakkının mevcut olup olmadığının hukuki tavsif ve değerlendirmesi münhasıran Sayın Hakimliğinize ait olmak üzere davalının sorumlu olabileceği kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinden kaynaklı olarak, davacı tarafından dava dışı işçilere ödenen kıdem tazminatının davalı alt işverenden rücuen tahsili istemine ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar (Bknz. Yargıtay 6. H.D.'nin 04/12/2023 Tarih ve 2023/3544 Esas-2023/4060 Karar sayılı ilamı). Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin, 2019/296 Esas-2020/340 Karar ve 2019/1047 Esas-2020/2188 Karar sayılı ilamları). 22.02.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7166 sayılı "Sosyal Hizmetler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 11. ve 12. maddeleri değiştirilmiş ve kıdem tazminatının alt işverene rücu edebilmesi için bu konuda sözleşmede açık hüküm bulunması zorunluluğu getirilmiştir. Ancak değinilen kanun hükümleri Anayasa Mahkemesi'nin 19.09.2019 gün ve 2019/42 Esas-2019/73 Karar sayılı ilamıyla iptal edildiğinden uygulanma imkanı kalmamıştır. Bu durumda somut olaya Anayasa Mahkemesince iptal edilen 4857 sayılı İş Kanun'unun 62 ve geçici 12. maddesinin uygulanması mümkün olmayıp, Borçlar Kanun'u hükümlerine göre ihtilafın çözümlenmesi gerekmektedir. Asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının son işveren olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Yine, asıl işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu kısma oranı kadarını ilgili alt işverene rücu edebilir (Bknz. Yargıtay 6. H.D.'nin, 07/03/2022 Tarih ve 2021/2232 Esas-2022/1191 Karar sayılı kararı). Ayrıca; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 09/05/2017 tarih ve 2015/37802 Esas-2017/5705 Karar sayılı ilamında da açıkça belirtildiği üzere; davacının kıdem tazminatı alacağına konu ödediği işçilik haklarından doğan bedelden, davalı şirketler dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlı sorumlu olup, bu nedenle dava dışı işçinin davalılar işçisi olarak çalıştığı süre bir yıldan az olsa bile işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak kıdem tazminatının bu alt işverenden tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Tüm bu açıklamalar kapsamda; her ne kadar davalı vekili tarafından zamanaşımı definde bulunulmuş ise de eldeki davada, taraflar arasındaki ilişki hukuki nitelikçe "hizmet temini (alım) sözleşmesi" olup; kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü için zamanaşımı süresini düzenleyen ayrık bir hüküm de bulunmadığından, TBK'nın zamanaşımı ile ilgili genel hükmü olan 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, zamanaşımının dava dışı işçiye ödeme yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı (Bknz. Yargıtay 23. H.D.'nin, 20.02.2017 Tarih ve 2016/8129 Esas-2017/479 Karar sayılı kararı), bu haliyle somut olaya bakıldığında ise, davacı yanca dava dışı işçilere yapılan ödemelerin en eski tarihlisinin 16/07/2019 yılı içerisinde yapıldığı, davanın ise 29/12/2022 yılında açıldığı göz önünde bulundurulduğunda, somut davada zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından, davalı yanın zamanaşımına ilişkin itirazının reddine karar verilmiştir. Dava konusu hizmet alım sözleşmelerinde asıl işverenin, alt işverenler (yüklenici) tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğunun bulunmadığı, asıl işveren ile alt işverenlerin, İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen, rücu ilişkisinde taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin uygulanmasının, sözleşme hukukunun en temel ilkelerinden olduğu, işçilik alacakları asıl işveren tarafından ödenen işçinin, alt işveren yüklenicilerin işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, asıl işveren ve alt işverenler arasındaki sözleşmede, "asıl işverenin, işçilik alacaklarından sorumlu olacağına" dair bir hüküm bulunduğunun da ispat edilmemiş olduğu, davacı asıl işverenin, ödemiş olduğu işçilik alacakları ve ferilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işveren yükleniciden (dönemi ile sınırlı olmak üzere) talep etme hakkı bulunduğunun kabulünün gerektiği anlaşılmakla, davacı işverenin, davalı yüklenicinin dava dışı işçilerine yaptığı kıdem tazminatı ödemelerinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacı tarafça açılan davanın KABULÜ İLE; Davanın toplam 266.961,10 TL üzerinden davanın kabulüne, 12.403,44 TL'nin 13/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek, 16.729,04 TL'nin 26/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek, 16.221,96 TL'nin 06/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek, 6.129,06 TL'nin 16/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek, 12.784,44 TL'nin 29/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek, 11.862,17 TL'nin 17/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek, 12.411,06 TL'nin 21/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek, 12.207,02 TL'nin 09/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek, 724,72 TL'nin 21/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek, 16.137,30 TL'nin 16/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek, 12.636,99 TL'nin 25/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek, 21.028,62 TL'nin 25/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek, 23.958,06 TL'nin 02/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek, 24.159,16 TL'nin 12/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek, 24.156,25 TL'nin 19/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek, 33.582,65 TL'nin 13/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek, 9.829,16 TL'nin 02/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 18.236,11 TL nispi karar harcının peşin ve ıslah ile alınan 4.622,7‬0 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 13.613,41‬ TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 42.713,78-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yapılan toplam 4.714,9 TL( 80,70-TL BVH, 11,50-TL VSH, 80,70-TL peşin harç, 4,542,00-TL ıslah harcı) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 2.301,00 TL ( 301,00 TL tebliğler ve posta, 2.000,00-TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL'nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/12/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/903, K. 2024/811, T. 18.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-903-e-2024-811-k-5a5b8ee30af8