İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/586 E. 2024/561 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/586
- Karar No
- 2024/561
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/586 Esas KARAR NO : 2024/561 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/09/2023 KARAR TARİHİ : 24/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ... Başkanvekili ...'ın 07.07.2023 tarihinde ...’de yayınlanan “...” isimli programda Müvekkili hakkında gerçek olmayan bilgiler vererek, Müvekkiline hakaretlerde bulunulduğunu, halkı müvekkili aleyhine yönlendirme amacıyla hareket ettiğini, davalı ...'ın ... Kanalı’nda yayınlanan “...” isimli programda; Davalılar, müvekkilini kara propaganda yapmakla ve kahvelerde ...’in izlettirilmesi için ücret ödemekle suçladıklarını, müvekkil ... Kanalı’nın bazı kesimlerde ücret karşılığı izlettirildiğini, bu yönde anlaşmalar yapıldığı ve müvekkili kanalda kara propaganda yapıldığı müvekkilin işine, ticari itibarına ve yıllar içerisinde oluşturduğu imajına son derece ağır bir saldırı olduğu, direkt olarak müvekkilin yaptığı işin hedef alındığını, müvekkilinin işi kötülenerek, haksız rekabet kapsamına giren eylemler gerçekleştirildiğini, davalıların bu tutumunun haksız rekabet teşkil ettiğini, bu sebeple müvekkili şirket'e karşı yürütülen haksız rekabet teşkil eden eylemlere karşı 6102 Sayılı TTK'nın 56. vd maddeleri uyarınca müvekkili şirket'in haklarının korunmasını talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, dava konusu haksız rekabet teşkil eden karalayıcı yayınla davalı kanal ve söz konusu haksız rekabet teşkil eden eylemleri gerçekleştiren davalı ..., müvekkili şirket'in itibarını ve işini açıkça kamuoyunda bilinçli olarak kötülediğini, davalıların gerçek olmayan ifadelerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilin hakları ağır surette ihlal ettiğini, marka değeri ve itibarının zedelenmeye çalışıldığını, hukuka aykırı ve müvekkil'in ticari itibarına ve haklarına tecavüz teşkil eden dava konusu yayın nedeniyle öncelikle dava konusu yayının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, müvekkili şirket lehine 200.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalılar üzerinde bırakılmasına kara verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yapılan yayın incelendiğinde programa konuk olan kişinin ifadelerinin davacının kişilik haklarını zedeleme kastı taşımadığı onur ve haysiyetine zarar veren hiçbir ifade barındırmadığı amaç toplumu bilgilendirmek olduğunu, davacı yan dava dilekçesinde müvekkil yayın kuruluşu hakkında herhangi bir iddiada bulunmadığını, dava dilekçesi daha çok Sn. ...’ın canlı yayında bahsetmiş olduğu iddialara ilişkin olduğunu, bahsi geçen iddialarda davacının kişilik haklarını zedeleyecek biçimde ifadeler de yer almadığını, müvekkilin haberi veriş biçiminde de davacının kişilik haklarına saldırı amacı gütmediğini, davacı tarafından, bahse konu içeriğin konuşulduğu yayının kasıtlı olarak yapıldığını, hedef gösterme amacıyla hareket edildiği iddia edilmişse de, bu iddia hukuki mesnetten yoksun olduğunu, müvekkili şirketin, yayınlamış olduğu programda yer almış bir konuğun beyanları nedeniyle sorumlu tutulmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceğini, davacı yayın kuruluşunun seçim döneminde para karşılığı birtakım kırsal kesimlerde izletildiği yönündeki iddialara yönelik yapılan haber ticari itibarı zedeleme amacı güttüğünü, müvekkilinin yalnızca toplumsal bir konuya ilişkin ortaya atılmış iddiaları gündeme getirdiğini, davacının verilen haberde salt isminin paylaşılmış olması ticari itibarına saldırı kastı taşıdığı anlamına gelmediğini, dava konusu yayındaki ifadeler tamamen basın özgürlüğü kapsamında olduğu ve davacının kişilik haklarını zedeleyen herhangi bir durum bulunmadığını, tüm bu hususlar dikkate alındığında davaya konu haberde davacıya yönelik herhangi bir kişilik hakkı ihlali bulunmadığını, bu yönde bir kasıt ile haber yapılmadığını, haberin ortaya çıkan iddialar kapsamında bütünüyle hukuka uygun olduğunu, gerçeklik unsurundan anlaşılması gereken olayın oluş anındaki görünen gerçekliğe uygun olması olduğunu, tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde davaya konu haberin davacının iddiasının aksine kişilik haklarını ihlal etmediği tamamen görünen gerçekler çerçevesinde kullanılan ifadeler olduğunu, davaya konu haber, seçim sürecine ilişkin iddialar üzerine ele alındığını, görünen gerçeklikler kapsamında ele alınan yayının, toplum nazarında önemli bir haber değeri taşıdığı Toplumsal ilgiyi haiz olmuş kişiler/kurumlar haklarındaki olumlu veya olumsuz her türlü olay ve haber, toplumun eleştiri ve değer yargılarını harekete geçirmekte, dolayısıyla normal bir vatandaştan çok daha fazla mesleki ve özel hayatlarıyla toplumun gözü önünde yaşamlarını sürdürdüğünü. davacı lehine bir miktar manevi tazminata hükmedilebilmesi için Anayasal özgürlük sınırlarının ihlal edilmesi gerektiğini, ancak davaya konu haberde böyle bir durum bulunmamaktadır. Basın yayın organları açısından ifade edecek olursak, basın hak ve özgürlükleri çerçevesinde, olayları, yorum ve iddiaları, topluma yönelik her türlü eylem ve yaklaşımları değerlendirmek; aynı zamanda da bunları kamuoyuna aktarmakla yükümlü olduğunu, yapılan haber, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olup davaya konu olayda kişilik hakkı ihlalinden bahsedilemez olduğu müvekkil televizyon kanalı kasıtlı olarak davacıya yönelik ithamlarda bulunmamış, karalama amacı gütmediğini, Canlı yayın sırasında müvekkil kuruluştan bağımsız olarak program konuğu düşüncelerini ifade ettiğini, müvekkilinin televizyon kanalının o anda konuğun ne söyleyeceğini bilme imkanı bulunmamaktadır. Yapılan yayında konuğun sözünü nereye bağlayacağı bilinmediğinden önceden kendisine ne konuda konuşabileceği konusunda telkinde de (sansür) bulunulamadığını, bahse konu yayın incelendiğinde görüleceği üzere program moderatörü gazeteci...konuğun ifadelerinin yanlış anlaşılmaya mahal vermemesi adına araya girerek "... hanım yanlış anlaşılabilir bu ifadeniz, ... hani şey derler ya köylerde işte televizyonda çatal takarsanız izleniyor falan geleneksel olarak insanlar...'yi izliyorlar" şeklinde açıklamada bulunulduğunu, yayının devamında da açıkça anlaşılacağı üzere söz konusu ifadeler davacı tarafı küçük düşürmek amacıyla söylenmemiş, tam aksine ülkemizde en çok izlenen kanalların başında davacı yayın kuruluşunun bulunduğu dile getirilmiş ve davacı yayın kuruluşunun büyük bir kitleye hitap ettiği vurgulandığını, ...'in ilkeli ve tecrübeli moderatörülüğünde herhangi bir yanlış anlaşılmaya mahal vermemesi adına açılamaları derinleştirerek sürdürüldüğünü, açıklanan gerekçelerle dava konusu haber incelendiğinde, söz konusu yayının kişilik haklarına zarar verme amacı ile yapılmadığı, görünür gerçeğe uygun olarak salt haber verme amacı taşıdığı yayın konuğu siyasi bir kişiliktir ve söylemleri de bir siyasinin yapacağı özgür ve bağımsız kriterlere uygun olarak gerçekleştiğini, açıklanan nedenler ve resen dikkate alınacak hususlar doğrultusunda davanın reddini. yargılama harç ve giderlerinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davalı ... tarafından, davalı şirkete ait Televizyon kanalında kullanılan ifadelerin davacı açısından haksız rekabet teşkil edip etmediği, buna göre manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Mahkememizin 05/12/2023 tarihli celse ara kararı gereği, davalı şirket tarafından sunulan CD'nin çözümünün yapılarak rapor olarak dosyaya sununması amacıyla dosyanın CD çözümleme uzmanı ...'ya karar verilerek, dosyaya sunulan 15/03/2024 tarihli raporunda, DVD içerinde bulunan ... adlı görüntüde; ...televizyon kanalın da ...'in sunuculuğu yaptığı ... adlı programda ve davalı ...'ın konuşmaları görüntünün 55.dk 10. Saniye ile 1. Saat 54 dk 28 Sn. arasında gerçekleştirildiği bu konuşmalara ait dökümler yukarıda ayrıntılı bir şekilde yazıya aktarılmış olup dava dilekçesinde belirtilen konuşmalar ise koyu renkte gösterilmiştir. Hukuki durumun takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere raporunu sunduğu görülmüştür. Haksız rekabet, TTK'nın 54 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Haksız rekabet sayılan bazı haller TTK'nın 55. maddesinde sayılmıştır. Bu maddesinin 1. Fıkrasının a bendinin 1. Sırasında "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek," haksız rekabet hallerinden sayılmıştır. Yanlış açıklama, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyan ise, içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise; açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır. Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarını ifade etmektedir. Amacın aşılmasıyla birlikte, gerçek dahi olsa açıklamalar gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen, açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama gereksiz yere incitici olmaktadır. Somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında, gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırının aşılması halinde açıklama, TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir. "Bir açıklamanın yanlış olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, yanıltıcı olup olmadığı veya gereksiz yere incitici olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir" (Yargıtay HGK'nın 2017/2475 esas, 2021/246 karar sayılı, 11.3.2021 tarihli emsal ilamı). Somut davada, davacının ... Kanalı’nın yayın haklarına sahip olduğu, davalı şirketin ...’yla ulusal yayın yapmakta olan bir televizyon kanalı, diğer Davalı ... ise dava tarihinde milletvekili olduğu, davalı ...'ın, diğer davalı şirkete ait televizyon kanalında 07/07/2023 tarihinde katıldığı programda “… Fakat burada şöyle bir şey var şimdi bir kara propaganda ... Bütün seçim boyunca yapılan bir kara propaganda var… Bakın her yerde PKK ile iç içe olduğumuz PKK ile iş birliği yaptığımıza ilişkin montaj videolar döndü. İnanılmaz şekilde gösterildi ve kırsalda bu çok etkili oldu. Köylerde kasabalarda kırsal kesimde en çok izlenen kanallar ... ve ...’dir. Buralarda da sürekli bizimle ilgili, muhalefetle ... ile ... adayımız ile ilgili sürekli bir terör propagandası sanki terör örgütleri ile berabermişiz gibi propaganda verildi… (Sunucu ... araya girerek ... değil de ... Hanım yanlış anlaşılabilir bu ifadeniz ... hani şey derler ya köylerde işte televizyona çatal taksanız izleniyor falan geleneksel olarak insanlar ...’yi izliyorlar...) ... Bey ... de izleniyor. Çünkü belli yerlerde belli bir ücret karşılığında mesela bazı kahvelerde ...’in izlettirildiğini biliyorum. Yani belli bir ücret karşılığı böyle anlaşmalar yapılmış, şimdi bunlar etkili oldu seçim kampanyasında devletin olanakları kullanıldı, bakanlar istifa etmediler bakanlık olanakları kullanıldı” ifadelerini kullandığı, davalı ...'ın ifadeleri ile davacı şirkete ait televizyon kanalının köylerde , kırsallarda bulunan kahvehanelere verilen para karşılığında izlendiği ve kara propaganda yapıldığının iddia edildiği, anılan iddianın temellendirilmediği ve somutlaştırılmadığı, bu hali ile iddia boyutunda kaldığı, ancak bu iddiaların davacı şirketin ticari itibarını zedeleyici mahiyette bulunduğu kanaatine varılmakla davalı ...'ın eyleminin TTK 55/1-a.1 maddesi kapsamında bulunduğu, diğer davalı açısından ise, davalı ...'ın eylemlerine karşı davalı şirkete ait televizyon kanalının sunucusu ...'in " ... değil de ... Hanım yanlış anlaşılabilir bu ifadeniz ... hani şey derler ya köylerde işte televizyona çatal taksanız izleniyor falan geleneksel olarak insanlar ...’yi izliyorlar." şeklinde beyanları ile davalı ...'ın ifadelerini düzeltmeye çalıştığı görüldüğünden, ... tarafından sarf edilen sözlere öncesinde müdahalede bulunma imkanının da bulunmadığı gözetildiğinde, anılan söylemlerden diğer davalı şirketin sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmakla, davanın davalı ...A.Ş. Yönünden reddine, davalı ... yönünden, davalının TTK'da düzenlenmiş olan haksız rekabet hükümlerine aykırı davranmış olduğu anlaşılmış olup ayrıca Borçlar Kanunu'nun 50 ve devamı maddeleri gereğince davalının eylemi davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğundan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının eyleminin haksız rekabet olduğunun tespitine, 50.000,00-TL manevi tazminatın, eylem tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...' dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın, davalı ... Şirketi Yönünden reddine, Davalı ... yönünden kısmen kabulüne, 50.000-TL 'nin 07/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...' dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 3.415,50 TL karar ve ilam harcı peşin alınmış olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yatırılan 3.415,50 TL peşin harç ile 269,85 TL başvuru harcından oluşan toplam 3.685,35 TL bedelin davalı ...'dan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve posta masraflarından oluşan toplam 3.413,50 TL yargılama giderinden davanın kabulü reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 853,37 TL yargılama giderinin davalı ...'dan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, Bakiye gider avansının davacının üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ... tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı ... Şirketi Tarafından yapılan 77,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsil edilerek davalı ... Şirketi tarafına verilmesine, 7-Davalı ... Şirketi tarafı duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden reddedilen dava değeri itibariyle AAÜT 10/3 m. uyarınca hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı ... Şirketi Tarafına verilmesine, 8-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsil edilerek davacı tarafına verilmesine, 9-Arabuluculuk ücreti olan 800,00 TL bedelin davalı ...'dan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 10-Arabuluculuk ücreti olan 2.400 TL bedelin davacıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 11-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine, Dair, Davacı ve Davalı ... Şirketi Vekillerinin yüzlerine karşı davalı ...'ın yokluğunda verilen kararın tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/09/2024 Katip e-imzalı Hakim e-imzalı